Dolar
47,9393
0,05%
Euro
55,6333
0,29%
Sterlin
65,0177
0,21%
Bitcoin
3.074.344
-0,49%
BİST-100
14.127,98
-0,03%
Gram Altın
6.691,803
0,22%
Gümüş
62,9
-0,71%
Faiz
40,96
0,00%

Mudo'nun patronu Mustafa Taviloğlu'nun gözünden genç yaşta hayata gözlerini yuman Birol Altınkılıç 

Mustafa Taviloğlu telefonda Kahve Dünyası'nın müteveffa patronu Birol Altınkılıç’ı anlatırken bir ara sustu: “Etrafını mutlu etmekten mutlu olan bir insandı.” Sonra Likör Fabrikası’nı, her yılbaşında gönderdiği hindiyi anlattı. Telefonu kapatırken ise bu kez bana döndü ve 35 yıllık meslek hayatım boyunca unutmayacağım üç cümle söyledi.

19.08.2026 05:50Güncelleme: 19.08.2026 05:57
Mudo'nun patronu Mustafa Taviloğlu'nun gözünden genç yaşta hayata gözlerini yuman Birol Altınkılıç 
16px
32px

Toygun ATİLLA

Dün akşam saatlerinde telefonum çaldı. Arayan Mustafa Taviloğlu'ydu. 

Namıdiğer Mudo.

Sesi üzgündü.

Kardeşi, oğlu gibi sevdiği bir insanı kaybetmişti.

Kahve Dünyası ve Altınmarka’nın sahibi Birol Altınkılıç’ı…

“Öyle bir adamdı ki…” dedi.

Sonra anlatmaya başladı.

“BEN ALMADIM, SEN ALDIN ABİ”

İstanbul’un hafızasında önemli bir yeri olan Mecidiyeköy’deki eski Likör Fabrikası arazisini Birol Altınkılıç almıştı. Meğer Mustafa Taviloğlu da orayı istiyormuş.

Taviloğlu anlattı: “Ben de orayı almak istiyordum ama ona nasip oldu. Aradım. ‘Likör Fabrikası’nı almışsın, hayırlı olsun’ dedim.”

Altınkılıç’ın verdiği cevap, bugün iş dünyasında pek sık duyabileceğiniz türden değildi: “Ben almadım, sen aldın abi.”

Taviloğlu önce anlamamıştı. 

Altınkılıç devam etmiş: “Benim burayla bir sene hiçbir işim yok. Sen ne yapıyorsan yap.”

Gerçekten de öyle olmuş.

Mudo, Birol Altınkılıç’ın satın aldığı yeri yaklaşık bir yıl kullanmış.

Taviloğlu anlatırken hâlâ şaşkın gibiydi: “Öyle gönlü geniş bir adamdı.”

Sonra aslında Birol Altınkılıç’ı anlatan en güzel cümleyi söyledi: “Etrafını mutlu etmekten mutlu olan bir insandı.”

BİR YILBAŞI HİNDİSİ

Hep söylüyorum, söylerken de yazmaya, anlatmaya çalışıyorum. 

Bir insanı fabrikaları, cirosu, yatırımları ya da serveti anlatmaz...

Bazen bir hindi ile bir insanı anlarsınız...

Meğer, Birol Altınkılıç her yılbaşında Mustafa Taviloğlu’na hindi gönderirmiş.

Bu yıl Taviloğlu hindisini alamamış.

Belki başkası olsa “Gönderdik işte” deyip geçecek.

Birol Altınkılıç geçmemiş.

Taviloğlu’nun söylediğine göre beş kez, belki on kez aramış.

Hindin hala bende nerdesin, ne zaman geliyorsun, nereye göndereyim... 

Mustafa Taviloğlu bütün bunları anlattıktan sonra bir an durdu.

Yutkundu... Konuştu: “Hindisini veremeden göçtü…”

DÜNYADA YETİŞTİRMEDİĞİMİZ KAKAONUN ŞAMPİYONU

Birol Altınkılıç’ın hikayesinin ilginç tarafı da buydu.

Türkiye’de yetişmeyen bir ürünün, kakaonun peşinden gidip dünya ölçeğinde bir iş kurmuştu.

Altınmarka ile çikolata ve kakao endüstrisinde büyüdü.

