Dolar
48,2429
0,17%
Euro
55,8721
-0,60%
Sterlin
65,4351
-0,31%
Bitcoin
3.809.160
-0,99%
BİST-100
14.641,56
0,45%
Gram Altın
6.910,425
-3,03%
Gümüş
66,37
-4,19%
Faiz
40,1
0,00%

Atatürk'ün yatı Savarona'yı hurdaya gitmekten kurtaran Kahraman Sadıkoğlu hayatını kaybetti, geride film gibi bir hayat kaldı

Türk denizciliğinin en renkli isimlerinden armatör Kahraman Sadıkoğlu hayatını kaybetti. Atatürk’ün hayatını kaybettiği 1938 yılında doğan Sadıkoğlu, yarım asır sonra Atatürk’ün yatı Savarona’yı hurdaya gitmekten kurtardı. Hayatı boyunca denizden kopmayan Sadıkoğlu’nun vasiyeti bile sıra dışıydı: “Savarona’dan denize, Bolero eşliğinde gömülmek istiyorum.”

30.08.2026 16:33Güncelleme: 30.08.2026 17:17
Atatürk'ün yatı Savarona'yı hurdaya gitmekten kurtaran Kahraman Sadıkoğlu hayatını kaybetti, geride film gibi bir hayat kaldı
16px
32px

Eyüp SERBEST

Kahraman Sadıkoğlu 1938 yılında, yani Atatürk’ün hayatını kaybettiği yıl İstanbul’da dünyaya geldi. 
Annesi Vuslat Sadıkoğlu, Atatürk’ün yaverlerinden Kemal Kalkavan’ın kızıydı.
Sadıkoğlu’nun “Kahraman” isminin hikâyesi de Atatürk’e uzanıyordu.
Kendi anlatımına göre Atatürk, yaveri Kemal Kalkavan’a bir görevde gösterdiği başarı nedeniyle “Kahraman” diye hitap etmiş, aile de daha sonra bu ismi ona vermişti.
Onu Türkiye’nin en tanınan armatörü yapacak olan Savarona’yı kurtarması belki de bu tarihi tesadüfler ve olaylarla birlikte alnına yazılmıştı...

RENKLİ İNSAN BİRAZ AZ KALIR

Denizciler renkli insanlardır ama, Kahraman Sadıkoğlu’nun yaşadıklarının yanında renkli az kalırdı.   
Köklü bir denizci aileden geliyordu. Tersaneler kurdu, dünyanın farklı bölgelerinde büyük denizcilik projelerine girişti. Savaş sonrası Irak’ta denizin dibindeki batık gemileri çıkarmaya gitti.
Irak’ta kaçırıldı ve haftalarca rehin tutuldu.
Dubai’de dev yat projelerine girişti.
Türkiye’ye Hyatt otellerinin getirilmesinde rol oynadı.
Evinde aslan besledi.
Denizin 25 metre altında masa kurup balıklarla rakı içti.
Ama Türkiye onu en çok, hurdaya gitmek üzere olan Atatürk’ün yatını kurtaran adam olarak tanıdı.

SAVARONA HURDAYA GİDİYORDU

Takvimler 1989’u gösteriyordu. Atatürk’ün 1938 yılında son günlerinin bir bölümünü geçirdiği Savarona artık eski görkeminden çok uzaktı.
Yıllarca Deniz Kuvvetleri tarafından kullanılan Savarona, 1979’da geçirdiği yangının ardından onarılmış ancak daha sonra hizmet dışı bırakılmıştı.
Sonunda Savarona’nın hurdaya ayrılması gündeme geldi.
Kahraman Sadıkoğlu’nun Savarona ile yaklaşık çeyrek asır sürecek macerası işte burada başladı.
Sadıkoğlu yıllar sonra verdiği röportajlarda, Savarona’nın hurdaya çıkarılacağını öğrendiğinde buna gönlünün razı olmadığını anlatacaktı.
Ancak devlete ait yatın özel sektör tarafından işletilebilmesi için çözülmesi gereken bürokratik sorunlar vardı.

ÖZAL’I GECE SAAT 23.30’DA ARADI

Sadıkoğlu’nun kendi anlatımına göre önce dönemin Maliye Bakanı Adnan Kahveci’ye ulaştı.
Kahveci onu Güneş Taner’e yönlendirdi. Taner ise konuyu çözebilecek kişinin dönemin Başbakanı Turgut Özal olduğunu söyledi.
Sadıkoğlu bunun üzerine Özal’ı aradı.
Saat gece 23.30 civarıydı.
Telefonu Turgut Özal bizzat açtı.
Sadıkoğlu, Atatürk’ün yatının hurdaya çıkarılmak üzere olduğunu anlattı.
Özal sürece müdahale etti.
Savarona’nın hurdaya çıkarılması durduruldu ve yatın yap-işlet modeliyle 49 yıllığına kiralanmasının önü açıldı.
İhaleyi Kahraman Sadıkoğlu aldı.
Ama asıl macera bundan sonra başladı.

