Dolar
48,2489
0,18%
Euro
56,2254
0,03%
Sterlin
65,6799
0,06%
Bitcoin
3.830.705
-0,43%
BİST-100
14.575,51
-0,24%
Gram Altın
7.112,934
-0,18%
Gümüş
68,9
-0,53%
Faiz
40,14
0,00%

Dolly Parton’dan, Sezen Aksu’ya, Türkiye’nin Kırkyamalı Barbie’si kim?

Amerika’nın yoksul bir kasabasındaki tek odalı kulübeden çıktı; Kırkyamalı elbisesiyle alay edildi. Yıllar sonra milyonların sevdiği Dolly Parton oldu. Peki Türkiye’nin sağcısının, solcusunun, gencinin, yaşlısının birlikte sevebildiği “Kırkyamalı Barbie”si kim? “PD yazarı Ertuğrul Özkök, bu sorunun yanıtını arıyor?

28.08.2026 04:42Güncelleme: 28.08.2026 04:44
Dolly Parton’dan, Sezen Aksu’ya, Türkiye’nin Kırkyamalı Barbie’si kim?
16px
32px

Ertuğrul ÖZKÖK

“Türkiye’nin Kırkyamalı köy Barbie’si kimdir?”

Biraz sofistike bir soru oldu.

İsterseniz basitleştirerek şöyle sorayım:

“Bugünün kutuplaşmış Türkiye’sinde herkesin sevebildiği tek bir insan kaldı mı?”

Bu sorunun cevabı, şimdi anlatacağım çok uzak bir yerden gelecek.

UZAK BİR KASABADA CAM ÇERÇEVE İÇİNDE BİR KIRKYAMA

Amerika’nın Tennesse eyaletinin Pigeon Forge kasabası 6-7 bin kişilik bir yerleşim yeridir.

Buranın en büyük turizm gelirlerinden birisi “Dollywood” denilen bir temalı eğlence parkı…

Bu parkın en çok ziyaret edilen yerlerinden birisi kıyafet müzesi.

Özellikle bu müzede sergilenen bir “Kırkyama” elbise.

ÜNLÜ ŞARKININ HİKAYESİ O KIRKYAMA İLE BAŞLIYOR

Amerikan folk müziğinin en önemli şarkılarından biri olan “Coat of Many Colors”un” hikayesi işte bu elbise ile başlıyor.

Bir Türk “Patchwork” yani bizim “Kırkyama” dediğimiz kumaştan yapılmış rengarenk bir elbisedir bu.

Ama bir sanat eseri olarak yapılmamıştır.

Arkasında büyük bir yoksulluğun getirdiği zaruret vardır.

TEK ODALI KULÜBEDE 12 ÇOCUKLA BİR HAYAT

Tek odalı bir kulübede, eşi ve 12 çocuğu ile yaşayan bir kadındı.

Bu elbiseyi dördüncü çocuğu için dikmişti.

Orada burada bulduğu kumaş parçalarını bir araya getirerek diktiği elbiseyi kızı okulda giyiyordu.

Küçük kızı bu elbiseyi çok seviyordu ama okulda arkadaşlarının en büyük alay konusuydu.

Küçük kız hiç umursamıyor, aynı elbiseyi her gün giyiyordu.

Zaten başka elbisesi de yoktu.

İŞTE O KIRKYAMALI EBİSEYİ GİYEN KIZ DOLLY PARTON’DU

İşte o kız büyüdü.

Amerika’nın en sevilen sanatçılarından biri oldu.

Adı Dolly Parton’du…

Belki onu bir Amerikan şarkıcısı olarak bilmiyorsunuz, ama bir şarkısı var ki hepiniz onu bir başka sanatçıdan dinlediniz ve çok iyi biliyorsunuz.

Whitney Houston’un “Bodyguard” filminde söylediği ve bugün dünyada cenazelerde, mezar başlarında milyonlarca insanın,  kaybettiği yakınları için söylediği  o şahane şarkının bestecisiydi…

“I Will Always Love You” şarkısının yani.

MÜZEDEKİ ELBİSE GERÇEK DEĞİLDİ AMA DİKEN AYNI İNSANDI

Müzedeki elbise, Dolly Parton’un “Coat of Many Colors” şarkısını yazdığı elbisenin aynısıydı.

İlk elbiseyi 12 kardeşin ondan sonra gelenleri de giydiği için eskimiş ve atılmıştı.

Ama annesi onun aynısını dikmiş ve bugün o müzeye konmuştu.

