İktisadın duayen ismi Gülten Kazgan yaşama veda etti, genç Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk kadın iktisat profesörüydü
Genç Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk kadın iktisat profesörüydü. Hatta kendi deyişiyle, ilk doktora öğrencisi ve ilk doçentiydi de aynı zamanda. Burslu olarak Chicago Üniversitesi'ne gitti, Nobel ödüllü ünlü ekonomist T.W. Schultz ile birlikte çalıştı. Yine memleketine döndü. İstanbul Bilgi Üniversitesi'nin kurucuları arasında yer aldı. Amerikan Kız Koleji mezunuydu. Türkiye'nin duayen iktisatçısı olmuştu ama gönlünün bir köşesinde piyanist olmak ukde kalmıştı. "Hayatımı simgeleştirecek bir şey, galiba hâlâ o piyanist olma merakımdan kalmış, konserlere gitmektir. Konserleri kaçırmamaya çalışırım, evde müzik dinlerim. Hayatımın simgesi belki müzik merakı olabilir" diyen duayen iktisatçı Profesör Gülten Kazgan, 99 yaşında ardında devasa bir akademik miras bırakarak aramızdan ayrıldı.

Deniz DALLI
İkinci Dünya Savaşı yeni sona ermişti. Her ne kadar Türkiye, 1945'te biten bu savaşa katılması ekonomik olarak derinden etkilenmişti. Ekmeğin karneyle dağıtıldığı, ekonomik korumacılığın yaşandığı bir dönemdi.
Genç Türkiye Cumhuriyeti'nde 1945'te Amerikan Kız Koleji'nin son sınıf öğrencisiydi Gülten Kazgan. 1946'da ise İstanbul Üniversitesi'nin İktisat Fakültesi'nin öğrencisi oldu.
TÜRKİYE'DE İKTİSAT EĞİTİMİNİN YENİ ÖRGÜTLENDİĞİ YILLAR
İktisat eğitimi Türkiye'de henüz yeni yeni filizleniyordu. Gülten Kazgan da NTVRadyo'da 'Yol Açan Kadınlar' programında yayınlanan röportajında o ilk yılları şöyle anlatıyordu:

"Ben iktisat fakültesine başladığım zaman Türkiye'de iktisat eğitimi henüz yeni olarak örgütleniyordu. Dolayısıyla Alman hocalar sayı itibariyle, onların varlığı da işin büyütülmesinde birtakım sorunlar yaratıyordu. Bu itibarla ilk yılı biraz güç geçti, ikinci sınıfta azaldı, dördüncü sınıfta da Türk hocalar gelince ortadan kalktı."
NAZİ ALMANYASI'NDAN KAÇAN PROFESÖRLERİN ÖĞRENCİSİ OLDU
İkinci Dünya Savaşı yıllarında Türkiye, Nazi Almanyası'ndan kaçan birçok bilim insanının da sığınağı olmuştu. İstanbul Üniversitesi de onlardan biriydi.
Zira Gülten Kazgan; Fritz Neumark, Gerhard Kessler ve Alfred Isaac gibi Nazi rejiminden kaçarak Türkiye’ye sığınan dünyaca ünlü Alman profesörlerin öğrencisi oldu.
İKTİSAT EĞİTİMİ ALMA KARARI
Duayen Profesör, iktisat tercihini ise şöyle anlatmıştı:
"Şimdi ben Amerikan Kız kolejini bitirdim, onda sonra iktisat fakültesine girdim. Benim iktisat deneyimim kolejde oldu. Çünkü lise bölümünde seçimlik dersler vardı, iktisat seçimli dersti, ben de o seçimlik dersi seçmiştim, çünkü merak ediyordum çünkü hiç duymadığım bir şeydi. İktisat eğitimi alma kararım bu yoldan oldu. Benimle beraber diğer kolejliler de geldiler ama biri hariç diğer öğrenciler sonrda devam etmedi, ben tek kişi olarak mezun oldum."

