Dolar
47,7404
-0,02%
Euro
55,2236
0,02%
Sterlin
64,5544
0,04%
Bitcoin
3.038.704
-0,10%
BİST-100
13.704,52
-0,78%
Gram Altın
6.704,522
-0,02%
Gümüş
64,7
-1,56%
Faiz
41,63
0,00%

Çinle rekabette Ikea ve Merinos formülü 

Gaziantep’te Merinos fabrikasını gezerken İbrahim Erdemoğlu’na Çin’i sordum. Karşıma IKEA ve Walmart çıktı. Dünyanın her yerinden tedarik yapabilen bu devlerin Gaziantep’ten halı alması, Türk sanayisinin Çin karşısındaki rekabet gücüne dair önemli bir örnek.

11.08.2026 20:53Güncelleme: 11.08.2026 21:01
Haberi paylaşın
Çinle rekabette Ikea ve Merinos formülü 
16px
32px

Toygun ATİLLA

Gaziantep’te İbrahim Erdemoğlu ve Mehmet Erdemoğlu ile Merinos fabrikasını gezerken onlara Çin’le rekabeti sordum.

Çünkü bugün Türkiye’de hangi sanayiciyle konuşursanız konuşun, masanın görünmeyen tarafında Çin oturuyor.

Tekstilde…

Otomotivde…

Kimyada…

Elektronikte…

Makinede…

Hep karşımıza Çin çıkıyor.

Üstelik artık yalnızca ucuz işçilikle gelen bir Çin’den söz etmiyoruz.

Teknolojisi, ölçeği, tedarik zinciri ve finansman gücüyle dünya sanayisinin en büyük üretim merkezlerinden biri haline gelmiş bir Çin var karşımızda.

O nedenle Gaziantep’te halı fabrikasının içinde yürürken benim merak ettiğim soru şuydu: Bir Türk sanayicisi Çin’le nasıl rekabet edecek?

Cevabı konuşurken karşıma iki tanıdık isim çıktı: IKEA ve Walmart.

IKEA’NIN TEDARİKÇİSİ GAZİANTEP’TE

Merinos’un çalıştığı küresel şirketler arasında IKEA ve Walmart da bulunuyor.

Bence bu iki ismin anlamı, şirketlerin büyüklüğünden daha önemli.

Özellikle IKEA…

Dünyanın çok farklı üretim merkezlerinden mal satın alabilecek bir şirketten söz ediyoruz.

Çin’den de alabilir.

Uzakdoğu’nun başka bir ülkesinden de.

Doğu Avrupa’dan da.

Türkiye’den de.

Ve bu küresel tedarik yarışının içinde Gaziantep’teki Merinos da var.

İşte Çin meselesi burada teorik olmaktan çıkıyor.

Bir tarafta dünyanın en büyük üretim üslerinden Çin…

Diğer tarafta Gaziantep.

Aynı müşteri için yarışıyorlar.

IKEA NEDEN GAZİANTEP’TEN HALI ALIYOR?

Çin’in üretim maliyetleriyle yalnızca fiyat üzerinden yarışmaya kalkarsanız sonu olmayan bir mücadeleye girersiniz.

Merinos’un rekabet stratejisi ise yalnızca “daha ucuz üretmek” üzerine kurulu değil.

Çünkü küresel satın almacının baktığı başka kriterler de var.

Bir siparişi istediği ölçekte karşılayabiliyor musunuz?

Kaliteyi bir sonraki siparişte de aynı standartta sürdürebiliyor musunuz?

Üretiminizi gerektiğinde hızlandırabiliyor musunuz?

Lojistikte bir sorun çıktığında çözebiliyor musunuz?

Ve belki de en önemlisi:

Verdiğiniz sözü tutuyor musunuz?

IKEA ve Walmart örneği bu nedenle önemli.

Türk sanayisinin Çin karşısındaki avantajını yalnızca ücretler veya kur üzerinden tarif etmek yerine, küresel tedarik zincirinin güvenilir bir halkası olabilmek üzerinden de okumak gerekiyor.

Belki de Çin’le rekabetin temel sorusu artık:

“Kim daha ucuz?” değil, “Kim daha güvenilir?”

HALIDAN PETROKİMYAYA

İbrahim ve Mehmet Erdemoğlu ile yaptığımız sohbette bir diğer önemli konu petrokimyaydı.

İbrahim Erdemoğlu bu kez önümüze çok daha büyük bir rakam koydu:

23 milyar dolar.

Erdemoğlu’nun verdiği rakama göre Türkiye’nin petrokimya ürünleri ithalatı yaklaşık 23 milyar dolar.

Rakamın büyüklüğünden daha önemli olan ise bunun ne anlama geldiği.

Türkiye fabrikalarında üretim yapıyor.

İhracat yapıyor.

Katma değer yaratmaya çalışıyor.

Ancak üretimin ihtiyaç duyduğu hammaddenin ve ara mallarının önemli bir bölümünü dışarıdan satın aldığınızda, yarattığınız değerin bir kısmını daha üretime başlamadan yurtdışına gönderiyorsunuz.

