Cumhuriyet'in kibrit sırrı ve bir kutu kibritin bize anlattığı Cumhuriyet’in ekonomik ateşi
Cumhuriyet henüz bir yaşına girmemişti. Devletin kasasında para sınırlıydı. Bütçeye yeni gelir kaynakları aranırken kibrit devlet tekeline alındı. Maliye Bakanlığı kibrit fabrikası kurulması için gelen teklifleri değerlendirdi. Gazeteler aylarca kibritin fiyatını ve nasıl satılacağını tartıştı. Hatta kibrit kutularının üzerine konulacak resim için 100 lira ödüllü yarışma açıldı. İşte Cumhuriyet’in ilk yılında bir kibrit kutusunun etrafında gelişen az bilinen ekonomi hikâyesi.

Toygun ATİLLA
2 Haziran 1924.
İstanbul.
Cumhuriyet gazetesi henüz bir ayını bile doldurmamıştı.
O gün gazetenin beşinci sayfasında küçük ama ilginç bir ilan vardı
Kibrit kutularının üzerine konulacak resim için yarışma açılıyordu.
Yarışmayı İstanbul Defterdarlığı duyuruyordu.
Resimler 20 Haziran akşamına kadar teslim edilecekti.
En başarılı resmin sahibine 100 lira ödül verilecekti.
Bir düşünün.
Cumhuriyet henüz bir yaşında bile değildi.
Ülkenin demiryollarına, fabrikalara, bankalara ihtiyacı vardı.
Devletin gelirleri sınırlıydı.
Bütün bu büyük ekonomik meselelerin arasında, bir kibrit kutusunun üzerine hangi resmin konulacağı da konuşuluyordu.
Peki neden?
Bir kibrit kutusu nasıl oldu da Cumhuriyet’in ekonomi gündemine girdi?

HER ŞEY DEVLETİN KASASIYLA BAŞLADI
Cumhuriyet’in ilk kapsamlı bütçesinde yaklaşık 129,2 milyon lira gelir ve 140,4 milyon lira gider öngörülüyordu.
Aradaki fark 11,2 milyon liraydı.
Yeni devletin paraya ihtiyacı vardı.
Bu nedenle yeni gelir kaynakları aranıyordu.
Bunlardan biri kibritti.
1924 yılı bütçe düzenlemesiyle kibrit devlet tekeline alındı.
O dönemin diliyle buna inhisar deniyordu.
Kibritin üretimi, ithalatı ve satışı devletin belirlediği koşullara bağlanıyordu.
Ancak devletin bütün kibritleri kendi fabrikalarında üretmesi gerekmiyordu.
İnhisarın özel kişi veya şirketler eliyle işletilmesi de mümkündü.
MALİYE BAKANI KİBRİT PEŞİNDE
25 Mayıs 1924.
Maliye Vekili Mustafa Abdülhalik Bey, kibrit meselesine ilişkin açıklama yaptı.
Maliye Vekâleti kibrit satın almak için ihale açmıştı.
Türkiye’de kibrit fabrikası kurulmasına ilişkin teklifler de değerlendiriliyordu.
Mesele yalnızca kibritin satışından gelir elde etmek değildi.
Üretim, ithalat, fiyatlandırma ve kamu gelirleri birbirine bağlıydı.
Bir kutu kibritin arkasında aslında küçük bir sanayi ve dış ticaret politikası vardı.
100 LİRALIK RESİM YARIŞMASI
2 Haziran 1924.
Cumhuriyet gazetesindeki ilan, bu hikâyenin en ilginç ayrıntılarından birini ortaya koyuyordu.
İstanbul Defterdarlığı, kibrit kutularının üzerine konulacak etiketler için resim yarışması açmıştı.
Son başvuru tarihi 20 Haziran’dı.
Ödül 100 liraydı.
Bugün bir şirketin ambalaj tasarımı olarak göreceğimiz mesele, o gün devletin ekonomik düzenlemesinin parçasıydı.
Ancak yarışmayı kimin kazandığını gösteren kesin bir belgeye ulaşılmış değil.
Dolayısıyla 100 liranın ödül olarak ilan edildiğini biliyoruz; kime verildiğini değil.
GAZETELERDE AYLARCA KİBRİT KONUŞULDU
10 Mayıs’ta Akşam gazetesi kibrit fiyatlarını gündeme taşıdı.
23 ve 26 Mayıs’ta Hâkimiyet-i Milliye kibrit inhisarını yazdı.
23 Haziran’da Cumhuriyet gazetesi hazırlıkları haberleştirdi.
29 Temmuz’da Reji ve kibrit tekelleri birlikte gündeme geldi.
29 Ağustos’ta Cumhuriyet gazetesi kibrit konusunu yeniden ele aldı.
Eylül ayında tartışmalar inhisarın işletme şartlarına kadar uzandı
Kibrit, Cumhuriyet’in ilk yılında aylarca ekonomi gündeminde kaldı.
TÜRKİYE KİBRİTİ NEREDEN BULUYORDU?
1923 yılında Türkiye yaklaşık 1,4 milyon kilogram kibrit ithal etmişti.
İthalatın değeri 725 bin liranın üzerindeydi.
1924’te ithalat yaklaşık 1,13 milyon kilograma geriledi.
Değeri ise yaklaşık 565 bin liraydı.
Türkiye kibrit ihtiyacının önemli bölümünü dışarıdan karşılıyordu
Devletin karşısındaki sorunlardan biri, bu ürünü ülke içinde üretmekti.
Ancak yerli üretim kapasitesi oluşturmak, bir kanun çıkarmak kadar kolay değildi.
İthalatın düzenlenmesi, üretim için yatırım yapılması ve inhisarın işletilmesi ayrı ayrı çözülmesi gereken meselelerdi.
BİR KUTU KİBRİTİN ANLATTIĞI CUMHURİYET
1924 yılında Ankara’da yeni devletin ekonomisi kuruluyordu.
Bütçe hazırlanıyor, demiryolları için kararlar alınıyor, bankalar kuruluyordu.
Ama devletin çözmesi gereken meseleler yalnızca büyük yatırımlardan ibaret değildi.
Gündelik hayatın en sıradan ürünlerinden biri olan kibrit bile maliye politikasının parçasıydı.
Üstelik kutunun üzerine konulacak resim için yarışma açılmıştı.
Ödül 100 liraydı.
Cumhuriyet’in ilk yılındaki ekonomik mücadeleyi ben bugün sizlere o günkü gazetelerin beşinci sayfasında gördüğüm bir ilanın izini sürerek anlattım.
O gün bir kibrit kutusunun içinde yalnızca ateş değil, yeni bir devletin ekonomik arayışı da vardı.
patronlardunyasi.com















