Silopi’de mahkemeden emsal niteliğinde karar Lojmanda yaşayan ve başka evi olmayan malikin tahliye talebi kabul edildi
Ev sahibi ile kiracı arasındaki tahliye davalarına ilişkin dikkat çeken bir mahkeme kararı çıktı. Silopi Sulh Hukuk Mahkemesi, satın aldığı konutta oturmak istediğini belirten yeni malikin açtığı ihtiyaç nedeniyle tahliye davasında ev sahibini haklı buldu. Kararda, davacının hastane lojmanında yaşaması, başka bir taşınmazının bulunmaması ve konut ihtiyacının gerçek ve zorunlu olduğunun tespit edilmesi belirleyici oldu.

Avukat Gizem Gonce, yaptığı açıklamada kararın ayrıntılarını anlatarak özellikle kirada veya lojmanda yaşayan ev sahiplerinin açtığı ihtiyaç nedeniyle tahliye davaları açısından dikkat çekici değerlendirmelerde bulundu.
EVİ SATIN ALDI, KİRACIYA İHTARNAME GÖNDERDİ
Hürriyet'in haberine göre, dava dosyasına göre davacı, kiracının yaşadığı taşınmazı 2 Haziran 2025 tarihinde satın aldı. Yeni malik, taşınmazı edinmesinin ardından kısa süre içerisinde kiracıya ihtarname göndererek konuta kendisinin ihtiyaç duyduğunu bildirdi.
İhtarname 18 Haziran 2025 tarihinde gönderilirken 21 Haziran'da kiracıya tebliğ edildi. Böylece yeni malik, taşınmazı satın aldıktan sonra kanunda öngörülen süre içerisinde konut ihtiyacını kiracıya bildirmiş oldu.
Davacı, halihazırda devlet hastanesine bağlı bir konutta yaşadığını, bulunduğu yerin ailesi açısından yetersiz kaldığını ve kendisine ait başka bir taşınmaz bulunmadığını öne sürdü.
"EŞİ HAMİLE, YAŞADIKLARI KONUT KÜÇÜK"
Mahkemeye sunulan iddialarda davacının eşiyle birlikte yaşadığı, mevcut konutun küçük olması nedeniyle aile açısından elverişli olmadığı belirtildi. Davacının eşinin hamile olduğu ve aynı zamanda sağlık sorunlarının bulunduğu da dava dosyasına yansıyan gerekçeler arasında yer aldı.
Davacı taraf, tüm bu nedenlerle satın alınan taşınmaza duyulan ihtiyacın geçici ya da varsayımsal olmadığını, gerçek ve zorunlu bir konut ihtiyacının bulunduğunu savundu.
KİRACI TAHLİYEYE İTİRAZ ETTİ
Davalı kiracı ise tahliye talebine karşı çıktı. Kiracı tarafından sunulan cevap dilekçesinde kendisine usulüne uygun tebligat yapılmadığı, zorunlu arabuluculuk sürecinin gereği gibi işletilmediği ve toplantı sürecinde usule ilişkin eksiklikler bulunduğu ileri sürüldü.
Kiracı ayrıca ev sahibinin ihtiyaç iddiasının samimi olmadığını savundu. Davalı taraf, davacının başka taşınmazının bulunmamasının tek başına konut ihtiyacının zorunlu olduğu anlamına gelmeyeceğini belirterek taşınmazı bir süre daha kullanabileceğini ifade etti.
MAHKEMEDEN "GERÇEK, SAMİMİ VE ZORUNLU İHTİYAÇ" VURGUSU
Mahkeme ise yaptığı değerlendirmede ihtiyaç nedeniyle tahliye davalarında temel kriterleri tek tek ele aldı. Kararda, tahliye kararı verilebilmesi için ileri sürülen ihtiyacın gerçek, samimi ve zorunlu olması gerektiğine dikkat çekildi.
Devamlılık taşımayan geçici ihtiyaçların tahliye gerekçesi sayılamayacağı, henüz doğmamış veya gerçekleşmesi uzun bir süreye bağlı ihtiyaçların da tahliye sebebi oluşturmayacağı belirtildi.
Mahkeme bu nedenle davacının içinde bulunduğu mevcut durumun somut olarak değerlendirilmesi gerektiği sonucuna vardı.
KİRA SÖZLEŞMESİNİN AYRINTILARI DOSYAYA GİRDİ
Dosyada bulunan kira sözleşmesine göre taşınmaz, önceki malik tarafından 20 Şubat 2024 başlangıç tarihli sözleşmeyle kiraya verilmişti. Kira bedelinin aylık 8 bin TL olduğu, taşınmazın iki yıllığına mesken olarak kiralandığı belirlendi.
