Hayal fabrikalarında herkes için fırsat var!
Yapımcılar, bir hayale gözlerini kırpmadan milyon dolarlar yatırabiliyor. Batan da var, ihya olan da

Rahime Baş Uçar/Para Dergisi
Türk sineması yeniden atakta. TV ekranları ise adeta dizi cenneti. Sinema ve TV yapımlarının yıllık hacmi 1.5 milyar TL’yi buldu. Risk alıp bu sektörü sürükleyen yapımcılar, bazen bir hayale gözlerini kırpmadan milyon dolarlar yatırabiliyor. Batan da var, ihya olan da...
BİZ onlar için ‘hayal yatırımcıları’ tanımını yakıştırdık. Ne de olsa önlerine gelen senaryo bir hayalden ibaret. Bazen kendi deyimleriyle iyi koku alıp, göz kırpmadan bir hayale milyon dolarlar yatırabiliyorlar. Yapımı 6 ayda tamamlanan bir projenin meyvesi ise iki haftada toplanıyor.
Evet, yapımcı ya da prodüktör dediğimiz yatırımcılardan bahsediyoruz. Aslında Türkiye’de sayıları oldukça az. Camiaları da sanıldığından küçük. Dönüp dolaşıp film afişlerinin altında ya da dizilerin jeneriğinde aynı isimleri görüyoruz. Ekonomik kriz biraz hızlarını kesse de bu renkli dünyanın patronları en parlak dönemlerini yaşamaya devam ediyor.
İsterseniz bir çırpıda saymaya çalışalım isimlerini: Kerem Çatay, Erol Avcı, Türker İnanoğlu, Faruk Turgut, Tomris - Ilgaz Giritlioğlu, Sinan Çetin, Timur Savcı, Mustafa Altıoklar, Ali Gündoğdu, Raci Şaşmaz, Tarkan Karlıdağ - Serdar Akar, Ata Türkoğlu, Birol Güven, Sinan Çetin...
GENÇLERİN ARKASINDAKİ İSİMLER
Türkiye’nin önde gelen yapım şirketlerinin ortakları genelde genç patronlar. Örneğin, Ay Yapım’ın sahibi Kerem Çatay, 33 yaşında. Sis Yapım’ın ortaklarından Ilgaz Giritlioğlu ise 30’unu yeni doldurmuş...
Bu genç girişimcilerin arkasında ise genelde deneyimli bir beyin bulunuyor. En azından çoğunun bu sektöre emek vermiş kişilerin çocukları olduğunu belirtelim. Ay Yapım’ın da perde önünde görünen patronu Kerem Çatay. Ancak perdenin arkasında, televizyon dünyasında yıllarca yönetici olarak hizmet veren babası Ekrem Çatay’ı görüyoruz.
Birçok başarılı dönem dizisi ve filmine imza atan Sis Yapım’ın iki genç patronu var. Ancak Proje Koordinatörü olarak biraz arka planda kalmayı tercih eden, ünlü yönetmen Tomris Giritlioğlu’ndan başkası değil. Giritlioğlu, “Ben sanatçılarla ilgileniyorum. Asıl patron Ilgaz Giritlioğlu” diyerek kendisiyle görüşme isteğimizi geri çeviriyor.
KETUM PATRONLAR
Sinema, dizi ve televizyon programı yapımcıları aslına bakarsanız ketum patronlar. Çoğu projeleriyle anılmak istiyor. Kişisel hikayelerini, şirketlerinin mali büyüklüklerini paylaşmak istemiyorlar. Bunda sektörün yeni gelişmesinin, rekabetin yoğun olmasının, hatta biraz da kayıt dışı olmasının etkili olduğunu düşünüyoruz.
Yine de bizim işimiz rakamlarla... Bu yüzden de önde gelen yapımcıların portrelerini çıkarırken sektörle ilgili rakamları da vermekte yarar var. Türkiye Sinema Konseyi İcra Kurulu Üyesi Mustafa Altıoklar, Türk sinemasının 2009 yılında 468 milyon TL hacme ulaştığını açıklıyor. Yerli filmlerin pazar payının 2008’de yüzde 60’a çıktığını vurgulayan Altıoklar, Avrupa’da bu orana ulaşabilen başka bir ülke olmadığına dikkat çekiyor.
SİNEMA ATAKTA AMA...
Son yıllarda Türk sinemasının yeniden atakta olduğu bir gerçek. Özellikle 2006 yılından itibaren ibre yukarıya döndü. 2005’te vizyona giren 27 yerli yapımı 6 milyon 795 bin kişi izledi. 2006’da ise 30 milyon seyirci sinema bileti alarak bir rekora imza attı. Henüz rakamlar netleşmese de 2009 yılındaysa 40 milyon seyircinin sinemaya gittiği tahmin ediliyor. 44 yerli filmin vizyona girdiği 2009’da yaklaşık 320 milyon TL’lik gişe hasılatı yapıldığı hesaplanıyor.
Sektör temsilcileri, sinema yapımları endüstrisinin yıllık hacminin 500 milyon TL’yi bulduğunu tahmin ediyor. Türkiye’de 2009 sonu itibariyle 448 sinema filmi yapımcısı bulunuyor.
ONLAR DA DESTEK İSTİYOR
Rakamlar yalan söylemez; sinema sektörü büyüyor. 1980’lerden sonra çöken Yeşilçam, artık “milenyum Yeşilçam’ı” olarak geri dönüyor. Ancak sektörün sancılı olduğu da bir gerçek. Yapımcılara göre, Türkiye’de sinema yeterince desteklenmiyor. Sinema biletleri üzerinden yüzde 10 rüsum kesintisi yapılıyor. Bunun yüzde 2’si belediyeye, yüzde 4’ü ise Maliye’ye aktarılıyor. Kalan yüzde 4’lük kesinti ise destek olarak sinemaya geri dönüyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Destekleme Kurulu, 2009’da uzun metrajlı kurgu film yapımları için 7 milyon 360 bin TL kaynak aktardı.
Peki bu yeterli mi? Yönetmen-yapımcı Mustafa Altıoklar, sinemanın tek destek kaynağının biletlerden yapılan kesintiler olduğunu belirterek, “Maliye biletlerden kesilen yüzde 10’lük rüsumun 4’üne kesik atıyor. Bunun yasal dayanağı yok” diyor. Altıoklar, Türkiye’de sinemanın Fransa’daki gibi desteklenmesini öneriyor. Fransa’daki sistemi de şöyle anlatıyor:
“Fransa’da sinema biletlerinden yüzde 11 kesinti yapılır. Bunun tamamı sinema havuzuna gider. Ayrıca ulusal yerel televizyonların yıllık reklam gelirlerinden yüzde 5.5’lik kesinti yapılır. Bu iki gelir de Fransa Ulusal Sinema Merkezi’nin (CNC) bütçesine aktarılır. Bütün bunlar yetmezmiş gibi, elektronik aletlerin ve DVD’lerin satışlarından yüzde 2.5 kesinti yapılır. Bu da CNC’nin bütçesine eklenir. Bütün bunların toplamıyla oluşan bütçeden her yıl yaklaşık 1.5 milyar euro, kısa filmlerden belgesellere tüm yapımlara verilir. Peki Fransa bunu neden yapıyor? Ülkenin Fransız filmlerinin dünya gösterim haklarından 2008 yılında 84 milyar euro gelir elde ettiğini söylersek herhalde nedeni daha net anlaşılacaktır.”