ÖNCÜ LİBERALLEŞME DENEMELERİNİN İLK YILLARINDA MEZUN OLDU
Türkiye'nin öncü liberalleşme denemelerinin ilk yıllarında, 1950 yılında üniversiteden mezun oldu. Yakalandığı tüberküloz hastalığı mezuniyetini biraz zorlaştırsa da başarısını engelleyemedi. Ardından Türkiye Sınai Kalkınma Bankası'nda işe başladı.
"Mezuniyetimde de bir kriz oldu. O dönem tüberküloz çok yayılmıştı, daha tüberküloz ilacı Türkiye'ye gelmemişti, yeni bulunmuştu antibiyotik. Hastalığım dolayısıyla son sınıfı izleyemedim ve gecikmeli mezun oldum, onu izleyen sene de hasta yattım, ondan sonra iyileştim, antibiyotikler gelmişti piyasaya. İyileştim, gittim Türkiye Sınai Kalkınma Bankasında çalışmaya başladım."
'İLK DOKTOR, İLK DOÇENT VE İLK PROFESÖR'
"İktisat tarihi bölümünde kendime yer buldum. Halbuki ben iktisat tarihi ile ilgili değildim, Osmanlı iktisat tarihi anlatılıyordu o derste, hocayla anlaştık, yer açılınca iktisat bölümünde beni iktisat bölümüne transfer edecek ve öyle oldu.
İktisat tarihi bölümünde doktora çalışması yaptım, böylece ben doktora yapmış öğrenci olarak İktisat Fakültesinde ilk kişi oldum, İktisat Fakültesini ilk bitiren değil de ilk doktora alan dolayısıyla kalıcı olan kişi oldum; ilk doktor, ilk doçent, ilk profesör oldum. İlk hanım doktor olmanın şerefi bana kaldı."
ABD'DE NOBEL ÖDÜLLÜ SCHULTZ İLE ÇALIŞTI
Daha sonra Amerika yılları...
Kazgan, İstanbul Üniversitesi'nde "Tarımsal Gelirin İstikrarsızlığının Uzun Dönem Eğilimleri" başlıklı teziyle doktora derecesi aldı.
Doktorasını tamamlayıp tarım ekonomisi alanında yetkinleştikten sonra, 1957 yılında Rockefeller bursu kazanarak ABD'ye, Chicago Üniversitesi'ne gitti. Profesör Kazgan, Amerika'da, daha sonra Nobel Ekonomi Ödülü kazanacak olan Theodore W. Schultz ile çalıştı.
Schultz 1979 yılında Nobel Ekonomi Ödülü almıştı. Gelişmekte olan ülkelerin sorunlarını özellikle dikkate alan ekonomik kalkınma araştırmaları ve tarım ekonomisi ile beşeri sermaye teorisine yaptığı katkılardan dolayı bu ödül Schultz'a verilmişti.
Profesör Kazgan, Amerika yıllarını ise şöyle anlatıyordu:
"Amerika'ya bir yıllık burs buldum doktora sınavından sonra, ikinci yıl da kaldım. O zaman evlenmiştim, eşimle beraber kaldık. Chicago Üniversitesi bir ödül oldu, iyi bir üniversiteydi. İki yıl sonra da Türkiye'ye döndüm."
BİLGİ ÜNİVERSİTESİ'NİN KURUCU REKTÖRÜ OLDU
Türkiye'ye döndükten sonra İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi'ndeki akademik kariyerini sürdüren Kazgan, 1961 yılında doçent oldu ve daha sonra profesörlüğe yükseldi. Akademik çalışmalarında özellikle tarım ekonomisi, kalkınma, Türkiye ekonomisi, iktisadi düşünce ve küreselleşme konularına yoğunlaştı.
Uzun yıllar İstanbul Üniversitesi'nde öğretim üyeliği yapan Kazgan, 1994 yılında emekli oldu. Akademik yaşamını daha sonra İstanbul Bilgi Üniversitesi'nde sürdüren Kazgan, üniversitenin kuruluşunda önemli rol oynadı ve İstanbul Bilgi Üniversitesi'nin Kurucu Rektörü olarak görev yaptı. 2010 yılında ise Emeritus Profesör unvanını aldı.
Türkiye'de iktisat alanında birkaç kuşak akademisyen ve öğrencinin yetişmesine katkıda bulunan Kazgan, çok sayıda kitap ve akademik çalışmaya imza attı.
Kazgan'ın öne çıkan eserleri arasında İktisadi Düşünce / Politik İktisadın Evrimi, Tarım ve Gelişme, Ekonomide Dışa Açık Büyüme, Tanzimat'tan 21. Yüzyıla Türkiye Ekonomisi, Küreselleşme ve Ulus-Devlet ile Türkiye Ekonomisinde Krizler bulunuyor.

