Malatya davasında yeni skandal
Malatya'da Zirve Yayınevi çalışanlarını katledenler hakkında açılan davanın dosyasından skandal niteliğinde belgeler çıkmaya devam ediyor

Malatya'da Zirve Yayınevi çalışanları Necati Aydın, Tilmann Geske ve Uğur Yüksel'i misyoner oldukları gerekçesiyle katleden Emre Günaydın, Hamit Çeker, Abuzer Yıldırım, Cuma Özdemir ve Salih Gürler hakkında açılan davanın dosyasından skandal niteliğinde belgeler çıkmaya devam ediyor
Sanıkla mesajlaştığı iddia edilen savcıya soruşturma
Adalet Bakanlığı, katliam zanlısı Abuzer Yıldırım ile mesajlaştığı tespit edilen telefonun üzerine kayıtlı olduğu İstanbul Kartal Savcısı R.H.B hakkında soruşturma başlattı. Ceza İşleri Genel Müdürlüğü'nün soruşturması sonunda herhangi bir suç unsuruna rastlanırsa Adalet Bakanı'nın izniyle savcı hakkında ceza davası açılabilecek. Ayrıca savcı, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nda da disiplin soruşturması için sevkedilebilecek.
Savcı, VATAN'a yaptığı açıklamada, dosyada yer alan telefon numarasının kendi adına kayıtlı olduğunu kabul etmiş, ancak bu numarayı bir akrabasının kullandığını belirtmişti. Savcı, Abuzer Yıldırım'ı veya ailesinden birini tanımadığını, ancak telefon hattını kullanan akrabasının tanıyor olabileceğini söylemişti.
Sessiz kayıt 9 gün sonra farkedildi
Malatya'daki misyoner katliamı davasının bir numaralı sanığı olan ve olaydan sonra balkondan atlayarak kaçmaya çalışırken yaralanan Emre Günaydın'ın, Malatya İnönü Üniversitesi Araştırma Hastanesi'nde tedavi altında tutulduğu günlerde ilginç olaylar olduğu ortaya çıktı.
Dosyadaki belgelere göre, Günaydın'ın davranışlarını izlemek için hastanenin kamera sisteminden faydalanılmasına karar veren savcılık, kayıt sisteminin ses alma ve kendi hafızası dışında bir kaynağa kopyanabilme özelliklerinin olmadığını ancak olaydan 9 gün sonra fark edebildi. Malatya Savcısı Hüseyin Sarıömeroğlu tarafından Terörle Mücadele Şubesi'ne gönderilen 27 Nisan 2007 tarihli yazıda şöyle denildi:
“Özel güvenliğe ait kamera kayıt sisteminin ses kayıt yapabilme özelliğinin bulunmadığı, sadece görüntü kaydına olanak sağladığı, kayıt yapılan hard disklerin yedeklenmesinin sadece kendi kayıt sistemi üzerinden yapıldığı anlaşıldığından, şüpheli Emre Günaydın'ın odasındaki görüntülerin, ses ve görüntü kaydı yapan bir cihazla alınmasına devam edilmesi, güvenlik sistemine ait kayıt sisteminin devre dışı bırakılması, mevcut kayıtların yedeklerinin alınması, hard disklerdeki (HDD) kayıtların silinerek, cihazların araştırma hastanesi görevlilerine teslim edilmesi, gereğinin yapılarak bilgi verilmesini rica ederim.”
Suçlanan üsteğmen soruşturmada görevli
Savcı Sarıömeroğlu, aynı tarihte, İnönü Üniversitesi Rektörlüğü'ne gönderdiği yazıda da Günaydın'ın odasındaki kamera kayıt sistemi ile ilgili polise gerekli talimatların verildiği, talimatların yerine getirilmesi için jandarma üsteğmen H.İ. ile TEM şube polislerine gerekli kolaylığın sağlanması istendi. İlerleyen tarihlerde yapılan yazışmalara göre, 18 Nisan'dan 27 Nisan'a kadar geçen süredeki görüntülerin kopyalanmasında da sorun çıktı. Bazı kayıtlar sağlıklı biçimde kopyalanamadı.
