Dolar
44,8625
0,09%
Euro
52,7623
-0,07%
Sterlin
60,6754
-0,03%
Bitcoin
3.370.473
0,32%
BİST-100
14.587,93
2,72%
Gram Altın
6.969,36
0,95%
Gümüş
81,01
3,30%
Faiz
39,64
0,00%

Fatih Birol’dan Türkiye için kritik enerji hamlesi, Basra-Ceyhan Boru Hattı için altın fırsat kapıda

Uluslararası Enerji Ajansı Başkanı Fatih Birol, küresel enerji krizinin ortasında Türkiye’yi enerji koridoru haline getirecek dev projeyi işaret etti. Birol, Basra Körfezi’nin kaynaklarını Ceyhan üzerinden dünyaya açacak bir hattın hem Türkiye hem de dünya enerjisi için "tam zamanı" olduğunu vurguladı.

19.04.2026 04:46Güncelleme: 19.04.2026 05:23
Haberi paylaşın
Fatih Birol’dan Türkiye için kritik enerji hamlesi, Basra-Ceyhan Boru Hattı için altın fırsat kapıda
16px
32px

Küresel enerji piyasasının en etkili isimlerinden biri olarak kabul edilen Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) Başkanı Fatih Birol, Türkiye’nin jeopolitik önemini perçinleyecek yeni bir öneriyle gündemi belirledi. Orta Doğu’nun enerji zenginliğini doğrudan Akdeniz’e bağlayacak olan Basra-Ceyhan Boru Hattı projesinin stratejik bir gereklilik haline geldiğini belirten Birol, bu hattın sadece bir ticaret yolu değil, aynı zamanda küresel enerji güvenliğinin yeni sigortası olacağını ifade etti. İşte Hürriyet'ten Sefer Levent bugünkü köşe yazısı:

Time Dergisi tarafından En Etkili 100 liderden biri olarak seçilen Uluslararası Enerji Ajansı Başkanı Fatih Birol yaptığı açıklamada Ortadoğu’daki petrol arzı dengelerini değiştirecek bir öneride bulundu. Birol, “Hürmüz’de vazo kırıldı bir kere. İnsanlar alternatif arayacak. Ben Basra-Ceyhan (BC) boru hattının son derece çekici olabileceğini, hem Irak hem Türkiye hem de bölgesel arz güvenliği açısından ve özellikle Avrupa açısından son derece önemli ve stratejik bir proje olduğunu düşünüyorum. Finansman sorununun da aşılabilir olduğuna inanıyorum. Şimdi tam zamanı” diye konuştu.

Washington’da IMF-Dünya Bankası grubu bahar toplantılarından Paris’e yeni döndünüz. Temaslarınız nasıl geçti?

Dünya Bankası-IMF ve bizim Ajans üçlü bir komisyon kurduk. Acil önlem koalisyonu. Üç başkan ortak basın toplantısı yaptık ve bunu açıkladık. Özellikle gelişmekte olan ülkelerin ekonomileri ve enerji sektörü bu krizden en büyük zararı görecekler.  Bunun hasarları birkaç yıl daha devam edecek. Üç örgütün bir araya gelmesinin amacı, önümüzdeki yıllarda gelişmekte olan ülkelerin atacakları adımlara yardımcı olmak, finansal destek sağlamak hem de onlara enerjide ve ekonomide yol göstermek. Bu konuda anlaştık.

Oradaki hükümet liderleriyle yakın toplantılarda ben şunu gördüm. Ülkeler bir yandan ‘ekonomimizi nasıl ciddi bir sarsıntıya girmeden bu işin içinden çıkartabiliriz’ onun derdinde bir yandan da ‘ülkemiz, ekonomimiz bu krizden faydalanabilir mi, bize bir fırsat çıkar mı’ onun peşinde. 

İran, Lübnan’da ilan edilen ateşkese paralel olarak Hürmüz Boğazı’nı açtığını duyurdu bir gün sonra ise yeniden kapattığını... Hürmüz krizinde özellikle petrolde sizin kritik süreç dediğiniz bölüme geldik mi?

