Aileleri endişelendiren okul zorbalığını bu kez Profesör Doktor Üstün Dökmen kaleme aldı
Son dönemde aileleri en çok endişelendiren başlıklardan biri olan okul zorbalığını Prof. Dr. Üstün Dökmen Cumhuriyet’teki köşesinde kaleme aldı. Dökmen, çocuk çetelerinin akranlarına şiddet uyguladığını, hatta cinayetlere varan vakaların görüldüğünü belirterek “Zorbalık sistematik bir saldırganlıktır” uyarısında bulundu.

İşte o yazı;
Son yıllarda ülkemizde okul zorbalığı arttı. Yeni ortaya çıkmaya başlayan çocuk çeteleri akranlarını öldürüyorlar, öldürdüklerinin ailelerini tehdit ediyorlar. Görünür hiçbir husumet olmadan bir lise öğrencisi Fatma öğretmenimizi, sadece morali bozuk olduğu için öldürdü. Bu öğrencinin o güne kadar okulda sürekli bıçak taşıdığı anlaşıldı.
OKULDA ZORBALIK
Okul zorbalığı, kendi akranlarına fiziksel veya duygusal açıdan sistematik olarak zarar veren saldırgan davranışlara verilen addır.
Bence iş ortamlarında veya okullarda rastlanan bezdiri (mobbing) olayında çoğunlukla açıkça görülmeyen bir saldırganlık atmosferi vardır. Zorbalıkta (bullying) ise açıkça görülen, en azından mağdurun gördüğü bir saldırganlık vardır. Bezdiri zamanla zorbalığa dönüşebilir.
Okul zorbalığına akran zorbalığı adı da verilir. Ancak okul/akran zorbalığı akran çatışmasından farklıdır. Akran çatışması denk güçler arasında sergilenir, süreklilik arz etmez.
Okul zorbalığı farklı görünümlerle ortaya çıkar: İsim takma, alay etme, çarparak elindekileri yere düşürtme, çelme takma, vurma, eşyalarına zarar verme, parasını alma, arkadaşını ailesine zarar vermekle tehdit etme, hatta hayatına kastetme olabilir. Bu konu "Sineklerin Tanrısı" adlı romanda çok güzel işlenmiştir.
Okul zorbalığında kötü niyet vardır. Kurban titizlikle seçilir, zorbalık süreklilik gösterir ve güçlünün zayıfa saldırması söz konusudur. Ancak Yaman ve arkadaşları zorbalığın süreklilik arz etmesinin çok da önemli bir ölçüt olmadığı, kısa süren ama mağdurda derin iz bırakan zorbalıkların da bulunabildiği görüşündedirler.
Okul zorbalığı ilk kez İsveç'te incelenmeye başlanmıştır. Ülkemizde konuyu ele alan pek çok bilim insanı vardır; bunlardan bazıları Abacı, Alikaşifoğlu, Ercan, Ateş, Yağmurlu, Çınkır, Karaman-Kepenekçi, Bilgin, Pişkin, Dölek, Hiloğlu, Kartal, Kapçı, Kος, Özkan, Satan, Topçu, Yurtal'dır.
Kimlerin zorbalığa uğrama ihtimalleri yüksektir? Kesin kural olmamakla birlikte okula yeni gelenlerin, kavgaya istekli olmayanların, çekingenlerin, zayıf, şişman, kısa veya uzun boylu olanların, gözlük takanların, farklı ırktan, dinden, mezhepten olanların veya eşcinsellerin zorbalığı uğrama ihtimalleri yüksektir.
ÖĞRETMEN ZORBALIĞI
Akran zorbalığı olmayan ancak okullarda rastlanan bir zorbalık türü öğretmen zorbalığıdır. Öğrenciler sıklıkla "Hoca bana taktı" derler. Bunun bir kısmı savunma mekanizmasıdır, bir kısmı ise gerçektir. Bu konu Nuri Bilge Ceylan'ın "Kuru Otlar Üstüne" adlı filminde çok güzel işlenmiştir. 60'lı yıllarda Ankara Yıldırım Beyazıt Lisesi'nde annem Sabahat Dökmen öğretmendi.
Bir öğretmen senenin ilk gününde adı Türkçe olmayan bir öğrencisine hangi ırktan olduğunu sormuş, aldığı cevaptan memnun kalmamış ve not defterini çıkarıp ona, "Senin sene sonu notun 1" demiş. Bu durumu öğrenen annem yapılan bu haksızlığı idareye şikâyet etmişti.
OKUL ZORBALIĞI NİÇİN ARTIYOR?
Konuya bağlantısallık açısından bakarsak okullarımızda akran zorbalığının artma nedeni ülke genelindeki öfkeli atmosferin, özellikle siyasetteki öfkeli etkileşimlerin, haberlerdeki dövüşme görüntülerinin ve televizyon dizilerindeki maganda zorbaların gençlere kötü örnek olmasıdır. Bir hanımefendinin sosyal medyada, "Biz artık doktor dövüyoruz" diye övünmesi gençleri kışkırtmıştır. Doktoru dövemeyen, arkadaşını veya öğretmenini döver. Anne-babaların çeşitli konularda, örneğin yemek yeme konusunda çocuklarını zorlayıcı tavırları da onları model alan çocukların okul zorbalığına neden oluyor olabilir.
OKUL ZORBALIĞI NASIL ÖNLENİR?
Konu iki maddede ele alınabilir. Öncelikle okul yöneticilerine, psikolojik danışmanlara görev düşmektedir. Bazıları "Zorbayla öğrenci kendisi baş etsin" der. Bu yanlıştır. Esnafa, "Sizden haraç toplayan mafyayla kendiniz başa çıkın" demek gibi anlamsız bir öneridir. Mafyayla devlet başa çıkmalıdır.
İkinci olarak mağdur öğrencinin güçlendirilmesi, özgüveninin, girişkenliğinin artırılması gerekir. Mağdur öğrencinin kabuğuna çekilmemesi, sosyalleşmesi, zorbalık uygulamayan arkadaşlarıyla iletişim kurması sağlanmalıdır. Ailesi ve öğretmenleri, aşırıya kaçmadan onunla ilgilenmelidir.
Yıllar önce bir okul servisinden ortaokul öğrencisi bir kız çıktı. Duvarın üzerinde oturan yaşıtı bir erkek öğrenci ona "Şişko!" diye seslendi. Kızın gözleri çakmak çakmak oldu "Ben şişman olduğumu zaten biliyorum, bir de senin söylemene gerek yok" dedi. Hem üzüldüm hem de kızın girişkenliğine sevindim. O geleceğin güçlü kadınlarından birisi olacaktı.
patronlardunyasi.com















