PD olarak, 2026’da terörsüz, enflasyonsuz, sürprizsiz, süslü hayallerden uzak, normalleşen bir Türkiye umut ediyoruz
Türkiye 2026’ya girerken büyük, iddialı ve süslü hayaller kurmuyor aslında. Toplumun beklentisi çok daha sade, çok daha mütevazı ama bir o kadar da hayati. Normal bir yıl olsun, normalleşelim...

Toygun ATİLLA
2025'e veda etmemize saatler kaldı. Türkiye'nin 2026 hedefleri ne olmalı diye düşünüyorum.
Aklıma ilk gelenler,
*Terörsüz bir yıl
*Enflasyonun yüzde 20'lere düşmesi
*Temiz toplum, temiz siyaset
Bu dört başlık tek başına bile bir ülkenin kaderini değiştirmeye yeter.
Ama yetmez.
Çünkü bu hedeflerin tutunacağı bir zemin lazım.
Bence bugün Türkiye’nin en büyük krizi ne döviz ne faiz. Orta sınıfın erimesi. Beyaz yakalının yoksulluğu artık istatistik değil, günlük hayat. İyi üniversite bitirmiş, yabancı dil bilen, yıllarca vergi vermiş insanlar “ay sonunu” hesaplıyor. Asgari ücretli için ayın 15’i, emekli için ayın 5’i bir kırılma noktası.

2026’nın hedefi sadece enflasyonu düşürmek değil, insanların cebinde gerçekten hissettikleri bir rahatlama yaratmak olmalı. Aksi halde rakamlar iner, öfke düşmez. Burda da elbette en büyük yük ve sorumluluk Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in omuzlarında. Türkiye'nin hedeflerinde onun uygulayacağı ekonomi politikalar hayati önem arz ediyor.

Şimdi gelelim temiz siyaset meselemize, Aslında bunun tercümesi basit, Kamu ihaleleri görünür olacak, dev bütçeler kapalı kapılar ardında harcanmayacak, “Bu para nereye gitti?” sorusu ayıp sayılmayacak.
Şeffaflığın bir lüks değil, güvenin asgari şartı olduğunu unutmayacağız. Devlet konuşmadığında, dedikodunun konuşacağını bileceğiz. Dedikodunun devletten hızlı olduğunu da artık öğrenme ve kavrama zamanıdır.
Şimdi gelelim bir diğer meseleye...Deprem bu ülkenin kaderi değil ama ihmal politikası bir tercihtir. 2026’da hâlâ “ders aldık” cümlesini kuruyorsak, ders alınmamış demektir. Hedef net olmalı: Kentsel dönüşüm rant değil, hayat kurtarma projesi olmalı, merkezi idare ile yerel yönetimler kavga değil koordinasyon üretmeli, binalar değil, şehirler güçlendirilmeli.

Aksi halde her deprem sonrası aynı cümleleri yazmaya devam ederiz.
2026’da kimse mucize istemiyor. Sadece şunu istiyor: Eleştirenin düşman sayılmadığı, gazetecinin savcı cümlesiyle değil haber refleksiyle hareket ettiği, Oto-sansürün meslek kuralı gibi normalleşmediği bir iklim
Unutmayın ki,
Medya nefes almazsa toplum gerilir. Toplum gerilirse siyaset sertleşir. Sertleşen siyaset eninde sonunda ekonomiyi de bozar.

Belki de 2026’nın en büyük hedefi budur: Sürekli kriz modundan çıkmak.
Her sabah yeni bir skandal, yeni bir gözaltı, yeni bir iddia… İnsanların zihni yoruldu, refleksi köreldi. Artık kötü habere bile şaşırmıyoruz.
Oysa bir ülke için en büyük konfor, sürpriz yaşamamaktır.
2026 için hedefimiz daha zengin olmak değil ama belki daha öngörülebilir olmayı, daha sakin olmayı, daha adil ve temiz olmayı başarabiliriz.
Patronlar Dünyası olarak 2026'da "Daha normal bir Türkiye" hayal ediyoruz.
patronlardunyasi.com