Geçen Eylül ayında Malatya Savcılığı'na gönderilen A.A imzalı ihbar mektubunda Emre Günaydın'ı, M.Ü adlı alay komutanın telkiniyle öğretim üyesi R.B.'nin azmettirdiği, bu konuda R.B. ile temasa geçen ilk kişinin ise jandarma üsteğmen H.İ. olduğu iddia edildi. Mektupta telefon kayıtları dikkatle incelenirse, bu irtibatın anlaşılabileceği kaydedildi. Malatya Savcılığı'nın soruşturmada görevlendirdiği jandarma üsteğmen H.İ.'nin, ihbar mektubunda suçlanması soru işaretlerine neden oldu. H.İ hakkındaki iddialar halen Askeri Savcılık'ta soruşturuluyor.
Sanıklarla görüşen astsubay: Eşim aramıştır
Bu arada, dosyada sanıklarla telefon görüşmesi yaptıkları belirlenen telefon hatlarının sahiplerinin de ilgniç bir savunmada birleştiği ortaya çıktı. Savcı R.H.B'nin “Hattı yakınım kullandı” savunmasının ardından, telefon dökümlerinde numarası görünen Ankara Özel Harekat Dairesi'nde görevli Astsubay, “Telefon kızkardeşimin üzerine kayıtlı. Ama dosyada görüşmenin yapıldığı söylenen tarihte (3 Mart 2007) eski eşim kullanıyordu. Kendisi Malatyalıdır. Onun telefonumu kullanarak aradığını tahmin ediyorum” dedi.
Katliamdaki gariplikler yumağı
DOSYADA SANIKLAR DEĞİL KURBANLAR ARAŞTIRILDI: Malatya Cumhuriyet Başsavcılığı, dava dosyasında maktüllerin dinlerini yaymak için gösterdikleri faaliyetlere ilişkin ayrıntılı bilgiler koydu. Zirve Yayıncılık'ta bulunan ve dosyaya konulan belgeler arasında Hristiyanlığa geçen, bu dine ilgi duyan veya bir şekilde misyonerlerle bağlantı kuran vatandaşların adres ve telefon bilgileri de yer aldı. Öyle ki, 31 klasörlük dava dosyasının 16'sı sadece misyonerlerin faaliyetlerine ilişkin belgelerden oluşturuldu.
KİLİT İSİMLERE DAVA YOK: Dosyadaki bilgiler, savcılığın kilit isimler hakkında yeterli araştırma yapmadan “takipsizlik” kararı verdiğini de gösterdi. Katliamın planlayıcısı ve uygulayıcısı olarak yargılanan Emre Günaydın'a “Misyonerlere dur de, sana devlet desteği sağlarız” diyen, daha sonra Adıyaman'da kalaşnikofla yakalanan Varol Bülent Aral hakkında “Cinayetin perde arkasını biliyorum” şeklinde dilekçe vermesine rağmen, savcı dava açmaya gerek görmedi. Öğrenci evlerinde kaldığını söyleyen Aral'ın, sanıkların kaldığı İhlas Öğrenci Yurdu ile bağlantılı olup olmadığı da araştırılmadı. Soruşturmadaki diğer kilit isim MHP'li İl Genel Meclisi üyesi Ruhi Polat hakkında da takipsizlik kararı verildi. Oysa, sanık Abuzer Yıldırım'ın ifadesinde, “Emre, misyonerlik ile ilgili bilgileri, Ruhi Polat adlı, babasının spor salonuna gidip gelen devlete rapor yazan bir şahıstan aldığından bahsetti” demiş, Polat'ın telefonundan sanıklarla çok sayıda görüşme yapıldığı da ortaya çıkmıştı.
