Ahmet Nazif Zorlu’nun Babadağ'dan dünyaya uzanan hayatı ve yarım kalan bir Kamboçya hayali
Denizli'nin Babadağ ilçesindeki dokuma tezgâhlarından dünya pazarlarına uzanan bir hayat... Türkiye'nin en önemli sanayicilerinden Ahmet Nazif Zorlu, kurduğu grubun bazı şirketleri ağır finansal sorunlarla mücadele ederken 82 yaşında hayatını kaybetti. Vestel'den Korteks'e uzanan bir sanayi imparatorluğu kuran Zorlu'nun geride bıraktığı yalnızca fabrikalar, milyarlık yatırımlar ve binlerce çalışanın hikâyesi değildi.

Toygun ATİLLA
Bir insanın hayatını anlatmaya nereden başlamalı?
Doğduğu evden mi?
Kazandığı ilk paradan mı?
Kurduğu fabrikalardan, yarattığı servetten, binlerce insana verdiği işten mi?
Yoksa hayatının son günlerinde geride bırakacağı şirketlerin yaşadığı sıkıntılardan mı?
Ahmet Nazif Zorlu'nun ölüm haberini duyduğumda bunların hepsi geçti aklımdan.
Türkiye'nin en önemli sanayicilerinden biri hayatını kaybetmişti.
Arkasında yalnızca büyük bir holding değil, Türkiye'nin sanayileşme tarihine uzanan bir hikâye bırakmıştı.
Üstelik şirketleri son yılların en zor dönemlerinden birini yaşarken...
BABADAĞ'DAN DÜNYAYA
1944 yılında Denizli'nin Babadağ ilçesinde dünyaya geldi.
Babası Hacı Mehmet Zorlu'nun dokuma tezgâhlarının arasında büyüdü.
Çocukluğu kumaşlarla, ipliklerle, tezgâh sesleriyle geçti.
O yıllarda Babadağ'a gelen fötr şapkalı, kravatlı tüccarlara özeniyordu.
Hayali bir gün onlar gibi tüccar olmaktı.
1959 yılında, henüz 15 yaşındayken amcasıyla Trabzon'da dükkân açtı.
Ardından İstanbul...
Sultanhamam...
Türkiye'nin ticaret kalbinin attığı sokaklar.
Yıllar sonra Habertürk yazarı Serpil Yılmaz'a anlattığı hayat hikâyesinde, eğitimini tek bir cümleyle özetleyecekti:
“İlkokulum Babadağ, lisem Trabzon, üniversitem Sultanhamam, masterim dünya oldu.”
Bu cümle aslında Ahmet Nazif Zorlu'nun hayatının özeti gibiydi.
Diplomalarla değil, ticaretin içinde yetişmişti.
Ama yalnızca ticaret yapmadı.
Üretime yöneldi.
1976 yılında Korteks'i kurdu.
1990'da şirketlerini Zorlu Holding çatısı altında topladı.
Ve 1994'te hayatının en büyük hamlelerinden birini yaptı.
Vestel'i satın aldı.

BİR A4 KÂĞIDINA SIĞAN CESARET
Vestel'in satın alınma hikâyesini yıllar sonra anlattığında, dinleyenler şaşırmıştı.
Şirketin Hollanda'daki merkezinde önüne tek sayfalık bilanço konulduğunu söylüyordu.
Fabrikayı gezmesine bile gerek duymamıştı.
Çünkü şirketi daha önceden incelemişti.
Vestel o günlerde ciddi sıkıntılar yaşıyordu.
Zorlu ise başka bir gelecek görüyordu.
Serpil Yılmaz'ın 2017'de aktardığı konuşmasında satın alma kararını anlatırken şirketin kapanmanın eşiğinde olduğunu,
kendisinin ise büyüyeceğine inandığını söylemişti.
Gerçekten de Vestel, sonraki yıllarda Türkiye'nin elektronik ve beyaz eşya üretiminde en önemli markalarından biri haline geldi.
Manisa'daki fabrikaları, ihracatı, yan sanayisi ve istihdamıyla Türkiye'nin sanayi haritasında büyük bir yer edindi.
Ahmet Nazif Zorlu'nun hikâyesindeki en dikkat çekici noktalardan biri buydu.
Tekstilden kazandığı sermayeyi tekstilin dışına taşıdı.
Elektroniğe, enerjiye, gayrimenkule, madenciliğe yatırım yaptı.
Bir tüccardan sanayiciye, oradan da farklı sektörlerde faaliyet gösteren bir holdingin kurucusuna dönüştü.

