Dolar
48,8577
0,05%
Euro
55,7358
0,30%
Sterlin
64,8494
0,18%
Bitcoin
4.111.322
-0,13%
BİST-100
13.251,85
0,40%
Gram Altın
6.724,511
-0,10%
Gümüş
64,06
-0,69%
Faiz
39,68
0,00%

Türkiye fon sürecini tartışırken finans devi Azimut Holding Global CEO'su Giorgio Medda'dan 'yeni güvence modelleri'yle ilgili çarpıcı bir öneri geldi

Türkiye, 131 yatırım fonunun tasfiye sürecini ve 455 bin 758 yatırımcının parasının akıbetini konuşurken finans sektöründen dikkat çekici bir öneri geldi. Azimut Holding Global CEO’su Giorgio Medda, fon yatırımcılarını kapsayabilecek yeni güvence modellerinin değerlendirilmesini istedi. Türkiye’de yatırım fonlarının malvarlığı kanunen portföy yönetim şirketinden ayrı tutuluyor ancak yatırım zararını karşılayan genel bir güvence sistemi bulunmuyor. Medda’nın çıkışı, fon krizinden sonra “yatırımcı nasıl daha güçlü korunacak?” tartışmasını açtı.

24.09.2026 05:18Güncelleme: 24.09.2026 05:31
Haberi paylaşın
Türkiye fon sürecini tartışırken finans devi Azimut Holding Global CEO'su Giorgio Medda'dan 'yeni güvence modelleri'yle ilgili çarpıcı bir öneri geldi
16px
32px

PD HABER MERKEZİ

Türkiye’de son haftalarda yaşanan fon krizinin ardından tartışma artık yalnızca tasfiye edilen fonların nasıl ödeneceği değil, benzer bir durumda yatırımcının gelecekte nasıl korunacağı noktasına taşınıyor.

Sermaye Piyasası Kurulu, 23 Eylül’de yaptığı açıklamayla 7 portföy yönetim şirketine ait tasfiye kapsamındaki 131 fonda 455 bin 758 tekil yatırımcı bulunduğunu açıkladı.

Tam bu süreçte uluslararası varlık yönetim şirketi Azimut’un Global CEO’su Giorgio Medda’dan dikkat çekici bir öneri geldi.

Medda, yatırımcıların korunmasına yönelik mevcut mekanizmaların geliştirilmesi gerektiğini belirterek, gerektiğinde “fon yatırımcılarını da kapsayabilecek yeni güvence modellerinin” değerlendirilmesini önerdi.

KRİZİN ARDINDAN SORU DEĞİŞTİ

Medda’nın açıklamasındaki “Türkiye ekonomisine güveniyoruz” mesajından çok bu öneri dikkat çekiyor.

Çünkü mevcut sistemde fon malvarlığının korunması ile yatırımcının yatırımının güvence altına alınması aynı şey değil.

SPK’nın kendi bilgilendirmesine göre yatırım fonunun malvarlığı, portföy yönetim şirketinin malvarlığından ayrı tutuluyor; rehnedilemiyor, teminat gösterilemiyor ve üçüncü kişiler tarafından haczedilemiyor. Buna karşılık yatırım fonuna yatırım yapmak piyasa ve portföy riskini ortadan kaldırmıyor; yatırımcı anaparasının bir bölümünü kaybedebiliyor.

Dolayısıyla gündeme getirilen yeni modelin kapsamı kritik:

Güvence hangi durumda devreye girecek?

Portföydeki varlığın değer kaybetmesini mi, yoksa yönetim ve mevzuat ihlalinden doğan yatırımcı zararını mı kapsayacak?

Güvencenin finansmanını devlet mi, portföy yönetim şirketleri mi yoksa sektörün oluşturacağı ortak bir fon mu sağlayacak?

Ve en önemlisi, güvence verilmesi yatırımcının aldığı normal yatırım riskini ortadan kaldırmadan nasıl tasarlanacak?

Henüz bu soruların cevabı yok. SPK tarafından açıklanmış yeni bir fon yatırımcısı güvence sistemi de bulunmuyor. Dolayısıyla Medda’nın sözleri bugün için bir düzenleme değil, sektör tarafından gündeme getirilen bir öneri niteliğinde.

SPK DA KURALLARI KRİZDEN ÖNCE SIKILAŞTIRMAYA BAŞLAMIŞTI

SPK’nın 18 Eylül’de açıkladığı kronoloji, fon piyasasındaki sorunların 2025’in son çeyreğinde düzenleyicinin radarına girdiğini gösteriyor.

Kurum; özellikle serbest yatırım fonları ve para piyasası fonları üzerinden düşük fiili dolaşımlı hisselerde ekonomik gerçeklerle açıklanamayacak fiyat hareketleri gözlendiğini, konunun 2 Aralık 2025’te Finansal İstikrar Komitesi’ne taşındığını açıkladı.

SPK daha sonra nitelikli yatırımcı için gerekli finansal varlık sınırını 1 milyon TL’den 10 milyon TL’ye çıkardı ve 28 Ağustos 2026’da yatırım fonlarına ilişkin kapsamlı yeni rehberi yayımladı. Kurum, düzenlemelerin amaçlarından birinin ilişkili taraflar arasındaki teminatsız borçlanma ve olağandışı fiyat hareketleri üzerinden oluşabilecek sistemik riskleri sınırlamak olduğunu belirtiyor.

KURALI İHLAL EDEN BEDELİNİ ÖDEMELİ”

Medda’nın açıklamasındaki ikinci dikkat çekici bölüm ise yaptırımlara ilişkin.

Azimut CEO’su, yatırımcı parasını yöneten kurumların taşıdığı sorumluluğa işaret ederek kuralları ihlal edenlerin ve hata yapanların bunun bedelini ödemesi gerektiğini söyledi.

Medda’ya göre yalnızca denetimin güçlendirilmesi yeterli değil; ihlaller karşısında caydırıcı ve sonuç doğuran yaptırımlar da uygulanmalı.

AZIMUT NEDEN ÖNEMLİ?

Açıklamanın zamanlamasını önemli kılan bir başka gelişme daha var.

Azimut, Yapı Kredi Portföy’ün hisselerinin tamamına yakınının devralınması için temmuz sonunda anlaşma imzaladı. İşlemin bedeli 16 milyar 392 milyon TL olarak açıklandı. Anlaşmanın yanında Yapı Kredi Portföy ürünlerinin Yapı Kredi kanallarından 15 yıl boyunca dağıtılmasını öngören stratejik bir yapı da kuruldu. İşlem Rekabet Kurulu’ndan izin aldı; KAP’a yapılan son açıklamada diğer kapanış koşullarına ilişkin çalışmaların sürdüğü bildirildi.

Bu nedenle Medda’nın açıklaması yalnızca yabancı bir finans yöneticisinin Türkiye’ye ilişkin değerlendirmesi değil.

Türkiye varlık yönetimi sektöründeki ağırlığını önemli ölçüde artırmaya hazırlanan uluslararası bir grubun CEO’su, 455 binden fazla yatırımcıyı ilgilendiren tasfiye sürecinin ardından sektör için yeni bir tartışmayı ortaya koyuyor.

patronlardunyasi.com