Banker Kastelli’den Titan’a, holdinglerden banka hortumcularına kadar 45 yıllık finansal vurgun tarihimiz
Fon krizini konuşuyoruz ama Türkiye finans tarihinin son 45 yılı, kullanılan araçlar değişse de benzer yöntemlerle ortaya çıkan büyük skandallara sahne oldu. 1980'lerde yüksek faiz vaat eden bankerlerle başlayan krizleri 1990'larda saadet zincirleri ve banka skandalları, 2000'lerde batık bankalar ve tartışmalı yatırım projeleri, 2010'larda Çiftlik Bank, 2020'lerde ise kripto para skandalları izledi.

Eyüp SERBEST
Fon krizi ile ilgili son gelişmeleri sıcağı sıcağına Patronlar Dünyası sayfalarında okuyorsunuz. O birlikte bir zaman makinesine binelim ve 45 yıl öncesinden yavaş yavaş günümüze doğru gelmeye başlayalım.
FİLMLERE KONU OLAN BANKER
Takvimler 1970’li yılların son günlerini gösteriyor. Enflasyon yüksek. Bankaların mevduat faizleri enflasyonun altında. Bu durumda bankerlerin yolu açılıyor. Sistem basit. Parayı bankere ver, banka mevduat sertifikası ve şirket tahvilleriyle yüksek getiriyi kap.
Sistemin en tanınmış ismi, filmlere bile ilham olan Cevher Özden yani namıdiğer Banker Kastelli…

Kastelli'nin kendi anlatımına göre yöntem basit: Devlet tahvillerindeki modeli özel sektör tahvillerine uygulamış, tahvillerin istenildiği zaman paraya çevrilebileceği algısını oluşturmuş ve bankaların mevduat faizinin üzerinde getiri sunmuştu.
Kastelli kısa sürede Türkiye'nin en tanınmış finansçılarından birine dönüştü.
Ancak 1982'de sistem çöktü.
Dönemin Cumhuriyet gazetesinde yer alan mahkeme kayıtlarına göre Banker Kastelli'nin yaklaşık 200 bin tasarruf sahibi bulunuyordu ve şirketin 16 merkez ve şubesinde yaklaşık 110 milyar lira toplanmıştı.
Cevher Özden'in yurtdışına çıkmasının ardından şirketlerinin tasfiye süreci başladı, malvarlıklarına yönelik tedbirler getirildi ve banker krizi Türkiye'nin ekonomi gündeminin merkezine oturdu.
Banker Kastelli 28 Eylül 1982 günü Tunus'ta yakalandıktan sonra Türkiye'ye getirilerek tutuklandu.
Banker Kastelli artık yalnızca bir şirket adı değil, Türkiye'de yüksek getiri vaatlerinin yaratabileceği finansal risklerin simgesi olmuştu.
SAADET ZİNCİRLERİ SAHNEYE ÇIKIYOR
Geliyoruz 1990’lı yıllara. Bu kez yöntem değişiyor. Çünkü bankerlerden ağzı yananlar var. Yüksek faiz yerine sisteme yeni katılımcılar getirdikçe para kazanmayı vaat eden piramit yapılanmalar ön planda.
İtiraf etmeliyim, o zaman ben de zarfın içine 4 posta pulu koyarak katıldığım böyle bir zincirin mağdurlarından biri olmuştum. Benim 4 posta pulundan bir daha haber alınamamıştı.
Hatıralar bir yana, piramit yapılanmaların en meşhuru Titan Saadet Zinciri oldu.

