Dolar
49,8402
0,03%
Euro
55,6649
0,14%
Sterlin
66,5619
0,11%
Bitcoin
3.986.369
-1,40%
BİST-100
11.165,44
0,13%
Gram Altın
6.471,71
-0,67%
Gümüş
53,24
-1,38%
Faiz
39,44
0,00%

Cumhuriyet'in 103'üncü yılı kutlu olsun, Mustafa Kemal Atatürk, henüz 1906'da Cumhuriyet fikriyle doluydu ve bunu iki kelimeyle ilk kez ifade etmişti

Mustafa Kemal’in 1906'da genç bir kurmay subayken söylediği "Cumhuriyet yaparız" sözü… O iki kelimeyi söyledikten 17 yıl sonrası dediğini yapması... Cumhuriyet'in 103'üncü yılını kutlarken, bir fikrin nasıl gerçeğe dönüştüğünün hikâyesini de iyi okumalıyız.

29.10.2026 03:52 • Güncelleme: 29.10.2026 03:55
Cumhuriyet'in 103'üncü yılı kutlu olsun, Mustafa Kemal Atatürk, henüz 1906'da Cumhuriyet fikriyle doluydu ve bunu iki kelimeyle ilk kez ifade etmişti
16px
32px

Burak ARTUNER

Bugün Cumhuriyet'in 103'üncü yılını kutlarken, Cumhuriyet'in kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün bir cümlesinin hikayesini sizlerle paylaşmak istedim.

Bazı cümleler vardır, söylendiği anda yalnızca bir kişinin düşüncesini yansıtır.

Yıllar sonra dönüp baktığınızda ise tarihin yönünü değiştiren bir fikrin ilk işaretlerinden biri olarak karşınıza çıkar.

Mustafa Kemal’in 1906’da söylediği aktarılan iki kelime de böyleydi:

“Cumhuriyet yaparız!”

Mustafa Kemal Atatürk, gençliğinden itibaren Cumhuriyet fikriyle doluydu. Bunu bir başkasına ilk dile getirdiği anın az bilinen hikâyesini sizinle paylaşmak istedim bugün.

BİR ŞENLİK, BİR SORU VE İKİ KELİME

Münir Hayri Egeli’nin Atatürk’ün Bilinmeyen Hatıraları adlı kitabında, Mustafa Kemal’in yakın arkadaşı Halil Bey’den aktardığı bir hatıra var.

Sene 1906.

25 yaşındaki Mustafa Kemal, Suriye’de görev yapıyor.

Osmanlı tahtında II. Abdülhamid var. Bir gün, padişahın tahta çıkışı ya da doğum günü dolayısıyla düzenlenen şenlikleri seyretmek üzere Halil Bey’le birlikte dışarı çıkıyorlar.

Mustafa Kemal birden arkadaşının kolunu tutuyor ve soruyor:

“Halil, bir adam için böyle donanma yapmak budalalık değil mi?”

Ardından sözlerini sürdürüyor.

Bir milletin kendi kurtuluşu için şenlik yapabileceğini, memlekete büyük hizmetler etmiş bir insan için de kutlama düzenlenebileceğini söylüyor.

Fakat bir hanedanın mensuplarından biri ülkeye hizmet etti diye bütün neslinin neden ayrıcalıklı tutulması gerektiğini sorguluyor.

Halil Bey, Sultan Abdülhamid’in gitmesi hâlinde yerine başka bir padişahın geçmesi gerektiğini söyleyince Mustafa Kemal’in itirazı sertleşiyor:

“Neden mutlaka padişah fikrine saplanıyorsun Halil?”

Ve ardından o cümle geliyor:

“Cumhuriyet yaparız!”

Bu sözler, Mustafa Kemal’in sonraki yıllardaki siyasi çizgisini anlamak bakımından son derece dikkat çekici.

Çünkü burada sorgulanan yalnızca bir padişah değil, yönetme hakkının bir hanedanın doğuştan gelen ayrıcalığına dayanması fikri.

1906: FİKİR OLGUNLAŞIRKEN

Mustafa Kemal’in bu sözleri söylediği dönemde Osmanlı İmparatorluğu, siyasi ve idari sorunlarla boğuşuyordu. Genç subaylar arasında özgürlük, anayasal yönetim ve devletin geleceği tartışılıyordu.

Mustafa Kemal de bu arayışların dışında değildi.

1905’te Harp Akademisi’nden kurmay yüzbaşı olarak mezun olmuş, Şam’daki 5. Ordu emrinde göreve başlamıştı. 1906’da arkadaşlarıyla Vatan ve Hürriyet Cemiyeti’nin kuruluşunda rol aldı. Bu örgütlenme, mevcut yönetim anlayışına karşı çıkışın ve ülkenin geleceği için yeni yollar arayışının bir parçasıydı.

Atatürk’ün gençlik yıllarında Fransız İhtilali’nin düşünsel mirasını ve özgürlük tartışmalarını takip ettiği, siyasi fikirlerini zaman içinde geliştirdiği biliniyor.

