Türkiye, Osmanlı'nın borçlarını bundan tam 93 yıl önce 22 Nisan 1933'te imzalanan bir anlaşmayla tasfiye etmenin ilk adımını atmıştı
Borçların son taksitinin ödenmesi 1954'ü bulmuştu. Bu Kırım Savaşı nedeniyle 1854'te alınan ilk dış borçtan tam 100 yıl sonrasıydı. Genç Türkiye Cumhuriyeti, tahminlerin 30 yıl öncesinde Osmanlı'dan kalan borçların tümünü temizlemeyi başarmıştı.

Burak ARTUNER
Tarih, insana zamanı sorgulatır...
Zaman ise tarihi...
Günümüz bir şeyler anlatır, tarih de bir şeyler...
Günler bir şeyler hatırlatır, hatırlananlar da günleri...
Her neyse bunlar ayrı mevzu...
Belki bir 'roman' mevzusu...
Bugünün konusu bir tarihi günün ve sonrasının hikâyesi: 22 Nisan 1933...
23 Nisan 1920 kadar önemli bir gün aslında...
23 Nisan'da yani yarın neyi kutlayacağız?
Hakimiyetin kayıtsız şartsız milletin olduğu gerçeğini...
Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin açılış gününü...
Ama ekonomik bağımsızlık da hakimiyetin kimde olduğunu gösteren en önemli etkenlerden biri değil midir?

'ÇOCUK CUMHURİYET'İN EKONOMİK BAĞIMSIZLIK ISRARI
Türkiye'nin 'ekonomik bağımsızlık ütopyası'nın da da miladı vardır...
Bence bu gün;
Borçsuz bir Türkiye'nin ya da hayalinin miladı, 22 Nisan 1933’tür...
Yani bundan tam 93 yıl öncesi bugün...
Yer: Paris...
10 yaşındaki 'çocuk' Türkiye Cumhuriyeti'nin temsilcileri...
Lozan'da, anlaşması yapılan ancak ekonomik sıkıntılar nedeniyle ödenmesinde sıkıntı yaşanan Osmanlı borçlarını, aynı Lozan'daki bir 'inat'la bitirmenin peşindedir Türkiye...
Resmi belgelerde "Türkiye Cumhuriyeti Hükümet Temsilcileri" imzası vardır bu anlaşmanın altında...
İRADE KİMİNDİ, SORUMLUSU KİMDİ?
Peki aslında anlaşmanın mimarları kimlerdir?
Borçsuz Türkiye hayalini kuran irade, Cumhur Reisi Mustafa Kemal Atatürk'e aittir.
Müzakerelerin siyasi sorumlusu elbette Hükümet Reisi İsmet İnönü'dür.
Diplomatik sürecin yürütücüsü Tevfik Rüştü Aras'tır.
Borç görüşmelerinin teknik ve mali müzakerecisi, sonra adı Fenerbahçe Stadyumu'na da adını verecek olan Şükrü Saraçoğlu'dur.
O masada hesap defterleri vardı, tahviller vardı, faiz oranları vardı.
Ama aslında masaya konulan şey, bir milletin geçmişiyle yaptığı yüzleşmeydi.
İmzalanan anlaşmayla, Osmanlı’dan kalan borçların tek bir borç altında toplanmasını ve ödeme koşullarının hafifletilmesini sağlamıştır.
Borç miktarı düşürülmüş, ödeme süresi uzatılmış ve yıllık taksitler önemli ölçüde azaltılmıştır.
GENÇ CUMHURİYET'İN 100 YIL MESAJIYDI
Borçların son taksidi 1954'te ödenmişti.
Aslında tahminler borcun 1984'te biteceği üzerineydi...
Mali disiplinle borç, tahminlerden 30 yıl önce 1954'te bitirildi.
Türkiye Cumhuriyeti'nin bir özelliği, kimse çok fark etmese de simgesel tarihlere ve değerlere önem vermesidir...
Osmanlı Devleti ilk borcunu 1854'te Kırım Savaşı nedeniyle almıştı...
Türkiye Cumhuriyeti, tam 100 yıl sonra o borçla başlayan, bütün Osmanlı borçlarını ödedi, tarihi sahiplendiğini gösterirken, o tarihe atılan prangaları da kırabildiğini tüm dünyaya ispatladı...

BİR ÜTOPYANIN İLK CEVABI
Sonra yine sıkıntılar yine borçlanmalar...
Borçlar bitti, tekrar borçlandık, borçlar bitti, tekrar borçlandık...
Bu bir döngü herhalde, - ekonomik anlamda - bir kaçış yok sanırım.
Cumhuriyet'in ilk kadrolarının "Borçsuz, tam bağımsız devlet" ütopyasını başaramadık herhalde...
Borçsuz bir Türkiye, yalnız ekonomik bir hedef miydi, yoksa bir egemenlik meselesi miydi?
Belki de 22 Nisan 1933’te Paris’te atılan imza, bu soruya verilmiş ilk cevaptı.
patronlardunyasi.com















