Dolar
48,6243
0,23%
Euro
56,2061
-0,13%
Sterlin
65,659
-0,21%
Bitcoin
3.778.197
0,60%
BİST-100
14.301,54
-1,15%
Gram Altın
6.752,283
-0,45%
Gümüş
63,54
-1,47%
Faiz
39,89
0,00%

İsrailli iki yönetmen, Gazze'deki katliamı anlattıkları NAZA belgeseliyle Venedik'te ödül aldı; İsrailli bakan ikisine de 'Vatan haini' damgası vurdu

Bir film düşünün… Yönetmenleri İsrailli. NAZA adlı belgesel filmle, kendi ülkelerinin Gazze’de yürüttüğü savaşta sivilleri 'sistematik' olarak hedef aldıklarını anlattılar ve Venedik Film Festivali’nde ödül alıp, 25 dakika ayakta alkışlandılar. Ve ödülün hemen ardından Netanyahu hükümetinin Kültür Bakanı yönetmenleri “ihanet” ile suçlayıp vatandaşlıklarının ellerinden alınması için harekete geçeceğini söyledi.

14.09.2026 06:20Güncelleme: 14.09.2026 07:00
Haberi paylaşın
İsrailli iki yönetmen, Gazze'deki katliamı anlattıkları NAZA belgeseliyle Venedik'te ödül aldı; İsrailli bakan ikisine de 'Vatan haini' damgası vurdu
16px
32px

Burak ARTUNER 


İsrail vatandaşları Yuval Abraham ve Rachel Szor, 2025’te yine Batı Şeria'daki Filistinlilerin yaşadıklarını belgeselleştiren “No Other Land” filminin dört yönetmeninden ikisiydi. 

İki İsrailli sinemacı, bu kez kameralarını Gazze savaşına çevirdi.

Ortaya çıkan 80 dakikalık “NAZA”, İsrail ordusunun Gazze’deki operasyonlarında yapay zekâ destekli sistemlerin, istihbarat mekanizmalarının ve sivillerin öldürülmesinin nasıl ele alındığına ilişkin iddiaları inceliyor.

Filmin adı da oldukça çarpıcıydı: NAZA 

NAZA, İsrail askeri istihbaratında bir saldırıda beklenen sivil kayıpları ifade eden bir kısaltmaya gönderme yapıyor. 

İSRAİLLİ ASKER VE İSTİHBARATÇILARLA GÖRÜŞÜP HAZIRLADILAR 

Yönetmenler, üç yıl boyunca 24 İsrailli asker ve istihbarat görevlisiyle görüşmüş. Kaynakların kimlikleri filmde gizli tutuluyor.

Yönetmenlerin anlatmak istediği yalnızca Gazze'deki yıkım değil.

Asıl soru şu:

Bir insan, kendi ülkesinin yaptığına inandığı bir yanlışı gördüğünde susmalı mı?

Abraham ve Szor bunun cevabını sinemayla vermeyi tercih etmiş.

Filmin resmi tanıtımında yönetmenler, İsrailli kimliklerini kullanarak kendi ülkelerinin sorumluluğunda olduğunu düşündükleri sivil ölümlerinin arkasındaki sistemi incelemek istediklerini söylüyor. Üç yıl boyunca üzerinde çalıştıkları filmde yalnızca söylenenleri değil, “söylenmeyenleri ve sessizliği” de göstermeyi amaçladıklarını belirtiyorlar.

VİCDANIN BEDELİ VATANDAŞLIK MI?

“NAZA”nın Venedik Film Festivali'ndeki dünya prömiyeri yaklaşık 24-25 dakikalık ayakta alkışla karşılandı.

Ardından film, festivalin Jüri Özel Ödülü'nü kazandı.

Fakat Venedik'teki alkışların ardından İsrail'de bambaşka bir ses yükseldi.

İsrail Kültür Bakanı Miki Zohar, Abraham ve Szor'u ülkeye ihanet etmekle suçladı ve İsrail vatandaşlıklarının iptal edilmesi için harekete geçeceğini açıkladı. 

Zohar, yönetmenlerin ülkelerine zarar verdiğini ve uluslararası alanda alkış almak uğruna İsrail'e karşı hareket ettiğini savundu.

Böylece bir film, bir anda sinema salonundan çıkıp vatandaşlık tartışmasının ortasına düştü.

İşin en düşündürücü tarafı da burada.

Çünkü yönetmenler İsrail'i başka bir ülkenin vatandaşları olarak eleştirmiyor.

