Dolar
48,6043
0,12%
Euro
56,4652
0,11%
Sterlin
65,6981
0,01%
Bitcoin
3.739.885
-0,18%
BİST-100
14.393,85
-0,77%
Gram Altın
6.764,436
0,39%
Gümüş
63,6
0,00%
Faiz
39,76
0,00%

Nüfusu 3 bin 500, ziyaretçisi 2 milyondan fazla, Saint-Paul de Vence’ın sanatla örülü hikâyesi

Akdeniz’e yalnızca yedi kilometre uzaklıkta, Fransız Rivierası’nın tepelerinde yükselen Saint-Paul de Vence, bin yıllık tarihi kadar sanatla kurduğu ilişkiyle de ünlü. Picasso, Matisse, Miró ve Braque’ın yollarının geçtiği, Marc Chagall’ın son 19 yılını geçirdiği bu küçücük yerleşim her yıl iki milyondan fazla ziyaretçiyi kendine çekiyor.

11.09.2026 04:24Güncelleme: 11.09.2026 04:28
Nüfusu 3 bin 500, ziyaretçisi 2 milyondan fazla, Saint-Paul de Vence’ın sanatla örülü hikâyesi
16px
32px

Nüfusu yaklaşık 3 bin 500. Nice’e 20, Antibes’e 17, Cannes’a 27 kilometre uzaklıkta. Buna karşılık her yıl iki milyondan fazla insan Saint-Pa­ul de Vence’ı görmek için buraya geliyor. Uzaktan bakınca surlarla çevrili güzel bir Orta Çağ yerleşi­mi. Saint-Paul de Vence’da sanat görmek için müze aramanıza pek gerek kalmıyor.

Saint-Paul de Vence’ın bugün­kü yerleşimi, 11. yüzyılın başla­rında bugün mezarlığın bulun­duğu Plateau du Puy çevresinde şekillenmeye başladı. 1388’de Ni­ce ve çevresinin Savoy yönetimi­ne geçmesiyle köy, Fransa Krallı­ğı sınırında önemli bir savunma noktası haline geldi. Bu yeni ko­numu nedeniyle surları ve savun­ma yapıları zaman içinde güçlen­dirildi.

Köyün savunma yapıları farklı dönemlerin izlerini taşıyor. Ven­ce Kapısı (Porte de Vence) ve Es­peron Kulesi (Tour de l’Esperon), 14. yüzyıldan günümüze ulaşan en eski bölümler arasında. Sa­int-Paul de Vence’ı bugün nere­deyse tamamen çevreleyen surlar ise 16. yüzyılda, Kral I. François döneminde inşa edildi. Artık sa­vunma amacı taşımayan bu sur­ların üzerinde yürüyebilir, bir ta­rafta Provence tepelerini, diğer tarafta Akdeniz’e kadar uzanan manzarayı seyredebilirsiniz.

Saint-Paul de Vence küçük ama kaybolmak pek mümkün değil. Ana kapıdan girip Rue Grande bo­yunca yürüdüğünüzde köyün di­ğer ucundaki mezarlığa ulaşıyor­sunuz. Burada acele etmek pek işe yaramıyor. Asıl keyif taş döşeli ara sokaklara, merdivenli geçitlere ve küçük meydanlara sapmakta.

Dünya gazetesinin haberine göre, Saint-Paul de Vence’ın sanatla ilişkisi 1920’lerde başka bir boyu­ta geçti. Paul Signac, Raoul Dufy ve Chaïm Soutine, Güney Fransa’nın renkleri ve ışığının peşinden bura­ya gelen ilk sanatçılar arasındaydı.

Onları başkaları izledi. Matis­se ve Picasso yakın çevreden Sa­int-Paul’e geliyor, Braque burada zaman geçiriyor, Miró da köyün sa­nat çevresiyle yakın ilişki kuruyor­du. 1950’ler ve 60’lara gelindiğinde ressamlara sinemacılar, oyuncu­lar ve yazarlar da katıldı. Saint-Pa­ul de Vence artık küçük bir proven­ce yerleşiminden çok, sanat dün­yasının buluşma noktalarından biriydi.

Marc Chagall’ın ilişkisi ise hep­sinden farklıydı. Chagall 1966’da Saint-Paul de Vence’a yerleşti ve 1985’teki ölümüne kadar, 19 yıl bu­rada yaşadı.

Bugün bu geçmiş yalnızca ki­taplarda değil. Rue Grande bo­yunca ilerlerken galeriler ve sanat mekânları peş peşe karşınıza çıkı­yor. Bazen bir sokağı bitirmeden üç galeri gezmiş olabiliyorsunuz. Fiyatlara gelince… Paris’le yarıştı­ğını söylemek yeterli.

DUVARLARINDA SANAT TARİHİ VAR: LA COLOMBE D’OR

Köyün girişindeki La Colom­be d’Or, Saint-Paul de Vence’ın sanat hikâyesinin belki de en gü­zel özeti.

Paul Roux, 1920’lerin başında burada Robinson adında bir ka­fe-restoran açtı. Mekân 1932’de dört odalı küçük bir hana dönüş­türüldü ve La Colombe d’Or adını aldı. Tam da o yıllarda Saint-Pa­ul’e gelen ressamlarla Roux ailesi arasında yakın dostluklar kurul­maya başladı.

