Dolar
48,6761
0,04%
Euro
56,0315
0,41%
Sterlin
65,1712
-0,04%
Bitcoin
3.711.169
0,21%
BİST-100
13.509,76
2,95%
Gram Altın
6.826,436
2,33%
Gümüş
65,83
4,56%
Faiz
40,61
-1,36%

Kazı süreleri arttı, çalınan eserlerin peşine düşüldü, Türkiye sahip olduğu tarihi güzellikleri talihe çeviriyor

Türkiye sahip olduğu tarihi coğrafyayı talihe çevirdi. Yılda ortalama 65 gün için verilen arkeolojik kazı izin süreleri arttırıldı, yüzlerce yeni eser bulundu. Yurt dışına kaçırılan eserlerin izi dedektif gibi sürülüyor ve Türkiye’ye iadesi sağlanıyor.

17.09.2026 13:03Güncelleme: 17.09.2026 14:41
Haberi paylaşın
Kazı süreleri arttı, çalınan eserlerin peşine düşüldü, Türkiye sahip olduğu tarihi güzellikleri talihe çeviriyor
16px
32px

Kerim ÜLKER 

Dünyanın enerji rezervleri hızla tükeniyor. Birçok ülkenin ekonomideki bel kemiği olan petrolün küresel rezervleri 57 yıl idare edecek güçte.

Doğalgazda ise süre biraz daha kısa; 51 yıl.

Ülkelere baktığımızda dünyanın en büyük petrol ülkesi Suudi Arabistan’da 77, Rusya’da 74, ABD’de ise 17 yıllık bir rezerv var. Sonrası ise düşündürücü.

Türkiye, toprağın altından çıkan petrol ve doğalgazda ise oldukça şanssız. Bunu da rotalar yani boru hatlarıyla telafi etmeye çalışıyor.

BİZİM TOPRAĞIN ALTINDAKİ HAZİNE BAŞKA

Ancak Türkiye’nin toprağın altında sakladığı asıl hazine ise tarihi. Düşünün; içinde tarihsel yapı olduğu düşünülen ülke topraklarının sadece yüzde 11’lik kısmı kazılarla gün yüzüne çıkmış durumda. Yüzde 89’luk kısmı ise hala bakir bir şekilde, arkeologları bekliyor. 

Henüz lise eğitimindeyken rehberlik yaparak turizme adım atan bir bakan için en önemli hedeflerden birinin de, tarihin saklı tarafını çıkarmak olması da doğal oluyor.

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ile 3.5 yıl önce depremlerle sarsılan Kahramanmaraş’ta bir takım etkinlikler ve açılışlar sonrası düzenlenen basınla buluşma toplantısında dikkatimi en çok çeken konulardan birisi de Geleceğe Miras Projesi’ydi.

Zira, bakanlık görevini 8 yıldır yürüten Ersoy’un kazı çalışmalarına verdiği önem paylaştığı rakamlarda gizli.

2018 yılı öncesinde Türkiye’de ortalama 65 günlük bir kazı dönemi oluyordu. Bu süreç Ersoy’un göreve gelmesiyle başlattığı çalışmalar sonunda neredeyse 2-3 kat artmış durumda. Yılın 8-9 ayı kazı çalışılır hale geldi. Örneğin 70 yıl önce başlayan Denizli’deki Hierapolis Antik Kenti’nin sadece yüzde 3.5’u gün yüzüne çıkarken, son 4 yılda bu oran yüzde 30-35’e ulaşmış durumda.

Bakan Ersoy, “2024 yılında 58 ilde 227 kazı alanında çalışma yürütürken, bu sayı 2025’te 65 ilde 255 alana, 2026’da ise 67 ilde 261 kazı alanına ulaştı. Son üç yılda sahaya aktardığımız toplam kaynak 2 milyar 650 milyon liranın üzerine çıktı. Bu kaynak doğrudan kazı, araştırma, belgeleme, koruma ve restorasyon çalışmalarına yönlendiriliyor.” dedi.

163 YIL SONRA KONTROL TÜRKLERDE

Ersoy’un dikkat çektiği bir nokta daha var. Kazılardaki koordinasyon. 163 yıl önce başlayan ilk kazı çalışmalarından bu yana ilk kez Türkler, kazılarda koordinasyonu sağlıyor.

