Uyuşturucu testi pozitif çıkınca tövbe eden Şeyma Subaşı'nın hatırlattığı afyon bağımlısı Osmanlı şehzadesinin öyküsü
Uyuşturucu testi pozitif çıkınca tövbe eden Şeyma Subaşı haberleri bana, şehzadeliğinde bağımlıyken tövbe edip uyuşturucu illetinden kurtulan II'nci Bayezid'ı hatırlattı.

Burak ARTUNER
Fatih Sultan Mehmed'in büyük oğlu Şehzade Bayezid, Amasya'da sancakbeyliği yaparken afyon kullanmaya başlamıştı. Padişah, şehzadenin eğitiminden sorumlu olan Lâla Ahmed Bey'e çok sert bir ferman göndermiş, oğlunu bu işe alıştıranları bir an önce bulup gerekeni yapmasını, aksi takdirde kellesinin gideceğini yazmıştı. Lâla Ahmed Bey, şehzadeyi yoldan çıkaran Mahmud ve Abdurrahman isimli kişileri ortadan kaldırmış, Şehzade Bayezid da bu olaydan sonra kendisini dine vermiş ve 'Bayezid-i Veli' yani 'Veli Bayezid' diye anılmıştı.
Fatih Sultan Mehmed'in Bayezid, Mustafa ve Cem adında üç oğlu olmuştu. Ortanca oğul Mustafa babasının sağlığında zehirlenerek öldürülmüştü, büyük oğul Bayezid, Amasya'da sancakbeyliği yapıyor, küçük oğul Cem ise Konya'da ikamet ediyordu.

İkinci Bayezid'ı Filibe'de avlanırken gösteren bir minyatür.
AMASYA'DA KÖTÜ ALIŞKANLIKLAR EDİNDİ
Padişah büyük oğluna Bayezid ismini, Timur'a yenilmesine rağmen Osmanlı tarihinde gazânın ve fethin büyük temsilcisi sayılan dedesi Yıldırım Bayezid gibi olmasını istediği için vermişti.
Ancak Fatih'in büyük ümitler bağladığı ve dedesi gibi büyük bir komutan olmasını beklediği oğlu, bambaşka bir yola girmişti: Şehzade Bayezid, Amasya'da sancakbeyi iken çevresinin tesiri ile eğlence meclislerinde gününü gün ediyor, hatta afyon bile kullanıyordu.
OĞLUNUN DURUMU FATİH'İ ÖFKELENDİRDİ
Fatih, oğlunun bu durumunu öğrendiği zaman çok sinirlenmişti. Bayezid sadece oğlu değil, aynı zamanda gelecekte devletin muhtemel sahibiydi, yani Osmanlı hanedanını devam ettirecek
kişiydi. Osmanlı İmparatorluğu, Fatih'e kadar devletin ve hanedanın yücelmesi için her şeyini feda eden hükümdarlarla gelmişti. Şehzadelerin sancaklara gönderilmelerinin temelinde de
muhtemel saltanatları için tecrübe kazanmaları gereği yatıyordu. Bayezid ise devlet yönetiminde tecrübe kazanacağı yerde afyon meclislerinde zaman harcıyordu ve bu durum hoş karşılanamazdı.
'HAİN VE HAYIRSIZ ADAMLAR'
Padişaha ulaşan haberlerde, şehzadeyi yoldan çıkaranların Hızır Paşazade Mahmud ile Müeyyedzade Abdurrahman olduğu söyleniyordu. Fatih ise, hadiseden Bayezid'e devlet işlerinde yardımcı olması ve danışmanlık yapması için gönderilen Lâla Fenarizade Ahmed Bey'i sorumlu tuttu. Lâlaya 5 Nisan 1479'da bir fermân yolladı ve Hızır Paşazade Mahmud ve Müeyyedzade Abdurrahman isimli kişilerin daha önce de Uzun Hasan'ın oğlu Uğurlu Mehmed'in kaçmasına, Alaüddevle Bey'in hapse konulmasına ve Aşık Bey'in öldürülmesine sebep olduklarını söyleyip bu ikilinin şehzadenin hazinesinin idaresine hain ve hayırsız adamları sokup para kaybına yol açtıklarından, Sivas'ta herkese eziyet ettiklerinden bahsediyordu. Bütün bunların ötesinde asıl mesele, garip macunlar, afyon şurubu ve afyondan yapılmış nice tuhaf keyif verici maddelerle Şehzade Bayezid'i yoldan çıkarmalarıydı.