Sistem, üyelerin para yatırmasının yanı sıra yeni üyeler bulması üzerine kuruluydu. Sisteme yeni para girişi devam ettiği sürece üst kademelerde bulunanlara ödeme yapılabiliyor, yeni katılımcı akışı kesildiğinde ise yapı sürdürülemez hale geliyordu.
Titan adı daha sonraki yıllarda Türkiye'de saadet zincirlerinin neredeyse genel adı haline geldi.
Ancak her saadet zinciri gibi Titan da patladı. Altında kalanlar her zaman olduğu gibi piramitin en altındakiler oldu.
HOLDİNGE ORTAK OLALIM DÖNEMİ
90’lı yılların sonundaki holding skandalını da atmamam lazım. Bu kez hedefte Avrupa’da yaşayan Türkler var.
Kombassan, Yimpaş ve benzeri şirketler yurtdışındaki Türklerden ortaklık ve yatırım modelleri üzerinden büyük miktarlarda kaynak topladı. Parayı veren hesapta holdinge ortak oluyordu ama sonu pek de karlı bitmedi
Yatırımcıların bir bölümü yıllar sonra paralarını geri alamadıklarını ileri sürerken, şirketlerle yatırımcılar arasındaki uyuşmazlıklar Türkiye ve Avrupa'da uzun yıllar devam eden hukuk davalarına dönüştü.
Bu dönem Türkiye'nin finans tarihinde “holdingzedeler” kavramını ortaya çıkardı.
HÜKÜMET DÜŞÜREN İHALE
1998'e geldiğimizde bu kez yalnızca bir finans skandalı değil, iş dünyası, siyaset ve organize suç ilişkileri tartışmalarının merkezine yerleşen Türkbank ihalesi karşımıza çıkıyor.
Türk Ticaret Bankası'nın satış ihalesini iş insanı Korkmaz Yiğit kazandı.

Ancak Yiğit ile Alaattin Çakıcı arasındaki görüşmelerin ortaya çıkması olayın seyrini değiştirdi.
TBMM kayıtlarına göre emniyet ve istihbarat birimlerinden, ihale öncesinde Çakıcı-Korkmaz Yiğit ilişkisine ilişkin bilgiler gelmişti. İhale 4 Ağustos 1998'de gerçekleştirildi ve 17 Eylül'de onaylandı. Görüşme kayıtlarının kamuoyuna yansımasının ardından ise satış süreci iptal edildi.
Türkbank dosyası ekonomik bir olay olmaktan çıkarak siyasi krize dönüştü ve dönemin hükümetinin düşmesine uzanan sürecin önemli başlıklarından biri oldu.

BANKALAR PEŞ PEŞE TMSF'YE DEVREDİLDİ
Türkiye finans tarihinin en ağır dönemlerinden biri 1990'ların sonunda başladı.
Türk Ticaret Bankası, Bank Ekspres ve Interbank'ın ardından 1999'dan itibaren bankalar peş peşe Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na devredildi.
Egebank, Yurtbank, Sümerbank, Esbank, Yaşarbank, Etibank, Bank Kapital, Demirbank, Ulusal Bank, İktisat Bankası, Sitebank, Tarişbank,
Bayındırbank, Kentbank, EGS Bank, Toprakbank ve Pamukbank bunlar arasındaydı.
Türkiye Bankalar Birliği kayıtları, 1997-2002 dönemindeki TMSF devirlerinin boyutunu ortaya koyuyor.
Döneme ilişkin Merkez Bankası çalışmasında ise toplam 20 bankanın TMSF'ye devredildiği, bunlardan 12'sinin mali yapılarının bozulmasının yanı sıra banka kaynaklarının hakim ortakların lehine ve banka zararına kullanılmasına ilişkin hükümler kapsamında Fon'a alındığı belirtiliyor.
Türkiye'nin ekonomi literatürüne de o yıllarda yeni bir ifade yerleşti:
“Banka hortumlamak.”
İHLAS FİNANS’IN ÇÖKÜŞÜ
Özel finans kurumu olarak faaliyet gösteren İhlas Finans'ın faaliyet izni 2001 yılında kaldırıldı ve kurum tasfiye sürecine girdi.
BDDK kayıtlarında İhlas Finans'ın tasfiyesine ilişkin karar 30 Temmuz 2001 tarihli duyurular arasında yer aldı.
Kurumda parası bulunan çok sayıda tasarruf sahibi için ise yıllarca sürecek alacak tartışmaları başladı.
2003: İMAR BANKASI
Bankacılık krizinin ardından Türkiye bu kez İmar Bankası dosyasıyla karşılaştı.
Uzan Grubu'na ait bankanın bankacılık yapma ve mevduat kabul etme izni 3 Temmuz 2003'te kaldırıldı.
Faaliyetlerin durdurulmasının ardından bankadaki mevduat ve işlemlere ilişkin kayıt sorunları Türkiye'nin karşılaştığı en büyük bankacılık dosyalarından birini ortaya çıkardı.
İmar Bankası olayı yalnızca mudileri değil, devleti de yıllarca sürecek bir tasfiye ve tahsilat süreciyle karşı karşıya bıraktı.
Banker Kastelli'den yaklaşık 20 yıl sonra Türkiye bir kez daha yüz binlerce kişinin tasarruflarının merkezinde bulunduğu büyük bir finansal çöküşü konuşuyordu.
OTOMOBİLDEN DEVREMÜLKE JET FADIL
Türkiye'nin finansal skandallar tarihinde bankalar ve bankerlerin dışında yatırım projeleri üzerinden para toplanan dosyalar da var.
Kamuoyunda “Jet Fadıl” olarak tanınan Fadıl Akgündüz'ün adı önce Jetpa ve otomobil projeleriyle, sonraki yıllarda ise Caprice Gold ve devremülk projeleriyle gündeme geldi.
Farklı dönemlerde binlerce kişinin dahil olduğu projeler, teslimat ve ödeme sorunları nedeniyle uzun süren hukuki süreçlere konu oldu.