İşte Erdemoğlu’nun sanayi stratejisinin ikinci aşaması burada başlıyor.

HEDEF: 20 MİLYAR DOLARLIK İTHALATI TÜRKİYE’DE ÜRETMEK

İbrahim Erdemoğlu’nun anlattığı hedef son derece iddialı.

Önümüzdeki 10-15 yıllık dönemde SASA ve bağlantılı yatırımlarla, bugün Türkiye’nin ithal ettiği petrokimya ürünlerinin yaklaşık 20 milyar dolarlık bölümünü yurtiçinde üretilebilir hale getirmek.

Eğer bu hedef gerçekleşirse ortaya yalnızca daha büyük bir şirket çıkmış olmayacak.

Türkiye’nin ithalat faturasının en önemli kalemlerinden birinde yapısal bir değişim yaşanacak.

İşte burada IKEA’nın Gaziantep’ten aldığı halıyla petrokimya arasında ilk bakışta görünmeyen bağ ortaya çıkıyor.

Bir tarafta dünyaya sattığımız nihai ürün var.

Diğer tarafta o ürünü ve yüzlerce başka sanayi ürününü üretirken dışarıdan satın aldığımız hammaddeler.

Erdemoğlu’nun sanayi mantığını tek cümleyle özetlemek mümkün:

Sadece sattığın ürüne değil, satın aldığın hammaddeye de bak.

HALIDAN PETROKİMYAYA NASIL GELDİK?

Bir ara etrafıma baktım.

Hâlâ Merinos’un halı fabrikasındaydım.

İbrahim Erdemoğlu ile konuştuğumuz şey ise artık petrokimyaydı.

İlk bakışta tuhaf geliyor.

Halının petrokimyayla ne ilgisi var?

Aslında Erdemoğlu’nun anlattığı sanayi modelinde çok ilgisi var.

Bir ürün yapıyorsunuz.

Sonra kendinize soruyorsunuz:

Bunun girdisini kim üretiyor?

Onu üretmeye başlıyorsunuz.

Sonra aynı soruyu yeniden soruyorsunuz:

Peki onun girdisini kim üretiyor?

Bir adım daha geriye gidiyorsunuz.

Böyle devam ettiğinizde halı fabrikasında başlayan yol sizi ipliğe, polyestere ve petrokimyaya kadar götürüyor.

Belki de Erdemoğlu modelinin en kısa tarifi bu:

Nihai üründen hammaddeye doğru yürümek.

ÇİN SORUSUNA GAZİANTEP’TEN BİR CEVAP

Fabrikadan çıkarken başta sorduğum Çin sorusunu yeniden düşündüm.

Bir tarafta IKEA ve Walmart gibi dünyanın her yerinden ürün tedarik edebilecek küresel devlere Gaziantep’ten halı satan bir Türk şirketi var.

Diğer tarafta Türkiye’nin bugün yurtdışından yaklaşık 23 milyar dolara aldığı petrokimya ürünlerinin 20 milyar dolarlık bölümünü gelecekte içeride üretme hedefi.

İlk bakışta iki ayrı mesele gibi görünüyor.

Bence değil.

İkisinin arkasında aynı soru var:

Türkiye küresel üretim zincirinin neresinde duracak?

Sadece nihai ürünü üreten ülke mi?

Hammaddesini dışarıdan alan ülke mi?

Yoksa üretim zincirinin mümkün olduğunca büyük bölümünü kendi sınırları içine çeken bir sanayi ülkesi mi?

IKEA’nın satın alma masasında Çinli üreticilerle rekabet edebilmek bunun bir tarafı.

Bugün yurtdışından aldığımız petrokimya ürünlerini yarın Türkiye’de üretebilmek ise diğer tarafı.

Birinde dünyaya daha fazla satıyorsunuz.

Diğerinde dünyadan daha az satın alıyorsunuz.

İkisinin sonucu aynı, Türkiye’de daha fazla katma değer bırakmak.

Merinos fabrikasına girerken önümde halılar vardı.

Çıkarken aklımda hala ilk sorduğum soru vardı: Türkiye Çin’le nasıl rekabet edecek?

Gaziantep’te gördüğüm cevap şu: Sattığını dünyaya sat. Satın aldığını mümkünse kendin üret.

patronlardunyasi.com

editörün seçtikleri
Suzan Sabancı Le Club 55’ten, Sénéquier’ye Saint-Tropez’in keyfini dostları ile çıkarıyor 
Suzan Sabancı Le Club 55’ten, Sénéquier’ye Saint-Tropez’in keyfini dostları ile çıkarıyor #Suzan Sabancı
benzer haberler
Milas’a 92,2 milyon liralık tekne imalat tesisi geliyor, yıllık 6 tekne üretilecek
Milas’a 92,2 milyon liralık tekne imalat tesisi geliyor, yıllık 6 tekne üretilecek