AYM Başkanı Kadir Özkaya açıkladı; bireysel başvuruların yüzde 85,7'si karara bağlandı
Anayasa Mahkemesi (AYM) Başkanı Kadir Özkaya, "Bireysel başvurunun etkili bir hak arama yolu olarak varlığını sürdürebilmesi, ihlal kararlarının gereğinin yerine getirilmesine ve benzer ihlallerin ortaya çıkmasını önleyecek tedbirlerin alınmasına bağlıdır." dedi.

Özkaya, Yüksek Mahkemeye bireysel başvuru hakkının tanınmasının 14. yıl dönümü kapsamında AYM Yüce Divan Salonu'nda düzenlenen "Türk Anayasa Mahkemesinin Norm Denetimi Kararlarının Bireysel Başvuruya Etkisi" temalı sempozyumun açılış konuşmasını yaptı.
Anayasa Mahkemesinin temel görevlerinden birinin, Anayasa'nın üstünlüğünü ve bağlayıcılığını güvence altına almak olduğunu vurgulayan Özkaya, "Bu görevin nihai amacı da insan onurunun, temel hak ve özgürlüklerin ve demokratik hukuk devletinin korunmasıdır." görüşünü paylaştı.
Anayasa yargısının, Anayasa'nın üstünlüğünü sağlamasıyla bireyin temel haklarını korumasını aynı anayasal zeminde buluşturan bir güvence mekanizması olarak tanımlayan Özkaya, bireysel başvuru hakkının hukuk sistemine dahil edilmesiyle anayasa yargısının temel hakları koruma işlevinin yeni ve güçlü bir boyut kazandığını dile getirdi.
Özkaya, bireysel başvuru hakkıyla anayasa yargısının doğrudan insan hayatına ve karşılaştığı somut uyuşmazlıklara temas eden bir nitelik kazandığına dikkati çekerek, bireysel başvurunun işlevinin ise yalnızca başvurucunun uğradığı ihlalin tespit edilmesi ve giderilmesiyle sınırlı olmadığını anlattı.
Yüksek Mahkemenin bireysel başvuru kapsamında verdiği kararların yasama, yürütme ve yargı organlarının temel haklara ilişkin yaklaşımına da etki ettiğini belirten Özkaya, "Bireysel başvuruyu yalnızca bireysel nitelikte bir hak arama yolu olarak değil, aynı zamanda hukuk devletinin güçlendirilmesine ve Anayasa'nın toplumsal hayatta etkili hale gelmesine hizmet eden önemli bir anayasal kurum olarak görmek gerekir. Bu açıdan bireysel başvuru ile anayasa yargısı arasında kopmaz bir bağdan söz edilebilir." ifadelerini kullandı.
Özkaya, bireysel başvuru hakkının 23 Eylül 2012'de hukuk sistemindeki yerini aldığını anımsatarak, "Bireysel başvuru Mahkememiz açısından yeni bir görev olmakla birlikte, bu başvurularda yorumlanan Anayasa ile başvurulan anayasal ilke ve kavramlar yeni değildi. Mahkememiz, norm denetimi yoluyla Anayasa'nın üstünlüğü ve bağlayıcılığı, hukuk devleti, eşitlik, kanunilik, belirlilik, hukuki güvenlik ve ölçülülük gibi anayasal ilkelerin anlam ve kapsamını uzun yıllara yayılan içtihadıyla belirginleştirmişti." değerlendirmesinde bulundu.
"BİREYSEL BAŞVURU, OLAĞAN KANUN YOLU DEĞİLDRİ"
AYM Başkanı Özkaya, "Bireysel başvuru, olağan kanun yolu değildir. Anayasa, bireysel başvuruda olağan kanun yollarının tüketilmesini şart koşmuş, ayrıca kanun yolunda gözetilmesi gereken hususların bireysel başvuru kapsamında incelenemeyeceğini açıkça hükme bağlamıştır." açıklamasını yaptı.
Anayasa'nın, AYM ile Yargıtay ve Danıştay'ın görev ve yetkilerini de ayrı ayrı düzenlediğini vurgulayan Özkaya, "Anayasa yüksek mahkemeler arasında hiyerarşik bir ilişki veya üstünlük sıralaması öngörmemiştir. Her yüksek mahkeme, Anayasa ve kanunlarla kendisine verilen görev ve yetkiler çerçevesinde yargısal faaliyetini yerine getirmektedir." dedi.
Özkaya, bireysel başvurunun başarısının yalnızca Anayasa Mahkemesinin verdiği kararlarla ölçülemeyeceğine işaret ederek, "Bireysel başvurunun etkili bir hak arama yolu olarak varlığını sürdürebilmesi, ihlal kararlarının gereğinin yerine getirilmesine ve benzer ihlallerin ortaya çıkmasını önleyecek tedbirlerin alınmasına bağlıdır. Hal böyle olunca, bireysel başvuru mekanizmasının başarısı, bütün kamu makamlarının ve özellikle yargı mercilerinin ortak sorumluluğunu gerektirmektedir." diye konuştu.