Ersoy, “Yabancı kazı başkanlıklarına da Türk kazı koordinatörleri atadık ve bu sayede işi daha sıkı tutuyoruz, yıllarca çok yavaş ilerlemiş bu kazıları bir anda hızlandırdık. Türkiye’de arkeolojik çalışmaların tarihindeki en geniş kapsamlı organizasyonlardan biri haline geldi. 2024 ve 2025 yıllarında 3 binin üzerinde uzman ve 6 binin üzerinde destek personeli sahadaki çalışmalara katkı verdi. Bu sayede artık arkeologlarımız iş bulma sorunu da yaşamıyor. Kazılarımızın bilimsel sonuçlar da çok güçlü” dedi.

Ersoy’un verdiği örnekler, bu hızlın da örneği: “2024 yılında 6 binden fazla, 2025 yılında ise 15 binden fazla buluntu kayıt altına alındı.

Bu yıl da Göbeklitepe’den Karahantepe’ye, Sardes’ten Tralleis’e, Side’den Pompeiopolis’e kadar çok farklı dönem ve medeniyetlere ilişkin önemli sonuçlar elde edildi. Göbeklitepe’de ilk kez kuzey kesimde başlattığımız kazılarda yaklaşık 1500 metrekarelik yeni bir alanda dörtgen planlı yapılar ortaya çıktı. Bu bulgular, Göbeklitepe’nin yalnızca anıtsal yapılardan oluşmadığını, günlük yaşam ve yerleşim düzeni hakkında da yeni bilgiler verebileceğini gösteriyor. Karahantepe’de ise yaklaşık 11 bin yıllık, leoparın sırtında oturan bir insanı betimleyen son derece özgün bir heykel bulduk.

Bu eser, Neolitik toplumların sembolik dünyasını ve insan-hayvan ilişkisini anlamamız açısından çok önemli. Sardes’te yaklaşık 2 bin 500 yıllık, 2,2 metre yüksekliğinde bir kuros heykeli gün yüzüne çıkarıldı. Tralleis’te ise yaklaşık 300 kişilik, 2 bin yıllık anıtsal bir yüzme havuzu ile taban mozaiğine sahip bir salon bulundu. Side’de yaklaşık 390 metre uzunluğundaki B Caddesi ile Herakles’in On İki İşi’nin betimlendiği anıtsal Herakles Kapısı ortaya çıkarıldı. Pompeiopolis’te de 105 metrekarelik çok iyi korunmuş bir zemin mozaiği ve yaklaşık 2 bin yıllık bir Eros başı bulundu…”

Türkiye, yer altında saklanan enerjisini, güz yüzüne çıkarıyor. Gelin biraz rakamları çeşitlendirelim. Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı müze ve ören yerleri ziyaretlerinden elde edilen gelir, 2020-2024'ü kapsayan 5 yıllık dönemde 10 milyar TL oldu. Bugünün kuruyla 200-300 milyon dolar. Bu, Türkiye’deki tüm müze ve ören yerlerinin toplamı.

Side Müzesi

Peki dünyanın en önemli müzelerinde durum nedir?

Örneğin ABD’deki Metropolitan Newyork Sanat Müzesi’nin yıllık geliri 907 milyon dolar. Fransa’nın başkenti Paris’teki Louvre Müzesi 400-500 milyon dolar. Vatikan Müzesi’ne ise 100-150 milyon dolarlık bir gelir söz konusu. Bu ülkelerdeki müzeler, yıllık yüzlerce milyon dolarlık gelir elde edebiliyorken, Türkiye’de ise bu rakam oldukça düşük. Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un hızlandırdığı kazı çalışmaları aslında Türkiye’nin sahip olduğu enerjiyi toprağın üzerine çıkarmakla ilgili. Yani petrol ve doğalgazını; binlerce yıllık, onlarca medeniyetin var olduğu tarihini. Yani bir anlamda tarih, atılan adımlar, başlatılan kazılarla birlikte Türkiye için talihe dönüşmek üzere.

Temmuz 2025'te Roma İmparatoru Marcus Aurelius'un heykeli Türkiye'ye getirildi

8 YILDA 9 BİN ESER GETİRİLDİ

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un üzerine düştüğü konulardan biri de yurt dışına yasa dışı yollarla çıkarılmış kültür varlıklarımızın ülkemize getirilmesi için yapılan kapsamlı çalışmalar.

