Türk müteahhitler Çin inşaat ordusunun kıskacında
Dünyanın en büyük 250 uluslararası müteahhitlik şirketi arasında Türkiye, Çin'in ardından ikinci sırada. Ancak Türk şirketlerinin karşısında artık yalnızca ucuz iş gücü değil, Çin'in finansman ve devlet destekli rekabet gücü de bulunuyor. Türkiye Müteahhitler Birliği Başkanı Erdal Eren'in Fatih Çekirge'ye yaptığı açıklamalar, sektörün karşı karşıya olduğu tehlikeyi ortaya koydu.

Hürriyet yazarı Fatih Çekirge'nin Türkiye Müteahhitler Birliği Başkanı Erdal Eren'le yaptığı söyleşi, Türk inşaat sektörünün uluslararası pazarlarda karşı karşıya olduğu rekabeti yeniden gündeme taşıdı.
Çekirge'nin haberinde Çinli şirketlerin çalışma yöntemleri, Türk müteahhitlerinin finansman sıkıntıları ve savaşlar nedeniyle kapanan pazarlar öne çıkıyor.
Ancak rakamlar, meselenin çok daha büyük olduğunu gösteriyor.
PD HABER MERKEZİ
DÜNYA İKİNCİSİ AMA GELİRDE YEDİNCİ
Uluslararası inşaat sektörünün önemli referanslarından Engineering News-Record'un (ENR) 2026 listesine göre Çin, 75 şirketle ilk sırada.
Türkiye ise 48 şirketle ikinci.
Ticaret Bakanlığı'nın verilerine göre Türk şirketlerinin sayısı 2024'te 43, 2025'te 45 iken bu yıl 48'e yükseldi.
Ancak şirket sayısındaki başarı, uluslararası gelirlerde aynı ölçüde karşılık bulmuyor.
Türkiye, uluslararası müteahhitlik gelirleri bakımından dünya yedincisi. Türk şirketlerinin listedeki toplam uluslararası gelirden aldığı pay yüzde 4,5 düzeyinde.
Bu tablo önemli bir gerçeğe işaret ediyor: Türkiye çok sayıda uluslararası müteahhitlik şirketi çıkarıyor ancak şirket başına düşen gelir ve üstlenilen projelerin büyüklüğü açısından daha güçlü rakiplerle mücadele ediyor.
ÇİN'İN YENİ REKABET SİLAHI: İŞÇİ ORDUSU
Erdal Eren'in Fatih Çekirge'ye yaptığı açıklamaların en dikkat çekici bölümü Çinli şirketlerin iş gücü uygulamalarına ilişkin.
Eren, Çinli firmaların yurt dışındaki projelerine işçilerini Çin'den götürdüklerini, askerî disipline benzeyen bir çalışma düzeni kurduklarını anlatıyor.
Hatta mahkûmların da yurt dışındaki şantiyelerde çalıştırıldığını öne sürüyor.
Bu son iddia, bağımsız belgelerle doğrulanmış bir olgu değil, Eren'in açıklaması olarak değerlendirilmeli.
Çinli şirketlerin iş gücü avantajı ise daha geniş bir rekabet sorununun yalnızca bir parçası.
ARTIK İNŞAATI DEĞİL, FİNANSMANI DA SATIYORLAR
Patronlar Dünyası açısından asıl dikkat çekici nokta burada başlıyor.
Uluslararası altyapı ihalelerinde yalnızca projenin maliyeti, mühendislik kalitesi ve teslim süresi belirleyici olmuyor.
Projeye sağlanan finansmanın koşulları da rekabeti etkiliyor.
Özellikle büyük ölçekli demiryolu, liman, enerji ve ulaşım projelerinde kredi temin edebilen şirketler önemli avantaj kazanabiliyor.
Çinli müteahhitlerin bazı projelerde Çin bankalarının finansmanıyla birlikte hareket edebilmesi, bu rekabetin önemli unsurlarından biri.
Türk şirketleri ise aynı pazarlarda finansmana erişim, kredi maliyeti ve teminat koşullarıyla mücadele etmek zorunda kalabiliyor.
Erdal Eren de söyleşisinde bu soruna dikkat çekiyor.
Türk müteahhitlerinin finansman bulmakta zorlandığını anlatırken Çinli şirketlerin devlet desteğiyle rekabette öne çıktığını belirtiyor.
RUSYA KAPANDI, KÖRFEZ ZORLAŞTI
Türk müteahhitlik sektörünün bir başka sorunu ise geleneksel pazarlarındaki belirsizlikler.
Rusya ve Ukrayna'daki savaşın etkileri, Türk şirketlerinin bu coğrafyadaki faaliyetlerini zorlaştırıyor.
Erdal Eren, savaş nedeniyle Rusya pazarında yaşanan daralmaya dikkat çekiyor. Körfez ülkelerinde de güvenlik sorunları ve bölgesel çatışmaların projeleri etkilediğini söylüyor.
Eren'in aktardığına göre Türk müteahhitleri 2026 yılı içinde yaklaşık 5 milyar dolarlık yeni iş üstlenmiş durumda.
Bu rakam, söyleşinin yapıldığı döneme ilişkin bir ara dönem verisi. Yıl sonu toplamıyla karşılaştırılmamalı.
TÜRKİYE'NİN EN BÜYÜK AVANTAJI NE?
Bütün bu tabloya rağmen Türkiye'nin uluslararası müteahhitlikte önemli bir birikimi bulunuyor.
ENR'nin 2026 uluslararası müteahhitler listesinde ENKA 46'ncı, Rönesans 50'nci, Limak 51'inci ve Çalık Enerji 55'inci sırada yer alıyor.
Bu şirketlerin varlığı, Türk müteahhitlik sektörünün yalnızca düşük maliyetle rekabet eden bir sektör olmadığını gösteriyor.
Türkiye'nin mühendislik tecrübesi, farklı coğrafyalarda proje yönetimi becerisi ve karmaşık altyapı projelerindeki deneyimi önemli avantajlar sağlıyor.
Ancak bunların sürdürülebilir bir rekabet üstünlüğüne dönüşmesi, uygun maliyetli finansman kaynaklarına erişime de bağlı.
PATRONLAR DÜNYASI ANALİZİ: ASIL TEHLİKE NE?
Türkiye'nin dünya ikinciliği önemli bir başarı.
Fakat ENR listesi bir başka soruyu da gündeme getiriyor:
Türk şirketleri dünyada daha fazla sayıda mı olmalı, yoksa daha büyük projelerden daha fazla gelir mi elde etmeli?
Bugün uluslararası müteahhitlikte rekabetin üç temel ayağı bulunuyor: mühendislik kapasitesi, finansman gücü ve siyasi-ekonomik istikrar.
Türk şirketlerinin ilk alanda güçlü bir geçmişi var.
Ancak ikinci ve üçüncü alanlarda yaşanan sorunlar, bu avantajı sınırlandırabiliyor.
Bu nedenle mesele yalnızca Çinli işçilerin hangi koşullarda çalıştığı değil.
Asıl mesele, Türk müteahhitlerinin dünya pazarlarında Çinli rakipleriyle aynı finansman imkânlarına sahip olup olmadığı.
Fatih Çekirge'nin Erdal Eren'le yaptığı söyleşinin ortaya çıkardığı tablo, Türk inşaat sektörünün önündeki temel soruyu da görünür kılıyor:
Türkiye dünya ikinciliğini daha yüksek gelir ve daha büyük projelerle destekleyebilecek mi?
patronlardunyasi.com