İkinci Bayezid'in eşlerinden Nigâr Hatun.
LÂLAYA AÇIK GÖZDAĞI
Fermanında bütün bunları yazan Fatih, 'Sen orada ne iş için oturup duruyorsun ve ne bekliyorsun? Böyle bir edepsizliğin farkına varamamak akıl sahibi insanlara yakışan bir
tavır değildir. Eğer bilgin dahilinde olup da bilmezden geliyorsan, bundan büyük hıyanet nasıl olur? Şimdi bu hususa bir düzen vermek için seni idam ettirmek en öncelikli iş olurdu.
Lâkin oğluma verdiğin hizmetin şerefi ve atalarının da yüzü suyu için günah defterine af kalemi çekip, suçunun lekesini merhamet mürekkebiyle kapattım. Ancak bir şartla ki,
hüküm vardığı anda bir an bile ertelenmesine fırsat vermeden bütün işlerini bırakıp, söylediğim gibi hareket etmelisin' diyerek Lâla Fenarizade Ahmed Bey'e açık bir gözdağı verdi.
TEFERRUATLI ARAŞTIRMA İSTEDİ
Atalarının Osmanlı Devleti'ne yaptığı hizmetlerden dolayı kellesini kurtaran lâla, durumu düzeltmek için hemen harekete geçti. Şehzadeyi, Hızır Paşazade Mahmud ve Müeyyedzade Abdurrahman'dan kurtarmak için iki yol vardı: Mahmud ve Abdurrahman ya başka bir yerde görevlendirilecekler yahut idam edileceklerdi. Kararı Lâla Ahmed Bey'e bırakan
Fatih'in gönlü, hıyanetleri bu kadar ortada olan, velinimetlerine ve efendilerine fenalık eden, bütün kötülüklerin sebebi olan bu iki insanın ortadan kaldırılmasından yanaydı. Lâla Ahmed Bey, ne yapıp edip Abdurrahman ve Mahmud'u bir an evvel ortadan kaldırmalıydı. Fatih, Lala Ahmed Bey'den bu iki kişinin yaptığı işleri teferruatlı olarak araştırmasını ve şehzadenin macunları, afyon şurubu ve diğer keyif verici maddeleri ne zamandan beri kullandığını öğrenip İstanbul'a bildirmesini de istemişti. Lâla, fermanın muhtevasını kimseye söylemeyecek ve iki haini şehzadenin yanından nasıl uzaklaştırdığından padişahı haberdar edecekti.
İKİ KÖTÜ ARKADAŞINI ÖLDÜRTTÜ
Lâla Ahmed Bey, fermanı gizli tutması gerekirken Şehzade Bayezid'e anlatmış, onun da onayını alarak Abdurrahman ve Mahmud'u öldürtmüştü. Aslında lâla, bu tutumuyla hem şehzadeye bağlılığını ortaya koymuş, hem de padişahın emrini yerine getirerek siyasi zekâsını göstermiş oluyordu. Lâla, bir mektupla hadisenin ayrıntılarını padişaha anlattı, ardından Şehzade Bayezid da babası Fatih'e bir mektup gönderdi.

'TÖVBE' ETTİ AF DİLEDİ
Bayezid, mektupta afyonu zayıflamak için aldığını ama artık 'tövbe' ettiğini söylüyor ve babasından af diliyordu. Babasının sert uyarısı üzerine kötü alışkanlıklarından vazgeçen Şehzade Bayezid, kendini dine vererek sofu oldu ve Osmanlı tarihine de 'Bayezid-i Veli' yani 'Veli Bayezid' diye geçti.
patronlardunyasi.com















