KOBİ’lerde alarm takibe düşen krediler bir yılda yüzde 107 artarak 284,9 milyar liraya çıktı
Türkiye ekonomisinde üretim çarklarının döndüğü ana gövde olan imalathaneler ve tedarik zincirleri derin bir vade kıskacına sürüklenmiş bulunuyor. Büyük holdinglerin nakdi yüksek faizde tutma iştahı, tedarik zincirinin alt katmanlarındaki KOBİ’leri vurdu alt tedarikçi firmalar, 180 güne uzayan vadeler yüzünden likidite krizinin eşiğinde. Takibe düşen KOBİ kredilerinin son bir yılda bir kattan fazla büyümesi alarm niteliğinde.

Finansman maliyetlerinin zirve yaptığı mevcut konjonktürde holdingler, ulusal perakende zincirleri ve ana sanayi devleri, mal ve hizmet tedarik ettikleri alt üreticilere yönelik ödeme sürelerini fiilen 4-6 aya kadar çıkardı. Bu durum, bilançosunda kâğıt üzerinde kârlılık koruması sağlayan dev girişimler ile likiditesi kuruyan ve özkaynakları hızla eriyen KOBİ’ler arasındaki makası tarihin en riskli seviyesine taşıdı.
KOBİ’LERİN YÜKÜ AĞIRLAŞTI
Ekonomi yönetiminin Orta Vadeli Program (OVP) hedefleri ve dezenflasyon patikası doğrultusunda uyguladığı parasal sıkılaştırma ile makro göstergelerde dengelenme arayışı devam ederken, reel sektörün alt katmanlarında çok daha sessiz ve yıkıcı bir sermaye erimesi yaşanıyor. Büyük sermaye gruplarının nakit akışını mevduat, repo, arbitraj gibi yüksek faizli enstrümanlarda tutma iştahı, ticari vadeleri fiiliyatta 120-180 güne kadar esnetti. Ana sanayinin yüksek faiz koruması altında finansal kazanç sağladığı bu ekosistemde, finansman yükü tamamen üretim omurgasını oluşturan KOBİ’lerin sırtına yıkılmış durumda.
ÇEK VERİLERİ TIKANMAYI TESCİLLİYOR
Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Risk Merkezi’nin son açıkladığı güncel bülten verileri, tedarik zincirindeki bu asimetrik vade uzamasının yarattığı tahribatı somut şekilde ortaya koyuyor. Yılın ilk yedi ayında bankalara ibraz edilen ve karşılıksız işlemi yapılan 26.768 keşideciye ait 190.699 adet çekin 198 milyar lira ulaşan rekor tutarı, piyasadaki tıkanıklığın somut göstergesi niteliğinde
Piyasada resmi sözleşmelerde 60 gün olarak öngörülen ticari vadeler; mal teslimatının ardından zincir marketler ve ana yükleniciler tarafından lojistik kesintiler, raf bedelleri ve öteleme talepleriyle 180 güne kadar esnetiliyor. Buna karşılık KOBİ; tarladan aldığı hammaddenin, çalıştırdığı işçinin ücretinin, ithal girdinin ve tükettiği enerjinin bedelini peşin ya da çok kısa vadelerle ödemek zorunda kalıyor. Aradaki altı aylık finansman boşluğu, küçük üreticiyi likidite krizinin ortasında bırakıyor.
Dünya'dan Naki Bakır'ın haberine göre, uluslararası alacak sigortası ve risk değerlendirme kuruluşları Allianz Trade ve Coface’in Türkiye portföy analizleri de sahadaki bu tıkanmayı doğruluyor. Raporlar, yüksek faiz ortamında şirketler arası ticari alacak vadelerinin olağan tarihsel seyrinden tamamen saptığını; perakende, hızlı tüketim ve imalatın bazı alt kollarında vadelerin 120 günlük kritik eşiği belirgin şekilde aştığını ortaya koyuyor.
Allianz Trade’in 2025-26 Yıl Ortası Ekonomik Görünüm Raporu’na göre, ticari alacaklarda vade sürelerinin uzaması, şirketlerin nakit akışını zorlayan ve finansal risklerini artıran kritik bir sorun olmaya devam ediyor. Küresel ve bölgesel ölçekte finansal koşulların sıkılaşması, maliyetlerin yükselmesi ve talepteki dalgalanmalar şirketlerin ödeme alışkanlıklarını doğrudan etkiliyor. Bu gelişmeler, vadelerin uzamasını yalnızca tahsilat sorunu olmaktan çıkararak, iş modelinin dayanıklılığını test eden stratejik bir risk faktörüne dönüştürüyor. Küresel ölçekte 100’den fazla ülkede 80 yıllık bilgi birikimiyle faaliyet gösteren Coface yetkilileri ve raporları da bu tabloyu teyit ediyor.
