İpek Kıraç'ın Cannes'daki üç gururu, Numarine'in 5 satış yaptığı fuarda Türk yatçılığının yükselişi
Cannes bu yıl Türk yatçılığının yalnızca yeni modellerini değil, geldiği yeni sınıfı da gösterdi. İpek Kıraç’ın Sirena Yachts’ı “Yılın Tersanesi” seçilirken, 36 metrelik ve kapsamlı donanımla yaklaşık 20 milyon euroya ulaşan Sirena 118 ve Sirena 42M “En İyi İç Tasarım” ödülünü aldı. Numarine ise yeni 27XP modelinin dünya prömiyerini yapmadan beşini sattı. Türkiye artık yalnız yat üreten değil; 25–40 metre bandında kendi markalarıyla seri sipariş alan bir ülkeye dönüşüyor.

Toygun ATİLLA
İPEK KIRAÇ ÜÇ FOTOĞRAF PAYLAŞTI
İpek Kıraç Instagram hesabına üç fotoğraf koydu.
Fotoğraflarda ne kendisi vardı ne de Cannes gecesinden kalabalık bir kutlama karesi.
Masanın üzerinde üç ödül duruyordu.
Birinin üzerinde:
“Shipyard of the Year — Sirena Yachts.”
Diğerlerinin üzerinde
“Best Interior Design — Sirena 118.”
"Best Interior Design - Sirena 42M" yazıyordu.
Kıraç’ın paylaşımında ise yalnızca kırmızı bir balon emojisi vardı.
Ancak Cannes’daki o masanın üzerinde duran üç ödül, Türk yat sektöründe yaşanan çok daha büyük bir değişimin küçük bir fotoğrafıydı.
Sadece birkaç gün önce dünya prömiyerini yapan Sirena 118, yalnızca yeni bir Türk yatı değil. Aynı zamanda 36 metre uzunluğunda, fiyatı yaklaşık 14,5 milyon eurodan başlayan ve kapsamlı donanımla 20 milyon euro seviyesine ulaşabilen bir Türk süperyatı.
Arkasında artık Cannes’da “Yılın Tersanesi” seçilen bir Türk markası var.

24 METRE ALTININ LİDERİ 36 METREYE ÇIKTI
Sirena Marine açısından asıl önemli rakam aslında 118 değil. Bence 24 …
Şirket 2025’te 24 metre altındaki yat ihracatında 80,7 milyon dolarla Türkiye’nin lideriydi.
Şimdi 36 metrelik Sirena 118 ile alışık olduğu sınıfın çok üzerine çıkıyor.
Bu nedenle Sirena 118’in ve Sirena 42M'nin Cannes’dan aldığı tasarım ödülleri önemli ama “Yılın Tersanesi” ödülü daha da dikkat çekici.
Ödül artık tek bir modele değil, markanın kendisine verilmiş durumda.
CANNES’DAKİ DİĞER TÜRK HİKÂYESİ: NUMARINE
Cannes’da Türk yatçılığının hikâyesini yalnız Sirena üzerinden okusaydık Numarine’in başarısını es geçmiş oluruz ki bu bir haksızlık olurdu,
Cannes’ta bir kaç iskele ötede başka bir Türk üretici çok farklı bir başarı hikâyesini Numarine yazdı.
Onun başarısının ölçüsü ise sipariş defteriydi.
Numarine’in yeni 27XP’si daha dünya prömiyerini yapmadan beş adet satıldı.
İlk 27XP sahibine teslim edildi. Üç gövdenin ise üretimi sürüyor.
Daha önemlisi, bu tek seferlik bir başarı değil. 27XP’nin öncülü 26XP serisinden 30 tekne bugün denizlerde.
Üstelik ilk 27XP’nin sahibi daha önce Numarine 22XP kullanan mevcut bir müşteri.
Bu ayrıntı lüks endüstrisi açısından belki beş satıştan bile önemli.
Müşterisini 22 metreden 27 metreye taşıyabilen bir tersane artık yalnız tekne üretmiyor. Marka sadakati üretiyor. Bu da bence çok kıymetli bir ayrıntı.

İKİ TÜRK MARKASI, İKİ AYRI BAŞARI MODELİ
Cannes’daki tablo bu nedenle ilginç.
Bir tarafta Sirena var.
24 metre altındaki ihracat liderliğinden 36 metreye çıkıyor; yaklaşık 20 milyon euroluk bir ürünle süperyat müşterisinin karşısına geçiyor ve Cannes’dan iki ödülle dönüyor.
Diğer tarafta Numarine var.
Yeni modelini daha dünya prömiyerine çıkarmadan beş müşteriye satıyor ve önceki serisinden 30 tekneyi denize indirmiş durumda.
Biri sınıf büyütüyor.
Diğeri seri sipariş kabiliyetini kanıtlıyor.
İkisini yan yana koyunca ortaya “Cannes’da iki Türk yatı” haberinden çok daha önemli bir ekonomik hikâye çıkıyor.
TÜRKİYE ARTIK DÜNYANIN İKİ NUMARASI
Bu iki şirketin performansı tek başına yaşanan bir başarı da değil.
BOAT International’ın 2026 Global Order Book verilerine göre 24 metre ve üzerindeki dünya sipariş defterinde Türkiye’nin 141 projesi bulunuyor.
Bu projelerin toplam uzunluğu 6 bin 315 metre.
Ortalama uzunluk ise yaklaşık 44,8 metre.
Ve Türkiye proje sayısıyla dünya sıralamasında ikinci.
İşte Cannes’daki Sirena ve Numarine’i asıl önemli hale getiren rakam bu.
Çünkü Türkiye’nin dünya ikinciliği yalnız yabancı milyarderler için yapılan devasa custom yatlardan oluşmuyor.
Artık kendi adıyla, kendi tasarımıyla ve kendi ürün ailesiyle uluslararası müşteriye ulaşan Türk markaları da büyüyor.

AMA BİRİNCİLİK İÇİN DAHA ZOR BİR SINAV VAR
Türkiye’nin önünde hâlâ iki güçlü rakip bulunuyor.
İtalya ölçek, marka ve seri üretim gücüyle dünya lideri.
Hollanda ise özellikle dev boyutlu, yüksek teknolojili ve çok yüksek fiyatlı özel üretim süperyatlarda başka bir ligde.
Türkiye’nin bundan sonraki sınavı bu nedenle yalnızca daha fazla yat üretmek olmayacak.
Metreyi markaya, üretimi katma değere, tersaneyi küresel lüks markasına çevirmek olacak.
Üstelik Türkiye’deki yüksek enflasyon, işçilik ve üretim maliyetlerindeki artış, sektörün yıllardır sahip olduğu maliyet avantajını da aşındırıyor.
Yani tam da Türk yatçılığı yukarı çıkarken, merdiven zorlaşıyor.

CANNES’DA ASIL SERGİLENEN YAT DEĞİLDİ
İpek Kıraç’ın Instagram’da paylaştığı üç ödüle yeniden bakalım.
Sirena’nın 36 metrelik teknesi yaklaşık 20 milyon euro seviyesine çıkıyor.
Numarine bir tekneyi daha müşteriye göstermeden beş adet satabiliyor.
Türkiye’nin küresel sipariş defterinde 141 projesi bulunuyor.
Bu üç rakam yan yana konulduğunda Cannes’daki asıl haber ortaya çıkıyor:
20 milyon euro.
5 sipariş.
141 proje.
Biri fiyatı, biri marka gücünü, diğeri Türkiye’nin üretim ölçeğini anlatıyor.
patronlardunyasi.com