REKLAMLARDAN PAY İSTİYORLAR
Türkiye’de halen televizyon reklamlarından yüzde 5 vergi kesiliyor ve RTÜK’e gidiyor. RTÜK, bu paranın çok az bir kısmını harcayıp kalanını Maliye’ye aktarıyor. Ancak bu sektöre geri dönmüyor. Mustafa Altıoklar, “Televizyonlarda en çok reklamı dramalar alıyor. Alınan reklamların yüzde 5’i sektöre aktarılsa Türk sineması müthiş bir sıçrama gösterir” değerlendirmesini yapıyor.
Altıoklar’a göre, Türkiye’de seyircinin sinemaya gelmesi de desteklenmiyor: “Sinema biletlerinden alınan KDV bizde yüzde 8’ken Fransa’da yüzde 3. Seyirci teşvik edilmediği gibi yatırım teşviki de yok. Halbuki biz ‘sinema stratejik bir sektördür’ diyoruz. Oysa Türkiye, ürettiği maddi ve manevi tüm değerleri, ürünleri sinema ve televizyon üzerinden global pazara gönderebilir.”
“ALDIĞIMIZI MİSLİYLE GERİ VERİRİZ”
Yapımcılar, biraz destek verilmesi durumunda Türk sinemasının bunu fazlasıyla geri iade edeceği konusunda birleşiyor. Özellikle Türk sinemasına ilgi gösterecek iki potansiyel pazar görülüyor. Biri Müslüman ülkelerinin tümü, diğeriyse Türk Cumhuriyetleri, Kore ve Çin... Aslında bu konuda ümit verici gelişmelerse daha çok Türk dizileri açısından yaşanıyor. Türk dizileri özellikle son dönemde Ortadoğu ülkelerinde ve Türk cumhuriyetlerinde büyük rağbet görüyor.
Ancak dizi ihracatından yapımcılar, dizinin senaristi ya da yönetmeni herhangi bir telif alamıyor. Hatta diziyi yapan yapımcı firma bile çoğu zaman hak iddia edemiyor. Bunun nedeniyse dizilerin bütün haklarının daha yapım aşamasında kanallara devrediliyor olması. Bir anlamda yapımcılar kanallar için ‘taşeron’ firma gibi çalışıyor.
Türkiye’de ağırlıklı olarak dizi ihracatını Calinos Enternainment yapıyor. Şirketin Genel Müdürü Fırat Gülgen, 3 yılda 12 bin saatlik dizi ihraç ettiklerini anlatıyor. Geçen yıl 3 bin 670 saatlik dizi ihraç ettiklerini vurgulayan Gülgen, “Ortadoğu ülkeleriyle ilişkilerin gelişmesinden sonra Türk dizilerine sempati ve ilgi başladı. Özbekistan, Kazakistan Rusya, Gürcistan, İran ve Kuzey Irak’a yönelik çalışmalarımız var. Bulgaristan, Arnavutluk ve Singapur’da halen Gümüş dizisi yayınlanıyor. Çin, Tayland, Malezya ve Almanya’ya da dizi ihraç ettik” diyor.
DİZİ RÜZGARINDAN KAZANÇ!
Türk dizilerinin Ortadoğu ülkelerinde gösterdiği başarı, Dış Ticaretten Sorumlu Devlet Bakanı Zafer Çağlayan’ın da ilgisini çekmişti. Bu ülkelerin bakanlarının bile programlarını artık Türk dizilerine göre ayarladığını vurgulayan Çağlayan, Türk dizilerinin yarattığı rüzgardan ihracatın ve turizmin daha da fazla yararlanması gerektiğini düşünüyordu. Nitekim bunun üzerine ilk kez sinema ve televizyon sektörünü sürükleyen isimleri, önceki hafta bir masa etrafında buluşturdu. Çağlayan’ın amacı; yapımcıları, ihracatın artırılması için çalışan tanıtım gruplarının temsilcileriyle tanıştırmak ve işbirlikleri yaratılmasına zemin hazırlamaktı.
Ancak Zafer Çağlayan, senaristinden yönetmenine, yapımcısından oyuncusuna sektör temsilcilerine bir dokundu, bin ah işitti. Kimi reklam yasaklarından yakındı, kimi telif hakları sorunlarını açtı. Kimi 90 dakikayı bulan dizilerin süresinin fazlalığından şikayet etti, kimi teşviklerin yetersiz olduğundan... Biraz sapla saman birbirine karışsa da bugüne kadar sadece Kültür Bakanlığı’nın gördüğü sektörün gücünü artık ihracatçılar da keşfetmiş oldu.
DERT VE ÜMİT BİR ARADA
Evet, sektör temsilcileri dertli. Ancak gelişen her sektörde olduğu gibi sinema ve dizilerin de sancılı olması normal. Nitekim bu sancılar yapımcıların sektöre inancını azaltmış değil. Sinema cephesinde 44 yerli filmin vizyona girmesi de bunun göstergesi. İddialı bir Türk filmi projesinin yatırım maliyeti 1.5 ila 4 milyon dolar arasında değişiyor. Hollywood yapımlarının ortalama maliyetinin 50-60 milyon doları bulduğu düşünülürse, bizdeki rakamların boyutu da ortaya çıkıyor.
Peki Türkiye’de filme yatırım yapanlar geri dönüşünü ne kadar zamanda alabiliyor? Bu süre yapımına göre 8-9 aya kadar buluyor. Kalburüstü bir filmin çekim süresi en az 6 ayı buluyor. Geri dönüşü ise film vizyona girdikten iki hafta sonra alınmaya başlıyor. Ancak şunu da unutmamak gerekiyor, sinema, riski de getirisi de yüksek bir sektör. Yani batabilirsiniz de, yatırdığınız paranın 4-5 katı kar da edebilirsiniz...
DİZİLERİN DİNAMİĞİ FARKLI
Dizi sektöründe ise dinamikler tamamen farklı. Burada garanti para söz konusu. Ancak potansiyel kar daha düşük. Ekonomik kriz öncesinde yapımcılar, kanallara dizileri yüzde 20-30 karla satıyordu. Şimdi yapımcıların karının yüzde 10’lara kadar düştüğü belirtiliyor.