Büyük sermaye grupları ellerindeki likiditeyi mal aldıkları tedarikçiye aktarmak yerine, yüksek faizli mevduat veya repo enstrümanlarında tutarak risksiz finansal getiri sağlarken; bu transferin tüm kur riskini, enflasyon maliyetini ve faiz yükünü alt üretici üstleniyor. KOBİ’ler, vadesi gelen alacaklarını tahsil edemediği için ya bankalardan yüksek maliyetli ticari kredilere yönelmek zorunda kalıyor ya da faktoring ağlarında zaten sınırlı olan özkaynaklarını tüketiyor.
KOBİ PARASI ÜZERİNDEN RİSKSİZ PARA KAZANMA
Uzmanlara göre büyük sermaye, piyasadaki gücünü kullanarak KOBİ’leri adeta vadesiz ve faizsiz bir kredi kuruluşu gibi kullanabiliyor. Büyükler faizden para kazanırken, küçük üreticinin kâr marjı ve özkaynakları yüksek finansman maliyeti altında eriyor. KOBİ’lerin parası üzerinden risksiz para kazanma olarak nitelenen bu mekanizma şöyle işliyor: Faiz arbitrajı ve mevduat iştahı: Faizlerin yüzde 50 civarında olduğu bir ortamda, elinde nakit parası olan bir büyük holding veya zincir market, bu parayı mal aldığı KOBİ’ye (tedarikçiye) hemen ödemek istemiyor. Parayı bankada mevduatta, repoda veya farklı finansal enstrümanlarda tutarak aylık yüksek risksiz faiz geliri elde ediyor. Vadenin 120-180 güne esnetilmesi: Büyük şirket, KOBİ’den malı veya hizmeti aldıktan sonra ödemeyi sözleşmede yazan 30-60 gün yerine; raf bedeli, lojistik kesintiler veya ek protokoller dayatarak 4-6 ay sonraya öteleyebiliyor.
Finansman yükünün KOBİ’ye yıkılması: Büyük firma kendi nakdini faizde repoda büyüterek finansal tahkimat yaparken, malı üreten KOBİ hammaddeyi, işçinin maaşını ve fabrikanın enerjisini peşin ya da çok kısa vadelerle ödemek zorunda kalıyor. Elinde nakit kalmayan KOBİ, ya bankadan fahiş faizle kredi çekme ya da elindeki 6 aylık çeki faktoring şirketlerinde yüksek kesintilerle (iskonto ettirerek) kırdırma yoluna başvuruyor.
TAKİBE DÜŞEN KREDİLERDE KOBİ’LER EN ÖNDE
Sahadaki likidite asimetrisi ve uzayan vadeler, üretici omurganın borç ödeme kabiliyetini de adeta felç ediyor. BDDK’nın Temmuz 2026 dönemi aylık verilerine göre, toplam KOBİ kredileri son bir yılda yüzde 47,1 artışla 7,3 trilyon TL’ye ulaştı. Ancak uzmanlara göre bu tırmanış bir üretim iştahını değil, tahsil edilemeyen alacakların yarattığı akut işletme sermayesi açığını ve borcu borçla yüzdürme eğilimini gösteriyor. Hayatta kalmak için yüksek faizle borçlanan KOBİ’lerin bankacılık sisteminde takibe düşen kredileri yüzde 107,4 gibi rekor bir artışla 284,9 milyar TL’ye fırlamış bulunuyor. KOBİ kredilerinde geçen yıl temmuzda yüzde 2,8 olan takibe düşme oranı, bu yıl aynı tarihte yüzde 3,9’a çıktı. Toplamda ise yıllık kredi hacmi büyümesi yüzde 37 olurken, takipteki alacak büyümesi yüzde 81’le yine yüksek olmakla birlikte çok açık bir farkla KOBİ’lerin gerisinde. Toplamda takipteki alacak oranı da yüzde 2,9’la KOBİ’lerin altında. Takibe düşmüş toplam alacak içinde KOBİ’ler kaynaklı kısmın geçen yıl temmuzda yüzde 30,4 olan oranı bu yıl aynı tarihte yüzde 34,8’e ulaştı.
Bir yıllık seyre ilişkin tabloda en dramatik kırılma ise ana sanayinin doğrudan tedarikçisi konumundaki orta ölçekli işletmelerde. Orta ölçekli KOBİ’lerin takipteki kredileri son bir yılda yüzde 136,9 artışla 127,1 milyar TL’ye ulaşırken, takibe düşme oranları yüzde 2,5’ten yüzde 3,6’ya fırladı. Takibe düşme oranının yüzde 4,2 ile en yüksek olduğu kesim ise pastada daha düşük paya sahip olan KOBİ kapsamındaki küçük işletmeler. Uzmanlar, büyük sermaye grupları ödemeleri öteleyip nakitlerini yüksek faiz koruması altında tutarken, KOBİ’leri birer finansal risk süngeri gibi kullandığına dikkat çekiyor. Toplam takibe düşme oranının KOBİ’lerde çok yüksek olması piyasadaki borç çevirememe krizinin faturasının tamamen alt kademeye yıkıldığının ampirik kanıtı niteliğinde.
patronlardunyasi.com















