Dolar
47,8868
0,08%
Euro
55,4024
0,40%
Sterlin
64,8765
0,43%
Bitcoin
3.017.440
0,00%
BİST-100
14.172,26
0,28%
Gram Altın
6.737,738
0,66%
Gümüş
64,7
0,44%
Faiz
41,12
0,00%

Süleymancılara yönelik operasyonlarda tek bir adreste 200 kilo altın bulunması, tarikatların görünmeyen ekonomik gücünü gündeme getirdi

Süleymancılar olarak bilinen yapılanmaya yönelik soruşturmada firari Hilmi Tuna Kuriş’in aranması sırasında tek bir adreste 200 kilo külçe altın bulundu. Değeri yaklaşık 1,34 milyar lira. Türkiye yıllardır vatandaşın yastık altındaki altınını ekonomiye kazandırmaya çalışıyor. Peki tarikatların, cemaatlerin yastık altında ne var? 200 kilo altın bana Uğur Mumcu’nun yaklaşık 40 yıl önce yan yana koyduğu üç kelimeyi yeniden hatırlattı: Tarikat, siyaset, ticaret.

16.08.2026 13:01Güncelleme: 16.08.2026 13:27
Süleymancılara yönelik operasyonlarda tek bir adreste 200 kilo altın bulunması, tarikatların görünmeyen ekonomik gücünü gündeme getirdi
16px
32px

Toygun ATİLLA


200 kilo külçe altın…

Haberi ilk okuduğumda aklımdan geçen cümle itiraf edeyim biraz muzipçeydi. 

Patronlar Dünyası yazı işleri müdürü Burak Artuner'e sordum: "Ülke ekonomisi rahatlar mı?"

İkimiz de güldük. 

Elbette rahatlamaz.

Sonrasında düşündüm.

200 kilo altının Türkiye ekonomisini rahatlatıp rahatlatmayacağından ziyade, Türkiye ekonomisinin göremediğimiz kasalarında daha ne kadar altın bulunduğu sorusu aklımdan çıkmadı.

Biliyorsunuz, Türk insanının altınla çok özel bir ilişkisi var.

Düğünde, çocuk doğunca takıyoruz, kötü gün için saklıyoruz, bankaya yatırıyoruz, kasaya koyuyoruz, yastığın altına saklıyoruz.

Ekonomi yönetimi de yıllardır aynı yastığın altına bakıyor ve “Bu altını nasıl ekonomiye kazandırırız?” sorunun yanıtını arıyor. 

Kuriş soruşturmasında tek bir adreste 200 kilo külçe altın bulununca, "Peki tarikatların ve cemaatlerin yastık altında ne var?" sorusunun yanıtını siz de merak etmiyor musunuz ? 

200 TANE BİR KİLOLUK KÜLÇE

Önce rakamı zihnimizde canlandıralım.

Bir kilogramlık külçeler olduğunu varsayarsak önünüzde yan yana duran 200 külçe altın demek.

Soruşturma kapsamında tutuklu bulunan Alihan Kuriş’in firari kardeşi Hilmi Tuna Kuriş’in yakalanmasına yönelik çalışmalar sırasında tek bir adreste bulunan altınların değerinin yaklaşık 1 milyar 340 milyon lira olduğu açıklandı.

Adli makamların verdiği bilgilere göre altınların kaynağı henüz belirlenmiş değil.

Zaten meselenin düğümlendiği nokta da, 200 kilo altın nereden geldiği...

200 kilo fiziki altın artık yalnızca “zenginlik” kelimesiyle açıklanabilecek bir görüntü değil. Küçük bir servet kasasından söz etmiyoruz. Karşımızda ekonomik kaynağı araştırılması gereken 1,34 milyar liralık fiziki varlık duruyor.

KAÇ KUYUMCU EDER?

İnsan ister istemez karşılaştırmaya çalışıyor.

200 kilo altın kaç kuyumcunun vitrinini doldurur?

Kaç evin yastık altı birikimine denk gelir?

Kaç şirketin sermayesinden büyüktür?

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın altın rezervinin yanında ne ifade eder?

Bu soruların bazılarının matematiksel cevabı var.

Bazılarının ise yok.

Örneğin Türkiye’de bir kuyumcunun ortalama kaç kilo altın stoku tuttuğuna ilişkin güvenilir ve standart bir veri bulunmadığı için “200 kilo şu kadar kuyumcu eder” demek doğru olmaz.

Tam da bu karşılaştırma ihtiyacı bize bulunan miktarın sıradanlığın ne kadar dışında olduğunu gösteriyor.

Bir kuyumcu vitrinine bakar gibi bakmıyoruz artık.

Bir ekonomik yapının kasasına bakıyoruz.

DEVLETİN ALTINI VAR, MİLLETİN ALTINI VAR

Türkiye’de altının iki büyük adresini biliyoruz.

Birincisi devlet.

Merkez Bankası’nın rezervlerinde yüzlerce ton altın bulunuyor.

İkincisi vatandaş.

Onun miktarını ise tam olarak bilmiyoruz.

Adı üzerinde, yastık altı.

Çeşitli finans kuruluşlarının hesaplamaları Türkiye’nin finansal sistem içinde ve dışında tuttuğu toplam altın varlığının binlerce tona ulaştığına işaret ediyor.