Yapımcılar genelde prime time’da 7 reyting garantisi vererek kanal yönetimleriyle el sıkışıyor. Reyting arttıkça, yapımcıların kanaldan bölüm başına aldığı ücret de artıyor. Ancak bu ücret ikili görüşmelerle belirlendiği için elimizde net rakamlar yok. Öğrendiğimize göre kanal yönetimleri, 7 reyting garantisiyle yayına başlayan bir dizinin yapımcısına, bölüm başına 200-300 bin TL ödüyor. Dizinin reytingi arttığında, yapımcıya puan başına ortalama 50 bin YTL daha fazla ödeme yapılıyor.
Öte yandan, dizi tutmadığında yapımcısını batırdığı bile oluyor. Adam Film’in ortağı Tarkan Karlıdağ’ın bu konudaki yorumu şöyle: “Aslında kanallar kimin neyi yapıp yapamayacağını biliyor. Sektörde 3-4 yıldır bazı isimler ön plana çıktı. Bu yapımcıların kanallarla pazarlık yapmaları ve reyting skalasından yararlanması daha kolay oluyor. İddialı dizi yapımcıları projeye başlarken kanallardan ön avans bile alabiliyor. Finans yapınız güçlüyse diziye birkaç bölüm çeker ve ondan sonra kanallara pazarlayabilirsiniz.”
HAVUZ SİSTEMİ UYGULUYORLAR
Konuştuğumuz yapımcılar da her projenin kazandırmadığından yakınıyor. Bu yüzden bazen lokomotif bir proje diğerlerini destekliyor ve besliyor. Özellikle kriz döneminde kanalların dizilere ödediği tutarın yüzde 50 düştüğü düşünülürse bu daha da önemli oluyor. Gold Yapım’ın sahibi Faruk Turgut, kendilerinin uyguladığı havuz sistemini şöyle açıklıyor:
“Ben her yıl ortalama 3 dizinin altına düşmemeye çalışıyorum. Halen Hanımın Çiftliği’nin yanı sıra Fox için Ömre Bedel ve Sonbahar’ı da çekiyorum. Bunun için bir havuz sistemi kuruyorum. Diğer kanaldan aldığım bütçeyi, lokomotif dizinin finansmanında kullanıyorum. Zaten kanallara lokomotif iş yapma iddiasındaysanız ciddi bir para gücüyle ortaya çıkmanız lazım. Kanalların ödemeleri reklam satışlarına bağlı. Ortalama 45 gün vadeyle ödeme yapıyorlar. Bu yüzden, dizinin en az 6-7 bölümünü önden finanse edebilmeniz lazım.”
Ekonomik kriz öncesinde dizilerin bölüm başına çekim maliyeti 300-400 bin TL’yi buluyordu. Kanallar şimdilerde dizilere bölüm başına 200-250 bin TL ödüyor. Yüzde 50 düşen ücretler, yapım firmalarını doğal olarak daha az maliyetli dizilere yöneltmiş. Örneğin D Productions, 2009’da Haneler komedi programına başlamıştı. D Productions Genel Koordinatörü Engin Kıymaz’ın deyişiyle bütün ekip bir kriz rakamı çıkararak işe başlamış. Kıymaz, “Hiçbir şey yapmamaktansa bu işi yaparız diyerek başladık ve başarılı olduk. Bu da sektörümüz adına önemli bir değişiklik oldu” diyor. Kıymaz net olarak açıklamasa da Haneler’in bölüm başına maliyetinin 100 bin TL civarında olduğu tahmin ediliyor.
45 DİZİ YAYINDA
Halen 9 ulusal kanalda 45 dizi yayınlanıyor. ATV, 10 diziyle başı çekiyor. Kanal D 9, TRT 1 6, Star TV ve Fox TV ise 5’er diziyle izleyicilerini ekran karşısına bağlamaya çalışıyor...
45 dizi deyip geçmeyin; 1 milyar TL’lik ekonomi oluşturdukları hesaplanıyor. Ancak faturasız verilen hizmetlerle birlikte bu hacmin iki katına çıktığını da belirtelim.
Peki dizilerin oluşturduğu ekonomik değerden kimin payına ne düşüyor? Öncelikle dizileri yaptıran kanallar kazanıyor. Çünkü yükselen reytinglerle birlikte reklam gelirleri artıyor. Ayrıca dizi tutarsa yapımcı da kazanıyor. Kazanan yapımcı, başta başrol oyuncuları olmak üzere ekibine birçok sektörde alışık olmadığımız ücretleri ödüyor. Bir dizide, kamera önü ve arkasında en az 60 kişilik ekip görev alıyor. Bazı dizilerde bu kadro 100 kişiye kadar çıkabiliyor.
Genelde dizi maliyetinin yüzde 20-30’unu başrol ve diğer oyuncuların aldığı ücretler oluşturuyor. Bu da demek oluyor ki, başrol oyuncuları bölüm başına 10 ila 30 bin YTL arasında ücret alıyor.
Dizilerde bazen bir, bazen de iki yönetmen görev alıyor. Türkiye’de sayıları 200’ü bulan yönetmenlerin de bölüm başına 5-20 bin TL arasında ücret aldıkları belirtiliyor. Senaristler için de aşağı yukarı aynı ücretler geçerli...
KENDİ DERTLERİNİ ÇÖZÜYOR
İşte bu ücretleri duyan veya bilen birçok genç, bu sektörün kamera arkası ya da önünde görev almak istiyor. Aslında yoğun talebe rağmen sektör nitelikli çalışan sıkıntısı çekiyor. Bu sıkıntıya da yine kendisi çare bulmaya çalışıyor. Örneğin yönetmen-yapımcı olarak yıllardır bu sektörde olan Sinan Çetin, önce Cihangir’de Plato Film Okulu’nu kurdu. Geçen yıl meslek yüksek okuluna dönüşen Plato’da halen 47 öğrenci eğitim görüyor. Plato Meslek Yüksekokulu’nda; fotoğrafçılık ve kameramanlık, radyo ve televizyon programcılığı, basın ve yayın teknolojileri, halkla ilişkiler ve tanıtım bölümleri bulunuyor.
Meslek örgütleri de sektörün ihtiyacını gidermek için kurslar düzenliyor. Bunlardan biri de SenDer (Senaryo Yazarları Derneği)... 2003’te kurulan SerDer’in halen 229 üyesi var. SenDer’e üye olmayanlarla birlikte Türkiye’deki senarist sayısının 300’ü bulduğu tahmin ediliyor. SenDer, düzenlediği ‘atölye’ çalışmalarıyla 20 haftada senaryo yazımı öğretiyor. Katılımcılar haftada 4 saat ders görüyor. Halen 21 senarist adayı bu atölye çalışmalarına devam ediyor.
