İstanbul Borsası’nda işlem gören karını arttırıp borcunu azaltan 23 şirketin sırrı ne?
Ekonomim’in Gedik Yatırım’ın ikinci çeyrek bilanço değerlendirmesinden aktardığı rakam dikkat çekiciydi. Borsa İstanbul’da bilanço açıklayan 546 şirketin 231’i zarar etmişti. Borsa Dedektifi bu rakamın peşine düştü. Başka bir araştırmada çok daha çarpıcı bir sonuçla karşılaştı. Yüzlerce şirket arasından satışını, faaliyet kârını ve net kârını artırırken borcunu da azaltabilenlerin sayısı sadece 23’tü. Peki Türkiye’nin yüksek faiz döneminde büyümekle güçlenmek neden artık aynı şey değil?

Borsa DEDEKTİFİ
Ekonomim’de bir haber okudum.
Gedik Yatırım’ın ikinci çeyrek bilanço değerlendirmesinden dikkat çekici sonuçları aktarmışlardı.
Borsa İstanbul’da bilanço açıklayan 546 şirketin 315’i kâr etmişti.
231’i ise zarar yazmıştı.
Başka bir ifadeyle:
Her 10 şirketten 4’ünden fazlası zarar ediyordu.
Ama benim dikkatimi asıl çeken başka bir rakam oldu.
BIST’in tamamında zarar eden şirketlerin oranı yüzde 42 iken BIST 100’e geldiğinizde yüzde 21’e, BIST 30’a çıktığınızda ise sadece yüzde 3’e düşüyordu.
Rakamları bir süre yan yana koyup baktım.
BÜYÜKLER NEDEN DAHA AZ ZARAR EDİYOR?
İlk cevap finansmanda.
Yüksek faiz döneminde şirketlerin yalnızca ne kadar sattığı değil, o satışı hangi parayla finanse ettiği önem kazanıyor.
Ölçeği büyük şirketlerin finansmana erişim kanalları daha geniş.
İhracat yapanların döviz geliri var.
Güçlü şirketler tahvil ve eurobond piyasalarına çıkabiliyor, daha uzun vadeli borçlanabiliyor.
Ölçek avantajı maliyet yönetimini kolaylaştırıyor.
İç pazara bağımlı, borçluluğu yüksek ve fiyatlama gücü zayıf şirketlerde ise aynı faiz bambaşka bir etki yaratıyor.
Satış yapılıyor.
Faaliyet kârı yaratılıyor.
Ama finansman gideri gelip o kârın önemli bölümünü götürüyor.
Bunun üzerine başka bir sorunun peşine düştüm.
Kâr eden şirket gerçekten güçlenmiş midir?
Meğer cevabı her zaman “evet” değilmiş.
546 ŞİRKETİN İÇİNDEN 41’İ ÇIKTI
Bu kez karşıma İntegral Yatırım’ın 26 Ağustos’ta yayımladığı ikinci çeyrek bilanço araştırması çıktı.
Onlar şirketleri farklı bir elekten geçirmişti.
Şirketin:
Satışları artacak.
FAVÖK’ü artacak.
Esas faaliyet kârı artacak.
Net kârı artacak.
Dört şart.
Peki yüzlerce şirketin içinden kaç tanesi dört şartı aynı anda karşılayabildi?
41.
Buraya kadar bile rakam çarpıcı.
Ama araştırmanın asıl ilginç bölümü bundan sonra başlıyor.
Listeye beşinci bir şart daha ekleniyor:
Net borcu da azalmış olsun.
41 şirketten 18’i daha eleniyor.
Geriye yalnızca:
23 şirket kalıyor.
İşte benim için ikinci çeyrek bilanço sezonunun en önemli rakamı bu oldu.
KÂR ETMEK BAŞKA, GÜÇLENMEK BAŞKA
Çünkü yıllardır borsada şirket bilançosu denildiğinde ilk baktığımız rakam net kâr oldu.
“Geçen yıl ne kazanmış?”
“Bu yıl ne kazanmış?”
“Yüzde kaç artırmış?”
Oysa yüksek faiz döneminde bu sorular artık yeterli değil.
Bir şirketin satışları yüzde 50 artabilir.
Net kârı ikiye katlanabilir.
Ama aynı dönemde borcu daha hızlı büyüyorsa başka bir hikâye vardır.
Çünkü büyümeyi şirketin kendi yarattığı nakit mi finanse ediyor?
Yoksa banka mı?
İşte bugünün bilançosunda bakılması gereken yerlerden biri burası.
BİR DE KÂRIN NEREDEN GELDİĞİ VAR
Dikkatimi çeken ikinci nokta ise net kârın kendisi.
Her net kâr aynı değil.
Şirket ana faaliyetinden para kazanabilir.
Ama kâr bazen iştirak gelirinden gelir.
Bazen ertelenmiş vergi gelirinden.
Bazen parasal pozisyon kazancından.
Bazen de tek seferlik bir varlık satışından.
Bu nedenle artık sadece:
“Net kâr kaç?” diye sormak yetmiyor.
Bir soru daha gerekiyor:
“Bu kâr nereden geldi?”
Ve arkasından üçüncüsü:
“Kasaya girdi mi?”
SEKTÖRLERDE DE İKİ AYRI TÜRKİYE VAR
Ekonomim’in Gedik Yatırım verilerinden aktardığı sektörel tablo da bu ayrışmayı gösteriyor.
Demir-çelik sektörünün toplam net kârındaki yıllık artış yüzde 766.
Petrol ve gazda yüzde 624.
Holdinglerde yüzde 531.
Operasyonel kârlılıkta madencilik ve kimya öne çıkıyor.
Diğer tarafta ise Türkiye ekonomisinin yıllardır lokomotif kabul edilen sektörlerinden bazıları var.
Dayanıklı tüketimde FAVÖK yüzde 37 geriliyor.
Otomotivde yüzde 28.
Cam sektöründe yüzde 26.
Yani mesele yalnızca iyi şirket-kötü şirket ayrımı da değil.
2026’nın ekonomik koşulları bazı iş modellerini ödüllendirirken bazılarını çok daha sert cezalandırıyor.
ŞİMDİ O 23 ŞİRKETİ MERAK EDİYORUM
Burada önemli bir noktayı özellikle belirtelim.
İntegral Yatırım’ın çalışması beş kriteri karşılayan şirket sayısının 23 olduğunu söylüyor.
Ancak raporda bu 23 şirketin tamamının isim listesi yayımlanmıyor.
BORSA’NIN İKİ TÜRKİYE’Sİ
Şimdilik bildiğimiz tablo şu:
546 şirketin 231’i zararda.
BIST Tüm’de zarar oranı yüzde 42.
BIST 100’de yüzde 21.
BIST 30’da yüzde 3.
Dört ayrı büyüme kriterini aynı anda karşılayabilen şirket sayısı 41.
Borç azaltma şartını da eklediğinizde:
23.
Belki de 2026’nın şirketler dünyasını anlatan en önemli değişim burada.
Eskiden patrona:
“Ne kadar kazandın?” diye soruyorduk.
Bugün bir soru daha sormamız gerekiyor: “Kazandın ama borcun ne oldu?”
patronlardunyasi.com















