İki olay tek soruda birleşti, Tuncay Sonel ve Eylem Tok üzerinden ebeveynlik mi adalet mi?
Vali Tuncay Sonel ile yazar Eylem Tok’u ortak noktada buluşturan şey, her ikisinin de evlatlarının sebebi oldukları olayların sorumluluğuna katlanmalarını reddetmeleri ve adaletten kaçırmak istemeleridir. Her ikisi de bu amaçla hem kendilerini hem evlatlarını hem de birçok insanın başını yaktı.

Feramuz ERDİN
Üniversite öğrencisi Gülistan Doku’nun 2020 yılının ilk günlerinde ortadan kaybolması olayıyla ilgili olarak yıllar sonra başlatılan adli soruşturma sonrasında, oğlunun failler arasında olması nedeniyle, olayın aydınlatılmasını kasıtlı olarak yanlış yönlendirdiği iddiasıyla dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel suç ortaklarıyla birlikte tutuklandı.
VALİNİN TUTUKLANMASI GELECEĞE DAİR İŞARET
Resmi kayıtlara göre kayıp olarak aranan Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku’nun dosyasını derinlemesine incelemeye alan Tunceli Başsavcılığı’nın ortaya çıkarmış olduğu olaylar silsilesi ve destekleyici deliller, bürokrasi içinde bir grubun bir cinayet suçunu örtbas etmek üzere birlikte çalıştığını göstermiştir. Kamuoyunu haklı olarak dehşete düşüren bu olayda, bizzat güvenlik ve esenlikten sorumlu kamu görevlilerinin, görevleri olduğu halde, bir suçu aydınlatmak veya ihbar etmek yerine, bir de il valisinin liderliğinde nasıl örtbas etmeye çalıştıkları ortaya çıkarılmıştır. Yapılan titiz çalışmalar sonucunda dönemin valisi Tuncay Sonel’in liderliğini yaptığı bir kamu görevlileri grubunun cinayet delillerini kararttığı, soruşturmayı bilinçli olarak yanlış yönlendirdiği ve hatta Vali Sonel’in oğlu Mustafa Türkay tarafından öldürüldüğü iddia edilen Gülistan Doku’nun cesedini yok etmek üzere ortak faaliyette bulundukları anlaşılmıştır. Bugüne kadarki veriler ışığında, soruşturmanın daha da derinleştirilmesi ve olayda katkısı bulunan diğer kamu görevlileri hakkında da işlem yapılması beklenmelidir. Vali Sonel’in ‘Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme (TCK 281/1), Sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme (TCK 244/2), Özel hayatın gizliğini ihlal (TCK 134/1), Kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirme (TCK 136) ve resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek (TCK 205)’ suçlarından tutuklandığı öğrenildi.
VALİ NEDEN İŞİN BU KADAR İÇİNE GİRDİ?
Valilik makamına layık görülmüş birisinin nasıl davranması gerektiği; hangi yönetim, protokol ve etik kurallarından sorumlu olduğu çok net çizgiler ile belirlenmiştir. Valiler görev yaptıkları ilde bizzat devleti temsil eder. O halde Vali Tuncel’e tüm bu yasal sorumluluklarını unutturarak, suç olarak tanımlanan tüm bu olayların tam merkezine çeken motivasyon nedir? Bir cinayet olayının araştırılmasındaki seyri engellemek, delilleri karartmak, emrinde çalışanları bu suça ortak olmaya ikna etmek bir valinin değil, ancak bir babanın davranışı olabilir? Onu mesleğinde ve gelecek hedeflerinde zor duruma düşürebilecek bir takım olumsuz olaylara karışan oğlunun yaptıklarını örtbas ederek, ailesinin adını temiz tutmayı mı istedi? Birçok kamu görevlisinin rol aldığı tüm bu senaryonun gizlemeye çalıştığı şey ise gencecik bir kızın göz göre göre hayattan koparılması idi! Vali ve suç ortağı olduğu iddia edilen kamu görevlileri bu acı gerçeği nasıl hiç akıllarına getirmemişti?
YARALILARI OLAY YERİNDE BIRAKIP OĞLUNU KAÇIRAN O ANNE
Benzer şekilde yazar Eylem Tok da 1 Mart 2024'te İstanbul'da 17 yaşındaki oğlu Timur Cihantimur'un karıştığı ve Oğuz Murat Aci'nin ölümüyle sonuçlanan trafik kazasının ardından geldiği olay yerinde, kimseyi aramasınlar diye yaralıların cep telefonlarını da yanına alarak oğlunu olay yerinden kaçıran ve sonrasında da yakalanmasını engellemek amacıyla yurtdışına çıkaran kişidir. O da olay yerinde yaralılara yardım etmek gibi bir insani sorumluluğu göz ardı ederek, oğlunu da yanına alıp olay yerinden ve hatta ülkeden kaçmayı düşünmüştür. Tabii ki onun da planları tutmamış ve oğlu ile birlikte haklarında çıkarılan Kırmızı Bülten uyarınca Türkiye’ye iade edilmek üzere ABD’de tutuklanmışlardır.
AİLE BAĞLARI VİCDANI YOK MU EDİYOR?
Vali Sonel ve Eylem Timur’un, her ikisi de birer insanı hayattan koparan olaylara karışan oğullarını adalete hesap vermekten kaçırmak için akla gelmedik yollar denemeleri sonuçta bir işe yaramadığı gibi hem çocuklarına hem kendilerine hem de suç ortaklarına daha fazla zarar vermiştir. Topluma örnek olması gereken kişilerin öz evlatlarını yaptıkları eylemin sorumluluğundan, bedel ödemekten ve adalet karşısında hesap vermekten kaçırmak istemeleri, aslında bugün gençler arasında yaşanan şiddetin kaynaklarından birisini de açıklamaktadır: Kayırılma sonucu gelen duygusuzluk ve şımarıklık. Burada asıl soru, aile bağı bulunmayan suç ortaklarının bu olaylara hangi motivasyon ile dahil olduğudur? Ahlak ve vicdanları susturan o motivasyon nedir?
patronlardunyasi.com















