Kültür-Sanat


Nüfusu yaklaşık 3 bin 500. Nice’e 20, Antibes’e 17, Cannes’a 27 kilometre uzaklıkta. Buna karşılık her yıl iki milyondan fazla insan Saint-Pa­ul de Vence’ı görmek için buraya geliyor. Uzaktan bakınca surlarla çevrili güzel bir Orta Çağ yerleşi­mi. Saint-Paul de Vence’da sanat görmek için müze aramanıza pek gerek kalmıyor.

Saint-Paul de Vence’ın bugün­kü yerleşimi, 11. yüzyılın başla­rında bugün mezarlığın bulun­duğu Plateau du Puy çevresinde şekillenmeye başladı. 1388’de Ni­ce ve çevresinin Savoy yönetimi­ne geçmesiyle köy, Fransa Krallı­ğı sınırında önemli bir savunma noktası haline geldi. Bu yeni ko­numu nedeniyle surları ve savun­ma yapıları zaman içinde güçlen­dirildi.

Köyün savunma yapıları farklı dönemlerin izlerini taşıyor. Ven­ce Kapısı (Porte de Vence) ve Es­peron Kulesi (Tour de l’Esperon), 14. yüzyıldan günümüze ulaşan en eski bölümler arasında. Sa­int-Paul de Vence’ı bugün nere­deyse tamamen çevreleyen surlar ise 16. yüzyılda, Kral I. François döneminde inşa edildi. Artık sa­vunma amacı taşımayan bu sur­ların üzerinde yürüyebilir, bir ta­rafta Provence tepelerini, diğer tarafta Akdeniz’e kadar uzanan manzarayı seyredebilirsiniz.

Saint-Paul de Vence küçük ama kaybolmak pek mümkün değil. Ana kapıdan girip Rue Grande bo­yunca yürüdüğünüzde köyün di­ğer ucundaki mezarlığa ulaşıyor­sunuz. Burada acele etmek pek işe yaramıyor. Asıl keyif taş döşeli ara sokaklara, merdivenli geçitlere ve küçük meydanlara sapmakta.

Dünya gazetesinin haberine göre, Saint-Paul de Vence’ın sanatla ilişkisi 1920’lerde başka bir boyu­ta geçti. Paul Signac, Raoul Dufy ve Chaïm Soutine, Güney Fransa’nın renkleri ve ışığının peşinden bura­ya gelen ilk sanatçılar arasındaydı.

Onları başkaları izledi. Matis­se ve Picasso yakın çevreden Sa­int-Paul’e geliyor, Braque burada zaman geçiriyor, Miró da köyün sa­nat çevresiyle yakın ilişki kuruyor­du. 1950’ler ve 60’lara gelindiğinde ressamlara sinemacılar, oyuncu­lar ve yazarlar da katıldı. Saint-Pa­ul de Vence artık küçük bir proven­ce yerleşiminden çok, sanat dün­yasının buluşma noktalarından biriydi.

Marc Chagall’ın ilişkisi ise hep­sinden farklıydı. Chagall 1966’da Saint-Paul de Vence’a yerleşti ve 1985’teki ölümüne kadar, 19 yıl bu­rada yaşadı.

Bugün bu geçmiş yalnızca ki­taplarda değil. Rue Grande bo­yunca ilerlerken galeriler ve sanat mekânları peş peşe karşınıza çıkı­yor. Bazen bir sokağı bitirmeden üç galeri gezmiş olabiliyorsunuz. Fiyatlara gelince… Paris’le yarıştı­ğını söylemek yeterli.

DUVARLARINDA SANAT TARİHİ VAR: LA COLOMBE D’OR

Köyün girişindeki La Colom­be d’Or, Saint-Paul de Vence’ın sanat hikâyesinin belki de en gü­zel özeti.

Paul Roux, 1920’lerin başında burada Robinson adında bir ka­fe-restoran açtı. Mekân 1932’de dört odalı küçük bir hana dönüş­türüldü ve La Colombe d’Or adını aldı. Tam da o yıllarda Saint-Pa­ul’e gelen ressamlarla Roux ailesi arasında yakın dostluklar kurul­maya başladı.

Matisse, Léger, Picasso, Calder, Braque ve Chagall zamanla mekâ­nın müdavimleri arasına girdi. Sa­natçıların bıraktığı eserler yemek salonunu ve bahçeyi doldurdukça La Colombe d’Or da bir anlamda otel-müzeye dönüştü.