Yakup Kadri Karaosmanoğlu da 13 Haziran 1961’de Ulus gazetesinde yayımlanan “Genç Harbiyeli Mustafa Kemal Cumhuriyetçiliği kimden öğrenmiştir?” başlıklı yazısında, Atatürk’ün Cumhuriyetçiliğinin düşünsel kaynaklarını tartışmıştı. Karaosmanoğlu, Fransız İhtilali’nin fikir hareketlerinin etkisine dikkat çekerek Cumhuriyet düşüncesinin Atatürk’ün zihninde nasıl şekillenmiş olabileceğini ele alıyordu.

ERZURUM’DA YENİDEN KARŞIMIZA ÇIKIYOR

1906’daki anı, Mustafa Kemal’in Cumhuriyet fikrini çok daha sonraki yıllarda da gündeminde tuttuğunu gösteren başka anlatılarla birlikte değerlendirilebilir.

Millî Mücadele’nin en kritik aşamalarından biri olan Erzurum Kongresi günlerinde, Mazhar Müfit Kansu’nun aktardığı hatıra bu açıdan önemlidir.

Kansu’nun anlatımına göre Mustafa Kemal, zaferden sonra kurulacak devletin yönetim biçimine ilişkin düşüncelerini onunla paylaşmış ve gelecekte Cumhuriyet’in ilan edileceğini ifade etmişti.

Bu hatıra, Mustafa Kemal’in Cumhuriyet fikrini yalnızca 1923’te ortaya atmadığına ilişkin anlatıların en bilinenlerinden biri.

1906’da Suriye’deki bir şenlik sırasında söylendiği aktarılan “Cumhuriyet yaparız!” cümlesiyle Millî Mücadele yıllarında dile getirildiği anlatılan Cumhuriyet düşüncesi arasında dikkat çekici bir çizgi var.

Ancak bu çizgi, tarihin kaçınılmaz biçimde tek bir sonuca ilerlediği anlamına gelmiyor.

Cumhuriyet’in ilanı; savaşın sonucu, millî egemenlik anlayışının gelişmesi, Meclis’in açılması ve yeni devletin siyasi ihtiyaçlarıyla birlikte gerçekleşti.

Fikir vardı. Fakat onu gerçeğe dönüştürmek için tarihsel koşulların oluşması ve büyük bir mücadelenin kazanılması gerekiyordu.

1919’DAN 1923’E: FİKİR DEVLETE DÖNÜŞÜYOR

19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkan Mustafa Kemal’in önündeki görev, artık yalnızca mevcut yönetimi eleştirmek değildi.

Ülkenin bağımsızlığını kurtarmak ve milletin kendi geleceğine karar verebileceği yeni bir siyasi düzen kurmak gerekiyordu.

Amasya Genelgesi’nde millî iradeye dayanan kurtuluş düşüncesi ortaya konuldu.

Erzurum ve Sivas kongreleriyle mücadele örgütlendi.

23 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisi açıldı.

Bu gelişmelerin her biri, egemenliğin kaynağına ilişkin tartışmayı başka bir aşamaya taşıdı.

1922’de saltanat kaldırıldı. Millî Mücadele zaferle sonuçlandı. Lozan Barış Antlaşması’yla yeni Türkiye’nin bağımsızlığı uluslararası alanda güvence altına alındı.

Ancak devletin yönetim biçiminin anayasal olarak açıkça belirlenmesi gerekiyordu.

29 Ekim 1923’te Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yapılan görüşmeler sonucunda Cumhuriyet ilan edildi. Mustafa Kemal Atatürk, yeni devletin ilk cumhurbaşkanı seçildi.

Böylece 1906’da söylendiği aktarılan o iki kelime, aradan geçen 17 yılın ardından tarihsel bir gerçekliğe dönüştü.

CUMHURİYET BİR GÜNDE KURULDU, FİKRİ YILLARDA OLGUNLAŞTI

Cumhuriyet’in ilanını yalnızca 29 Ekim günü alınan bir karar olarak görmek, o kararın arkasındaki uzun düşünsel ve siyasi süreci eksik okumak olur.

Mustafa Kemal’in gençlik yıllarında başlayan arayışı, Millî Mücadele sırasında millî egemenlik anlayışıyla somutlaştı.

Cumhuriyet’in ilanıyla da yeni devletin yönetim biçimini belirleyen temel karara dönüştü.

"YAŞASIN CUMHURİYET!"

Bugün 29 Ekim 2026. Cumhuriyet’in ilanının üzerinden 103 yıl geçti.

1906’dan 1923’e uzanan hikâyeye baktığımızda, bir milletin geleceğine ilişkin düşüncenin nasıl bir bağımsızlık mücadelesiyle birleştiğini görüyoruz.

Bir zamanlar Suriye’de bir şenliği izleyen genç bir subayın arkadaşına yönelttiği soru, yıllar sonra yeni bir devletin kuruluşuyla cevaplandı.

FİKİR 1906, CUMHURİYET 1923.

Ve bugün, 29 Ekim’de hatırlamamız gereken yalnızca Cumhuriyet’in hangi tarihte ilan edildiği değil, onu mümkün kılan düşüncenin, mücadelenin ve millî egemenlik idealinin nasıl doğduğudur.

Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun.

Yaşasın Cumhuriyet!

patronlardunyasi.com