Tam tersine, İsrailli oldukları için kendi toplumlarına içeriden bakıyorlar.

Bir ülkeyi sevmek, o ülkedeki yönetimin her yaptığını doğru bulmak mıdır?

Bir vatandaşın ülkesinin hükümetini, ordusunu veya savaş politikasını eleştirmesi “ihanet” midir?

Yoksa bazen asıl yurttaşlık görevi, çoğunluğun duymak istemediği soruları sormak mıdır?

ÖDÜL TÖRENİNDE NELER SÖYLEDİLER ? 

Ödülü almak için sahneye çıkan İsrailli yönetmenler Abraham ve Szor, ödül dolayısıyla teşekkür etti.

Töreni salondan izleyenler tarafından da uzun süre ayakta alkışlanan yönetmenlerden Abraham, "Jüriye teşekkür ederiz. Burada olduğumuz için ikimiz de gerçekten çok minnettarız." dedi.

İsrail'de filmlerine karşı karalama kampanyası yürütüldüğünü ve gerçeklerin görülmemesi için çok şey yapıldığını dile getiren Abraham, "Gerçek şu ki bu festivalin başlamasından bu yana geçen sadece 10 gün içinde İsrail, Gazze'de en az 6 Filistinli çocuğu öldürdü. Bunlardan biri 3 yaşındaki bir kız çocuğuydu, biri 7 yaşındaydı ve babasıyla arabada öldürüldü, iki kız kardeşi ise evde uyuyordu." dedi.

"KATLİAM TESADÜFİ DEĞİL SİSTEMATİK"

Abraham, "Konuştuğumuz İsrailli istihbarat görevlileri bize bu katliamın tesadüfi değil, sistematik olduğunu, bilinçli bir tasarıma, cinayet eylemlerine ve Filistinlilerin tamamen şeytanlaştırılmasına dayalı politikalara dayandığını anlattılar." diye konuştu.

Abraham, yaşananların belgelendiğini ve bunu Filistinli gazetecilere borçlu olduklarına dikkati çekerek, "Şunu çok net ifade etmek istiyorum; bu gerçekler, daha ilk günden itibaren belgelenmiş ve bilinir durumdaydı. Bunu Filistinli gazetecilere borçluyuz. Gazze'de İsrail tarafından 200'den fazla gazeteci öldürüldü. Susturuldular. Bir suçun reddedilmesinin, o suçun sürmesine zemin hazırladığına inanıyoruz." ifadelerini kullandı.

"AMERİKALILAR DA İZLEMELİ... ÇÜNKÜ CİNAYETLERİN BÜYÜK BÖLÜMÜNÜ FİNANSE EDEN ÜLKE ABD"

Filmlerinin, izlenmesinin çok önemli olduğunu vurgulayan Abraham, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu suçları işleyen bizim ülkemiz ve Avrupalıların filmi izlemesini istiyoruz. Özellikle de burada, İtalya'da. Çünkü sizin hükümetiniz ve Alman hükümeti, İsrail üzerindeki bu durumu sona erdirebilecek baskının uygulanmasını engelliyor. Amerikalıların da filmi izlemesini istiyoruz, çünkü cinayetlerin büyük bölümünü finanse eden ülke ABD. Teşekkür ederim.

“NO OTHER LAND”DEN “NAZA”YA

İsrailli yönetmenler Abraham ve Szor'un hikâyesi aslında yeni değil.

“No Other Land”de İsrailli ve Filistinli sinemacılar birlikte Batı Şeria'daki Filistinlilerin yaşadıklarını anlatmıştı. Film 2025'te En İyi Belgesel Oscar'ını kazandı.

Şimdi iki İsrailli yönetmen yeniden kameranın arkasında.

Bu kez kendi ülkelerinin savaş mekanizmasını sorguluyorlar.

Ve karşılığında aldıkları şey yalnızca Venedik'teki ödül değil.

Aynı zamanda “ihanet” suçlaması.

Hatta vatandaşlıklarının alınması tehdidi.

Bazı kesimlerin sadakat beklentisi ile insan olmanın sorumluluğu karşı karşıya geldiğinde hangi taraf seçilmelidir ?  

Çünkü bombalar bir gün susar ama insanın vicdanını susturması kolay değildir. 

Bu yüzden İsrailli iki sinemacının cevabı net oldu: Vicdan.

patronlardunyasi.com

editörün seçtikleri
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’dan iş dünyası, patronlara Şam rotası
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’dan iş dünyası, patronlara Şam rotası#şam