SERVET TÜRKİYE'NİN, BİZ SADECE YÖNETİYORUZ
2016 yılında Balçiçek İlter'e verdiği röportajı bugün yeniden okudum.
Zorlu o söyleşide zenginliği, başarıyı ve ülkesine karşı sorumluluğunu anlatıyordu.
Forbes listesindeki yerinden söz ederken gururluydu.
Ama başarıyı yalnızca servetle ölçmediğini özellikle vurguluyordu.
DenizBank'ı sattıktan sonra elde ettiği parayı Türkiye'de yeni yatırımlara yönlendirdiğini, hatta daha fazla borçlanarak büyümeyi seçtiğini anlatmıştı.
O röportajın en önemli cümlesi şuydu:
“Servet benim servetim değil ülkenin serveti, biz ancak yönetiyoruz.”
Bir iş insanının servetine bakışını anlatan çok güçlü bir cümleydi.
Zorlu için şirket kurmak, yalnızca para kazanmak değildi.
Üretmekti.
İhracat yapmaktı.
İstihdam yaratmaktı.
En azından kendi anlattığı hayat felsefesi buydu…

ZOR GÜNLER BAŞLADI
Ama hayat yalnızca başarı hikâyelerinden oluşmuyor.
Ahmet Nazif Zorlu'nun kurduğu sanayi imparatorluğu, onun son günlerinde ciddi finansal sorunlarla karşı karşıyaydı.
Özellikle enerji şirketinde.
Daha birkaç gün önce Patronlar Dünyası'nda Zorlu Enerji'nin yaşadığı finansman sıkıntısını yazmıştım.
Şirket, elektrikli araç şarj altyapısı alanındaki iştirakinde sahip olduğu hisseleri 147,6 milyon dolara satmıştı.
Bu satışın 82,6 milyon doları mevcut bir borcun kapatılmasında kullanılmış, 65 milyon doları nakit olarak tahsil edilmişti.
Ancak aynı dönemde Zorlu Enerji, 60,5 milyon dolarlık tahvil faizini altı ay ertelemek için alacaklılarından onay istemişti.
Ardından iki uluslararası kredi derecelendirme kuruluşundan kötü haber geldi.
Fitch, şirketin kredi notunu C seviyesine indirdi.
Moody's de Caa3 seviyesine çekti.
Bunlar önemli uyarılardı.
Şirketin finansman sıkıntısı artık uluslararası kredi derecelendirme raporlarına da yansıyordu.
Elbette Zorlu Enerji'nin yaşadığı sorunları bütün holding şirketlerinin aynı durumda olduğu şeklinde değerlendirmek doğru olmaz.
Ama Ahmet Nazif Zorlu'nun geride bıraktığı grubun önemli bir şirketi, kritik bir finansal süreçten geçiyordu.

BİR ZAMANLAR KRİZLERİ ANLATMIŞTI
Balçiçek İlter'le yaptığı 2016 tarihli söyleşide ekonomik krizlerden de söz etmişti.
Türkiye'de yıllar boyunca yaşanan ekonomik çalkantıları, batan şirketleri, iş dünyasının geçirdiği zor dönemleri anlatıyordu.
O günlerde yatırımlarda dengenin önemini öğrendiğini söylüyordu.
Aradan on yıl geçti.
Bu kez kurduğu grubun enerji şirketi, borçlarını yeniden düzenlemeye çalışıyordu.
Hayatın garip bir tarafı var.
Bazen insanın yıllar önce verdiği bir röportaj, yıllar sonra yaşanan gelişmelerle bambaşka bir anlam kazanıyor.