TÜRK TERSANESİNİN ÇÖZEMEDİĞİ SORUN

Sadıkoğlu’nun teslim aldığı Savarona’nın durumu kötüydü.
Yıllardır kullanılmayan tarihi yatı fareler istila etmişti.
Sadıkoğlu ve ekibi ilk olarak normal yöntemlerle sorunu çözmeye çalıştı.
Başaramadılar.
Sadıkoğlu’nun yıllar sonra anlattığına göre ihtiyaç duyulan özel kimyasal ABD’de bulunuyordu ve üretici şirket bu maddeyi özel sektöre satmıyordu.

ÖZAL BUSH’U ARIYOR

Yine Turgut Özal devreye girdi.
Sadıkoğlu’nun anlatımına göre Özal, dönemin ABD Başkanı George Bush’a Savarona’dan söz etti.
Atatürk’ün yatının restore edildiğini ve özel bir kimyasala ihtiyaç duyulduğunu anlattı.
ABD’den gerekli izin çıktı.
Özel kimyasal ve uzmanlar Türkiye’ye geldi.
Savarona plastikle kaplandı ve fumigasyon işlemine başlandı.
İşlem tamamlandığında ortaya inanılması güç bir manzara çıktı.
Sadıkoğlu’nun anlatımına göre yattan 24 varil dolusu, yaklaşık 4,5 ton fare ölüsü çıkarıldı.

YÜZLERCE İŞÇİ ÜÇ YIL ÇALIŞTI

Savarona’nın restorasyonu yaklaşık üç yıl sürdü.
Yüzlerce işçi tarihi yatın yeniden denize dönebilmesi için çalıştı.
Sadıkoğlu farklı dönemlerde verdiği röportajlarda Savarona’ya yaptığı yatırım için 36 milyon dolardan 40 milyon dolara kadar değişen rakamlar açıkladı.
Ama onun Savarona tutkusu yalnızca geminin yeniden denize döndürülmesiyle sınırlı değildi.

ATATÜRK’ÜN EŞYALARINI TEK TEK TOPLADI

Atatürk’ün gemide kullandığı eşyaların da peşine düştü.
Sadıkoğlu’nun anlattığına göre Savarona kendisine teslim edildiğinde Atatürk’ün yatak odasının orijinal mobilyaları bile yerinde değildi. Mobilyaların bir paşada olduğunu öğrendi ve geri aldı.
Atatürk’ün yatağı, yatak örtüleri, bavulu, mendilleri, sigarası, rakı kadehi, tıraş iskemlesi, pasaportu ve çeşitli kişisel eşyalarını yeniden Savarona’da bir araya getirdi.
Savarona böylece yalnızca restore edilmiş bir yat değil, Atatürk’ün hatıralarının korunduğu yüzen bir tarih mekânına dönüştü.

AYLIK MASRAFI 200 BİN DOLARDI

Savarona’yı ayakta tutmanın maliyeti de küçümsenecek gibi değildi. Sadıkoğlu 2007 yılında yaptığı açıklamada 46 kişilik personeli bulunan Savarona’nın aylık giderinin yaklaşık 200 bin dolar olduğunu söylemişti.
Yıllar içerisinde Rus ve Arap yatırımcıların tarihi yata talip olduğu haberleri çıktı. Yaklaşık 30 milyon dolara ulaşan tekliflerden söz edildi. Sadıkoğlu ise Savarona’nın Türkiye’de kalmasını istiyordu.
Yat yaklaşık 25 yıl Sadıkoğlu tarafından işletildikten sonra 2014 yılında yeniden devlete geçti.
Sadıkoğlu o gün Savarona için, “Yakıştığı yere gitti. Ben Savarona’yı hep bunun için ayakta tuttum” diyecekti.