300 SENARİSTİ VAR
SenDer Genel Sekreteri Haluk Ünal, senarist olmak için çok talep olduğunu belirtiyor. Bu talebi de “Eskiden insanların çekmecesinde mutlaka birkaç şiir bulunurdu. Şimdi bunun yerini senaryolar aldı” sözleriyle anlatıyor.
Haluk Ünal’ın verdiği bilgiye göre, Türkiye’de A sınıfı bir dizide 2-3 kişilik bir senarist ekibi çalışıyor. Bu ekip, bölüm başına 10 ila 25 bin TL arasında ücret alıyor. Bu çok yüksek bir kazanç gibi görünmesine rağmen, senaristler tekrar bölümlerinden telif hakkı alamadıklarından yakınıyor. Ünal’ın bu konudaki görüşleri şöyle:
“Biz sadece emek karşılığı çalışan insanlar değiliz. Aslında fikri mülkiyet sahibiyiz. Ancak ikinci gösterimlerden telif alamıyoruz. Avrupa’da senaristler yılda bir senaryo yazıyor. İkinci gösterimlerden de yüzde 3 ila 10 arasında telif alıyorlar. Bunun geliriyle de 2-3 yıl yaşayabiliyorlar. Biz her hafta adeta bir sinema filmi yazıyoruz.”
İŞKUR DA KURS AÇTI
Hikayeleri senaristler sürüklüyor ama onların hayata geçebilmesi için ışıkçı, sesçi, kameraman gibi birçok ara eleman görev alıyor. Bu alanlarda da nitelikli eleman eksikliği bulunuyor. Durum böyleyken, Türkiye’de milyonlarca genç işsiz var. Bunu gören Kocaeli İşkur İl Müdürlüğü, söz konusu alanlarda kurs düzenlemeye karar vermiş. Ardından da MinT Yapım’ın sahibi Birol Güven’in kurduğu MinT Görsel Sanatlar Akademisi’yle işbirliği yapmış. Halen artistik hizmetler, kurgucu, kameraman, sahne makyajcısı, tonmayster, reklam ve TV program yapımcılığı mesleki eğitim kursları düzenleniyor.
Projenin fikir babası olan İşkur Kocaeli İl Müdürü Öztekin Kaşukçi, son yıllarda Kocaeli’nde birçok dizi çekildiğini, halen de çekilmeye devam etiğini hatırlatıyor. Sanayi şehri Kocaeli’nde çekilen bu dizilerle gençlerin sektöre daha da ilgi duyduğunu gördüklerini söyleyen Kaşukçi, “Kursumuza yoğun ilgi oldu. Kasım 2009’da 175 kişilik bir kurs başlattık. Şu anda tamamlanma aşamasına geldi. Katılımcılarımız bir kısa film çekti. Yakında sertifika törenini yapacağız” diyor.
İşkur Ankara da benzer bir kurs başlatmış durumda. Kaşukçi, talep olması durumunda 2010 yılında da kursun devam edeceğini sözlerine ekliyor. İşkur’un kurslarına katılanlar günde 15 TL ödüyor.
CAST’A GİRMEK İÇİN DOĞRU YOL
Sektörün hareketlenmesiyle birlikte oyuncu ihtiyacı da ortaya çıktı. Özellikle yeni yüzler arayan yapımcılar, cast (oyuncu) ajanslarıyla çalışıyor. Cast ajansları figüran dahil her kademedeki oyuncu ihtiyacını karşılıyor. Rüştünü ispat etmiş oyuncularla genelde ajanslar sözleşme imzalıyor. Türkiye’de güvenilir ve ciddi çalışan ajansların sayısının 20’yi bulduğu belirtiliyor. Ancak “çanta ajans” diye tabir edilenlerle birlikte bu sayının 200’ü geçtiği tahmin ediliyor.
Sadece gençler değil her meslekten insan bu ajanslara oyuncu ve model olmak için kaydoluyor. Avukattan ev hanımına, öğretmenden mühendise birçok meslekten insan biraz şöhret, biraz da para ümidiyle ajansların kataloglarına giriyor. Ajans kataloglarına girmek için 50 ila 200 TL arası başvuru ücreti alınıyor. Bazı ajanslar ise başvuru ücreti almıyor. Alınan ücretin de fotoğraf ve deneme filmi çekimi için kullanıldığını söylüyorlar.
Cast ajanslarının çoğu artık katalog yapmıyor. Bunun yerine internet sayfalarında oyuncuların yer aldığı veri bankalarını yayınlıyorlar. Hatta ajansların çoğu Facebook’ta da kendini tanıtıyor. Bir ajansın veri bankasına giren oyuncu adayı, rol beklemeye başlıyor. Çekime çağrılan oyuncunun ücretini, bağlı bulunduğu ajans yapımcıdan alıyor. Yüzde 20-30 komisyonunu kesip kalanını oyuncuya veriyor. Örneğin, figürasyonlar (bir kafede oturan müşteri rolü) için cast ajansları yapım firmalarına 35 TL fatura kesiyor. Bunun 20 TL’sini oyuncuya veriyor. Bazen adaylar ücret almadan da setlere gidiyor. Bunun nedeniyse sektör temsilcileriyle setlerde tanışıp iyi bir rol kapma hayali...
Ünlü ve adı duyulan ajanslara, oyuncu olmak için günde telefon ve internet yoluyla ortalama 50 kişi başvuruyor. Türkiye’nin ilk cast ajansı, 10 yıl önce kurulan Tümay Özokur Casting. Birçok ajansta olduğu gibi patronlar kardeş. Tümay Özokur ve ablası Tules Evren’in kurduğu ajansa bağlı halen 700 oyuncu var. Tümay Özokur, daha çok tiyatro kökenli oyuncularla çalışıyor. Çalışmak istedikleriyle de mutlaka 5 yıllık sözleşme imzalıyor. Her gün ajansa 50 ila 100 arasında yeni başvuru yapıldığını söyleyen Özokur, bu kadar çok başvuruyu doğru bulmuyor.
Kahramanlar, Melekler Korusun ve Yaprak Dökümü dizilerinin cast direktörlüğünü yapan Özokur, bazı dizilere de ajans olarak yani talep edildiğinde oyuncu veriyor. Sektörde sözleşmesiz çalışmayı doğru bulmayan Özokur’un değerlendirmeleri şöyle:
“Ben şahsen sektörde daha etik ve doğru çalışılmasını istiyorum. Bazen oyuncunun, ajansın ya da yapımcının hatası nedeniyle sektörde işler içinden çıkılmaz hale gelebiliyor. Eğer herkes etik olursa şikayet edilen sorunlar da çözülür.”
