Dolar
44,4614
0,16%
Euro
51,1648
-0,16%
Sterlin
59,0531
-0,20%
Bitcoin
2.967.847
-3,07%
BİST-100
12.698,19
-0,23%
Gram Altın
6.424,199
2,81%
Gümüş
69,76
2,46%
Faiz
44,4
0,00%

Özlem Koldaş eski eşi şimdilerde arkadaşı olan Soner Olgun ile yaşadıklarını anlattı

Eski eşi Soner Olgun’un hastalık sürecindeki zorlu mücadeleden Kaz Dağları’nda dökülen gözyaşlarına kadar hayatının en kırılgan anlarını paylaşan Özlem Koldaş, yeni şarkısı ‘Nereye Böyle?’ ile geri döndü. 19 yıllık evliliğin ardından aşka kapılarını kapatmayan ünlü şarkıcı, "Yeniden evlenmek ve anne olmak gözümü korkutmuyor" diyerek gelecek planlarını ilk kez açıkladı.

29.03.2026 07:04Güncelleme: 29.03.2026 08:05
Özlem Koldaş eski eşi şimdilerde arkadaşı olan Soner Olgun ile yaşadıklarını anlattı
16px
32px

Müzik dünyasının sevilen isimlerinden Özlem Koldaş, hem kariyerindeki yeni dönemi hem de özel hayatındaki köklü değişimleri tüm içtenliğiyle anlatırken; hastalık, ayrılık ve aşk acısıyla harmanlanan hayat hikayesiyle dikkat çekti. ‘Nereye Böyle?’ şarkısını sevenleriyle buluşturan şarkıcı Özlem Koldaş ile buluştuk. Eski eşi ve bugün en yakın dostu olan Soner Olgun’un hastalık sürecinde yaşanan doktor ihmali iddialarından, yüzüne karşı söylenen “Üç ay ömrün var” sözlerine; aşk acısından yeni hayatına kadar her şeyi Posta'dan Alev Gürsoy Cimin'e anlattı. İşte o röportaj:

Yeni şarkın ‘Nereye Böyle?’ çıktı. Kime bu sitem, ne anlatıyor bu şarkı?

Şarkının sözleri tabii ki Soner Olgun’a ait. Yaklaşık üç sene önce yapmıştı bu şarkıyı benim için. Ama araya o kadar çok şey girdi ki şarkı bir türlü çıkamadı. Soner Bey’in hastalık süreci de hevesimi kırdı. Kızım Amerika’da öğrenim görecekti, vizesi çıkmadı. Sonra gerçi İngiltere oldu ve benim için daha da hayırlı oldu. Çünkü yakın ve ne zaman istesem kızımı gidip rahatça görebiliyorum. Anlayacağın, gelişmeler yüzünden kendime sırayı ancak getirebildim.

Sen de hep kendini ihmal eden o fedakâr kadınlardan mısın?

Ben aslında kendimi ihmal etmeyi sevmem. Ben iyi olmazsam, kendime iyi bakmazsam sevdiklerime zaten faydalı olamam. Ama araya hastalık gibi, eğitim gibi önemli olaylar girince biraz ödün vermek durumunda kaldım. Şimdi her şey yolunda. Sahnelerimiz de iyi gidiyor.

Soner Bey bu ağır rahatsızlık sürecinde zorlanmıyor mu?

Onu sahneler ve müzik besliyor. Şifa gibi geliyor, moral oluyor. Şu anda stabiliz. Yani hastalık ne ilerliyor ne geriliyor. Bu bile bizim için güzel bir haber. Evinde dinleniyor ama sahne gelince canavar gibi maşallah.

Tedavi süreci yıpratıcı mı peki?

Hem de çok! Bizim hastalığımızın ilerlemesinde doktor ihmali çok fazla. İlk hastanemizden nefret ettim. Bir doktor vardı, bizi çok üzdü. Hastalığımız onun yüzünden ilerledi. Soner, doktor kapısını kolay kolay çalan biri değildi… Ben zorla götürürdüm. Gidiyoruz, tahliller tertemiz çıkıyor. Ama ben bir şeylerin yolunda gitmediğini hissediyordum. Üç ay sonra halsizliği, yorgunluğu başladı. Göz doktoruna diye kandırıp nöroloğa çıkardım. Beyin MR’ı çekildi, her şey yine temiz… Bu kez endokrinolojiye gittik. Her şey orada ortaya çıktı. Üç ay önce normal olan değerler bir anda fırlamıştı. Pankreas kanseri teşhisi kondu.

İlk doktorun temel ihmali neymiş?

50 yaş üstünde aniden ortaya çıkan diyabet, pankreas kanserinin en bilinen belirtisiymiş. O ilk gittiğimiz doktor, basit bir testi isteseydi, böyle bir zaman kaybı olmayacaktı.

Şimdi her şey yolunda mı?

Çok şükür… Hastane değiştirdik ve harika bir doktorumuz var. İlk kez güvende hissettik. Ama öncesi çok yıkıcıydı. Bu kadar yıprandığım bir süreç hatırlamıyorum. Bizi gerçekten mahvettiler.

