Hüsrev Gerede'den Bennu Gerede'ye, bir soyadı ve iki Türkiye hikayesi
Nişantaşı'na yeni taşınan yabancı bir yönetici, Hüsrev Gerede Caddesi'nde oturuyordu. Bir gün oturduğu evin bulunduğu caddenin adını merak etti, araştırdı. Bugün uluslararası haber sitesinde "Bennu Gerede" diye bir kadının "müstehcenlik" suçu ile gözaltına alındığını okudu. Haber ilgisini çekmişti ama soyadı ayrıntısına takıldı. Bir caddenin tabelasından başlayan yolculuk onu Cumhuriyet'in kuruluş yıllarına götürdü.





Hüsrev Gerede Caddesi, aslında İstanbul’un ekonomi haritasının da önemli noktalarından biri. Cadde üzerinde tasarım ofisleri, mimarlık şirketleri, yaratıcı ajanslar, gastronomi mekânları ve seçkin yaşam alanları bulunuyor. Freedom of Space ve The Space gibi tasarım ve lüks perakende odaklı mağazalar, yaratıcı endüstrilere hizmet veren ofisler ve diplomatik temsilcilikler bu aks üzerinde yer alıyor.

Abdi İpekçi Caddesi.
Caddenin birkaç adım ötesinde ise İstanbul’un lüks ekonomisinin kalbi atıyor. Abdi İpekçi Caddesi… Burada Vakko, Beymen, Louis Vuitton, Hermès, Cartier, Prada, Gucci, Dior, Chanel, Rolex gibi dünya markaları yan yana sıralanıyor. Yani Hüsrev Gerede’nin adı bugün sadece bir cadde tabelasında yaşamıyor. Türkiye’nin en yüksek kira değerlerinden, en pahalı gayrimenkullerinden ve en prestijli ticaret akslarından birinin tam merkezinde yaşamaya devam ediyor.
Bugün Patronlar Dünyası dahil binlerce haber sitesinde sanki fabrikadan çıkmış gibi tek elden çıkmış, birbirlerini kopyalamış haberleri görünce bu yazıyı yazmak istedim.
Bennu Gerede’nin "müstehcenlik" suçlaması ile gözaltına alınması bana Gerede soyadını ve sonrasında Cumhuriyet’ten bugüne, Bandırma Vapuru’ndan Nişantaşı’na, tarihten bugünün manşetlerine uzanan yolculuğu anımsattı.
patronlardunyas.com