Kahve Dünyası’nı yarattı.

Sonra İstanbul’un asırlık markalarından Baylan’ı yaşatmaya soyundu.

Üretimden perakendeye uzanan büyük bir ekosistem kurdu.

Mustafa Taviloğlu ile konuşurken bunları konuşmuyorduk. 

Bir yıl boyunca karşılıksız kullandırılan bir bina ile bir türlü sahibine ulaştırılamayan yılbaşı hindisini konuşuyorduk. 

Belki de insan öldüğünde gerçek bilançosu böyle çıkıyordu.

Bilmiyorum...

“NAZAR MI DEĞDİ DİYORUM”

Taviloğlu’nun sesi bir ara yine değişti.

“Ah, bazen nazar mı değdi diyorum” dedi.

Bebek’teki Starbucks’ın bulunduğu yeri Kahve Dünyası aldığında çok mutlu olmuşlar.

Çünkü o adres yalnızca İstanbul’un en kıymetli köşelerinden biri değildi.

Taviloğlu için başka bir anlamı vardı:“Orası Türkiye’de geldiği noktanın da zirvesiydi.”

Haklıydı.

Dünyanın en büyük kahve zincirlerinden Starbucks’ın yıllarca oturduğu Bebek’teki o noktaya bir Türk kahve markasının yerleşmesi, ticari bir gayrimenkul işleminden daha fazlasıydı.

Bir semboldü.

Kahve Dünyası’nın nereden nereye geldiğinin fotoğrafıydı.

Ne yazık ki Birol Altınkılıç o fotoğrafın tadını uzun süre çıkaramadı.

ARTIK KİMSENİN ÖLMEMESİ LAZIM

Mustafa Taviloğlu, dostu, iyi ahbabı Ertuğrul Özkök’le konuşmasını da aktardı bana...

"Ona şöyle bir cümle söyledim" diye başladı cümleye

“Öyle bir durumdayız ki artık bizim nesilden kimsenin ölmemesi lazım. Çünkü bizim nesilden biri gittiğinde bazen yerine koyabileceğimiz kimse kalmıyor" 

Haklıydı...Anlatmaya çalıştığı şuydu...

Bazı insanların makamının yerine biri geliyor.

Masasına biri oturuyor.

Şirketini bir başkası yönetiyor.

Gazetesini başkası çıkarıyor.

Maalesef insanın bıraktığı boşluğun ataması yapılmıyor.

Sonra devam etti: 

"Birol Altınkılıç bizim nesilden değildi. Gençti. Çok gençti. Ama yeri doldurulmayacak bir insanı daha kaybettik.

TELEFONU KAPATIRKEN

Mustafa Taviloğlu ile konuşmamız bitmişti.

Birol Altınkılıç’ı konuşmuştuk.

Likör Fabrikası’nı…

Kahve Dünyası’nı…

Bebek’i…

Ve ulaştıramadığı son yılbaşı hindisini…

Tam telefonu kapatacaktık.

Bu kez Mustafa Taviloğlu konuyu değiştirdi.

Birol’u bıraktı, bana döndü.

Sesi son derece ciddiydi.

Şöyle dedi: “Dürüstlüğünden hiçbir şey kaybetme.”

Ardından:“Satılık biri olma.”

Ve son cümlesi şöyleydi: “Böyle devam et. En sonunda kazanacaksın.”

Telefon kapandı.

Ben Mustafa Taviloğlu’nu, kaybettiği dostu Birol Altınkılıç’ı anlatmak için beni aramıştı. 

Telefonu kapattığımda elimde Birol Altınkılıç’ın ardından kalan iki küçük hikâyenin yanında başka bir şey daha vardı.

35 yıllık gazetecilik hayatımda kulağıma küpe olacak üç cümle.

Belki de hayat böyledir.

Bir insanın ardından konuşurken başka bir insan size nasıl yaşamanız gerektiğini hatırlatır.

Birol Altınkılıç’ın ardından bugün bana kalan cümle ise Mustafa Taviloğlu’nun söylediği şu söz oldu:“Etrafını mutlu etmekten mutlu olan bir insandı.”

İnsan öldükten sonra arkasından böyle bir cümle bıraktırabiliyorsa…

Galiba asıl gerçek de buydu... 

 

patronlardunyasi.com