Dolar
48,136
0,05%
Euro
56,2196
0,28%
Sterlin
65,6083
0,23%
Bitcoin
3.788.579
0,45%
BİST-100
14.610,92
0,95%
Gram Altın
7.125,832
0,26%
Gümüş
68,65
0,79%
Faiz
39,91
0,00%

Topkapı Sarayı’nda 10 bin parçalık yeni hazine, Darphane-i Âmire müze kompleksine dönüştürüldü

Topkapı Sarayı’nın girişinde bulunan ve yüzyıllar boyunca Osmanlı’nın para basım faaliyetlerini yürüttüğü Darphane-i Âmire binaları kapsamlı bir restorasyonun ardından müze kompleksine dönüştürüldü. Bir kısmı yıkılmış, bir kısmı depo olarak kullanılan yapılardan beş yeni galeri oluşturuldu. Ekim ayında açılması planlanan ‘müze adası’nda padişahların sofralarında kullanılan porselenler de var, Fatih Sultan Mehmet’in kılıcı ve zırhlı gömleği ile tarihi silahlar da... Porselen Müzesi’nde üç Çin hanedanına ait eserler de yer alıyor. Hat müzesinde 2 bini aşkın eser sergilenecek.

27.08.2026 05:19Güncelleme: 27.08.2026 05:20
Topkapı Sarayı’nda 10 bin parçalık yeni hazine, Darphane-i Âmire müze kompleksine dönüştürüldü
16px
32px

İstanbul yeni bir müze kompleksine sahip oluyor. Topkapı Sarayı’nda Milli Saraylar İdaresi Başkanlığı tarafından yürütülen çalışmalar sonunda bölge, üretim kimliğini koruyan tarihî yapılar ile modern müzecilik altyapısını aynı çatı altında buluşturan yeni bir müze adasına dönüştürüldü.

Ekim ayında Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan tarafından açılması planlanan müze kompleksinin dönüşüm hikayesini Hürriyet’ten İhsan Yılmaz Milli Saraylar İdaresi Başkanı Dr. Yasin Yıldız’la konuştu.

 Darphane-i Âmire yapılarının müze kompleksine dönüştürülmesi fikri nasıl ortaya çıktı ve bu süreçte neler yaşandı?

 Darphane-i Âmire yapılarının müze kompleksine dönüştürülmesi fikri ilk olarak 2019 yılında, Topkapı Sarayı’nın Milli Saraylar Başkanlığı’na bağlandığı süreçte ortaya çıktı. Zira anılan tarihte Darphane-i Âmire yapıları, daha önceki zamanlarda kurumlar arasında bölünmüş yapısından bir miktar kurtarılmış; ancak restorasyon faaliyetleriyle ilgili çalışmalar tamamlanmamıştı.

Müze kompleksinin en geniş alanı Topkapı Sarayı’nın 5 bin parçadan oluşan çini koleksiyonuna ayrılmış.

Bu mekânda yer alan toplam 16 tane bina, aralarındaki sokaklar, meydanlar ve yapıların karakterini Bilim ve Değerlendirme Kurulu hocalarımızla birlikte incelendikten sonra buranın, Topkapı Sarayı’ndaki depolarda bulunan ve sergilenme imkanı olmayan dünyaca ünlü koleksiyonların sergilenebileceği bir müzeler bütünü, bir müze kompleksi olarak değerlendirilmesinin oldukça doğru bir yaklaşım olacağını düşündük. Yapılan bilimsel istişarelerin ve değerlendirmelerin sonucunda, burada yer alan 16 tarihi yapının bazılarının gerçekten çok ciddi restorasyon ihtiyaçları olduğu görüldü.

Dr. Yasin Yıldız müze kompleksini anlatırken

17 BİN METREKARELİK ALAN

Ancak restorasyon projeleri hazırlandıktan sonra burada, özellikle Topkapı Sarayı koleksiyonlarının sergilenmesi için ciddi alanların da elde edilebileceği anlaşıldı. Çünkü bu yapılar toplam 17 bin metrekarelik bir alanda bulunuyor. Bazılarının iki katlı, bazılarının ise geniş avlulara sahip olması dolayısıyla bir müze kompleksi için oldukça verimli alanlar sunuyordu. Dolayısıyla yapıların restorasyon projeleri de bu amaca uygun şekilde hazırlandı ve bugün ortaya çıkan beş müzenin temelleri o tarihte atılmış oldu.

Müze kompleksine beş farklı galeri katılıyor. Onların hangi alanlara ayrılacağını belirleyen ne oldu? Depolarda bekleyen eserler bu konuda size fikir verdi mi?  

Bu konuda bizi yönlendiren ana tema, tabii ki sanat koleksiyonlarımızın durumu oldu. Özellikle Darphane Müzeleri Bölgesi’nde yer alacak Porselen Müzesi, Çin ve Japon porselenleri açısından zaten dünyaca ünlü bir koleksiyona sahip olan Topkapı Sarayı’nın bu zenginliğini gün yüzüne çıkarmak istedik. Bu nedenle bu koleksiyonların, 18. yüzyılın sonu ve 19. yüzyılın başının çok özel mimari estetiğine ve değerine sahip bu binalarda, elbette restore edildikten sonra sergilenmesinin oldukça önemli olacağını düşündük. Tabii buradaki binalardan hangisinin hangi esere tahsis edileceği konusunda da binaların kondisyonları, altyapıları ve burada yapılan restorasyon uygulamaları ikinci yönlendirici unsur oldu. Dolayısıyla bu konudaki ilk belirleyicinin eserler ve koleksiyonlar olduğunu söyleyebilirim. İkinci belirleyici noktanın ise yapıların hacmi ve mimari üslubu ile döneminin bize anlattığı hikâyenin belirleyici olduğunu söyleyebilirim.