HAYALİ YUMURTADAN VURGUN
Teknoloji çağında yöntem yeniden değişti.
Bu kez yatırımcıların karşısında sanal ortamda hayvan satın alarak gelir elde edebilecekleri iddiasıyla kurulan Çiftlik Bank vardı.
Daha sonra Tosuncuk lakabı verilen Mehmet Aydın tarafından kurulan sistem kısa sürede Türkiye çapında büyüdü.
Sisteme yeni para girişi devam ederken yatırımcılara ödeme yapılabiliyordu. Ancak sistem çöktüğünde Aydın yurtdışına çıktı ve Çiftlik Bank Türkiye'nin en çok konuşulan saadet zinciri dosyalarından birine dönüştü.
Banker Kastelli döneminde şubeler ve gazete ilanlarıyla ulaşılan yatırımcıya artık cep telefonu ve internet üzerinden ulaşılıyordu.

THODEX VE KRİPTO ÇAĞININ İLK BÜYÜK ŞOKU
Çiftlik Bank'tan yalnızca birkaç yıl sonra Türkiye'nin karşısına bu kez kripto para piyasasından büyük bir dosya çıktı.
Kripto para borsası Thodex'in işlemlerini durdurmasının ardından kullanıcılar hesaplarındaki varlıklara ulaşamadı.
Şirketin kurucusu Faruk Fatih Özer'in yurtdışına çıkmasıyla olay uluslararası boyut kazandı.
Böylece Türkiye'nin finans skandalları tarihinde banker, banka, saadet zinciri ve gayrimenkul projelerinin yanına kripto para borsası da eklenmiş oldu.

ASLINDA HEPSİNİN MERKEZİNDE TEK ŞEY VAR
Yine günümüze geldik. Bu kez fon vurgununu konuşuyoruz.
1980'lerde mevduat sertifikaları ve tahviller, 1990'larda saadet zincirleri ve holding ortaklıkları, 2000'lerde bankalar ve yatırım projeleri, 2010'larda internet tabanlı yatırım sistemleri, 2020'lerde kripto varlıklar ve yatırım fonları öne çıktı.
Banker Kastelli'nin 1982'deki çöküşünde yaklaşık 200 bin tasarruf sahibi vardı.
2026'daki fon tasfiyesinde ise resmi rakamlara göre 455 bin 758 yatırımcı bulunuyor.
Türkiye'nin finans piyasalarında araçlar, kurumlar ve teknoloji değişti.
Yüksek getiri arayışı ise hiç değişmedi. Sistemin altında kalanlar da hep onlar oldu.
patronlardunyasi.com