Hürmüz Boğazı’nın açılması yüreklere su serpen bir haberdi. Fakat artık bir kere kapandığı için ve kapanma tehlikesi artık bundan sonra hep Demokles’in kılıcı gibi bütün aktörlerin gündeminde olacağı için alternatif güzergahlar, alternatif teknolojiler ve alternatif yakıtlar aramaya dair çeşitlendirme gayretleri aynı hızla devam edecektir.

Bölgedeki enerji tesislerinde, yani petrol, doğalgaz rafinerilerde, LNG terminallerinde büyük hasarlar var. Bu hasarlar tamir edilmedikçe bunların daha sonra aktif hale geçmesi daha zorlaşıyor. Özellikle petrol ve doğalgaz sahaları atıl hale geldikleri zaman tekrardan rehabilite edilmeleri oldukça uzun zaman alabiliyor. 

Petrol piyasasında arz ve fiyat istikrarı için yeni önlemler gündemde mi?

Bazı ülkeler kendi petrol tüketimini azaltmak için tedbirler almaya başladılar. Hız limitlerini düşürmek, evden çalışmak vs. Bu hafta Japonya başbakanı sayın Takaichi başkanlığında 12 Asya- Pasifik devlet başkanıyla konuştum. Birçok ülke buna gidiyor, çünkü hemen hiç petrolleri yok. Sadece tüketim azaltılabilir. Ama bu da aspirin gibi bir şey, sadece ağrıyı biraz azaltıyor. Yoksa bir çözüm değil. Şu anda radikal çözümün iki yolu var. Bir tanesi Hürmüz Boğazı’nın istikrarlı olarak açık kalması. İkincisi 400 milyon varillik rezervi piyasaya çıkarttık. Bu rekordu ancak bizim rezervlerimizin sadece yüzde 20’siydi. Daha yüzde 80’i duruyor. Belki ileride gerek olursa yeni bir açıklama yapabilirim ve piyasaya daha fazla petrol sokabiliriz. Ama kritik nokta Hürmüz’ün açık kalması. Dünyanın neresine bakarsanız bakın ABD’den Brezilya’ya kadar bütün petrol üretimi zaten şu anda maksimumda. Daha fazla üretim artışı şu anda mümkün değil.

İSTANBUL DUBAİ’YE ALTERNATİF OLABİLİR

Bu süreçte Türkiye’nin durumu için neler söylersiniz. Zorluklar ve fırsatlar açısından bir değerlendirme yapabilir misiniz?

Türkiye, uluslararası petrol ve doğalgaz fiyatlarını koyan değil ona tabi olan bir ülke.  Fiyat dünya pazarlarında oluşuyor. Bu yüzden bu yüksek petrol ve doğalgaz fiyatları Türkiye’de enflasyona baskı yapacak, cari açığı da olumsuz yönde etkileyecek. Bu dünyanın her yerinde olan bir şey. Türkiye biraz daha bu konuda daha dayanıklı ama ciddi bir ekonomik sınanmadan dünya ile birlikte Türkiye de geçecek.

Ama bununla birlikte önemli bir ayrıntı var. Savaş bittiği zaman Ortadoğu eski Ortadoğu olmayacak. Ortadoğu’nun ekonomisine siyasi düzenine güvende haklı ya da haksız ciddi bir sarsılma olacak. İnsanlar alternatif aramaya başlayacaklar. Bu açıdan ben Türkiye için iki konuda önemli alternatif olabileceğini, bunları iyi değerlendirmemiz gerektiğini düşünüyorum. Bir tanesi finansla ilgili, diğeri de petrolle ilgili. Bunları açmak isterim.

Biliyorsunuz, Dubai gelişen, cazibe merkezi haline gelen bir finans merkeziydi. Ben geldiğimiz noktada İstanbul’un Dubai’ye bir alternatif olma şansının olduğunu düşünüyorum. Ama bunu yapmak için de bir alt yapının hazırlanması gerekir. Ben konuşuyorum birçok büyük şirket ‘Acaba Dubai eskisi kadar hâlâ güvenli olur mu olmaz mı’ diye düşünmeye, alternatifler aramaya başladı. Eğer biz Türkiye’de bazı tedbirleri alırsak önemli bir alternatif olabiliriz. Yani İstanbul’u daha cazip hale getirmek, finans merkezi olarak ön plana çıkarmak için vergi indirimleri, muafiyetler vs düzenlemeler yaparsak başarılı olabiliriz. Özellikle, vergi sistemimiz biraz komplike onu biraz basitleştirebilirsek ki bizim makro ekonomik istikrarımız olduğunu da düşünürsek ben İstanbul’un bir finansal merkez olarak birçok alanda ön plana çıkabileceğini düşünüyorum. Sigortada, altın borsasında, bankacılıkta alternatif olabiliriz.