Türkiye yıllardır bu nedenle vatandaşına “Altınını ekonomiye kazandır.” diye sesleniyor. 

Yeni altın hesapları oluşturuluyor.

Finansal ürünler geliştiriliyor.

Yastık altındaki servetin bankacılık sistemine girmesi isteniyor.

Fakat bu soruşturma bize üçüncü bir kasa daha olduğunu hatırlatıyor olabilir.

Dini ve sosyal yapılanmaların kasası.

Onun büyüklüğünü biliyor muyuz?

UĞUR MUMCU’NUN ÜÇ KELİMESİ

Tam burada çalışma odamın kitaplığında duran bir kitabın adı geldi aklıma.

Uğur Mumcu.

Tarikat, Siyaset, Ticaret.

Yaklaşık 40 yıl önce…

Mumcu 1986, 1987 ve 1988’de kaleme aldığı yazıları bir araya getirirken kitabının kapağına bu üç kelimeyi koymuştu.

Tarikat.

Siyaset.

Ticaret.

Aslında üç kelimelik bir Türkiye araştırmasıydı.

Mumcu’nun meselesi yalnızca dini yapılanmalar değildi.

Bu yapıların siyasetle ve ekonomik güçle kurduğu ilişkinin belgelerini takip ediyordu.

Şirketlere bakıyordu.

Paraya bakıyordu.

Ticari ilişkilere bakıyordu.

Siyasi bağlantılara bakıyordu.

Bir yapının gerçek gücünü anlamak istiyorsanız yalnızca kaç müridi olduğuna bakmanız yetmez.

Paranın izini de sürmeniz gerekir.

40 YIL SONRA AYNI SORU

Şimdi 2026'dayız. 

Bir soruşturma dosyasından önümüze düşen rakamlara bakıyoruz.

Bir tarafta Kuriş ailesiyle ilişkilendirilen çok sayıda taşınmazlar, şirketler, MASAK incelemelerine konu olan büyük para hareketleri, kasalardan çıktığı bildirilen çekler, altınlar ve ziynet eşyaları…

Son olarak tek bir adreste çıkan 200 kilo külçe altın.

TARİKATLARIN EKONOMİK BÜYÜKLÜĞÜNÜ BİLİYOR MUYUZ?

Bence Kuriş soruşturmasının bizi götürmesi gereken daha büyük tartışma tam burada başlıyor.

Türkiye’de bankaların büyüklüğünü biliyoruz.

Holdinglerin bilançolarını biliyoruz.

Borsaya açık şirketlerin gelirlerini, borçlarını, kârlarını üç ayda bir öğreniyoruz.

Merkez Bankası’nın rezervlerini haftalık takip ediyoruz.

Vatandaşın yastık altındaki altının miktarını bile tahmin etmeye çalışıyoruz.

Peki Türkiye’deki büyük tarikatların ve cemaatlerin ekonomik büyüklüğünü biliyor muyuz?

Kaç gayrimenkulleri var?

Kaç şirketle doğrudan veya dolaylı ilişkileri bulunuyor?

Ne kadar ticari hacimleri var?

Yurt dışındaki ekonomik ağları ne kadar büyük?

Ne kadar dövizleri var?

Ne kadar altınları var?

Bu ekonomik güç nasıl oluşuyor ve nasıl dolaşıyor?

Burada bütün dini yapıları aynı kefeye koymak da büyük haksızlık olur. Fakat şeffaf olmayan her büyük ekonomik yapı için aynı soru sorulabilmeli.

İster holding olsun.

İster vakıf.

İster dernek.

İster cemaat.

İster tarikat.

Ekonomik güç büyüdükçe şeffaflık ihtiyacı da büyür. 

MUMCU OLSAYDI HERHALDE ALTININ AĞIRLIĞINI DEĞİL İZİNİ ÖLÇERDİ

Uğur Mumcu’nun gazeteciliğinden benim çıkardığım derslerden biri buydu.

Bir kasada ne kadar para bulunduğundan daha önemli olan bazen o paranın nereden gelip nereye gittiğidir.

Bu nedenle 200 kilo külçe altının fotoğrafına bakarken benim aklıma altının fiyatından önce şu sorular geliyor:

Kim aldı?

Ne zaman aldı?

Nereden aldı?

Parası hangi hesaptan çıktı?

Faturası var mı?

Şirketlerle bağlantısı var mı?

Yurt dışındaki para hareketleriyle ilişkisi var mı?

Bu 200 kilo, daha büyük bir ekonomik yapının hangi parçası?

Bir de bunca zaman bu yapı bu kadar büyüyüp böylesine devasa bir ekonomik güç haline gelirken neden tüm bunların yanıtlarının aranmadığı... 

Bunların cevabını bugün bilmiyoruz.

Bunları ortaya çıkarmak soruşturmanın işi.

Sormak ise bizim.

patronlardunyasi.com

editörün seçtikleri
Beckham'ların 29 yıllık Portofino sırrı
Beckham'ların 29 yıllık Portofino sırrı#Portofino
benzer haberler
'Süleymancılar Holding' patronu Alihan Kuriş'e yönelik soruşturmada, tek bir adreste 200 kilo külçe altın ele geçirildi
'Süleymancılar Holding' patronu Alihan Kuriş'e yönelik soruşturmada, tek bir adreste 200 kilo külçe altın ele geçirildi