Dolar
48,8228
0,05%
Euro
55,8651
-0,19%
Sterlin
65,112
-0,28%
Bitcoin
4.195.424
-0,69%
BİST-100
13.198,84
-1,04%
Gram Altın
6.790,639
-0,36%
Gümüş
65,73
-0,42%
Faiz
39,63
-0,70%

Manisa'da bu sabahki okul saldırısının yeniden düşündürttüğü bütüncül güvenlik anlayışının önemi 

Okulların güvenliğini sağlamak şu anda Türkiye’deki en zor işlerden birisi olabilir. Bir yandan öğrenci ve öğretmenlerin güvenliğini sağlıyorken, diğer yandan da eğitim yuvası olan okullarda bir olağanüstü hal havası vermemek gerekiyor. Okullarda devamlı şekilde polis veya silahlı güvenlik personeli görevlendirilmesi ilk akla gelen çözüm olsa da bunun getirisinin ve götürüsünün çok iyi hesaplanması gerekir. Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki elim olaydan sonra hemen harekete geçilip ülke genelinde tedbirler alındı ama diğer yandan da güvenliğin sadece kapıda bekleyen bir görevliden ibaret olmadığını anlamak gerekiyor. Güvenlik; ailelerin, arkadaş gruplarının, çevrenin, internetin, öğretmen ve eğitmenlerin ve nihayetinde de güvenlikle ilgili birimlerinin koordine halinde olduğu bütüncül bir yaklaşımla ele alınmalıdır.

22.09.2026 16:09Güncelleme: 22.09.2026 16:11
Manisa'da bu sabahki okul saldırısının yeniden düşündürttüğü bütüncül güvenlik anlayışının önemi 
16px
32px

Feramuz ERDİN 

Bu sabah saatlerinde Manisa'nın Turgutlu ilçesinde bir lisenin önünde silahlı saldırı düzenlendi. Olay, İnci Üzmez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nde sabah saat 08.00 sıralarında gerçekleşti. Olayda aralarında öğrencilerin de bulunduğu ikisi ağır toplam sekiz kişi yaralandı. Silahlı saldırının ardından kaçan şüpheli polis tarafından takip sonucu yakalandı.

SALDIRILAR BİRBİRİNİ TETİKLEMİŞTİ

14 Nisan 2026 tarihinde Şanlıurfa Siverek’te Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nde bir silahlı okul saldırısı gerçekleştirilmişti. Okulun eski öğrencisi Ömer Ket tarafından pompalı av tüfeği ile yapılan saldırıda toplam on altı kişi yaralanmış, saldırgan ise yakalanacağını anlayınca silahıyla intihar etmişti.

Ardından, Kahramanmaraş’ın Onikişubat ilçesinde, 15 Nisan’da Ayser Çalık Ortaokulu’nda, 14 yaşındaki öğrenci İsa Aras Mersinli'nin babasına ait 5 silah ve 7 şarjörle gerçekleştirdiği saldırıda matematik öğretmeni Ayla Kara (56), öğrenciler Belinay Nur Boyraz (11), Adnan Göktürk Yeşil (11), Almina Ağaoğlu (11), Bayram Nabi Şişik (11), Furkan Sancak Balal (11), Kerem Erdem Güngör (11), Yusuf Tarık Gül (12), Şuranur Sevgi Kazıcı (12) ile Zeynep Kılıç (11) yaşamını yitirirken, 15 öğrenci de yaralanmıştı. Olayın faili olan Mersinli, olaya müdahale edenler tarafından etkisiz hale getirilmeye çalışılırken hayatını kaybetmişti.

BAKANLIKLAR DEVREYE GİRDİ

Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ile İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, yedi bakanlık arasında çocukların eğitim süreçlerinde güvenliğinin güçlendirilmesine yönelik hazırlanan "Çocukların Eğitim Süreçlerinin Güvenliğine İlişkin Koruyucu ve Önleyici Hizmet ve Tedbirlerin Artırılmasına Yönelik İş Birliği Protokolü"nü dün imzaladı. Okullarda fiziki güvenlik tedbirleri artırılarak, bazı okulların kapılarına turnikeler konuldu ve okulların tamamında güvenlik personeli görevlendirildi.

Diğer yandan okullar risk derecelerine göre değerlendirilerek, resmi kolluk görevlisi bulundurulması planlandı. Öğretmen ve velileri kapsayan farkındalık ve eğitim programları hayata geçirilerek, sorunlu olduğu düşünülen öğrencilerin yakından takip edilmesi için kurumlar arası sistemler daha etkin hale getirildi.

Televizyon dizilerindeki şiddet içeriklerinin yayınlanmasına ise zaten daha önceden son verilmişti. Bunun yanında sosyal medyada yaşı küçükler ile ilgili düzenlemeler de yapılarak sosyal ağ sağlayıcılarının 15 yaşını doldurmamış çocuklara doğrudan hizmet sunması yasaklandı. 15 ve 18 yaş arası gençler içinse sadece yaşlarına uygun içerik sunulabilecek.

SİLAH İKİLEMİ

Aslında esas itibarıyla, alınan tüm bu tedbirlerin silahlı saldırı riskini ortadan kaldırmak üzere alındığı düşünüldüğünde, okulların güvenliğinin neden tamamıyla silahlı personele devredilmediği akla gelen ilk sorulardan birisi olabilir. Bu, kolay bir çözüm gibi görünse de okulların silahla korunmasının yaratabileceği başka sonuçlar ortaya çıkabilir.

Çocukların psikolojisinin etkilenmesi bir yana, oradaki görev silahlarının kullanılması ile oluşabilecek yeni olaylar tetiklenmesi ihtimal dahilindir. O yüzden çocuk gençlerin bulunduğu eğitim kurumlarının giriş noktalarında silahlı personel bulundurulması konusu iki ucu keskin bir bıçak gibi değerlendirilmelidir. Zaten 6136 sayılı Ateşli Silahlar Kanunu ile eğitim kurumları ile yurtlara silahla girilmesi yasaklanmıştır.

GÜVENLİĞİN ZOR ALANI

Aslında geçen dönem sonunda yaşanan olaylardan sonra ilgili makamların hızla harekete geçerek, devlet okullarında alınması gereken tedbirlerin neredeyse tamamını aldığı söylenebilir. Özel okulların çoğunda ise zaten kendi kurumsal risk algılarına göre belli seviyede bir takım güvenlik tedbirleri uygulanıyordu. Yeni kurulan sistemin oturmasına izin vermeden meydana gelen bugünkü olay sonrasında, okullarda güvenliğin sağlanmasının ciddiyeti bir kez daha anlaşılmıştır.

Öncelikle gençleri şiddete yönlendiren kök nedenler ortadan kaldırılmalıdır. Ardından da öngörülen yeni sistemler ve kurumlar arası koordinasyon güçlendirilerek, güvenlik farkındalığının ailede, sokakta ve nihayetinde okulda hayata geçirilmesi gereklidir.

patronlardunyasi.com