Patronlar Dünyası, TBMM'den geçen fon tasfiye düzenlemesinin en çarpıcı hükümlerini açıklıyor
TBMM'den geçen fon tasfiye düzenlemesinin en çarpıcı hükümleri ortaya çıktı. SPK, tasfiyedeki fonların sahip olduğu hisselerin borsa dışında satışına onay verebilecek. Fonların zararından sorumlu olduğu belirlenen kişiler ise şahsi malvarlıklarıyla karşı karşıya kalabilecek. Düzenleme, TMSF'ye belirli koşullarda dava sonucunu beklemeden satış yapma yetkisi de tanıyor. Patronlar Dünyası, yatırımcılara ödeme düzenlemesinin arkasındaki yeni yetkileri inceledi.

Türkiye'de haftalardır sermaye piyasalarını sarsan fon krizi, yeni bir aşamaya geçiyor.
17 Eylül'de başlayan tasfiye süreci, şimdi yalnızca yatırımcıların paralarını geri almasını değil, şirket hisselerinin el değiştirmesini ve kayıpların sorumlu tutulan kişilerden tahsil edilmesini de kapsayan yeni bir hukuki çerçeveye kavuşuyor.
22 Ekim'de TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilen dokuz maddelik düzenleme, kamuoyunda daha çok yatırımcılara yapılabilecek 1 milyon liraya kadar ara ödemeyle gündeme geldi.
Oysa kabul edilen hükümlerde, iş dünyasını doğrudan ilgilendiren çok daha önemli ayrıntılar bulunuyor.
Bunlardan ilki, tasfiyedeki fonların sahip olduğu varlıkların borsa dışında satılabilmesi.
İkincisi ise fon zararlarının belirli koşullarda şirketlerin yanı sıra gerçek kişilerden de tahsil edilebilmesi.
Üstelik bu süreçte Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na (TMSF) yeni görev ve yetkiler veriliyor.
BORSAYA GİRMEDEN HİSSE SATIŞI YAPILABİLECEK
Düzenlemenin sermaye piyasaları açısından en önemli hükümlerinden biri, SPK'nın tasfiye varlıklarının satışında kullanabileceği yöntemleri genişletmesi.
Borsada oluşan fiyatın ilgili varlığın gerçek değerini yansıtmadığı veya tasfiyeyi geciktirdiği değerlendirildiğinde farklı satış yöntemlerine başvurulabilecek.
Bunlar arasında toptan satış, özel işlem bildirimi ve belirli koşullarda farklı fiyat marjlarının uygulanması da yer alıyor.
SPK, tasfiye ile görevli kuruluşların talebi üzerine borsa dışında satışa da onay verebilecek.
Bu hüküm, tasfiyedeki fonların ellerindeki büyük hisse bloklarının tek tek piyasa işlemleriyle satılması yerine, belirli alıcılara toplu biçimde devredilebilmesinin önünü açıyor.
Ancak her varlığın otomatik olarak satışa çıkarılması veya borsa dışındaki her satışın onaylanması söz konusu değil. İşlemlerin SPK'nın gözetimi ve ilgili kararları çerçevesinde yürütülmesi gerekiyor.
YENİ PATRONLAR ORTAYA ÇIKABİLİR
İşte Patronlar Dünyası açısından düzenlemenin en dikkat çekici olası sonucu burada.
Tasfiyedeki fonların portföylerinde bulunan halka açık şirket hisselerinin büyük bloklar halinde satılması, bazı şirketlerin ortaklık yapısını değiştirebilir.
Özellikle yönetim kontrolüne etki edebilecek oranlarda pay devri gerçekleşirse yeni hakim ortaklar ortaya çıkabilir.
Böyle bir durumda yalnızca fon yatırımcılarının alacağı ödeme değil, hisseleri satın alan kişi veya grupların kimliği de önem kazanacak.
Yeni düzenlemede başka bir ayrıntı daha bulunuyor.
SPK, bu hisseleri satın alan yatırımcıların belirli bir süre boyunca söz konusu varlıkları borsada satmasını veya borsada satılması sonucunu doğuracak işlemler yapmasını yasaklayabilecek.
Bu hüküm, büyük blokları satın alan yatırımcıların hisseleri kısa sürede piyasaya sürmesini sınırlandırabilecek bir araç niteliğinde.
SORUMLULUK ŞİRKETLE SINIRLI KALMAYACAK
Düzenlemenin ikinci kritik boyutu, fonların uğradığı zararların kimlerden tahsil edilebileceği.
