Petrol ve enerji fiyatlarındaki yükselişi risk olarak gören Avrupa faiz ardırdı, aynı riske dikkat çeken TCMB faizi sabit tuttu
Petrol fiyatlarının 100 doların üzerinde seyrettiği ve enerji kaynaklı enflasyon riskinin yeniden büyüdüğü günde Ankara ile Frankfurt farklı karar verdi. TCMB politika faizini yüzde 37’de tutarken, ECB 25 baz puan artırarak mevduat faizini yüzde 2,50’ye çıkardı. ECB, enerji şokunun enflasyonu yukarı taşıdığını belirtirken 2027 enflasyon tahminini de yüzde 2,3’ten yüzde 2,5’e yükseltti.

Petrol fiyatlarındaki yükseliş dünya merkez bankalarının para politikası hesaplarını yeniden değiştiriyor.
10 Eylül’de aynı gün toplanan Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası ile Avrupa Merkez Bankası, enerji şokunun gölgesinde farklı faiz kararları aldı.
TCMB politika faizini yüzde 37’de sabit tuttu.
Avrupa Merkez Bankası ise 25 baz puanlık artışla mevduat faizini yüzde 2,25’ten yüzde 2,50’ye çıkardı. Bu, ECB’nin bu yılki ikinci faiz artırımı oldu.
FRANKFURT ENERJİ ŞOKUNA FAİZLE KARŞILIK VERDİ
ECB kararının merkezinde enerji fiyatları bulunuyor.
İran savaşıyla yükselen petrol ve doğal gaz fiyatları Euro Bölgesi’nde enflasyonu yüzde 3’ün üzerine taşırken ECB, enflasyon görünümündeki risklerin yukarı yönlü olduğuna dikkat çekti.
Banka 2026 ortalama enflasyon tahminini yüzde 3, 2027 tahminini ise hazirandaki yüzde 2,3’ten yüzde 2,5’e çıkardı.
2026 büyüme beklentisi de yüzde 0,8’den yüzde 0,9’a, 2027 beklentisi yüzde 1,2’den yüzde 1,4’e yükseltildi.
ECB’nin mesajı bu nedenle yalnızca 25 baz puandan ibaret değil.
Avrupa ekonomisi enerji şokuna beklenenden dirençli kalırken, yüksek enerji maliyetlerinin diğer mal ve hizmet fiyatlarına yayılma riski Frankfurt’un önceliği haline geliyor.
ANKARA YÜZDE 37’DE BEKLEDİ
TCMB ise politika faizini değiştirmedi.
Böylece bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı yüzde 37’de kaldı.
Türkiye açısından enerji fiyatlarının önemi yeni değil. TCMB Başkanı Fatih Karahan, 13 Ağustos’taki Enflasyon Raporu sunumunda jeopolitik gelişmeler nedeniyle enerji fiyatlarının yükseldiğini; petrolün yanı sıra motorin rafineri marjlarının da enflasyona olumsuz yansıdığını belirtmişti.
TCMB’nin son dönemdeki para politikası yaklaşımı da bu nedenle yalnız politika faizinden oluşmuyor. Banka sıkı duruşu likidite politikasıyla desteklerken para piyasası faizlerinin üst banda yakın oluşmasını sağlamaya çalışıyor.
AYNI PETROL ŞOKU, İKİ FARKLI KARAR
Ortaya iş dünyası açısından dikkat çekici bir tablo çıktı.
Ankara yüzde 37’de bekledi.
Frankfurt faizi yüzde 2,50’ye yükseltti.
İki merkez bankasının ekonomileri ve enflasyon dinamikleri birbirinden farklı olduğu için kararları doğrudan karşılaştırmak doğru değil. Ancak aynı küresel enerji şokunun iki merkez bankasının karar metinlerinde giderek daha fazla ağırlık kazanması dikkat çekiyor.
Özellikle Türk şirketleri açısından ECB’nin kararı ayrı önem taşıyor.
Avrupa’dan gelir elde eden ihracatçı şirketler bir taraftan Euro Bölgesi ekonomisinin enerji şokuna karşı dayanıklılığını, diğer taraftan yükselen euro faizlerinin talep ve finansman üzerindeki etkisini izleyecek.
Euro cinsinden borçlanan şirketler için ise Avrupa’daki faizlerin yeniden yükselmesi borçlanma ve refinansman maliyetlerinin daha uzun süre yüksek kalabileceğine işaret ediyor.
ŞİMDİ GÖZLER KARAR METİNLERİNİN DEVAMINDA
Bugünün iki faiz kararından sonra asıl soru artık bir sonraki toplantı.
ECB açısından enerji fiyatlarının ücretlere ve hizmet enflasyonuna ne ölçüde yayılacağı izlenecek.
TCMB açısından ise petrol ve diğer enerji fiyatlarındaki yükselişin Türkiye’nin enflasyon patikasına ne kadar yansıyacağı kritik olacak.
100 doların üzerindeki petrol böylece yalnız enerji şirketlerinin değil, merkez bankalarının da yeni faiz hesabına dönüştü.
patronlardunyasi.com