KAMBOÇYA'YA GİTMEK İSTEYEN PATRON
Ama benim eski röportajlarında en çok dikkatimi çeken başka bir şey oldu.
Ne Vestel'in satın alınma hikâyesi...
Ne Forbes listeleri...
Ne de milyarlarca liralık yatırımlar.
Bir seyahat hayali.
2016 yılında Balçiçek İlter kendisine en büyük hayalini sormuştu.
Zorlu artık dünyayı iş için değil, gerçekten gezmek istediğini anlatmıştı.
İlk gitmek istediği yerlerden biri Kamboçya'ydı.
Yıllarca fabrikalar, yatırımlar, toplantılar ve seyahatlerle geçen bir hayatın ardından daha sakin, daha mütevazı günler hayal ediyordu.
Düşünün...
Dünyanın pek çok ülkesine iş için gitmiş bir insan.
Ama bu kez bir ülkeye yalnızca gezmek için gitmek istiyor.
Yeni bir yatırım fırsatı aramadan.
Bir fabrika incelemeden.
Bir şirket satın almayı düşünmeden.
Sadece görmek için.
Kamboçya'ya gidip gitmediğini bilmiyorum.
O hayalini gerçekleştirip gerçekleştirmediğini de...
Ama o röportajdaki hayalini bugün yeniden okuyunca insan ister istemez düşünüyor.
İş hayatında her şeyi planlayabiliyorsunuz.
Yatırımları, fabrikaları, üretimi, finansmanı...
Fakat kendinize ayıracağınız zamanı her zaman planlayamıyorsunuz.
BİR DÖNEMİN SANAYİCİLERİ
Ahmet Nazif Zorlu, Türkiye'nin çok farklı bir döneminde yetişen iş insanlarından biriydi.
Bugünün teknoloji girişimcileri gibi yatırım fonlarıyla, büyük sermaye turlarıyla yola çıkmadı.
Ailesinin dokuma tezgâhlarında başladı.
Anadolu'dan İstanbul'a geldi.
Sultanhamam'da ticareti öğrendi.
Sonra fabrikalar kurdu.
Türkiye'nin ekonomik krizlerini, siyasi çalkantılarını, değişen pazarlarını yaşadı.
Kimi zaman doğru kararlar verdi.
Kimi zaman yatırımları tartışıldı.
Son yıllarında ise grubun bazı şirketlerinde ağır finansal sorunlar ortaya çıktı.
Bunların hepsi aynı hayatın parçaları.
Bir insanın ardından yazı yazarken yalnızca başarılarını anlatmak da doğru değil, hayatının son dönemindeki sıkıntıları bütün geçmişinin önüne koymak da.
Ahmet Nazif Zorlu'nun Türkiye'nin sanayileşmesinde, ihracatında ve istihdamında bıraktığı iz önemli.
Bugün Vestel'i, Korteks'i, Zorlu Enerji'yi konuşabiliyorsak, Babadağ'daki o dokuma tezgâhından başlayan yolculuğun da bunda payı var.
Ve şimdi o yolculuk sona erdi.
Geride fabrikalar, şirketler, çalışanlar, yatırımlar, borçlar, başarılar ve çözülmesi gereken sorunlar kaldı.
Bir de eski röportajlarının satır aralarında saklanan hayalleri.
Ben bugün Ahmet Nazif Zorlu'nun hayatını düşünürken en çok o Kamboçya hayaline takıldım.
Ahmet Nazif Zorlu'ya Allah'tan rahmet, ailesine ve sevenlerine başsağlığı diliyorum.
patronlardunyasi.com