İkinci fırsat ise petrolde. Bizim Türkiye olarak çevremizde çok komşumuz var. Bunlar arasında ekonomik olarak böyle uykulu bir dev dikkat çekiyor: Irak. Irak’ın Basra Körfezi’nden çıkan petrolü Hürmüz Boğazı’ndan geçiyor. Basra’daki petrol dünyanın en büyük rezervlerinden birine sahip. 90 milyarlık bir rezerv ve şu anda Irak’ın petrol ihracatının yüzde 90’ı Basra’dan geliyor. Hürmüz Boğazı’nda yaşanan bu gelişmelerle birlikte vazo bir kere kırıldı. Kırıldıktan sonra yapıştırmak çok zor. Hürmüz’e karşı insanlar alternatif aramaya başlayacaklar. Ben bir Basra-Ceyhan (BC) boru hattının son derece çekici olabileceğini, hem Irak hem Türkiye hem de bölgesel arz güvenliği açısından ve özellikle Avrupa açısından son derece önemli bir proje olduğunu düşünüyorum. 

Peki Basra-Ceyhan boru hattı konuşuluyor mu, gündeme geldi mi?

Ben bunu yıllar önce zamanın Irak Cumhurbaşkanı Berham Salih ile de konuşmuştum. Maliki ile de konuştum. Tabii o zamanki şartlarda herkes çok iyi fikir diyordu ama bir zorunluluk yoktu. Şu anda savaştan sonra zorunluluk var. Yani Irak için zorunluluk, Türkiye için fırsat var. Avrupa için de büyük bir fırsat tamamıyla arz güvenliği açısından. Bunu bence stratejik bir proje olarak düşünmek lazım. Burada iki tane kritik aşama var. Bir tanesi Türkiye ile Irak’ın politik olarak anlaşması, ki ben bunun yapılabileceğini düşünüyorum. İkincisi de bunun finanse edilmesi. Ben böyle bir projenin Avrupa’dan da destek alabileceğini düşünüyorum. Hatta düşünmenin de ötesi şu anda tam zamanı.

Bu proje enerji güvenliği açısından ciddi bir alternatif olur, değil mi?

Enerji sektöründe herhangi anlaşma yaparken, uzun vadeli doğalgaz alımı olur, nükleer enerji santrali alımı olur, şimdiye kadar iki şeye bakılıyordu. Bunun maliyeti nedir, hangi teknoloji daha iyidir. Şimdi bunların yanına bir şey daha geldi. Enerji Güvenliği Risk Primi. Esasında fiziki olarak var olmayan ama insanlar hesabını yaparken hangisi daha iyi hesabını yaparken bu da artık gündeme gelecek. İnsanlar “Biraz daha fazla para vereyim ama bu ülkeden alayım çünkü bu ülke ile sorun yaşamayız” diye düşünecekler.  Bu yüzden bu proje beni bölgesel ve küresel enerji güvenliği açısından heyecanlandırıyor.  Enerji sisteminin dayanıklılığı ve çeşitliliği açısından da ciddi bir alternatif olacak. Bu yüzden de finansman açısından da şanslı bir proje olacağına düşünüyorum. Umarım tüm paydaşlar bir an önce bu konu üzerine eğilirler.

MAYIS SONU KRİTİK TARİH

Şu anda en büyük sorun ne?

Şu ana kadar en büyük sorunumuz zaten fiyatların artmasıydı. Mayıs ayı sonuna kadar çözüm olmazsa fiyatlar çok daha fazla tırmanabilir demiştim. Ayrıca rafinerilere daha az petrol geldiği için bazı ürünleri de bulamayabiliriz. Mesela uçak yakıtlarını, dizeli. Uçak seferlerinde iptaller görebiliriz. Sadece petrol, doğalgaz da değil gübre, gıda, petro-kimya ürünleri vs de Hürmüz’den geçiyor. Bunlar dünya ekonomisinin can damarları ürünlerde arz zincirlerinde kırılma neden olabilecek.