BİREYSEL BAŞVURULARIN YÜZDE 85,7'Sİ KARARA BAĞLANDI
AYM Başkanı Özkaya, Yüksek Mahkemeye 14 yılda yapılan bireysel başvuru istatistiklerini açıkladı.
AYM'ye toplam 756 bin 726 bireysel başvuru yapıldığını, bunların 648 bin 410'unun sonuçlandırıldığını bildiren Özkaya, şöyle devam etti:
"Bugüne kadar yapılan başvuruların yaklaşık yüzde 85,7'si karara bağlanmıştır. 2026 yılında da çalışmalarımız aynı kararlılıkla devam etmektedir. Bugün itibarıyla Mahkememize yaklaşık 40 bin 769 bireysel başvuru yapılmış, yaklaşık 30 bin civarında başvuru sonuçlandırılmıştır. Bu rakamlar, bireysel başvurunun geçen 14 yıl içinde hukuk sistemimizde ne ölçüde geniş bir uygulama alanına ulaştığını göstermektedir. Ancak bu tabloyu salt sayısal bir büyüklük veya iş yükü meselesi olarak değerlendirmemek gerekir. Her bir başvuru, Anayasa'da güvence altına alınan bir hakkının kamu gücü tarafından ihlal edildiğini ileri süren bir insanın adalet arayışını ifade etmektedir, bunu unutmamak gerekir."
Özkaya, AYM'nin yapılan başvuruları makul sürede sonuçlandırmaya çalıştığını belirterek, geliştirdiği içtihatlarla da benzer hak ihlallerinin ortaya çıkmasını önlemeye yönelik anayasal standartları belirlemeyi sürdürdüğünü ifade etti.
Bireysel başvuruya yargı mercileri ile diğer kamu kurumlarının gösterdiği hassasiyetin, sistemin etkinliği bakımından son derece kıymetli olduğunu kaydeden Özkaya, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Mahkememiz, verdiği ihlal kararlarının gereğinin yerine getirilip getirilmediğini de yakından takip etmektedir. Mahkememiz istatistiklerine göre 2013 yılından bugüne kadar verilen toplam 86 bin 849 ihlal kararının yüzde 99,9'u uygulanmıştır. Uygulama konusunda yaşanan sorunlar ise çok sınırlı sayıdaki somut olay ve bazı teknik hususlarla sınırlı kalmıştır. Bu yüksek uygulama oranı, bireysel başvurunun 14 yıllık tecrübesi bakımından son derece anlamlıdır. Zira bireysel başvurunun gerçek etkisi, verilen ihlal kararlarının hayata geçirilmesiyle ortaya çıkmaktadır. Bir ihlalin tespit edilmesi kadar, ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması da temel hakların etkili biçimde korunmasının vazgeçilmez bir unsurudur."
BİREYSEL BAŞVURULARIN YAKLAŞIK YÜZDE 34'Ü UYAP ÜZERİNDEN YAPILDI
AYM Başkanı Özkaya, teknolojik gelişmelerin tarih boyunca hukuku etkilediğini, günümüzde de dijitalleşme, büyük veri ve yapay zeka teknolojilerinin yargı sistemine etkilerinin bulunduğunu bildirdi.
Anayasa mahkemelerinin insan onuru, eşitlik, özgürlük, adalet, demokratik toplum, ölçülülük, kamu yararı ve hukuk devleti gibi anayasal ilkeleri yorumladığını dile getiren Özkaya, "Bu kavramların hiçbiri yalnızca verilere dayalı matematiksel bir formülle açıklanamaz. İşte tam bu noktada insan muhakemesi vazgeçilmez hale gelmektedir." görüşünü paylaştı.
Özkaya, AYM'nin de insan unsurunu göz ardı etmeksizin dijitalleşmenin ve yapay zekanın sunduğu imkanlardan etkin biçimde yararlanmak amacıyla uzun süredir kapsamlı çalışmalar yürüttüğünü belirterek, şöyle devam etti:
"Bu kapsamda Mahkememizde dijital dönüşüm, bireysel başvurunun alınmasından dosyaların incelenmesine, hukuki bilgiye ve içtihada erişimden kararların yayımlanmasına kadar uzanan geniş bir alanda ele alınmaktadır. Avukatlarımızın 1 Ekim 2025 tarihinden itibaren bireysel başvuruları UYAP üzerinden yapabilmelerine imkan sağlanmıştır. Uygulamanın kısa sürede önemli ölçüde benimsendiğini memnuniyetle görüyoruz. Mahkememize yapılan bireysel başvuruların yaklaşık yüzde 34'ü UYAP Avukat Portalı üzerinden gerçekleştirilmiştir. Her üç başvurudan birinin elektronik ortamda yapılmış olması, dijital başvuru imkanının uygulamada karşılık bulduğunu göstermesi bakımından dikkat çekicidir. Önümüzdeki dönemde de teknolojinin sunduğu imkanlardan yararlanarak bireysel başvuru sisteminin erişilebilirliğini ve etkinliğini daha da geliştirmeyi hedefliyoruz."
