Okulların güvenliğini sağlamak şu anda Türkiye’deki en zor işlerden birisi olabilir. Bir yandan öğrenci ve öğretmenlerin güvenliğini sağlıyorken, diğer yandan da eğitim yuvası olan okullarda bir olağanüstü hal havası vermemek gerekiyor. Okullarda devamlı şekilde polis veya silahlı güvenlik personeli görevlendirilmesi ilk akla gelen çözüm olsa da bunun getirisinin ve götürüsünün çok iyi hesaplanması gerekir. Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki elim olaydan sonra hemen harekete geçilip ülke genelinde tedbirler alındı ama diğer yandan da güvenliğin sadece kapıda bekleyen bir görevliden ibaret olmadığını anlamak gerekiyor. Güvenlik; ailelerin, arkadaş gruplarının, çevrenin, internetin, öğretmen ve eğitmenlerin ve nihayetinde de güvenlikle ilgili birimlerinin koordine halinde olduğu bütüncül bir yaklaşımla ele alınmalıdır.
Suça karışan çocuk sayısı her geçen gün artıyor. Araştırmalara göre bu rakam son 20 senenin zirvesinde. En çok şiddet olayları Şanlıurfa ve Adana'da yaşanıyor. Öğrencilerin yüzde 20'si kendisini okulda güvenli hissetmiyor. Uzmanlar bu işin perde arkasını ve alınacak tedbirleri tek tek sıraladı...
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 1 öğretmen ve 8 öğrencinin hayatını kaybettiği okul saldırısıyla ilgili yaptığı açıklamada, Veli Randevu Sistemi'nin daha etkin hale getirileceğini söyledi. Erdoğan, silah sahipliğinin sınırlandırılacağını belirterek "Dikkat ve özen yükümlülüğünü yerine getirmeyen ateşli silah sahiplerine, silahın çocuk tarafından ele geçirilmesi halinde verilecek cezayı artıracağız. Silah sahipliğinin sınırlandırılması konusunda ilave hukuki düzenlemeleri devreye alacağız" dedi.
Adalet Bakanlığı verilerine göre 330 bin çocuk ceza sistemine girerken, toplam dosya sayısı 11.6 milyonu aştı. Bu tablo, okuldan sokağa uzanan şiddetin artık kontrol edilebilir bir risk değil, büyüyen bir toplumsal kırılma olduğunu gösteriyor.