EN GENİŞ HALİYLE DÜNYACA ÜNLÜ TOPKAPI SARAYI HAT KOLEKSİYONU

Eserlerin büyük çoğunluğunun ilk kez gün ışığına çıkması da ayrıca önem taşıyor. Görmüş olduğunuz bu müzelerde toplam 10 bin parçadan fazla taşınabilir eser sergileniyor olması yalnızca ülkemiz değil dünya kültürel miras yönetimi açısından da muhteşem bir seviye. Burada bir diğer mühim nokta ise bu eserlerin daha önceki yıllarda depolarda bulunuyor olması, yani ziyaretçiden uzak olması gerçeğidir. Bu müze vesilesi ile paha biçilmez eserlerin bir sergileme düzeni içerisinde ziyaretçiyle buluşuyor olmaları, buradaki müzeleri bizim için daha da önemli kılıyor. Darphane müzeleri arasında Hat Müzesi’nden de ayrıca bahsetmek gerekir. Çünkü Topkapı Sarayı’nın hat koleksiyonu da dünyaca ünlü bir koleksiyon ve bilhassa mekânsal problemlerden dolayı aynı porselen eserlerde olduğu gibi geçmişte hemen hemen hiç ciddi anlamda ortaya çıkarılamamış bir hazine.

Dolayısıyla bu koleksiyonun da ziyaretçiyle buluşuyor olması çok önemli ve sadece Hat Müzesi’nde 2 binden fazla eser sergilenecek. Bu iki müzenin çok önemli olduğunu düşünüyorum. Bununla beraber, bölgenin tarihçesini anlattığımız ve Darphane döneminden kalan çok kıymetli eserleri sergilediğimiz Darphane Müzesi de bizler için oldukça önemli bir müze. Aynı zamanda Milli Saraylar Silah Koleksiyonu’nun da yer aldığı müzede 2 bin 500’den fazla objenin yer alıyor olmasının yine aynı şekilde çok önemli olduğunu söyleyebilirim.”

İLBER HOCA’NIN VASİYETİ YERİNE GETİRİLDİ

- Saray porselenlerinin sergilenmesini İlber Ortaylı’nın çok istediğini söylemiştiniz. Bir tür vasiyetti belki bu bölümün açılması. Vasiyeti yerine getirilmiş oldu sanırım.

İlber Hoca, uzun yıllar kurumumuzda Bilim ve Değerlendirme Kurulu Başkanı olarak beraber çalıştığımız çok değerli bir ilim adamıydı. Özellikle Topkapı Sarayı’yla ilgili hocamızla uzun yıllar devam eden teşrikimesaimizde, bilhassa Çin porselenlerinin sergilenebilmesinin çok önemli olduğunun üzerinde duruyordu. Kendisinin de bilimsel katkılarıyla buradaki beş müzeden bir tanesi olan Porselen Müzesi’nin Çin koleksiyonları bölümü oluşturulmuş oldu. Darphane bölgesinin ve buradaki yapıların bu müze için çok güzel bir seçim olduğunu ifade etmişti. Müzenin kurulum aşamasını ve hazırlanmakta olduğunu zaten hayattayken görmüştü. Dolayısıyla bunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

Saray koleksiyonundaki eserlerin büyük çoğunluğu açılacak bu galerilerle ilk kez gün ışığına çıkıyor. Sizin için en önemlileri hangileri?

 Aslında bu eserleri birbirinden ayırmak benim için çok güç, zira hepsi de tarihi ve kültürel mirasımızın birbirinden değerli parçaları. Eserlerin sergilenmesi açısından değerlendirdiğimizde en önemlilerinin hangisi olduğu hususunda ziyaretçilerimizin merakı, ilgisi ve teveccühü çok belirleyici oluyor. Bu nedenle özellikle Porselen Müzesi’nin bir kalemde 5 binden fazla, dünya çapında hazine niteliğindeki porseleni barındırıyor olması bence çok önemli. Bu müzede biz porselenler ait oldukları medeniyete göre bir kürasyon yapıyoruz. Öncelikli olarak üç farklı hanedan dönemine ait Çin porselenleriyle başlayıp ardından Japon, Vietnam ve İran porselenlerini; yani farklı medeniyetlerden Osmanlı coğrafyasına gelmiş porselenleri kapsamlı bir şekilde sergiliyoruz.

Fatih Sultan Mehmet’in zırhlı gömleği ve kılıcı...

YILDIZ PORSELENLERİ

Müzenin ikinci bölümünde ise Avrupa porselenleriyle başlayıp özellikle ülkemizdeki porselenciliğin çok önemli dönüm noktalarından bir tanesi olan Eser-i İstanbul koleksiyonumuzu ve hemen onun ardından Milli Sarayların bugün dahi yaşattığı Yıldız Porselen Fabrikası’ndaki üretimleri sergiliyoruz. Bu fabrika 1890’dan beri aktif olan bir fabrika ve ülkemiz için çok önemli bir tarihi ve kültürel miras eseri. Porselenleri bu şekilde bir sınıflamayla sergiliyor olmamız bence çok önemli.

patronlardunyai.com