Taşınmazı daha sonra satın alan yeni malik ise konutu 2 Haziran 2025 tarihinde edindi ve edinme tarihinden sonraki bir ay içerisinde ihtiyaç iddiasını kiracıya bildirdi. Mahkeme, davanın açılma süresi açısından da herhangi bir hukuki eksiklik bulunmadığı sonucuna vardı.
ESKİ EV SAHİBİ TANIK OLARAK DİNLENDİ
Davanın dikkat çeken ayrıntılarından biri de taşınmazı davacıya satan eski malikin tanık olarak dinlenmesi oldu. Tanık, davacının devlet hastanesinde çalıştığını bildiğini ancak hastanedeki görevini bilmediğini söyledi. Davacının eşinin de çalıştığını belirten tanık, ailenin yaşam koşullarıyla ilgili de bilgi verdi.
Tanık beyanında, davacının kendisine konut ihtiyacı bulunduğunu söylediğini, bunun üzerine satış görüşmelerinin yapıldığını anlattı.
Taşınmazın satış fiyatında 50 bin TL indirim yaptığını belirten eski malik, davacının evi satın alırken kredi kullandığını ve bildiği kadarıyla başka bir taşınmazının olmadığını ifade etti.
UYAP SORGUSUNDA BAŞKA EV ÇIKMADI
Mahkemenin değerlendirmesinde önemli noktalardan biri de davacının ve eşinin üzerine kayıtlı başka bir taşınmaz bulunup bulunmadığı oldu. UYAP üzerinden yapılan sorgulamalarda dava konusu ev dışında davacıya veya eşine ait başka bir taşınmaz bulunmadığı tespit edildi. Davacının konutu kredi kullanarak satın aldığı bilgisi de dava dosyasındaki diğer belgelerle birlikte değerlendirildi. Mahkeme, bu şartların davacının konuta olan ihtiyacını desteklediği kanaatine vardı.
YARGITAY KARARLARI EMSAL GÖSTERİLDİ
Kararda Yargıtay'ın daha önce verdiği ihtiyaç nedeniyle tahliye kararlarına da atıfta bulunuldu. Özellikle ev sahibinin kirada veya lojmanda oturması halinde, başka bir taşınmazının da bulunmaması durumunda konut ihtiyacının gerçek ve samimi kabul edilebileceğine ilişkin Yargıtay kararları dikkate alındı.
Mahkeme, somut olayda da davacının mevcut yaşam şartları ile başka taşınmazının bulunmamasını birlikte değerlendirdi. Sonuçta ihtiyaç iddiasının "samimi ve zorunlu" olduğu kanaatine varıldı ve kiracının tahliyesine karar verildi.
AVUKAT GİZEM GONCE: LOJMANDA YA DA KİRADA OTURMAK ÖNEMLİ BİR KRİTER
Avukat Gizem Gonce, milliyet.com.tr'ye yaptığı değerlendirmede kararın özellikle ihtiyaç nedeniyle tahliye davaları bakımından önemli olduğuna dikkat çekti.
Gonce, yargı kararlarında ev sahibinin kendi mülkiyetindeki konut yerine kirada veya lojmanda yaşamasının ihtiyaç iddiasını güçlendiren önemli unsurlardan biri olduğunu belirtti.
Gonce şu değerlendirmede bulundu: "Yargıtay'ın da dikkat çektiği konulardan biri bu. Kişi kirada ya da lojmanda oturuyorsa ve kendisine ait başka bir taşınmazı da bulunmuyorsa konut ihtiyacının samimiyeti açısından önemli bir kriter ortaya çıkıyor. Mahkeme de burada ihtiyacın gerçek, samimi ve zorunlu olduğu sonucuna ulaşmış."
EV SAHİPLERİ VE KİRACILAR İÇİN KRİTİK DETAY
Karar, her "eve ihtiyacım var" iddiasının otomatik olarak tahliye sonucunu doğurmadığını da bir kez daha ortaya koydu. İhtiyaç nedeniyle tahliye davalarında mahkemeler; ihtiyacın gerçekten mevcut olup olmadığını, başka bir konutun bulunup bulunmadığını, mevcut yaşam koşullarını, ihtiyacın geçici mi sürekli mi olduğunu ve yasal bildirim sürelerine uyulup uyulmadığını birlikte değerlendiriyor.
Bu dosyada ise yeni malikin taşınmazı satın aldıktan kısa süre sonra ihtarname göndermesi, başka bir konutunun bulunmaması, kredi kullanarak evi satın alması ve mevcut barınma koşulları mahkemenin tahliye kararında etkili oldu.
Yaklaşık dört aylık yargılama sonucunda verilen karar, özellikle kendi evi kiradayken başka bir konutta kiracı veya lojman sakini olarak yaşayan mülk sahiplerinin açabileceği ihtiyaç nedeniyle tahliye davaları açısından dikkat çeken örneklerden biri oldu.
patronlardunyasi.com