İkon Prodüksiyon Casting’in sahibi Erdem Tütüncü, 7 yıldır sektöre hizmet veriyor. Arka Sokaklar’ın da aralarında bulunduğu birçok diziye oyuncu sağlamış. Tütüncü, birçok insanın oyuncu olmak için kendilerine başvurduğunu söylüyor. İkon, halen 100’e yakın oyuncu ve oyuncu adayıyla çalışıyor. Yapımcı firmaların sokaktan geçen insanlarla çalışmadığını vurgulayan Tütüncü, “Setlerde figürasyona değer verilmiyor. Ancak bazen figürasyon tamamlanmadığı için çekimler gecikebiliyor. Bunun yapımcılara zararı ise binlerce TL oluyor. Bu yüzden biz önemli bir görev icra ediyoruz” diyor.
Yapım firmaları bazen cast ajanslarıyla kendileri arasında bir köprü olacak cast direktörleriyle de çalışıyor. Bunlardan en bilinenlerinden biri ise Harika Uygur Casting Director...
AH KANALLAR AH!
Yapımcıların ve sektörde çalışanların en önemli sorunu dizilerin bölüm sürelerinin 90 dakikayı bulması... Oysa ABD ve Avrupa’da diziler 40-45 dakika, sit-com’lar ise bölüm başına 20-25 dakika çekiliyor. Bu sorunu kanal yönetimleriyle sık sık müzakere eden yapımcılar, henüz bir uzlaşma sağlayabilmiş değil.
Öte yandan, telif haklarını konusunda da ciddi sıkıntılar yaşanıyor. Dizilerin tekrar bölümlerinden çoğu yapımcı telif alamıyor. Oyuncu, yönetmen ve senaristler için de aynı durum geçerli. Yapımcı Tarkan Karlıdağ, bu noktada şu uyarılarda bulunuyor: “Sorunlar ancak yapımcılar ve sektöre emek verenler birlik olursa çözülebilir. Yapımcılar bir araya gelip kanallarla görüşemiyor. Örgütlenme tamamlanmadan hiçbir sorunu çözemezsiniz. Çalışanların haklarıyla ilgili sorunları biz çözemesek de Avrupa Birliği kanunlarına uyum çözecek. Kanalların sağlıklı bir rekabet ortamı oluşumunu sağlaması ve bunu koruması gerekiyor.”
Evet, bu sektör çok renkli ve daha yazacak o kadar konu var ki... Ancak yerimizin de bir sınırı var. Bu yüzden Türkiye’nin önde gelen yapım firmalarının kuruluş öykülerini, ortaya çıkardıkları eserleri ve başarı öykülerini izninizle önümüzdeki haftaya bırakıyoruz...
Türkiye'de 1 milyon barajını aşan filmler
Film adı İzleyici sayısı
G.O.R.A 4 milyon bin 711 kişi
Recep İvedik 1 4 milyon 300 bin
Kurtlar Vadisi Irak 4 milyon 256 bin
Vizontele 3 milyon 308 bin 383
Vizontele Tuuba 2 milyon 894 bin 802
Hababam Sınıfı Askerde 2 milyon 586 bin 132
Eşkıya 2 milyon 568 bin 339
Kahpe Bizans 2 milyon 472 bin 162
Asmalı Konak-Hayat 1 milyon 791 bin 396
O Şimdi Asker 1 milyon 657 bin 51
Hababam Sınıfı Merhaba 1 milyon 580 bin 535
Komser Şekspir 1 milyon 329 bin 86
Güle Güle 1 milyon 275 bin 967
Herşey Çok Güzel Olacak 1 milyon 239 bin 15
Propaganda 1 milyon 238 bin 878
Neredesin Firuze 1 milyon 64 bin 162
Deli Yürek-Bumerang Cehennemi 1 milyon 51 bin 352.
Dizilerde çalışanlar ne ücret alıyor?
Görevi Aldığı ücret (TL)
Yönetmen 5-20 bin TL
Senarist 5-15 bin TL
Müzisyen 2-8 bin TL
Yönetmen yardımcısı 500-5 bin TL
Başrol oyuncusu 10-30 bin TL
Orta kademe oyuncular 5-10 bin TL
Noname (ünlü olmayan) oyuncular* 1-5 bin TL
Bölüm oyuncusu 500-1.000 TL arası
Diyaloglu yardımcı oyuncu 50-150 TL
Figürasyon 20-25 TL
Not: Oyuncu ücretlerine yüzde 20-30 cast ajansı komisyonu dahil değildir.
Türkiye’nin önde gelen cast ajansları
Ajans adı Sahibi Telefon
Gaye Sökmen Ajansı Gaye-Sait Sökmen 0212 282 81 30 www.gayesokmen.com.tr
Tümay Özokur Casting Tümay Özokur 0216 478 14 48 www.tumayozokur.com.tr
Renda Güner Casting Renda Güner 0212 293 63 93-95 www.rendaguner.com
Harika Uygur Casting Director Harika Uygur 0212 525 81 68 www.harikauygur.com
İkon Prodüksiyon Casting Erdem Tütüncü 0216 414 66 69 www.ikoncastinajans.com
Ajans Tuba Taçan Tuba Taçan 0212 293 99 06 www.tubatacan.com
Familya Ajans Hasan Güngör 0212 570 74 05 www.ajansfamily.net
Dizi yapımcılarının süper ligi
Şirket adı Ortakları
Ay Yapım Ekrem Çatay - Kerem Çatay
TMC Erol Avcı
Erler Film Türker İnanoğlu
Gold Film Faruk Turgut
Sis Yapım Tomris Giritlioğlu
Tims Timur Savcı
Süreç Film Ali Gündoğdu
Pana Film Raci Şaşmaz
Most Film Mustafa Altıoklar
Adam Film Tarkan Karlıdağ - Serdar Akar
Mint Yapım Birol Güven
Med Yapım Fatih Aksoy
Fokus Film Nilgün Sağyaşar - Sadık Deveci
Sinema ve dizi sektörü kimlere kazandırıyor?
* Halen 45 dizinin, doğrudan ve dolaylı olarak en az 50 bin kişiye istihdam sağladığı belirtiliyor.
* Müzisyenler, film ve dizi müziklerini yaparak yüksek ücretler kazanıyor. Kıraç, Toygar Işıklı, Kemal Sahir Gürel, dizilerden en çok kazanan müzisyenler olarak biliniyor.
* Yıllardır devlette ve özel tiyatrolarda çok fazla para kazanamayan oyuncular, sektörün canlanmasıyla yeniden para kazanmaya başladı.
* Romancılar ve senaryo yazarları da en parlak günlerini yaşıyor.
* Firmalar dizilere sponsor olarak ürünlerini kısa sürede tüketiciye tanıtma olanağı buluyor.
* Televizyon ve sinema yapımları reklam sektörünün de itici gücü oluyor.
* Yapımcılar, emlakçılara ve araç kiralama şirketlerine yeni iş kapıları açıyor. Dizilere mekan sağlayan emlakçılar, yalıdan ofise birçok mekanı kiralıyor. İstanbul Boğazı’nda dizilere yayınlanan konakların günlük kirasının 500 TL’yi bulduğu belirtiliyor.