IRAK’A BATIK GEMİLERİ ÇIKARMAYA GİTTİ

Irak Savaşı’nın ardından ülkenin limanlarında bulunan batık gemilerin çıkarılması işine girdi. Umm Kasr başta olmak üzere savaşta büyük zarar gören limanların yeniden kullanılabilmesi için denizin dibindeki batıkların çıkarılması gerekiyordu. Sadıkoğlu’nun şirketi bu operasyonlarda görev aldı.
Kaynaklarda Irak limanlarında onlarca batığın çıkarılması ve limanların yeniden işler hale getirilmesi için yürütülen çalışmalarda Sadıkoğlu’nun önemli rol oynadığı anlatıldı.
Ancak Irak macerası hayatının en tehlikeli dönemlerinden birine dönüştü.
Kahraman Sadıkoğlu 2005 yılının sonunda Irak’ın Umm Kasr bölgesinde silahlı kişiler tarafından kaçırıldı.
Kaçıranlar Sadıkoğlu için milyonlarca dolar fidye istedi.
Türkiye haftalar boyunca ünlü armatörden gelecek haberi bekledi. Ailesi serbest bırakılması için yoğun bir mücadele yürüttü. Sadıkoğlu yaklaşık iki aylık esaretin ardından 2006 yılında serbest bırakıldı.
Daha sonra yaşadıklarını anlatırken ilginç bir ayrıntı verecekti.
Yıllar önce İngiltere’de gittiği bir kâhinin kendisine 80’li yaşlara kadar yaşayacağını söylediğini, Irak’ta rehin tutulurken bu nedenle öldürülmeyeceğine inandığını anlatmıştı.

EVDE ASLAN, DENİZDE LÜFER

Sadıkoğlu iş dünyasında yalnızca yaptığı işlerle değil, sıra dışı kişiliğiyle de tanınıyordu. Eski dostlarının anlattığına göre bir dönem evinde aslan besledi. Hatta aslanı kontrol etmeye çalışırken kolunu kırdığı anlatıldı.
Bir başka meşhur hikâye ise Japon bir iş insanıyla çıktığı balık avında yaşandı.
Balık tutmaya meraklı misafirinin eli boş dönmesini istemeyen Sadıkoğlu’nun, bir dalgıcı gizlice suya indirerek oltasına lüfer taktırdığı anlatıldı.
Sadıkoğlu’nun çevresinde yıllarca anlatılan bu hikâyeler onun iş dünyasındaki sıra dışı karakterinin de bir parçası oldu.

25 METRE DERİNLİKTE RAKI İÇTİ

Sadıkoğlu’nun deniz tutkusu zaman zaman sınırları da zorluyordu.
2006 yılında verdiği bir röportajda denizin 25 metre altına masa ve sandalye indirerek balıklarla rakı içtiğini anlatmıştı.
Ancak bu macera neredeyse hayatına mal oluyordu. Yüzeye çıkarken yaklaşan bir tekneyi fark etmedi. Teknenin pervanesi başının hemen yanından geçti.
Sadıkoğlu yine kurtuldu.
Aynı röportajda otomobille su kayağı yaptığını da anlatıyordu.
Hayata bakışını ise söylediği şu söz özetliyordu:
“İmkânsız kelimesi lügatimde yok.”

TÜRKİYE’YE HYATT’I GETİRMEK İÇİN CHICAGO’YA GİTTİ

Sadıkoğlu’nun girişimcilik hikâyeleri de kişiliği kadar sıra dışıydı.
Kendi anlatımına göre Hyatt otellerinin sahibinden randevu alamayınca pes etmedi.
Chicago’ya gitti.
İş insanının eşiyle yemek yediği restoranı buldu ve şampanyayla masalarına oturdu.
Bu girişimin sonunda Hyatt’ın Türkiye’ye gelmesinde rol oynadı.
Sadıkoğlu’nun iş hayatında sık sık tekrarladığı yöntem buydu:
Olmaz denileni denemek.

VASİYETİ BİLE SAVARONA’YDI

Kahraman Sadıkoğlu’na hayatı boyunca yaptığı neredeyse tüm röportajlarda Savarona soruldu. Savarona’ya tutkulu bir biçimde bağlıydı. Bir röportajında açıkladığı vasiyeti de bunun en güzel kanıtıydı. 
Hayatının büyük bölümünü denizlerde geçiren Sadıkoğlu, öldüğünde de denizden ayrılmak istemiyordu.
Vasiyetini anlatırken Savarona’dan denize gömülmek istediğini söylemişti.
Üstelik nasıl uğurlanmak istediğini bile tarif etmişti.
Bolero eşliğinde...
Ardından kendine has mizahıyla bir şart daha eklemişti:
“Mümkünse deniz temiz olsun.”

patronlardunyas.com

editörün seçtikleri
Hull City ile Curaçao'nun ortak noktası, Corendon seçiminin sırrı
Hull City ile Curaçao'nun ortak noktası, Corendon seçiminin sırrı#Corendon
benzer haberler
Fransa’dan KKTC’ye, hacizden faciaya, Girne açıklarında alabora olan Filo Jet’in 26 yılı
Fransa’dan KKTC’ye, hacizden faciaya, Girne açıklarında alabora olan Filo Jet’in 26 yılı