O elbise bugün Amerikan kültüründe sadece bir elbise ve şarkı olmaktan çıkmış, bir ülkenin mazisini anlatan en önemli tarihi sembollerden biri haline gelmişti.

Benim yazımın başında sorduğum sorunun cevap şifreleri de işte bu elbise ve bu şarkıda saklı.

KOCA MEMELİ APTAL GÖRÜNEN BİR SARIŞIN OLABİLİRİM AMA

Dolly Parton çok şarkı yazdı ve söyledi.

Kendini anlattığı şarkılardan biri de “Backwood Barbie’di.”

Onun “Kocaman memeli, aptal taşralı sarışın” görüntüsünün kendi ağzından tarifiydi bu şarkı.

Yoksul bir taşradan gelmişti. Çocukluğundan beri “Güzel ve gösterişli bir kadın olmanın hayallerini kurduğunu” söylüyordu.

Büyüdüğünde sarı saçları yüksek topuklu ayakkabıları, büyük göğüsleri, abartılı makyajı ve kıyafetleriyle taşralı bir Barbie’ye dönmüştü.

Kendisi söylüyordu bunu.

Ama “Bu sarışın başın altında bir beyin, bu koca altında bir kalp ve bu taşralı Barbie’nin altında bir insan var” diyordu.

SEN BAŞKA ERKEKLER BULURSUN BENİM ERKEĞİMİ BENDEN ALMA

“Jolenne” adlı şarkısında ise, erkeğini elinden almaya çalışan güzel bir kadına yalvarışı vardı adeta.

Kadının güzelliğini kabul ediyor, isterse erkeğini elinde alabileceğini kabul ediyordu.

“Sen istediğin erkeği elde edebilirsin, ama benim bu adamdan başka elde edebileceğim biri yok” diyordu bütün o güzel sarışın saflığıyla…

Bir ezilmişlik miydi bu?

Belki evet…

Ama ondan daha asil bir şey vardı.

Gerçeğin acımasızlığını saf bir kalbin gücüyle aşma çabası…

İşte onu bütün Amerika’nın gözünde büyüten, kendisi hakkındaki bu önyargıların  karşısına böyle bir samimiyetle samimiyetle dikilme cesareti.

TRUMP 6 GÜN BOYUNCA BAYRAKLARI YARIYA İNDİRME KARARI VERDİ

Dolly Parton geçen hafta öldü.

Amerika’nın MAGA denilen taşralıları da çok üzüldü.

En elit liberalleri de çok üzüldü.

Başkan Trump, onun anısına Amerikan bayraklarının 6 gün boyunca yarıya indirilmesi talimatını verdi.

Oysa onun iki defa ödül verme davetini reddetmişti.

Amerika, bugüne kadar başka hiçbir sanatçı için böyle bir karar verilmemişti.

Elvis Presley, Michael Jackson, Whitney Houston, Frank Sinatra gibi 20’nci Yüzyıla damgasını vurmuş birçok ses sanatçısına böyle bir bayrak indirme uygulaması yapmamıştı…

NEW YORK TIMES’IN 2019 YILINDA SORDUĞU BİR SORU

New York Times gazetesi 2019 yılında şöyle bir yazı yayınlamıştı.

“Bugün bölünmüş Amerika’sında herkesin sevebileceği tek bir insan kaldıysa o Dolly Parton olabilir mi?”

Trump ile Obama’nın, muhafazakar Tennesee ile liberal New York’un country dinleyicisi ile drag queen’lerin aynı anda sevebileceği bir insan?

Nedir bunun sırrı…

BİR İNSAN HEM DİNDAR HEM LBGT DOSTU OLABİLİR Mİ

Aslında sırrı basitti…

Dolly Parton Amerikan kültüründeki çok nadir bir kombinasyonu temsil ediyordu:

(*) Güneyli ama dışlayıcı değildi.

(*) Dindar ama başkalarının hayatına karışmıyordu.

(*) Zengin ama elitist görünmüyordu.

(*) Feminist mesajlar veriyor ama erkek düşmanı bir dil kullanmıyordu.

(*) LGBTQ+ dostu ama muhafazakârlarla kavga etmiyordu.

(*) Trump’ı desteklemiyor ama Trump seçmenine hakaret etmiyordu.

BİR İNSAN AYNI ZAMANDA BUNLARIN HEPSİ OLABİLİR Mİ

Bu yüzden Dolly Parton’ı yalnızca bir şarkıcı olarak görmek eksik kalıyor.

O, Amerika’nın “kültür savaşlarının üzerinde kalmayı başarabilmiş son büyük ortak değerlerinden biri” haline gelmişti.