* Film ve dizelerin çekildiği bölgeler tanınıyor ve iç turizm hareketi hareketleniyor. Kapadokya, Mardin, İzmit (Maşukiye), Sinop son yıllarda dizi turizminden payını alan bölgeler.
* Filmlerin DVD’lerinin yapılması hem kayıtlı hem de kayıt dışı ekonomiyi besliyor.
* Restoranlar, kuaförler, mobilyacılar, giyim firmaları, ev tekstili üreticileri gibi birçok sektör dizilere sponsor olup kendilerini tanıtıyorlar...
YAPIMCILAR
AY YAPIM
4 diziyle sektörü sürüklüyor
Son dönemlerde yıldızı parlayan yapımcılardan biri Kerem Çatay... Ay Yapım’ın sahibi olan Kerem Çatay, 33 yaşında. Babası Ekrem Çatay, televizyon sektörünün yakından tanıdığı bir yönetici. Ancak o Ay Yapım’da ön planda görünmüyor. 2005’te kurulan 2 milyon 600 bin TL sermayeli Ay Film Yapım’ın yüzde 50 hissesi Ekrem Çatay’a, yüzde 50’si ise oğlu Kerem Çatay’a ait.
Çatay ailesi, son yıllarda eski romanları televizyona aktaran dizi yapımlarıyla dikkat çekiyor. Halen Kanal D için Aşk-ı Memnu ve Yaprak Dökümü, ATV için Samanyolu ve Ezel dizilerini yapıyor. Ezel aslında Show için yapılmıştı ama kısa bir süre önce ATV’ye transfer oldu.
Ay Yapım aslında sektörde 2002’den beri varlığını sürdürüyor. Daha önce 8 dizi çeken Ay Yapım, özellikle ilk bölümünü Eylül 2006’da izlediğimiz Yaprak Dökümü’yle dikkatleri üzerine çekti. Şirketin yakında bir sinema filmi de çekeceği konuşuluyor. İtalya’da yaşayan yönetmen Ferhan Özpetek, dokuzuncu filmini Ay Yapım ve AFS ortaklığıyla hayata geçireceğini açıklamıştı. Ancak proje hakkında şu anda detaylı bilgi verilmiyor.
ERLER FİLM
Yapımcıların duayeni
Türker İnanoğlu, 1936 Safranbolu doğumlu. Sinema sektörüne 1957’de yönetmen yardımcısı olarak girdi. Onun 1959’da kurduğu Erler Film, sektörde yarım asrı geride bıraktı. Sinemada 200’e yakın yapıma imza atan İnanoğlu, Yeşilçam’ın sıkıntıya girdiği dönemde yönünü televizyonlara çevirdi. Türker İnanoğlu’nun kaptanlığındaki Erler Film, halen hem televizyon hem de sinema için yapımlar üretiyor. Kanal D için Arka Sokaklar ve Akasya Durağı; ATV için Aşk Bir Hayal dizisini çekiyor. İnanoğlu, yeni dönemde yayınlanacak iki dizi için hazırlıkların sürdüğünü belirtiyor. Bunlar sokak çocuklarını anlatacak Umut Çocukları ve Kösem Sultan adını taşıyacak. Halen iki sinema filmi projesi üzerinde de çalışan İnanoğlu, sabit kadrolarının 265 kişi olduğunu vurguluyor. Erler Film’in dizilerde görev alanlarla birlikte sektörde sağladığı istihdam 500 kişiyi buluyor.
Son yıllarda Türk sinemasının da diriliş içinde olduğunu düşünen Türker İnanoğlu “Gençler iyi işler yapıyor” diyor. Türkiye’de sinemanın gelişmesi için yabancı ve Türk film yapımlarının teşvik edilmesi gerektiğini belirtiyor.
GOLD FİLM
Yıllık cirosu 20 milyon TL
Gold Film’in sahibi Faruk Turgut, şu sıralar Türkiye’nin en pahalı dizilerinden birini hayata geçiriyor. Hanımın Çiftliği’nin yapımcısı Turgut, bu diziye başlamak için 2 milyon TL’lik ön yatırım yapmış. 1950’lerin Adana’sını gösterebileceği bir çiftlik kuran Turgut, “Kanallara lokomotif iş yapma iddiasındaysanız ciddi bir para gücüyle ortaya çıkmanız lazım. Kanalların ödemeleri, reklam satışlarına bağlı. Ortalama 45 gün vadeyle ödeme yapıyorlar” diyor. Hanımın Çiftliği; 65’i kamera arkası, 25’i de sürekli oyuncu olmak üzere 90 kişilik ekiple çekiliyor.
Gold Film, bugüne kadar 55 diziye imza atmış. Bunlar arasında Sonbahar, Annem, Berivan, Aşk Hırsızı gibi yapımlar dikkat çekiyor. Faruk Turgut aslında sinema kökenli bir yapımcı. 1980’de Yeşilçam’da sektöre girmiş. 80-90’lı yıllarda reji asistanlığı yapmış. 27 yaşında da yönetmen olup film çekmeye başlamış. Faruk Turgut’un deyimiyle, 1990’lı yıllarda özel televizyonun hayata geçmesiyle Yeşilçam, sinema bitmiş. Sinemadaki çaresizlik de onu televizyona mahkum etmiş. Şimdi televizyon sektöründe yapımcı yönetmen olarak çalışmalarını sürdürüyor. 55’inci dizisini çekiyor ve 1.110 bölümü geride bırakmış...
Yapımcılar cirolarından bahsetmeyi sevmiyor ama Faruk Turgut, Gold Yapım’ın haftalık cirosunun 750-800 bin TL civarında olduğunu açıklıyor. Şirket, 10 ay fiilen çalışıyor. Bu dikkate alındığında yıllık cirosu 20 milyon TL’yi buluyor. Ancak bu ciroya rağmen Turgut, kar marjının büyük olmadığını vurguluyor. Yapımcılıkta başarılı olmanın yolunun işi iyi bilmekten geçtiğine inanıyor. Bu yüzden de sektörde yetişmeyen yapımcıların sektörde kalıcılığının olmadığını düşünüyor: “Birinin yazdığı, hayal ürünü olan bir senaryoya inanarak para yatırıyor ve ciddi bir risk alıyorsunuz. Bu işin her aşamasını bilmek zorundasınız.”