TELEFON DÖKÜMLERİNDEN ÇIKAN ŞOK İSİMLER: Dosyaya konulan telefon dökümlerinde de çok ilginç bağlantılar yer aldı. Telefon dökümlerinde sanıkların aralarında İstanbul'da bir savcının üzerine kayıtlı olan cep telefonunun da olduğu çok sayıda telefon ile görüşme yaptıkları veya mesajlaştıkları görülüyor. Zanlıların telefonları ile bağlantı kuran telefon numaralarının adresleri arasında “Ankara Özel Harekat Daire Başkanlığı, Malatya 2. Ordu, İnönü Üniversitesi, Saadet Partisi milletvekili aday adayı” yer aldı.
SADECE ÜZERLERİNDEN ÇIKAN NUMARA ARAŞTIRILDI: Emre Günaydın, Abuzer Yıldırım, Hamit Çeker ve Salih Gürler'in sadece üstlerinden çıkan telefon numaraları üzerinden inceleme yapıldığı da anlaşıldı. Dosyada, olay tarihinden geriye dönük 6 ay içinde Emre Günaydın'ın 35, Salih Gürler'in 38, Hamit Çeker'in 17 ve Abuzer Yıldırım'ın 16 ayrı telefon kullandığı tespit edildi. Ancak bu telefonlarda hangi numaraların kullanıldığına dair kanıt toplanmadı.
OLAY GÜNÜ YAPILAN GÖRÜŞMELER DOSYADA YOK: Soruşturmada telefon şirketlerinden, sanıklara ait telefon görüşmelerinin, olay tarihi olan 18 Nisan 2007 tarihinden geriye dönük 6 aylık dökümleri istenildiği için, tüm dökümler 17.04.2007 saat 24.00'e kadar olan dönemi içerdi. Bu yüzden olay günü sanıkların yapmış oldukları telefon görüşmelerinin dökümü dosyada yer almadı. Ayrıca sanıklar Cuma Özdemir, Salih Demir ve Kürşad Kocadağ'a ait telefon numaralarının görüşme kayıtları istenilmedi.
DOSYAYA GİREN DİNK CİNAYETİ BAĞLANTISI: Cinayet suçundan hükümlü bulunduğu Mersin E Tipi Cezaevi'nden Malatya Başsavcılığı'na bir dilekçe gönderen M.D., eski hava astsubayı olduğunu, bu görevinden ayrıldıktan sonra 8 yıl Ülkü Ocakları'nda Disiplin Başkanlığı görevinde bulunduğunu iddia etti. Bir süre önce, Dink cinayetini para karşılığı işlettirmeye çalışan kişileri Mersin Başsavcılığı'na bildirdiğini belirten M.D., İstanbul'dan da kendisini sorgulamak üzere bir ekibin cezaevine geldiğini iddia etti. M.D., “Ancak, bu ifade nereden sızdıysa, Malatya'da 30 kadar ülkücü evimi bastı” dedi. Zirve Yayınevi'ne yönelik baskını gerçekleştiren Emre Günaydın'ın öz kardeşi gibi sevdiği bir kişi olduğunu öne süren M.D., “Ülkü Ocakları'nda beraberdik. Benim hayatımı mahvedenler Emre'yi de kullandı. Bu cinayetleri kimin işlettiğini biliyorum. Başka can yanmasın diye bunları anlatıyorum” dedi.
ASKERİ YARGIYA GÖNDERİLEN İHBAR MEKTUBU: Katliam mağdurlarından Necati Aydın'ın eşi Şemse Aydın'a gönderilen A.A imzalı mektupta, iki Jandarma subayı ile bir İlahiyat Fakültesi öğretim üyesinin sanık Emre Günaydın'ı azmettirdiği iddiasına yer verildi. Müdahil avukatları mektubu savcılığa iletti. Savcılık da ihbar mektubunda ismi geçen üç kişiden ikisinin asker olması nedeniyle mektubun Malatya 2. Ordu Komutanlığı Askeri Savcılığı'na gönderdi.
Kemal Göktaş/Vatan