MÜTTEFİKLER BİLE AYRIŞTI

Peki sizi en çok sizi zorlayan coğrafya, lider var mı?

Vallahi coğrafyaların şu anda hepsi çok zor. Ortadoğu’daki savaş başladıktan sonra müttefikler arasındaki farklılıklar giderek daha derinleşmeye başladı.  Bu tabii gerçekten benim için zor ama daha önemlisi dünya için bence üzücü bir durum.

O bakımdan biz ülkeleri bir araya getirmeye, ortak hedefler bulmaya çalışıyoruz. 11 Mart’ta şimdiye kadarki tarihin en büyük petrol rezervini piyasaya sunduğumuzu dünya basınına açıkladım. Bu Körfez Savaşı’ndakinin iki misli kadardı. Bunun kararını çok kısa zamanda ve oy birliğiyle aldık. Birbirleriyle birçok konuda anlaşamayan ülkeler bile bu kritik kararda birleşti. Bu bizim ajansın başarısına bir örnek. Ama gerçekten, uluslararası alanda ortak ve herkesin anlaştığı kararlar almak, çerçeveler çizmek giderek zorlaşıyor. Onun için, dünyada kredisi olan ve güvenilir liderlere ihtiyaç da artıyor.

ÖNCE ANNEMİ ARADIM

Time dergisinin belirlediği en etkili 100 isim arasına ikinci kez girdiniz. Dünya çapındaki bir liste ve o listeye girmek çok büyük başarı. Duygularınızı anlatırmısınız

Çok muazzam bir duygu tabii ki… İkinci defa girmek ki ilki 2021’de olmuştu. 5 yıl sonra bu beni çok sevindiren bir gelişme oldu. Üstelik bu kez dünya liderleri kategorisine dahil etmişler. Daha önceki listede küresel öncüler kategorisiydi. Tabii bu çok gurur verici bir şey. Haberi alır almaz her zaman olduğu gibi annemi aradım. O da çok çok sevindi, bu sevinci komşularıyla ve akrabalarla paylaştı. Hep dediğim gibi biz ufak yani oldukça mütevazi bütçeli bir kuruluşuz ama dünyada ne olup bittiğini iyi okuduğumuz için ve ne olup biteceğini de iyi öngördüğümüz için çalışmalarımız, söylediklerimiz, konuşmalarımız hep gündem oluyor ve insanlara yol gösteriyor. O bakımdan bu emeklerin bu fedakarlıkların karşılığını bir nebze görmemiz beni gerçekten çok sevindirdi. 

Özellikle bu dönem zor bir görev üstleniyorsunuz. Ülkelerle, liderlerle en çetin konuları müzakere etmek durumunda kalıyorsunuz. Nasıl zor değil mi?

Zor değil, çok zor!  Giderek daha da zorlaşıyor. Çünkü şu anda daha önce müttefik olan ülkelerin bile kendi aralarında ciddi görüş ayrılıkları var. Son birkaç ay içerisinde NATO konseyine katıldım Washington’da Bilderberg toplantısına katıldım, Davos’a katıldım… Bütün bu toplantılardan edindiğim izlenim, müttefik ülkeler arasında dahi giderek derinleşen ciddi farklar olması şeklinde. Sanki Atlantik Okyanusu giderek genişlemeye başladı. Yani ABD ile Avrupa arasındaki mesafe giderek uzuyor. Çünkü bunlar geçmişte çok yakın müttefiklerdi. Bu tabii dünyada işleri zorlaştırıyor. Ama ben enerji mekik diplomasi dediğim şekilde dünyadaki birçok liderle görüşüyorum. Çin ile Amerika’yla, Avrupa’yla, Hindistan’la, Brezilya ile… Şundan insanlar bize güveniyorlar… Bizim bir politik ya da ticari hiçbir kaygımız olmadığını, tamamen dünyayı daha iyi bir yere, daha iyi bir iyi bir enerji piyasasına, ekonomiye götürmek istediğimizi biliyorlar. Bu konuda ciddi bir kredimiz olduğunu düşünüyorum. Birbirleriyle hasım olanlarda bile bize karşı bir güven var ve bu da bir nebze olsun işlerimizi kolaylaştırıyor.

patronlardunyasi.com