MÜZİK İÇİNDE UKDE OLARAK KALMIŞTI
İktisat bölümünü seçtiği için çok mutluydu. Ancak kalbinin derinliklerinde müzik ise bir ukde olarak kalmıştı. O duygularını da şöyle anlatmıştı:
"Meslek hayatımı sorarsanız, iktisatçılığı seçtiğim için çok mutlu oldum. Çünkü sevdiğim bir alandı. Ben esas müzisyen olmak istiyordum ama onu olamadım, yani imkânlar el vermedi.
Artık piyano çalmıyorum, başlıca nedeni apartmanda kimse piyano sesine tahammül etmek istemiyor, zamanım da kalmadı. Şimdi kitap da yazıyorum, iki işi bir arada götürmek mümkün değil.
Hayatımı simgeleştirecek şey... Galiba hâlâ o piyanist olma merakımdan kalmış konserlere gitmektir. Konserleri kaçırmamaya çalışırım, evde müzik dinlerim. Hayatımın simgesi belki müzik merakı olabilir."
'FAZLA SÜS PÜS MERAKLISI OLMADIM'
Doçentliği bitirinceye kadar anne olmamıştı. Çünkü ikisini bir arada götürmenin ne güç olduğunu biliyordu. Amerika'dan döndükten sonra bir çocuk sahibi oldu. "Annelikle akademik hayatı uyuşturabildim" demişti.
Kendi ifadesiyle, 'süs püs' meraklısı değildi. Düzenli bir insan olmayı tercih etmişti:
"İşin doğrusu hiç aklıma gelmedi güzel bir kadın olayım diye. Fazla süs püs meraklısı olmadım. Ama kendisine çok iyi düzen vermiş insan olmayı daima tercih ettim. İkisi ayrı şeyler. Birinde hayat hedefiniz oluyor, ikincisinde hayat hedefiniz olmuyor. Ama yine de kendinize bakıyorsunuz.
Benimki de öyle bir şeydi. Şık güzel kadın olayım diye bir hayat hedefim olmadı. Hatta rahmetli eşim çok kızardı bana, çok süklüm püklüm geziyorsun yapma böyle şeyler, diye.
Broşları severim, takı severim. Hatta şimdi pek modası yok takının, bakıyorum gençler hiç takı kullanmıyorlar. Yani gençlere uymadım."

99 YAŞINDA HAYATA VEDA ETTİ
Türkiye iktisat camiasında "Hocaların Hocası" ve "İktisadın Duayeni" olarak anılan Prof. Dr. Gülten Kazgan, ardında kocaman bir akademik miras bırakarak 99 yaşında hayatını kaybetti. İktisat Profesörü'nün genç kadınlara mesajı ise şuydu:
"Genç kadınlara vermek istediğim mesaj şu. Bağımsızlıklarını korumak için bir kere meslek sahibi olsunlar. İşi gücü olmayan, bütün hayatı boş geçen, sadece çocuk yetiştirmekle ilgilenip hayatın diğer taraflarına boş veren bir insan olmasınlar. Mutlaka kendilerine bir uğraş edinsinler. Bu evde yapılan bir uğraş da olabilir; resim yapmak gibi. Ama hayat için bir hedefleri olsun, boş insan olmasınlar."
patronlardunyasi.com















