Dolar
47,9488
0,02%
Euro
56,1515
0,33%
Sterlin
65,5006
0,36%
Bitcoin
3.431.070
4,60%
BİST-100
14.316,12
-0,99%
Gram Altın
6.868,717
-1,48%
Gümüş
65,71
-1,80%
Faiz
40,89
0,05%

Profesör Doktor Erman Tulgar'ın vedası, Galatasaray Lisesi'nde sınıfta kalan bir öğrenci, Türkiye'ye mühendisler yetiştiren bir hocaydı

Galatasaray Lisesi’nde sınıfta kalan bir öğrenciden Colorado School of Mines’a gönderilen genç mühendise, SKF laboratuvarlarından Türkiye’de kurulan metalürji bölümlerine uzanan 91 yıllık bir hayat… Erman Tulgar’ın hayatı, Türkiye’nin sanayileşirken fabrikalar kadar insana da yatırım yaptığı yılların hikayesiydi.

20.08.2026 10:58Güncelleme: 20.08.2026 11:23
Haberi paylaşın
Profesör Doktor Erman Tulgar'ın vedası, Galatasaray Lisesi'nde sınıfta kalan bir öğrenci, Türkiye'ye mühendisler yetiştiren bir hocaydı
16px
32px

Toygun ATİLLA

Bir ülke fabrikalarını nasıl kurar?

Sermaye bulursunuz, arsa alırsınız, makineleri getirirsiniz, fabrikayı dikersiniz.

Peki o fabrikayı kim çalıştıracak?

Prof. Dr. Erman Tulgar’ın vefatının ardından hayatını araştırırken bu soru takıldı aklıma. Karşıma yalnızca bir akademisyenin özgeçmişi değil, Türkiye’nin mühendis yetiştirerek sanayileşmeye çalıştığı yılların hikayesi çıktı.

GALATASARAY’IN “DUBLÖRÜ”

Erman Tulgar 1935’te Polatlı’da doğdu. Babasının görevi nedeniyle ilkokulu Kütahya ve Çorlu’da okudu, ardından Galatasaray Lisesi’ne geldi. O yılların Galatasaray’ı yatılısıyla, yatakhanesiyle, avlusuyla, kendine özgü gelenekleri ve diliyle ayrı bir dünyaydı.

Tulgar’ın kuşağından kalan hatıraları karıştırırken hoş bir ayrıntıya rastladım.Galatasaray’da sınıfta kalan öğrencilere Fransızcadan gelen bir kelimeyle “doubleur”, yani “dublör” deniyordu. 1955 kuşağından Taner Saka yıllar sonra okulun dublörlerini anlatırken Erman Tulgar’ın adını da sayıyordu. Aynı hatırada başka bir tanıdık isim daha vardı: Doğan Abalıoğlu.

Sonradan Denizli’den Türkiye’nin önemli sanayi gruplarından birini çıkaracak iş insanı…

Aynı sıralardan çıkan iki gençten biri sanayici olacak, diğeri sanayinin ihtiyaç duyduğu mühendisleri yetiştirecekti.

Erman Tulgar’ın okul hayatı ise bugünden geriye bakıp çizeceğimiz kusursuz “başarılı profesör” portresine pek uymuyordu.

Sınıfta kalmıştı.

Bence hikayenin en insani ayrıntılarından biri bu.

Bir karne insanın geleceği hakkında hiçbir şey söylemiyor, Erman Tulgar bunun en somut örneğiydi. 

26 YAŞINDA KÜRSÜNÜN ÖBÜR TARAFINA GEÇTİ

Galatasaray’ın ardından İTÜ Maden Fakültesi’ne girdi.1961’de mezun oldu ve aynı yıl Maden Fakültesi Metalurji Kürsüsü’nde asistanlığa başladı.

26 yaşındaydı.

Türkiye de tam o sırada büyük bir dönüşüm geçiriyordu.Ereğli Demir Çelik kuruluyor, otomotiv sanayisinin temelleri atılıyor, beyaz eşya üretimi büyüyordu.Yeni fabrikaların yeni mühendislere ihtiyacı vardı.

1962’de İTÜ Maden Fakültesi için Türk-Amerikan işbirliğiyle önemli bir proje başlatıldı.Metalürji ve cevher hazırlama laboratuvarları kurulacak, öğretim üyeleri yetiştirilecek, Amerikalı akademisyenler Türkiye’ye gelecekti.

Colorado School of Mines ile yapılan kontrat 209 bin dolar, laboratuvar teçhizatı için ayrılan kaynak ise 285 bin dolardı. Hedeflerden biri yılda 20 metalürji mühendisi yetiştirmekti.

Amerika’ya gönderilen genç mühendislerden biri de Erman Tulgar oldu.

COLORADO’DAN SKF’YE

Erman Tulgar 1962’de OECD bursunu kazandı. Ardından Türk-Amerikan AID projesi kapsamında Colorado School of Mines’a gitti ve metalürji alanında yüksek lisansını tamamladı.

Sonra Türkiye’ye döndü.

1966’da bu kez İsveç’e, SKF’ye gitti. Elektron mikroprob kullanarak çeliklerdeki makro ve mikro inklüzyonlar üzerine araştırma yaptı.