Kabul edilen hükümlere göre, fon varlıklarının hukuka aykırı biçimde veya gerçek bir ekonomik amacı olmaksızın ilişkili kişi ve kuruluşlara aktarılması sonucunda oluşan kayıplar için bir sorumluluk mekanizması kuruluyor.
Bu kapsamda yalnızca doğrudan para transferleri değil; kredi, borç, avans, teminat, devir, alım ve satım gibi işlemler de değerlendirilebilecek.
Zararın karşılanmasında öncelikli sorumluluk fonun kurucusu veya yöneticisi olan portföy yönetim şirketine ait olacak.
Ancak zararın bu şirketten tamamen ya da kısmen tahsil edilememesi veya edilemeyeceğinin açıkça anlaşılması durumunda, SPK tarafından sorumluluğu belirlenen gerçek ve tüzel kişilere başvurulabilecek.
Bir başka ifadeyle, sorumluluğu belirlenen kişilerin şahsi malvarlıkları da tahsilat sürecinin konusu olabilecek.
Düzenleme, kişilerin geçmişteki görevlerinden ayrılmış olmalarının ilgili dönemdeki işlem ve kararlardan doğan sorumluluklarını ortadan kaldırmayacağını da açıkça belirtiyor.
Bu hüküm, fonların geçmiş yönetim dönemlerinde alınan kararların da incelenebilmesi açısından önem taşıyor.
TMSF'YE DAVA SONUCUNU BEKLEMEDEN SATIŞ YETKİSİ
Düzenlemede üçüncü önemli gelişme TMSF'nin rolü.
SPK, her bir fon bakımından belirlediği zarar veya kayıp tutarlarını ve sorumlu tuttuğu gerçek ve tüzel kişileri TMSF'ye bildirebilecek.
TMSF, söz konusu tutarların tahsili için 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun çerçevesinde takip işlemleri yürütebilecek.
Daha da dikkat çekici olan hüküm ise ceza soruşturmaları kapsamında elkonulan bazı malvarlıklarına ilişkin.
Düzenleme, doğrudan fona devredilemeyen ve sorumlulara ait gayrimenkul gibi malvarlığı değerleri bakımından TMSF'nin kayyum olarak atanabilmesine ve Bankacılık Kanunu'nda tanınan yetkiler çerçevesinde, belirli koşullarda dava sonucu beklenmeden satış veya tasfiye yapılabilmesine imkân tanıyor.
PARALAR DOĞRUDAN HAZİNE'YE GİTMEYECEK
Yeni düzenleme, geri kazanılan varlıkların nasıl kullanılacağı konusunda da özel bir sistem getiriyor.
Tasfiye kapsamındaki fonlarla bağlantılı suçlardan kaynaklandığı mahkemece belirlenen ve müsaderesine karar verilen değerler, belirli koşullarda Hazine'ye gelir yazılmak yerine ilgili fonlara veya geri kazanım hesaplarına aktarılacak.
TMSF bünyesinde her bir fon için ayrı alt hesaplar tutulacak.
Bu hesaplarda biriken tutarlar, TMSF'nin kendi malvarlığından ayrı olacak ve yalnızca ilgili fonların tasfiyesi ile yatırımcılara yapılacak ödemelerde kullanılabilecek.
Tasfiye tamamlandıktan sonra elde edilen geri kazanımların yatırımcılara ulaştırılmasında ise Yatırımcı Tazmin Merkezi görev üstlenecek.
1 MİLYON LİRALIK ÖDEME HERKES İÇİN GARANTİ DEĞİL
Kamuoyunda en fazla tartışılan ara ödeme hükmü de önemli sınırlamalar içeriyor.
SPK tarafından belirlenecek fonlarda, şartları sağlayan yatırımcılara en fazla 1 milyon TL ara ödeme yapılabilecek.
Ancak bu ödeme bir devlet garantisi anlamına gelmiyor.
Yatırımcının fiilen yatırdığı ve çektiği tutarlar, mevcut fon varlığı ve dağıtılabilir nakit dikkate alınacak.
Dağıtılabilir para yeterli değilse SPK, daha küçük tutarlı yatırımcılara öncelik verilmesi veya asgari ara ödeme uygulanması gibi yöntemlere karar verebilecek.
Düzenlemenin bir başka hükmü de 17 Eylül 2026 ve öncesinde TEFAS'a verilen ancak temerrüt ya da fiyat açıklanmaması nedeniyle sonuçlandırılamayan talimatları ilgilendiriyor.
Payları işlem blokajında kalan yatırımcıların da fon pay sahibi olarak tasfiye hükümlerine tabi olması öngörülüyor.
patronlardunyasi.com















