Nükleer anlaşmaya onay
TÜRKİYE İLE ABD ARASINDAKİ NÜKLEER ANLAŞMA ONAYLANDI, İŞTE MADDELERİ..

Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında onayı yer alan anlaşma ile iki ülke, dünya çapında nükleer yayılmanın önlenmesine ilişkin tedbirlerin kuvvetlendirilmesi konusundaki desteklerini teyit ediyor.
Türkiye ile ABD'nin taraf oldukları Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşmasından (NPT) kaynaklanan yükümlülüklerini göz önünde tutarak imzaladıkları bu anlaşma çerçevesinde iki ülke Uluslararası Atom Enerjisi Kurumunun (UAEK) hedeflerini destekliyor.
Anlaşmanın 'İşbirliğinin Kapsamı' bölümünde, tarafların barışçıl amaçlarla nükleer araştırma ve geliştirmede işbirliği yapabileceği belirtilerek, bu tür bir işbirliğinin eğitim, personel değişimi, toplantılar, ortak çalışma ve projelere katılımları içerdiği, ancak bunlarla sınırlı olmadığı bildiriliyor.
Türkiye ile ABD arasında teknoloji transferi yapılması konusu anlaşmanın 3. maddesinde şöyle yer alıyor:
'Nükleer enerjinin barışçıl amaçlarla kullanılmasına dair bilgi transfer edilebilir. Bilgi transferleri, raporlar, veri bankaları, bilgisayar programları, konferanslar, ziyaretler, ortak çalışma ve projeler ile tesislerde personel görevlendirilmesini ve eğitimini içeren değişik yollarla yapılabilir.'
Anlaşma 'gizlilik derecesi taşıyan verilerin transfer edilmeyeceğini' de hükme bağlarken, 'hassas nükleer teknolojinin' bu anlaşmada bir değişiklik yapılmadıkça transfer edilmemesini de öngörüyor.
TÜRKİYE'YE DÜŞÜK ZENGİNLEŞTİRİLMİŞ URANYUM
İki ülke anlaşma çerçevesindeki uygulamalar için malzeme, teçhizat ve bileşenlerini transfer edebilirken, Türkiye'ye transfer edilen herhangi bir özel nükleer malzeme; küçük miktarları örnek olmak, standart belirlemek, detektör olarak, hedef olarak ve tarafların anlaştıkları başka amaçlar doğrultusunda kullanılmanın dışında, 'düşük zenginleştirilmiş uranyum' olacak.
Hassas nükleer tesis ve bunların başlıca bileşenleri ise bu anlaşmada bir değişiklik yapılmadıkça transfer edilmeyecek.
Anlaşmaya göre, düşük zenginleştirilmiş uranyum, reaktör deneylerinde ve reaktörlerde yakıt olarak kullanılmak üzere, dönüştürme ve fabrikasyon amacıyla veya taraflarca anlaşılmış benzer amaçlarla transfer edilebilecek.
Transfer edilen özel nükleer malzemenin miktarı da anlaşma ile belirlenirken, ABD'nin Türkiye'ye reaktörlerin ekonomik, güvenli, verimli ve devamlı işletilmesi için gerekli olan güvenilir nükleer yakıt arzını zamanında sağlamak için ABD içindeki veya dışındaki herhangi bir kaynaktan nükleer malzeme ihracı da dahil olmak üzere gerekli ve uygun önlemleri almak için 'gayret göstereceği' belirtiliyor.
DEPOLAMA VE YENİDEN TRANSFERLER
Anlaşmaya göre, transfer edilmiş veya transfer edilen malzeme ya da teçhizatta kullanılmış veya bunların kullanılmasıyla üretilmiş 'plütonyum, uranyum 233 (ışınlanmış yakıtta bulunanlar hariç) ve zenginleştirilmiş uranyum sadece tarafların üzerinde anlaşacakları bir tesiste depolanabilecek.
Türkiye ile ABD, 'bu anlaşmaya göre transfer edilmiş malzeme, ekipman ve bileşenler ve bu anlaşmaya göre transfer edilen bu tür malzeme ve teçhizatın kullanılmasıyla üretilmiş herhangi bir özel nükleer malzemeyi, yetkisiz şahıslara veya üzerinde anlaşmadıkça alıcı tarafın ülkesel yetkisinin dışına' transfer edemeyecek.
YENİDEN İŞLEME VE ZENGİNLEŞTİRME
Akfen Holding’in patronu Hamdi Akın’a ait TC-AKF tescilli özel jetin Misrata Havalimanı’nda pistten çıkarak kaza yapmasının ardından yürütülen soruşturmada yeni bir gelişme yaşandı. Libya Başsavcılığı, uçağın kaptan pilotu ile yardımcı pilotunun alkollü şekilde uçuş yaptıklarına ilişkin bulgularla karşı karşıya bırakıldığını açıkladı. İki pilot hakkında ihtiyati tutuklama kararı verildi.
#Hamdi AkınHamdi Akın’a ait özel jetin Misrata’daki kazasının ardından Türkiye’de yapılan açıklamalar ile Libya makamlarından gelen bilgiler arasındaki fark büyüyor. Uçağın işletmecisi BKNJET, pilotların alkollü olduğu ve tutuklandığı yönündeki haberlerin “mevcut durumu doğru yansıtmadığını” açıkladı. Ancak Libya Başsavcılığı, kaptan ile yardımcı pilotun “alkollü halde uçağı kullandıklarına” ilişkin soruşturma bulgularıyla karşı karşıya bırakıldığını ve ihtiyaten tutuklandığını duyurdu. Libya Ulaştırma Bakanlığı ise kan örneklerinde konsantrasyon ve insan performansını etkileyecek düzeyde alkol bulunduğunu açıkladı.