Psikolojik olarak da çok yıpranmışsınız…

Tedavi sürecinde bir doktora gittik… Hâlâ sesi kulağımda. Hiç düşünmeden, gözümüzün içine baka baka şunu söyledi: “Kemoterapi alsanız bile en fazla üç ay yaşarsınız.” Bu nasıl bir cümle? İnsan, Yeşilçam filmlerinde bile böyle bir şeyi bu kadar pervasız söyleyemez.

SONER BENİM ÖMÜRLÜK DOSTUM 

8 yıl önce evliliğinizi bitirdiniz ama aranızdaki sevgi ve saygı hâlâ çok güçlü… Bunu nasıl başarıyorsunuz?

Çünkü o benim ömürlük dostum. Kızımın babası. Çok şükür biz düşman olmadık. Birbirimize asla saygısızlık yapmadık, kötü söz söylemedik. O süreç bana bir şey daha öğretti. Meğer ben şarkı yazabiliyormuşum. Şu an yeni çıkan şarkımın ardından hazırda 7 şarkım daha var. Hepsinin söz ve müziği bana ait…

AŞK ACISINDAN BAĞIRA BAĞIRA AĞLIYORDUM 

Şarkı yazabildiğini nasıl fark ettin?

Ben o süreçte büyük bir aşk acısı yaşadım. Yerimde duramıyordum. Bir gün dünya haritasını açtım… “Ben kaçmalıyım” dedim. Ve bir şey beni Kaz Dağları’na, Adatepe’ye çekti.

İyi gelmiş sana orası sanırım?

Gittim, bir otele yerleştim. Gündüzleri sessizlik ama geceleri… Dağın ortasına tek başıma yürüyordum. Korku yok, endişe yok, sadece acı var. Sabaha kadar bağıra bağıra ağlıyordum. Ayaklarımı yere vura vura… İşte o gecelerde hayatımda ilk kez şarkılar yazdım.

Bu kadar büyük acı neden yaşandı?

Çünkü bazen çok seversin ama yine de anlaşamazsın. Bizim hikâyemiz tam olarak buydu. Bir ayrıldık, bir barıştık… Aramızda çok büyük bir aşk vardı hâlâ da var. Ama o aşkın içine zamanla toksiklik karıştı. Belki de ben o duygunun yoğunluğunu seviyorum…

İLİŞKİ KRİTERİM YÜKSEK ZOR AŞIK OLURUM 

Özlem, erkek arkadaşın Radni, eski eşin Soner Bey’in çalışma arkadaşı mıydı?

Hayır ortak bir iş birliği yapıyorduk. Onunla tanıştığımızda boşanalı 8 yıl olmuştu zaten. Bu konuda da çok yalan yanlış iftiralar atıldı. Kendisi zaten şu an bizimle çalışmıyor.

Boşandıktan sonra 6-7 yıl boyunca hayatına kimseyi almaman da ilginç…

Karşıma beni gerçekten heyecanlandıracak biri çıkmadı. Ben kolay kolay birinden hoşlanan biri değilim… Kriterlerim yüksek. Hemen birine âşık olamam.

Neler o kriterlerin?

Benim için en önemli şey dürüstlük ve iyi niyet. Tabii ki yakışıklı olsun, yetenekli olsun. Ama mesela para asla bir kriter değil. Birlikte kazanır, birlikte harcarız… Ben daha çok küçük şeylere, inceliğe bakarım…

Ne iş yapıyordu sevgilin?

Sahne yönetmeni. Aslında yazılımcı. Ama sevmiyor o işi yapmayı. O yüzden bu işlere yönelmiş. k Bir gün yeniden evlenmeyi düşünüyor musun? Evet düşünürüm. Ve bir gün sana ‘evleniyorum’ diyebilirim. Öyle bir hayalimiz var. Ama zamanını belirlemedik.

19 yıllık evlilikten sonra tekrar evlilik gözünü korkutmuyor mu?

Korkmadım çünkü ayrılıp da kötü bir şey yaşamadım. Doğru bir adamla evlenmişim. O yüzden beni evlilikten korkutan hiçbir şey yok. Hatta çocuk bile düşünebiliriz. Çünkü onun çocuğu yok ve çocukları seviyor. 45 yaşına geldim, bilmem olur mu?

AŞIK OLUNCA GÖZÜM KARARIYOR 

Tam bir “aşk kadını”sın galiba?

Kesinlikle… Ben aşkı çok derin yaşıyorum. Çok coşkulu… Bazen de hırçın. Gözüm kararıyor. Gerçekten deli gibi olabiliyorum. Hatta psikiyatristim bana şunu söyledi: “Sen şimdi ergenliğini yaşıyorsun Özlem. Zamanında yaşayamadığın duyguları şimdi yaşıyorsun.” Belki de bu yüzden kontrolsüz yaşadım her şeyi.

Niye bu kadar kendinize acı çektiriyorsunuz o aşkı yaşamak varken?

Sonunda öğreniyoruz. Galiba başarıyoruz.

patronlardunyasi.com