Özkaya, TÜBİTAK ile işbirliğiyle bireysel başvuruların kabul edilebilirlik incelemelerinde kullanılabilecek yapay zeka tabanlı bir karar destek sisteminin geliştirilmesi çalışmalarında da sona yaklaşıldığını bildirdi.
HEDEFİMİZ TEKNOLOJİYİ ADALETİN HİZMETİNE SUNMAK
AYM Başkanı Özkaya, "Yapay zeka, hakimin yerine geçmek için değil, hakime ve yargısal karar alma sürecine destek olmak için kullanılmalıdır." dedi.
Yargılama faaliyetinin yalnızca verilerin işlenmesinden ve geçmiş kararlar arasında benzerlik kurulmasından ibaret olmadığını vurgulayan Özkaya, "Adalet, hukuki bilgi ve muhakemenin yanında insanı, toplumu ve somut olayın kendine özgü şartlarını anlayabilmeyi gerektirir. Bu nedenle Mahkememizin teknolojik dönüşüm anlayışının merkezinde daima insan bulunmaktadır." ifadelerini kullandı.
Özkaya, teknolojiyi insan unsurunu göz ardı eden değil, tersine insanın karar verme kapasitesini destekleyen bir araç olarak değerlendirdiklerine dikkati çekerek, "Yapay zeka sistemlerinin kullanılması halinde şeffaflık, açıklanabilirlik, kişisel verilerin korunması, ayrımcılığın önlenmesi ve insan denetiminin devamlılığı gibi ilkelerden taviz verilmemesi gerekmektedir." diye konuştu.
Yargısal kararın sorumluluğunun nihayetinde insana ait olduğunu, öyle de kalması gerektiğini kaydeden Özkaya, "Mahkememizin bu alandaki yaklaşımı da teknolojinin sunduğu imkanlardan en üst düzeyde yararlanırken yargı bağımsızlığı, tarafsızlığı, adil yargılanma hakkı ve hukuk devleti ilkelerinin gerektirdiği güvenceleri korumaktadır. Başka bir ifadeyle hedefimiz teknolojiyi yargının yerine koymak değil, adaletin hizmetine sunmaktır." değerlendirmesinde bulundu.
HERKESE ADİL DAVRANMAK ZORUNDAYIZ
AYM Başkanı Özkaya, hukukun yolunun insanı hakka ve adalete ulaştırabildiği ölçüde anlamlı olduğunu, Anayasa'nın ve anayasa yargısının gerçek değerinin de insanın hakkını koruyabilmesiyle ortaya çıktığını ifade etti.
"Yüce Allah'ımız bize adaleti emrediyor, insafı emrediyor." ifadesini kullanan Özkaya, Anayasa ve kanunların da hakim ve savcılara adaleti emrettiğini söyledi.
Özkaya, adaletin hak edene hakkını teslim etmek olduğunu, devletin de harcı olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti:
"Tarih boyunca hem vahye dayalı kitap ve öğretilerde hem de aklın ürünü olan hukuk sistemlerinde en yüce ideal hep adalet olmuştur. Adaletin zayıfladığı bir yerde ne devletten ne de toplumsal huzurdan bahsedilebilir. Çünkü, güven, refah ve iç barışın yegane temeli adalettir. Adalet, aynı zamanda toplumun vicdanıdır. O vicdan zedelendiğinde, toplumsal bağlar da çözülür. Bu nedenle hakim ve savcılar olarak hepimiz her daim her konuda herkese adil davranmak zorundayız. İnsanlar arasında hükmederken adaletle hükmetmek zorundayız. Her daim hak üzere olup, hakkı ayakta tutan kimseler olmak zorundayız. Hak ile hüküm vermek zorundayız. Hakkaniyet dahilinde adaletli olmak zorundayız. Adalet timsali olmak zorundayız.
Unutmayalım ki hangi inanç veya milliyetten olursa olsun adalet karşısında tüm insanlar eşittir. Bu nedenle nefsimizin arzusuna uyarak adaletten uzaklaşmamalıyız. Ayrıca şunu da unutmayalım ki Hak da halk da adil olanları sever. Onları korur ve şereflerini yükseltir. Unutmamamız gereken bir başka husus da hakim ve savcıların cübbelerinin düğme ve cebinin olmadığıdır. Hepimiz her daim bunun ne anlama geldiğinin idraki içinde hareket etmek zorundayız."
Kadir Özkaya'nın konuşmasının ardından "Türk Anayasa Mahkemesinin Norm Denetimi Kararlarının Bireysel Başvuruya Etkisi" temalı sempozyuma geçildi.
Öte yandan, programa Yargıtay Başkanı Ömer Kerkez, Danıştay Başsavcısı Cevdet Erkan, Yüksek Seçim Kurulu Başkanı Serdar Mutta, Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) Başkanvekili Fuzuli Aydoğdu, HSK 1. Daire Başkanı Turan Kuloğlu ve hukukçular katıldı.
patronlardunyasi.com