ALTIOKLAR PRODÜKSİYON
“6.5 ayda yatırımın meyvelerini toplarsınız”
Türkiye’de son yıllarda sinema deyince akla gelen isimlerden biri de yapımcı-yönetmen Mustafa Altıoklar. 1958 Ordu doğumlu Altıoklar, aslında Cerrahpaşa Tıp Fakültesi mezunu. Uzmanlık alanıysa fizyoterapi. “Hayatın röntgen filmini çekiyorum” diyecek kadar sinema tutkunu olan Altıoklar, sektöre kısa filmler çekerek 1990’lı yılların başında adım attı. Denize Hançer Düştü, İstanbul Kanatlarımın Altında ve Ağır Roman uzun metrajlı filmleriyle sektördeki rüştünü ispat eden Altıoklar, 2004’te kardeşleri Mehmet ve Emine Altıoklar’la birlikte Altıoklar Prodüksiyon şirketini kurdu. Televizyonlara yarışmadan diziye kadar birçok yapım üreten şirket, sinemada da Emret Komutanım Şah Mat, Banyo, O Şimdi Asker gibi filmlere imza attı. Altıoklar Prodüksiyo’un hisselerini devretip Bir K Bir E adıyla bir şirket kurduklarını söyleyen Altıoklar, TürkMax için Kahve Bahane, Bir Kadın Bir Erkek isimli dizilerin çekiminin devam ettiğini söylüyor. Altıoklar ayrıca yine aynı kanal için Açık Mutfak adıyla bir yarışma programına da başladıklarını da söylüyor. Bunların üçünün de sit-com olduğunu ve üç projenin çekimini 30 kişilik bir ekiple yürüttüklerini söylüyor. Altıoklar önümüzdeki dönemde İstanbul Sisler Altında (Daha önce İstanbul İşgal Altında diye açıklamıştı) isimli bir sinema filmi projesi olduğunu da söylüyor. 6 milyon dolarlık filmin çekimlerini 100 kişilik bir ekiple gerçekleştireceğini de sözlerine ekliyor. Mustafa Altıoklar, bazı yapımcıların aksine parası olan herkesin sektörü girebileceği görüşünde:
“Parası olan herkes sektöre girebilir. Sinema, yatırım geri dönüşümü en hızlı alınabilecek sektördür. Sektörde yatırımı 6 aya yayarak yaparsınız. 6 ayın hemen sonunda da iki haftada kara geçebilirsiniz.”
ADAM FİLM
Rekabet ortamını kanallar korumalı
Elveda Rumeli dizisiyle milyonları ekrana bağlayan Adam Film şirketinin arkasında okul arkadaşı olan iki yönetmen var. Bu isimler; Tarkan Karlıdağ ve Serdar Akar... Bundan 3 yıl önce de daha çok risk kurarak kendi şirketlerini kurdular. Adam Film şimdilerde; İzmir’de yeni bir dizi çekmeye hazırlanıyor. Ayrıca bir sinema filmi üzerinde de çalışıyor. Adam Film’in ortakları; Mimar Sinan Üniversitesi Sinema Televizyon Bölümü mezunu. Ortaklardan Tarkan Karlıdağ, sektördeki ilk parasını; 1980’li yılların ortalarında İstanbul Film Festivali’nde film oynatarak kazanmış yani sinema salonu kiralamış ve bir filmi göstermiş. Sonrasında reklamlarda, dizilerde asistanlık yapmış. ATV ve Kanal D’de çeşitli departmanlarda çalışan Karlıdağ, 1999’da ‘serbest’ çalışmaya karar vermiş. Hayat Bilgisi dizisinin 139 bölüm yönetmenliğini yapan Karlıdağ, Okan Bayülgen’in Gece Kuşu programını ve Beyaz Şov’u yönetmiş. Daha sonra da yönetmen arkadaşı Serdar Akar ile birlikte kanallara dizi önerisinde bulunmaya karar vermişler. Bundan 3 yıl önce Adam Filmi kuran iki arkadaş, Elveda Rumeli ile başarılı bir diziye imza attı. Elveda Rumeli’yi çektiklerinde 165 kişilik bir kadro ile çalıştıklarını söyleyen Tarkan Karlıdağ, şimdilerde ana kadrolarının 10 kişi olduğunu belirtiyor. İzmir’de bir dizi çekimi hazırlıkları içinde olduklarını belirtiyor Karlıdağ. Mart ayında seyirciyle buluşacak diziyle ilgili şimdilik ayrıntılı bilgi vermiyor. Ancak 55-60 kişilik bir ekip oluşumu yaptıklarını sözlerine ekliyor. Ayrıca eylülde ekrana gelmesi planlanan iki dizi projesi üzerinde çalıştıklarını açıklıyor. Cast direktörü olarak Harika Uygur ile çalıştıklarını söyleyen Karlıdağ, dizilerde kar marjlarının yüksek olmadığını vurguluyor. Karlıdağ, “Yapımcılar, büyük risk alıyor. Vergiler ve kanalların ödemelerindeki gecikmeler ve tutarsızlıklar yüzünden sıkıntı yaşanıyor. Ancak farklı şeyler yapmak arzusundaysanız böyle bir yola da girmeniz kaçınılmaz” diyor.
D YAPIM
“İç yapıma torpil yok”
Piyasada D Productions olarak bilinen D Yapım, Doğan Grubu’nun yapım ve reklamcılık şirketi... Aslında D Yapım’ın kökeni 1992 yılına kadar uzanıyor. Abdullah Oğuz’un kurduğu ANS Uluslararası Yapım’ı, Doğan Grubu 2005 yılında satın aldı... Şirketin Genel Koordinatörü Engin Kıymaz, 1992’den beri şirkette yöneticilik yapıyor. 2005 yılından beri de şirketin bir numaralı profesyonel yönetici oldu. D Productions aslında bir grup şirketi ama tek amacı Doğan Grubu televizyonlarına içerik üretmek değil. Bunu şirketin genel koordinatörü Engin Kıymaz söylüyor. Buna örnek olarak da Asmalı Konak dizisini örnek gösteriyor. Hatırlanacağı üzere D Productions, Asmalı Konak’ı Atv için yapmıştı. Halen Kanal D’de yayınlanan Küçük Kadınlar ve Geniş Aile dizilerini yapan şirket, aynı kanal için komedi programı Haneler’i hayata geçiriyor. D Productions’ın 55 kişilik daimi bir kadrosu var. Ancak diziler ve programların her biri için ayrı bir ekip kuruluyor. Küçük Kadınlar ve Geniş Aile dizisi, kamera önünde ve arkasında ortalama 60’ar kişilik ekiplerle hayata geçiriliyor. Haneler ise kriz döneminde hayata geçen bir program olduğu için 30 kişilik ekiple yapılıyor. Yani D Productions bu dönemde 200 kişilik istihdam sağlıyor. Şirketin genel koordinatörü Engin Kıymaz, Mart ayında yeni bir dizinin çekimine başlayacaklarını belirtiyor. Kıymaz’a göre televizyonlar büyük bir yarış içinde. Bu yüzden de yapımların iç ya da dış yapım olması fark etmiyor. Televizyonlar konuya, raiting getirecek proje olarak bakıyor. Eğer bir proje raiting getirmiyorsa, iç yapım olsa bile yapım şirketlerinin gözünün yaşına bakılmadan yayından kalkabiliyor.
