Dolar
44,4614
0,16%
Euro
51,1648
-0,16%
Sterlin
59,0531
-0,20%
Bitcoin
2.960.062
-3,31%
BİST-100
12.698,19
-0,23%
Gram Altın
6.424,199
2,81%
Gümüş
69,76
2,46%
Faiz
44,4
0,00%

Türkiye'nin 24 yıl önce Dünya üçüncüsü olduğu Dünya Kupası hasretini bitirmesi için önünde tek rakip kaldı: Kosova; o zaman 'Haydi bizim çocuklar'

Türkiye ile Kosova yıllar sonra tekrar karşı karşıya gelecek. Bu kez mücadelenin sonunda ya Türkiye’nin 24 yıllık hasreti sona erecek ya da Kosova tarihinde ilk kez Dünya Kupası’na katılmaya hak kazanacak.

29.03.2026 05:36Güncelleme: 29.03.2026 05:39
Türkiye'nin 24 yıl önce Dünya üçüncüsü olduğu Dünya Kupası hasretini bitirmesi için önünde tek rakip kaldı: Kosova; o zaman 'Haydi bizim çocuklar'
16px
32px

Halil KASAPOĞLU 

2002’nin Haziran ayı… 
İlkokulun son haftalarındayız.
Ülke olarak 1954 yılından beri ilk defa Dünya Kupası’na katılıyoruz.
Okula gelen herkesin aklı sabahın çok erken saatlerinde oynanacak Brezilya maçında. Sınıftan birkaç arkadaş, öğretmenimizden müsaade alarak okulun karşısındaki televizyon tamircisinin vitrinindeki televizyondan maçı izliyoruz. Neredeyse elli yıl sonra katıldığımız turnuvanın ilk maçına etkili başlayıp Hasan Şaş’ın golüyle öne geçiyoruz. İkinci yarının başlarında Brezilya durumu eşitliyor. Maçın bitmesine dakikalar kala hala tartışılan o pozisyon… Brezilya penaltı kazanıyor. O zaman VAR yok tabii. Ceza sahasının dışında gerçekleşen bir faule Güney Koreli hakem penaltı veriyor. Hem gol yiyor hem de on kişi kalıyoruz. 

Maçı Brezilya karşısında mağlup tamamlasak da milli takımımızın oynadığı oyun hepimize ümit veriyor. Ümitlerimiz boşa çıkmıyor ve yarı finale kadar ilerliyoruz. Yarı finalde rakibimiz tekrar Brezilya. Brezilya bizi eliyor ve finalde de Almanya’yı yenip Dünya Kupası’nı beşinci kez müzesine götürüyor. 
Turnuvayı üçüncü olarak tamamlayıp tarihi bir başarı elde ediyoruz. 2002 Dünya Kupası’na adeta damga vuruyoruz. 
Aradan 24 koca yıl geçti…
Hayatta neleri kaybettik, kimleri bulduk…
Onlarca grup maçı, eleme karşılaşması, play-off müsabakası…
Bir türlü tekrar o turnuvada yer alamadık.
Şimdi ise yıllar süren bu hasretin bitmesi için önümüzde artık tek bir maç var.
Rakibimiz Kosova…

KOSOVA'NIN BAŞARI HİKÂYESİ 

Kosova’nın 2008 yılında ilan ettiği bağımsızlık, uluslararası hukuk açısından klasik bir “tanınma siyaseti” vakasına dönüşmüş durumda. Bugün 100’den fazla ülke tarafından tanınmasına rağmen, Rusya ve Çin gibi ülkelerin karşı duruşu nedeniyle Birleşmiş Milletler üyeliği şu an için mümkün gözükmüyor. Avrupa Birliği içinde İspanya, Yunanistan, Romanya ve Slovakya gibi ülkelerin Kosova’nın bağımsızlığını tanımaması, meselenin yalnızca balkan ülkelerine özgü olmadığını, devletlerin kendi iç dinamikleriyle de doğrudan bağlantılı olduğunu gösteriyor. Buna karşılık ABD, İngiltere, Almanya ve Türkiye’nin erken dönemde verdiği destek, Kosova’nın uluslararası meşruiyetini güçlendiriyor.
Kosova milli futbol takımı, geçtiğimiz hafta Kosova’nın bağımsızlığını hala tanımamış olan Slovakya’nın milli futbol takımını eleyerek Dünya Kupası’nda play-off finaline kaldı ve Türkiye’nin rakibi oldu. Bu bile başlı başına bir hikaye…
FIFA, 2014 yılında Kosova’nın bayrak ve milli marş olmaksızın hazırlık maçı oynamasına izin vermişti. Ancak UEFA ve FIFA’ya üye olarak uluslararası sistemin içine dahil olması 2016 yılını buldu. Nihayet nüfusunun yaklaşık %60’ı 30 yaşın altında olan Kosova, yıllarca dışarıdan izlediği futbol dünyasının aktif bir parçasına dönüştü. Kosova için futbol, aidiyet duygusunun ve geleceğe tutunmanın en güçlü araçlarından biri konumunda.

TÜRKİYE'YLE 'SOMA ACISI'NDA ORTAKLIK

Kosova’nın futbol hikayesinde Türkiye’nin özel bir yeri var. Nitekim Kosova, FIFA tarafından tanındıktan sonra ikinci maçını 21 Mayıs 2014’te Türkiye’ye karşı oynadı. Bu karşılaşma, Manisa’nın Soma ilçesinde yaşanan maden faciasının hemen sonrasına denk gelmişti. Milli takımımız siyah formayla mücadele etmişti. Maç öncesinde Kosova tribünlerinde “Acınız Acımızdır”, “Türkiye’nin Acısı, Kosova’nın Acısıdır” ve “Dualarımız Sizinle” yazılı pankartlar açılırken, Kosovalı futbolcular da üzerinde Arnavutça ve Türkçe “Başın Sağolsun Türkiye” ifadelerinin yer aldığı pankartla sahaya çıkmıştı. Bu karşılaşma, iki ülke arasındaki ilişkinin ortak acılar ve güçlü bir insani dayanışma üzerinden şekillendiğini hatırlatan çarpıcı bir maç olarak hafızalara kazınmıştı.

İki ülke yıllar sonra tekrar karşı karşıya gelecek. Bu kez mücadelenin sonunda ya Türkiye’nin 24 yıllık hasreti sona erecek ya da Kosova tarihinde ilk kez Dünya Kupası’na katılmaya hak kazanacak.
Salı akşamı ülkemiz futbolu için şüphesiz ki tarihi bir gece olacak.
Aradan geçen onca yıl, kaçan fırsatlar, değişen jenerasyonlar… 
Değişmeyen tek şey, o sahneye yeniden çıkmak için duyduğumuz heyecan.
Kosova kendi tarihinin eşiğinde.
Ama bizim için bu maç, geçmişle gelecek arasında bir kırılma anı.

Ya yıllardır süren bekleyiş bitecek…
Ya da bir süre daha “nerede hata yapıyoruz?” sorusuyla yaşamaya devam edeceğiz.
Bu Dünya Kupası’nı da evden izlemek istemiyoruz.
Haydi Bizim Çocuklar!

patronlardunyasi.com