21’inci Yüzyıl gibi “İnsani felaketler” haline gelmiş bir çağda bir insan bunların hepsi olabilir mi…

Olabiliyormuş işte…

Kaç yıldır hep bunu söylemeye çalışıyorum ve pek fazla taraftar bulamıyorum.

Aslında onun olduğu şey, bir “insan olma hali” değil mi…

Orada burada bulduğu kumaş parçalarını bir araya getirerek diktiği elbiseyi kızı okulda giyiyordu.

“KONUŞAN KAFA DEREBEYLİKLERİ” HALİNE GELMİŞ TÜRKİYE’DE BÖYLE BİR İNSAN KALDI MI

Şimdi gelin bu soruyu Türkiye için soralım.

Şu bölünmüş, paramparça olmuş, kültür savaşlarından bitap düşmüş, “Konuşan kafa derebeylikleri” haline gelmiş Türkiye’de hepimizin seveceği bir tek kişi kaldı mı?

Mesela Sezen Aksu…

Hadi gelin serbestçe konuşalım.

SEZEN AKSU’NUN KENDİ ŞEHİRİ ADINI BİR KÖRFEZ VAPURUNA VERMEDİ

Hangimizin hayatında onun dokunmadığı bir an vardır…

Kim bilir kaçımız bizi unutan bir sevgiliye, “Unuttun mu Beni” şarkısını göndermemişizdir bir yalnızlık gecesinde…

Anadolunun, Dolly Parton’un çıktığına benzer yoksul bir köyünde bir kız çocuğunun öldürülmesi içimizi paramparça ettiğinde “Ünzüle’yi” hatırlamamışızdır…

Ama, bir şehir hatları vapuruna verilecek isim için halk oylaması yapıldığında, büyüdüğü İzmir’i bile onun adını listeye eklemeyi unuttu.

Neden?

Çünkü bazıları onu “Yetmez Ama Evet’çi” gördü.

Ama nedense “Evet’çiler” de sevmedi onu.

Oysa o da bir şehirli Dolly Parton’du.

AJDA MANİFEST’E DESTEK VERDİĞİNDE BİRİMİZ, CUMHURBAŞKANI DAVETİNE KATILINCA ÖTEKİMİZ

Ajda Pekkan…

Bir konsere çıktığında, solcusu, sağcısı, liberali, laiki, muhafazakarı bütün şarkılarını hep bir ağızdan ezbere söyleriz de…

Manifest’e destek vermek üzere onlarla sahneye çıktığında bir bölümümüz kızar ona…

Cumhurbaşkanının bir davetine katıldığında da öbür tarafımız sinirlenir.

TARKAN IŞIKLARI MABEL MATİZ’İN ÜZERİNE ÇEVİRTİP ALKIŞLATTIĞINDA

Tarkan’ı “Kuzu Kuzu’su” başlayınca herkesin elleri havada…

Ama konserinde ışıkları Mabel Matiz’in üzerine çevirtip, alkışlatıp, ona yapılan haksızlıklara karşı çıktığında, ekran trollerinin çatal dillerinin zehirleri üzerine akar…

Oysa üçü de Dolly Parton’un yaptığını yapan sanatçılardır.

BU HORRIBILIS YÜZYILINDA HEPİMİZİN SEVECEĞİ İNSANLAR LAZIM BİZE

Oysa son 25 yıl dünyada bir insani fecaatler 100 yılını getirdi bize.

Bölünmüş, parçalanmış, düşman kardeşler çağını açtı.

Bir “Horribilis” zamanı bu…

Yani arkadaş; Bizi daha da parmapraca eden trol kültürsüzlüğüne karşı hepimizin seveceği insanlara ihtiyacımız var.

 

HEPİMİZİN SEVECEĞİ KIRKYAMALI BARBIE’LERE, SOĞANLI BEBEKLERE İHTİYACIMIZ VAR

Hepimizin seveceği Kırkyamalı Varoş Barbie’lerine, köylerin “Soğanlı Bebeklerine”, şehirlerin Blucinli “Can’lerine” ihtiyacımız var.

Siyasetçilerden, onların konuşan kafalarından, medyalarından umudumuzu kestik;

Bari bize “Bir Millet” olduğumuzu hissettirecek sanatçılara, sporculara, yazarlara sahip olabilsek…

Kim olabilir bu insanlar…

Siz de düşünün…

Hiç olmazsa bu ülkenin birleştirici değeri olarak öyle üç beş insan bulalım ve hep birlikte koruyalım.

patronlardunyasi.com