Matisse, Léger, Picasso, Calder, Braque ve Chagall zamanla mekâ­nın müdavimleri arasına girdi. Sa­natçıların bıraktığı eserler yemek salonunu ve bahçeyi doldurdukça La Colombe d’Or da bir anlamda otel-müzeye dönüştü.

Burası yalnızca ressamların de­ğil, sinema dünyasının da adresiy­di. Simone Signoret ile Yves Mon­tand Ağustos 1949’da La Colom­be d’Or’da tanıştı. Çift 22 Aralık 1951’de Saint-Paul de Vence’da ev­lendi. Bugün burada yemek yemek hâlâ biraz restoranda, biraz özel bir sanat koleksiyonunun ortasın­da oturmak gibi. Duvardaki eserin masadaki hesaptan çok daha fazla sıfırı olabileceğini bilmek de işin eğlenceli tarafı.

SANATIN BAHÇESİ: FONDATION MAEGHT

Köyün hemen dışında bulunan Fondation Maeght, Saint-Paul de Vence’a gelmek için tek başına ye­terli bir neden. Aimé ve Margueri­te Maeght’ın 11 yaşındaki oğulları Bernard’ı 1953’te lösemiden kay­betmeleri, vakfın hikâyesindeki dönüm noktası oldu. Çiftin yakın dostu Georges Braque, onları mo­dern sanata adanmış yeni bir yer kurmaya teşvik etti. Joan Miró ise onları Katalan mimar Josep Lluís Sert ile tanıştırdı.

Ortaya klasik anlamda bir mü­zeden oldukça farklı bir yapı çık­tı. Sanatçılar daha proje aşama­sında mimariye dahil oldu: Gia­cometti’nin heykelleri bir avluya, Miró’nun eserleri bir labirente dö­nüştü; Chagall ve Tal Coat duvar mozaikleri yaptı, Braque ise havuz ve vitray tasarladı.

Fondation Maeght 1964’te dö­nemin Kültür Bakanı André Mal­raux tarafından açıldı. Bugün 13 binden fazla eserden oluşan kolek­siyonuyla Avrupa’nın önemli mo­dern sanat koleksiyonlarından bi­rine ev sahipliği yapıyor.

KİLİSEDEN FOLON’A

Köy merkezindeki Collégiale de la Conversion-de-Saint-Paul, Sa­int-Paul de Vence’ın uzun tarihi­nin izlerini taşıyor. Yapının inşa­sı ve genişletilmesi 14. yüzyıldan 18. yüzyıla kadar sürdüğü için fark­lı dönemlerin mimari özellikleri bir arada görülüyor. Kilisenin 17. yüzyılda yapılan Saint-Clément Şapeli, Barok süslemeleriyle öne çıkıyor. İskenderiyeli Azize Kate­rina’ya adanan altarın tablosu ise İspanyol ressam Claudio Coello’ya atfediliyor.

Birkaç sokak ötede bambaşka bir sanat dünyası var. 17. yüzyıl­dan kalma Chapelle des Pénitents Blancs, bugün daha çok Folon Şa­peli olarak biliniyor. Belçikalı sa­natçı Jean-Michel Folon, vitray­lardan mozaiklere, heykellerden resimlere kadar şapelin içini ken­di dünyasıyla yeniden yorumla­dı. Folon 2005’te hayatını kaybet­ti; proje onun son çalışmalarından biri olarak tamamlandı ve şapel 2008’de açıldı.

Rue Grande boyunca yürüme­ye devam ettiğinizde köyün diğer ucundaki mezarlığa ulaşıyorsu­nuz. Marc Chagall burada yatıyor. Sanatçı 1966’da eşi Vava ile Sa­int-Paul de Vence’a taşındı. Köyün dışında yaptırdıkları La Colline adlı evde yaşamaya ve çalışmaya devam etti. Chagall 1985’te hayatı­nı kaybetti ve Saint-Paul de Vence mezarlığına defnedildi. Mezarı kö­yün en sakin ve en dokunaklı nok­talarından biri.

BİR DE ÇEVRESİ VAR

Saint-Paul de Vence’dan ayrıl­dıktan sonra sanat gezisine devam etmek isteyenlerin seçenekleri bitmiyor. Yakındaki Cagnes-sur- Mer’de Pierre-Auguste Renoir’ın yaşamının son yıllarını geçirdiği ev bugün Renoir Müzesi.

Vence’da ise Henri Matisse’in tasarladığı ünlü Chapelle du Ro­saire bulunuyor. Matisse yalnızca vitrayları değil, mimariden sera­miklere ve dini objelere kadar şa­pelin neredeyse bütün ayrıntıla­rıyla ilgilendi.

Doğaya çıkmak isteyenler için Saint-Jeannet ve çevresindeki yürüyüş yolları da Saint-Paul de Vence’a yakın seçeneklerden.

patronlardunyasi.com

benzer haberler
Ayasofya restorasyonunda yeni aşamaya geçiliyor
Ayasofya restorasyonunda yeni aşamaya geçiliyor