1971’de Kanada’daki École Polytechnique de Montréal’de misafir profesör olarak bulundu. 1973’te yeniden İTÜ’deydi. İki yıl sonra profesör oldu.

Dünyada öğrendiğini Türkiye’ye taşıyan akademisyen kuşağının üyelerinden biriydi.

ÜÇ ÜNİVERSİTEDE İZ BIRAKTI

Tulgar’ın akademik hayatının dikkat çekici tarafı yalnızca ders vermesi değildi. İTÜ Metalurji Fakültesi’nin kuruluşunda görev aldı; dekan yardımcılığı, senatörlük ve kürsü başkanlıkları yaptı. 1994-1997 yıllarında Metalurji ve Malzeme Mühendisliği Bölüm Başkanı oldu.

Yıldız Teknik Üniversitesi Malzeme Mühendisliği ile Sakarya Mühendislik Fakültesi Metalürji Mühendisliği bölümlerinin kuruluşlarında da görev aldı.

İTÜ İşletme Fakültesi’nin kuruluşunda da yer aldı. Bir metalürji profesörünün İşletme Fakültesi’nin kuruluşunda bulunması dönemin yaklaşımı hakkında da bir şey söylüyor: Üretim yalnızca mühendislikten ibaret değildi; yönetmeyi de bilmek gerekiyordu.

12 YILIN ARDINDAN KALAN MERKEZ

1984’te Tulgar, İTÜ Malzeme Bilimleri ve Üretim Teknolojileri Uygulama Araştırma Merkezi’nin yöneticiliğine getirildi. 1996’ya kadar bu görevi sürdürdü.

Bugün Prof. Dr. Adnan Tekin’in adını taşıyan merkez hâlâ üniversitelere, araştırmacılara ve Türk sanayisine test, karakterizasyon ve araştırma hizmetleri veriyor.

1996 tarihli bilimsel bir makalede ise Tulgar’ın başka bir izi var. İTÜ’de TÜBİTAK desteğiyle kurulan Toz Metalurjisi Laboratuvarı için araştırmacılar dönemin dekanı Prof. Dr. Ali Fuat Çakır ile bölüm başkanı Erman Tulgar’a özellikle teşekkür ediyor.

YARIM ASIR SONRA HALA RAFTA

Tulgar’ın kitapları da kaldı.

1968’de yayımlanan “Metalurjistlere Denge Diyagramları” İTÜ’nün yayın kayıtlarında halen mevcut. Türkçeye çevirdiği “Elektrometalurji” ve “Demirden Gayrı Metaller Metalurjisi” de akademik literatüre girdi.

Bazı eserleri yıllar sonra üniversitelerin metalürji derslerinin kaynak listelerinde karşımıza çıkıyor. Bir hocanın öğrencileriyle ilişkisi bazen öldükten sonra da sürüyor.

Kitabın kapağındaki isimle…

38 YIL SONRA AYNI KÜRSÜ

Sonra Tulgar’ın öğrencilerinden birine rastladım.

CSM Metalurji Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Ahmet Taphasanoğlu.

İTÜ Metalurji mezunu.

Yıllar sonra eski fakültesine dönüp genç mühendis adaylarına çelik tel üretim teknolojilerini anlattığında paylaşımında kendisine ders veren hocaları da hatırlatıyordu.

Aralarında Erman Tulgar vardı.

Bu ayrıntı aslında bütün hikayeyi özetliyordu.

Bir gün Tulgar kürsüde, Taphasanoğlu sırada…

38 yıl sonra Taphasanoğlu aynı kürsüde.

Bu kez karşısında başka mühendis adayları var.

Bilgi üniversiteden sanayiye gidiyor.

Tecrübe sanayiden üniversiteye dönüyor.

88 YAŞINDA HAFIZAYI ANLATTI

2023’te İTÜ 250’nci yılını kutlarken “Teknik Üniversite Yıllarım” isimli bir sözlü tarih çalışması hazırladı. Üniversitenin geçmişini anlatması için seçtiği isimlerden biri 88 yaşındaki Erman Tulgar’dı.

1961’de genç bir mühendis olarak mezun olduğu üniversite, 62 yıl sonra onu kendi hafızasının tanıklarından biri olarak dinliyordu. Galatasaray’da sınıfta kalan çocuğun yolu Colorado’dan, SKF’den, Kanada’dan, fakültelerden, laboratuvarlardan geçmişti.

91 yıllık hayat sona erdiğinde geride yalnızca akademik unvanlar kalmadı.

Kitaplar kaldı.

Laboratuvarlar kaldı.

Kuruluşunda görev aldığı bölümler kaldı.

Ve yetiştirdiği mühendisler…

Biz Patronlar Dünyası’nda fabrikaları kuran patronları çok yazıyoruz.

Yatırımlarını, ihracatlarını, bilançolarını konuşuyoruz.

Erman Tulgar’ın hayatı ise bana madalyonun diğer yüzünü hatırlatıyor...

Bir ülke fabrikalarını makinelerle, sanayisini ise insan kaynağı ile kurar.

patronlardunyasi.com