Burası yalnızca ressamların de­ğil, sinema dünyasının da adresiy­di. Simone Signoret ile Yves Mon­tand Ağustos 1949’da La Colom­be d’Or’da tanıştı. Çift 22 Aralık 1951’de Saint-Paul de Vence’da ev­lendi. Bugün burada yemek yemek hâlâ biraz restoranda, biraz özel bir sanat koleksiyonunun ortasın­da oturmak gibi. Duvardaki eserin masadaki hesaptan çok daha fazla sıfırı olabileceğini bilmek de işin eğlenceli tarafı.

SANATIN BAHÇESİ: FONDATION MAEGHT

Köyün hemen dışında bulunan Fondation Maeght, Saint-Paul de Vence’a gelmek için tek başına ye­terli bir neden. Aimé ve Margueri­te Maeght’ın 11 yaşındaki oğulları Bernard’ı 1953’te lösemiden kay­betmeleri, vakfın hikâyesindeki dönüm noktası oldu. Çiftin yakın dostu Georges Braque, onları mo­dern sanata adanmış yeni bir yer kurmaya teşvik etti. Joan Miró ise onları Katalan mimar Josep Lluís Sert ile tanıştırdı.

Ortaya klasik anlamda bir mü­zeden oldukça farklı bir yapı çık­tı. Sanatçılar daha proje aşama­sında mimariye dahil oldu: Gia­cometti’nin heykelleri bir avluya, Miró’nun eserleri bir labirente dö­nüştü; Chagall ve Tal Coat duvar mozaikleri yaptı, Braque ise havuz ve vitray tasarladı.

Fondation Maeght 1964’te dö­nemin Kültür Bakanı André Mal­raux tarafından açıldı. Bugün 13 binden fazla eserden oluşan kolek­siyonuyla Avrupa’nın önemli mo­dern sanat koleksiyonlarından bi­rine ev sahipliği yapıyor.

KİLİSEDEN FOLON’A

Köy merkezindeki Collégiale de la Conversion-de-Saint-Paul, Sa­int-Paul de Vence’ın uzun tarihi­nin izlerini taşıyor. Yapının inşa­sı ve genişletilmesi 14. yüzyıldan 18. yüzyıla kadar sürdüğü için fark­lı dönemlerin mimari özellikleri bir arada görülüyor. Kilisenin 17. yüzyılda yapılan Saint-Clément Şapeli, Barok süslemeleriyle öne çıkıyor. İskenderiyeli Azize Kate­rina’ya adanan altarın tablosu ise İspanyol ressam Claudio Coello’ya atfediliyor.

Birkaç sokak ötede bambaşka bir sanat dünyası var. 17. yüzyıl­dan kalma Chapelle des Pénitents Blancs, bugün daha çok Folon Şa­peli olarak biliniyor. Belçikalı sa­natçı Jean-Michel Folon, vitray­lardan mozaiklere, heykellerden resimlere kadar şapelin içini ken­di dünyasıyla yeniden yorumla­dı. Folon 2005’te hayatını kaybet­ti; proje onun son çalışmalarından biri olarak tamamlandı ve şapel 2008’de açıldı.

Rue Grande boyunca yürüme­ye devam ettiğinizde köyün diğer ucundaki mezarlığa ulaşıyorsu­nuz. Marc Chagall burada yatıyor. Sanatçı 1966’da eşi Vava ile Sa­int-Paul de Vence’a taşındı. Köyün dışında yaptırdıkları La Colline adlı evde yaşamaya ve çalışmaya devam etti. Chagall 1985’te hayatı­nı kaybetti ve Saint-Paul de Vence mezarlığına defnedildi. Mezarı kö­yün en sakin ve en dokunaklı nok­talarından biri.

BİR DE ÇEVRESİ VAR

Saint-Paul de Vence’dan ayrıl­dıktan sonra sanat gezisine devam etmek isteyenlerin seçenekleri bitmiyor. Yakındaki Cagnes-sur- Mer’de Pierre-Auguste Renoir’ın yaşamının son yıllarını geçirdiği ev bugün Renoir Müzesi.

Vence’da ise Henri Matisse’in tasarladığı ünlü Chapelle du Ro­saire bulunuyor. Matisse yalnızca vitrayları değil, mimariden sera­miklere ve dini objelere kadar şa­pelin neredeyse bütün ayrıntıla­rıyla ilgilendi.

Doğaya çıkmak isteyenler için Saint-Jeannet ve çevresindeki yürüyüş yolları da Saint-Paul de Vence’a yakın seçeneklerden.

patronlardunyasi.com