PANA FİLM
En gizemli yapımcı
“Türkiye’nin en gizemli yapımcısı kimdir?” diye sorarsanız biz Pana Film’in yönetim kurulu başkanı Raci Şaşmaz deriz... Sektörde kimle görüşsek onun adını anıyor ve Kurtlar Vadisi Pusu’dan bahsediyor ama Şaşmaz kesinlikle basınla görüşmüyor. Kısaca görüşünü alsak da, basınla röportaj yapmama kuralını bizim için de bozmadı. Yine de bu durum Şaşmaz ile ilgili bilgi vermemize engel değil.
Raci Şaşmaz, Kurtlar Vadisi’nin başrol oyuncusu Necati Şaşmaz’ın (Polat Alemdar) abisi... 30 Ekim 1973 Elazığ doğumlu olan Raci Şaşmaz, ailenin sinema ve televizyon sektöründeki ‘beyni’ olarak da biliniyor. 1993’te İstanbul’a gelen Şaşmaz, Marmara Üniversitesi Sinema Televizyon Bölümü mezunu... Sinema sektörüne ‘senarist’ olarak attı, Kurtlar Vadisi’ne de senarist olarak girdi. Osman Sınav dizinin yapımcılığını bırakınca 2004’de abisi (Necati Şaşmaz), kardeşi (Zübeyr Şaşmaz) ve 3 yakın arkadaşı (Bahadır Özdener, Hasan Kaçan, Faruk Çetinkaya) ile Pana Film’i kurdu. Pana Film’in lokomotif işi, Kurtlar Vadisi dizisi. Şirket, kanallarla alışık olunmayan bir sözleşme yapıyor. Dizinin mülkiyet hakkını kanala vermiyor. Bu yüzden dizi başka kanala gitme hakkına sahip. Pana Film, son olarak da Star TV için Makber adıyla bir dizi çekmeye başladı. Şirket sinema sektöründe de varlık gösteriyor. Pana Film’in Kurtlar Vadisi Irak, Muro ve Kurtlar Vadisi Gladio, beyaz perdedeki eserleri. Pana Film’in ortaklarından Raci Şaşmaz, kendisiyle ilgili olarak konuşmayı sevmiyor ama sektörle ilgili şu değerlendirmeyi yapıyor:
“Bu sektörün en önemli sorunlarından biri; devletin bunu sektörü ‘sanayi’ olarak görmemesi. Amerika silah satışında bile sinemayı kullanıyor. Önce filmini yapıyor, tanıtıyor, sonra da satmaya başlıyor. Bizim ‘ticari’ olarak görülen sektörümüz kendi yağıyla kavruluyor.”
KOLİBA FİLM
Sosyal içerikli projeler yapıyor
Ata Türkoğlu da son yıllarda sinema ve televizyon dünyasında başarılı yapımlarıyla dikkat çeken bir yapımcı... Ata Türkoğlu, Koliba Film’in sahibi... Eylül 2000’de kurulan, 1.5 milyon TL sermayeli Koliba Film’in küçük ortağıysa Mehmet Emin Akyel. Koliba Film’in ilk yapımı Kanal D için 2001’de yaptığı Avcı dizisiydi. Bunu sırasıyla Kuzenlerim, Görünmez Adam, Saçsaça Başbaşa, Maki, Hayat Türküsü, Geniş Zamanlar, Aşk Kapıyı Çalınca, Dağlar Delisi, Köprü, ve Beni Unutma dizileri takip etti. Ayşe Kulin'in kitaplarından şimdiye kadar 'Köprü', 'Geniş Zamanlar' ve 'Gece Sesleri'ni televizyon dizisi yapan Koliba Film, geçen yıl ilk kez bir sinema filmi de çekti. Ocak 2009’da sinema seyircisiyle buluşan Vali filminin ardından şirket yeni bir projeye daha hazırlanıyor. Sosyal içerikli projelerle dikkat çeken Koliba Film, şimdi de Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nin kurucu başkanı Prof. Dr. Türkân Saylan'ın hayatını beyaz perdeye aktaracak. Yeni sezon için 4 dizi ve bir sinema filmi hazırlığı içinde olduklarını belirten Ata Türkoğlu; “ Türkiye’de yapımcı olup da risk almak zor. Yoğun geçen araştırma ve hazırlık sürecinden sonra yaptığınız dizinin tutup tutmayacağını kestirmek zor oluyor. Büyük paralar harcayarak yatırım yaptığınız dizi ancak uzun soluklu olursa, devam ederse iyi para kazanıyorsunuz. Kısa süren dizilerden iyi kazanmak pek mümkün değil” açıklamasını yapıyor.
KUZEY PRODÜKSİYON
Parası olan herkes sektöre giremez
Hayat Bilgisi, Hepsi1, Selena, Adanalı... Son yıllarda televizyonda ses getiren bu dizileri Kuzey Prodüksiyon yapıyor. Bu şirketin patronlarıysa; Ali Gündoğdu ve Mehmet Yiğit Alp. Şirketin aslında yarım asırlık bir geçmişi var. Şirket ışık ve ses sistemleri kiralamak için kurulmuş. Şirket şimdilerde ise dizi yapımlarıyla adını duyuruyor. 10 yıl önce yapım işine giren şirket, Hayat Bilgisi dizisini tam 4 yıl süreyle Show TV’ye yaptı. Halen ATV için Adanalı; TRT 1 için ise Bahar Dalları dizisini yapıyor. Süreç Film’in de ortaklarından olan Ali Gündoğdu, halen iki şirkette 300 kişilik bir kadroyla yapımlarını sürdürdüklerini belirtiyor. Ali Gündoğdu, her parası olanın sektörü giremeyeceğini düşünüyor. “Her torpili olan yapımcı olamaz. 10 milyon dolarınız varsa, otomobil bayiliği alabilirsiniz ama dizi çekemezsiniz. Bir defa senaryo okumayı bilmek lazım. Ayrıca oyuncuyu sizinle çalışmaya ikna etmeniz de gerekir. Örneğin Perran Kutman gibi bir sanatçı inanmadığı bir projenin içinde olmaz” açıklamalarını yapıyor. Ali Gündoğdu aslında Yeşilçam’da yetişmiş. Ancak Yeşilçam sıkıntıya girince televizyon sektöründe faaliyetlerine devam etmiş. Bu yüzden sinemayı da yakından takip ediyor. Sinemanın ciddi bir endüstri olduğunu belirten Gündoğdu, “Sinema çoluğun çocuğun eline kaldı. Parasız sinema yapılmaz” diye sözlerini tamamlıyor.















