Binlerce insanı son yolculuğuna uğurlayan, roman gibi bir öykünün kahramanı Eriş Şirketler Grubu Başkanı Abdülkadir Eriş hayatını kaybetti
Beş yaşında annesini, 16 yaşında babasını kaybetti. Babasından kalan evi satarak ilk sermayesini oluşturdu. Malatya’da manifaturacı olarak başladığı ticaret yolculuğunu İstanbul’da turizm ve otomotive taşıdı. Kazandığını okul, burs ve sağlık yatırımlarına dönüştürdü. Onu tanıyanların hafızasında ise sadece bir patron olarak değil, binlerce insanı son yolculuğuna uğurlayan “Kadir Abi” olarak kaldı. Malatya iş dünyasının duayen ismi Abdülkadir Eriş, 94 yaşında hayata veda etti.

Toygun ATİLLA
Hayat bazen insana, roman yazarlarının bile kolay kolay kuramayacağı kadar güçlü bir final hazırlıyor. Abdülkadir Eriş’in öyküsü de onlardan biri. Sabah gazetelerin ilk baktığı sayfası vefat ilanlarıydı. Kim vefat etmiş, cenaze nereden kalkacak, hangi aileye destek olmak gerekiyor? Sadece garip gurabanın değil, hemşehrilerinin hatta Türkiye'nin önde gelen iş insanlarının ailelerinin de cenazesinde saf tuttu. Acılı ailelerin yanında oldu.
Bugün ise bu kez onu uğurlamak için aynı insanlar Zincirlikuyu Camii’nde bir araya gelecek. Bu yüzden Abdülkadir Eriş’in hayatını yalnızca “iş insanı” diye anlatmak eksik kalır. O bir vefa adamıydı.

HAYATA YETİM BAŞLADI
15 Mart 1932’de Malatya’da doğdu. Henüz beş yaşındayken annesini, 16 yaşındayken de babasını kaybetti. Çocuk yaşta hayatın yükü omuzlarına bindi. Malatya'da, Gazi İlkokulu’nda, ardından Erkek Sanat Enstitüsü’nde okudu. Ancak ailesinin yaşadığı kayıplar nedeniyle eğitimini yarıda bırakıp çalışma hayatına atıldı. 1950’li yıllarda manifatura ve tuhafiye ticaretiyle iş hayatına başladı.
Ardından kamyon, traktör, otomotiv lastikleri, sigortacılık ve acentelik alanlarında çalıştı. 1967 yılında İstanbul’a taşındı. Bu karar, hayatının dönüm noktası oldu. Turizm ve otomotiv alanındaki yatırımlarıyla zaman içinde Eriş Şirketler Grubu’nu oluşturdu ve iş dünyasında saygın bir yer edindi.

KAZANDIĞINI MEMLEKETİNE HARCAYAN PATRON
Abdülkadir Eriş’i farklı kılan yalnızca ticaretteki başarısı değildi. İstanbul’da kazandığını, doğduğu şehir Malatya’ya aktarmayı hayatının önemli bir sorumluluğu olarak gördü.
Kurduğu Abdülkadir Eriş Eğitim ve Sosyal Yardım Vakfı aracılığıyla binlerce öğrenciye burs sağladı. Malatya’ya iki ilköğretim okulu, bir Güzel Sanatlar Anadolu Meslek Lisesi, bir Anadolu Lisesi, bir cami ve Verem Savaş Dispanseri kazandırdı. Aynı zamanda Malatya Eğitim Vakfı’nın kurucu üyeleri arasında yer aldı. Bu çalışmaları nedeniyle Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından Üstün Hizmet Madalyası ile onurlandırıldı
DİĞER PATRONLARDAN FARKI
Tesadüf bu ya, ben de Abdülkadir Eriş ile sabah gazeteleri okurken "vefat" ilanı ile karşılaşınca tanıştım. İlk işim bu iş insanının hayatını araştırmak oldu. Karşıma roman olacak, örnek alınacak bir hayat hikayesi çıktı.
Bakın, gazeteci Atilla Kantarcı, yıllar önce kaleme aldığı yazıda onun bu yönünü şöyle anlatıyordu:
"Eriş için cenazeye katılmak bir sosyal görev değil, manevi bir sorumluluktu"

Atilla Kantarcı’nın aktardığına göre; Vehbi Koç, Sakıp Sabancı, Hacı Sabancı, Özdemir Sabancı, Hafize Özal, Yusuf Özal, Mehmet Emin Karamehmet’in kız kardeşi ve Aydın Doğan’ın ailesinden isimlerin de aralarında bulunduğu çok sayıda kişinin defin sürecinde aktif rol aldı. Hatta, Abdülkadir Eriş’in kendi tuttuğu “defin çetelesinin” 4 bine yaklaştığı belirtiliyordu. Atilla Kantarcı yazısında Abdülkadir Eriş’in, “Benden sonra bu işi sürdürecek bir çırak bulamıyorum” diye dertlendiği de aktarıyordu.
Bu ayrıntı bence çok kıymetli. Abdülkadir Eriş'n hayat anlayışını anlatmakla kalmaz, onun cenazeye katılarak insanlık borcunu yerine getirdiğini de gösteriyordu.

ŞİRKETTEN BÜYÜK MİRAS BIRAKTI
Bugün Eriş Şirketler Grubu faaliyetlerine devam edecek. Yaptırdığı okullarda ders zili çalacak, vakfın burs verdiği öğrenciler eğitimlerini sürdürecek. Bence, Abdülkadir Eriş’in asıl mirası belki de bunların ötesinde.
Bir okul koridorunda, bir burs dosyasında, bir hastane odasında…
Ve yıllar önce son yolculuğuna uğurladığı insanların yakınlarının hafızasında yaşayacak.
Gazeteci Atilla Kantarcı, Abdülkadir Eriş için yazdığı yazıyı şu cümleyle bitiriyordu:
“Kadir Eriş’i böyle bir yazıyla tam olarak anlatamamanın ezikliğini hissediyorum. Onun için kitaplar yazılmalı diye düşünüyorum.
Haklıydı.
Bazı hayatlar bir haberle anlatılamaz. Abdülkadir Eriş de onlardan biriydi.
Bugün hayatımda hiç tanımadığım, hiç görmediğim, hiç karşılaşmadığım sadece Hakkın Rahmeti'ne kavuşmasının ardından gazetedeki ölüm ilanı ile yollarımızın kesiştiği Abdülkadir Eriş'in cenazesi Zincirlikuyu Camii'inde kılınacak ikindi
namazı sonrası Zincirlikuyu Mezarlığı'ndaki Aile Kabristanı'na defnedilecek. Sevenlerinin onu son yolculuğunda yalnız bırakmadığı bir gün olacak.
patronlardunyasi.com















