Dolar
44,8625
0,09%
Euro
52,7623
-0,07%
Sterlin
60,6754
-0,03%
Bitcoin
3.379.924
0,58%
BİST-100
14.587,93
2,72%
Gram Altın
6.969,36
0,95%
Gümüş
81,01
3,30%
Faiz
39,64
0,00%

Mindfulness derken bunları kaçırmayın, Profesör Doktor Ebru Şalcıoğlu’ndan Mindfulness Rehberi

Son yılların en popüler psikolojik kavramlarından biri olan Mindfulness (Bilinçli Farkındalık), sadece bir trend mi yoksa bilimsel bir şifa yöntemi mi? Prof. Dr. Ebru Şalcıoğlu, anda kalmanın zihinsel sağlığa etkilerini ve bu yöntemin sınırlarını bilimsel bir perspektifle mercek altına alıyor.

19.04.2026 07:18Güncelleme: 19.04.2026 07:24
Mindfulness derken bunları kaçırmayın, Profesör Doktor Ebru Şalcıoğlu’ndan Mindfulness Rehberi
16px
32px

Modern hayatın hızı ve belirsizliği arasında sıkışan bireyler için "anda kalmak" altın bir anahtar gibi sunuluyor. Ancak Milliyet yazarı Prof. Dr. Ebru Şalcıoğlu, popüler kültürde sıkça romantize edilen Mindfulness kavramına daha derin ve gerçekçi bir bakış açısı getiriyor. Şalcıoğlu, bilinçli farkındalığın zihin üzerindeki dönüştürücü gücünü kabul ederken, yöntemin mucizevi bir çözüm gibi sunulmasının önündeki sınırları ve doğru uygulama yöntemlerini açıklıyor. İşte Prof. Dr. Ebru Şalcıoğlu'nun bugünkü köşe yazısı:

Benim için hayatın en tatlı anlarından biri, kafamı kaldırıp ağaçların arasından sızan güneş ışığını seyretmek. Bir yandan ağaç dallarının rüzgarla hışırdamasını dinleyip, yüzüme vuran ışığı hissederek… O anda tüm kimliklerimden, günün yükünden ve endişelerden sıyrılıyorum; zihnimle bedenim sadece var olmanın dinginliğinde buluşuyor. 

Japonlar ağaçların arasından sızan güneş ışığına komorebi diyorlar. Rüzgarın yaprakları sürekli hareket ettirmesi yüzünden bir anda gördüğümüz ışık deseni asla tam olarak aynı şekilde tekrarlanmıyor. Her biri eşsiz ve tekrarlanamaz bir deneyim… Bu anı yakalamak için yavaşlamak, kafayı havaya kaldırmak, dikkati vermek ve her bir anda ışığı ve yarattığı hisleri fark etmek gerekiyor. Tamamen şimdi ve burada, anda olmak. 

ANDA OLMANIN ZORLUĞU

Hızla akan modern ve dijital yaşamın içinde savrulan dikkatimizi bu ana yöneltmek zor. Dikkatimizi versek bile zihnimiz hızla düşüncelere sürükleniyor. Bir tür olarak insan, zamanının çoğunu geçmişte olmuş, gelecekte olabilecek ya da hiçbir zaman gerçekleşmeyecek olayları düşünerek geçirir. Zihnin bu gezenti hali beynin olağan çalışma halidir ama insanı bu andan koparabilir.

Bazı araştırmalar insanların zihninin başıboş düşünceler arasında gezindiğinde daha mutsuz olduklarını gösteriyor. Nitekim pek çok kadim felsefi ve dini gelenek, mutluluğun anı yaşayarak bulunabileceğini söyler. Bu yüzden de insanı şimdi ve burada’ya dönmeye çağırır. Bugün bu yönelimin en popüler adlarından biri mindfulness, yani anbean farkındalık.

NEDİR?

Doğu meditasyon geleneklerinden beslenen mindfulness, o anda çevremizde ve içimizde olanlara dikkati vermeyi ve bunları yargılamadan fark etmeyi içerir. Sesleri, kokuları, görüntüleri; düşünceleri, duyguları ve bedensel duyumları da yargılamadan gözlemlemeyi teşvik eder. Ama asıl işin özü hatırlamaktır: sürekli olarak dikkat etmeyi ve farkında olmayı hatırlamak. 

Mindfulness, kapılıp gittiğimiz duygu ve düşüncelerin komorebi gibi geçici olduğunu fark etmemize yardımcı olur. Beynin arka plan gürültüsünü azaltarak duyguları dinginleştirmeye, kaygılı bir yapmak halinden, dengeli bir varolmak haline geçmeye alan açar. 

ZARARLI OLABİLİR Mİ?

Mindfulness çoğu zaman tarihinden, bağlamından ve sınırlarından koparılarak hem basitleştiriliyor hem de pazarlanıyor. Dikkati anda toplama becerisi insanın iyi oluşuna anlamlı katkılar sunabilir, duyguları düzenlemeye yardımcı olabilir. Ama onu her derde deva bir çözüm ya da köklü psikoterapilerin yerine geçecek bir yöntem gibi tanıtmak, bilimsel kanıtların söylediğinden fazlasını iddia etmektir.

Ayrıca kimi zaman yüzleşilmesi gereken düşünceleri, duyguları ve bedensel duyumları sadece yargılamadan gözlemlemek bir kaçınmaya dönüşebilir ki, bu da psikolojik sorunları hafifletmek yerine ağırlaştırabilir. Bu nedenle mindfulness, her durumda aynı işe yarayan bir reçete değil; bağlama göre, doğru amaçla ve doğru çerçevede kullanılmalıdır.

KAPİTALİST ÜRÜN

Temel öğretisinden koparılarak pazarlandıkça mindfulness maalesef bir ürüne dönüştürüldü ve yozlaştırıldı. Küresel ve toplumsal sebepleri göz ardı ederek insanların sorunlarının nedenini “dikkati anda toplayamamak” gibi kişisel bir başarısızlığa indirgeyerek neoliberal statükoyu korumaya da hizmet eder oldu. Böylece aşırı çalışmaktan tükenmişseniz, gelecek kaygısı yaşıyorsanız veya sosyal medyada sergilenen hayatlar karşısında yetersiz hissediyorsanız, sorun sanki sadece zihninizdeymiş gibi sunuluyor, çözüm de sistemi değiştirmekte değil, ana odaklanmakta aranıyor. 

Dikkati ana getirmek bazen gerçekten iyileştiricidir. Ama bunu hem içimizden hem de bizi zorlayan dış dünyadan kaçınmak için yaparsak, mindfulness kolayca fark etmemenin başka bir yoluna dönüşebilir. Hayatımızda her tür düşünceye ve duyguya yer var; yeter ki bizi yolumuzdan alıkoymasın. Fark et, dikkatini yönlendir ve yoluna devam et…

patronlardunyasi.com