Ersoy, “2002’den bu yana ülkemize kazandırılan eser sayısı 13 bin 474’e ulaştı. Bunların 9 binden fazlasını son 8 yılda geri getirdik. Bu başarı, bilimsel araştırma, hukuk ve diplomasiyi birlikte yürüten kararlı çalışmalarımızın sonucu. Hâlâ yurt dışındaki çok sayıda eserimiz var ve çalışmalarımızı sürdürüyoruz” diyor.

Roma İmparatoru Marcus Aurelius'un heykeli

MARCUS AURELİUS’U TOPUĞUNDAN YAKALADIK

Bakan Ersoy ile Kahramanmaraş’taki buluşmamızdan önce sohbet ettiğimiz bazı Bakanlık bürokratları, Türkiye topraklarından kaçırılmış tarihi ve kültürel varlıkların, vatanına iadesinde ABD’nin son derece olumlu yaklaştığı ve en fazla iadenin bu ülkeden sağlandığını söylediler. Türkiye’den en fazla eserin sergilendiği İngiltere ve Almanya ise bu konuları konuşmaya bile yaklaşmıyor.

Ersoy, Turizm Bakanlığı’nın oldukça sıkı, bir dedektif gibi çalıştığından bahsediyor. Eser takibinde sonuç almanın bazen yıllar sürdüğünü anlatan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, “Marcus Aurelius heykelinin 65 yıllık bir mücadelenin ardından ülkemize dönmesi bunun en güçlü örneklerinden. Topuğundaki bir parçayı biz ortaya koyduk ve heykel ile ‘yap-boz gibi uyumunu’ kanıtladık. Adeta topuğundan yakaladık, ikna ettik. Şimdi Marcus Aurelius’u ve Boubon Antik Kenti’nden yasa dışı yollarla çıkarılmış diğer eserleri Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi’nde halkımızla buluşturduk. Bunların tamamı kültürel mirasımıza sahip çıkma mücadelemizin farklı parçaları. Bizim için eserin büyüğü küçüğü yok. Bazen küçük bir kandil ya da aşınmış bir sikke, geçmişte insanların nasıl yaşadığını, ürettiğini ve ticaret yaptığını anlamamız açısından çok önemli bilgiler verebilir. Bu nedenle bu topraklara ait her kültür varlığının izini aynı titizlikle sürüyoruz. Eserlerimizi bulmak için bazen MİT’ten yardım rica ediyoruz, destek alıyoruz. Büyükelçiliklerimiz de bu konuda ayrıca çok sıkı takipte” dedi.

26 MİLYON KİTAP,  39 MİLYON KULLANICI

Bakan Ersoy’un üzerinde durduğu bir başka konu ise kütüphaneler. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, halen bakanlığa bağlı yaklaşık 1.300 kütüphane bulunduğunu belirterek, “Kütüphanelerde milyonlarca vatandaşımıza sadece kitap değil, çok daha geniş bir içerik sunuyoruz. Bilgi okuryazarlığından bilişim teknolojilerine, çevresel sürdürülebilirlikten sanata, tasarımdan dil becerilerine kadar pek çok alanda eğitim ve kültür programları gerçekleştiriyoruz” dedi.

Türkiye’de toplam kütüphane kullanım alanının son 8 yıl içinde 315 bin metrekareden 900 bin metrekareye çıktığını, geçen yıl sonunda bakanlığa bağlı halk kütüphanelerindeki üye sayısının 7 milyon 160 bin kişiye, kullanıcı sayısının da 39 milyonun üzerine çıktığını belirten Bakan Ersoy, toplam kitap sayısının 26 milyona erişmesiyle bu üç alanda tüm zamanların rekorlarının kırıldığını anlattı.

patronlardunyasi.com

benzer haberler
İstanbul’un 600 yıllık yeraltı gizemi çözülüyor, Mehmet Nuri Ersoy Ayasofya’nın dehlizlerinde çalıştıklarını açıkladı
İstanbul’un 600 yıllık yeraltı gizemi çözülüyor, Mehmet Nuri Ersoy Ayasofya’nın dehlizlerinde çalıştıklarını açıkladı