24 yıl sonra İstanbul sular altında kalacak, deniz 2 kilometre içeri girecek
İklim krizi jeopolitik krizlerin gölgesinde kaldı. Araştırmalar önümüzdeki 30 yıl içinde deniz seviyesinde 50 cm yükselme öngörüyor. Dikey her 1 cm yükseliş kabaca 1 metre kıyıyı yutuyor; yani 50 cm, fırtınalar ve dev gelgitler hesaba katılmadan bile yaklaşık 45 metre kıyı şeridini haritadan silebilir. Aynı araştırmalar İstanbul’un da 2050 yılı itibarıyla sular altında kalacağını hesaplıyor ve deniz suyunun 2 kilometre içeriye gireceğini öngörüyor. Yani kıyamet çok uzak değil. Bu ay Beko’dan ayrılan Hakan Bulgurlu, Antarktika yolculuğunu Buzlar Eriyince adıyla kitaba dönüştürdü. Bulgurlu kitapta deneyiminin yanı sıra dünyayı bekleyen riskleri uzman görüşleriyle anlattı.

Necla DALAN
İklim krizi şiddetleniyor. Her ne kadar jeopolitik gündem yüzünden iklim değişikliği konusu geri planda kalmış görünse de insanlığın geleceği için bu konuda farkındalığın artması gerekiyor.
Veriler konunun önemini sert şekilde gözler önüne seriyor. Buzullar eriyor. Saat başı eriyen buz miktarı 90 tane Empire State binasına eşdeğer büyüklükte…
İmparator penguenleri, yavrularını Antarktika kışı boyunca kıyıya tutunmuş deniz buzu üzerinde büyütüyor. Yavrular yüzmeyi öğrenemeden buz çökerse koca bir nesil yok olacak.
Bellinghausen Denizi’nde penguen kolonilerinin beşte dördü yavrularını kaybetti.
Batı Antarktika’daki Thwaites yani Kıyamet Buzulu, şişedeki tıpa gibi buzu tutuyor. Deniz seviyesinin altında bir çanağın içinde oturan ve ısınan okyanus suyuyla alttan oyulan daha geniş Batı Antarktika Buz Tabakası için tampon görevi görüyor. Kırıldığı anda bütün denizleri 65 cm yükseltme riski var.

Dünya nüfusunun yüzde 40’ı yani 3 milyar insan sahil şeridinin 100 kilometre yakınında yaşıyor. Araştırmalar önümüzdeki 30 yıl içinde deniz seviyesinde 50 cm yükselme öngörüyor. Ancak bu beklenti öngörülenden daha hızlı gerçekleşiyor. Yine araştırmalara göre dikey her 1 cm yükseliş kabaca 1 metre kıyıyı yutuyor; yani 50 cm, fırtınalar ve dev gelgitler hesaba katılmadan bile yaklaşık 45 metre kıyı şeridini haritadan silebilir.
Türkiye GSYH’sinin yüzde 60’ı kuzey Marmara sahillerine kurulu durumda. İstanbul, Avrupa’nın en kırılgan şehirlerinden biri. Climate Central İstanbul’un önemli bölümünün 2050 yılı itibarıyla sular altında kalacağını hesaplıyor ve deniz suyunun 2 kilometre içeriye gireceğini öngörüyor.
KIYAMET SENARYOSU GİBİ
Buz küreyi korumak için sıcaklıkları 1.5 derecede tutmak bir tercih. 2 derece senaryosu buz küre için ciddi bir tehdit. Öyle ki bu senaryonun gerçekleşmesi halinde Grönland, Batı Antarktika'nın bölümleri ve Doğu Antarktika'nın kesimleri, kaçınılmaz ve geri döndürülemez bir değişime maruz kalacak. Kuzey And Dağları, Doğu Afrika ve Endonezya'daki buzulların çoğu yok olacak, kendilerine bağlı su kaynaklarını da yanında götürecek. Uzun vadede 12–20 metre yükseliş olasılığı tetiklenecek ve dünyadaki her kıyı şeridi yeniden değişecek.
Deniz seviyesi yükselişi küresel ekonomiyi de yeniden şekillendirecek. Enerji altyapısı hasarı, uyum maliyeti, sigorta ve bankacılık sektörlerinde sarsılma, tarım arazilerinin kaybı, liman ve tedarik zinciri aksamaları, emlak değerlerinde sert düşüş ve küresel ölçekte göç hareketleri karşı karşıya kalınacak sorunlar arasında…
Aslında piyasalar riskleri sıfırlamaya başladı bile. Dünyanın en değerli mülkleri sigortalanamama riskiyle karşı karşıya. Florida’da ortalama konut sigortası primi 12 bin dolara ulaştı. Bir milyondan fazla Florida sakini devlet destekli sigortaya bağımlı hale geldi, özel sigorta şirketleri belli bölgelerde yeni sigorta yapmıyor.
“MÜHENDİSLİK ÇÖZÜMLERİ YETMİYOR”
Peki buzulların erimesi nasıl önlenecek? Sıcak suyun Antarktika buzullarına ulaşmasını yavaşlatacak dev deniz-altı perdelerinden, güneş ışığını gezegenden uzağa yansıtmaya kadar uzanan öneriler mevcut. Zaman kazandırmaları mümkün olsa da hiçbir mühendislik çözümü emisyonları azaltma zorunluluğunu ortadan kaldırmıyor.
Bütün bu bilgileri bu ay başında Beko’daki görevlerinden ayrılan Hakan Bulgurlu’dan dinledim. Bulgurlu Koç Topluluğu’ndan ayrıldı ama emekliliği düşünmüyor. Yine global ölçekte faaliyet göstereceği işler üzerinde çalışmalarını sürdürüyor.
Hakan Bulgurlu, iklim krizi konusunda hassas bir isim. Bu hassasiyetini farklı bir yöntemle dile getiriyor. 2019 yılında Everest’in zirvesine tırmandı. Bu yolculuğunu “Tehlikeli Tırmanış” adıyla kitaba dönüştürdü.
Hakan Bulgurlu, iki yılı aşkın süre önce de Antarktika’ya gitti. Hatta kas gücüyle kıtaya giden ilk Türk oldu. Ve bu macerasını da “Buzlar Eriyince” adıyla kitaplaştırdı. Kitabı eşi Stephanie’ye ithaf etti.
Dünyanın dört bir yanından uzmanlarla görüşen Bulgurlu, buzulların erimesinin yalnızca deniz seviyesini yükseltmekle kalmayacağını gösterirken, doğanın hatayı affetmediğini de gözler önüne seriyor.

“HAYATIMDA YAPTIĞIM EN ZOR ŞEYDİ”
“Amacım korkutmak değil farkındalık yaratmak” diyen Bulgurlu, Antarktika’nın dünyanın en kuru, en rüzgârlı ve en soğuk noktası olduğunu anlatıyor. Bulgurlu’nun dağa çıkışı iki hafta, kutup yürüyüşü iki hafta sürdü.
100 kilometre yürüyen Bulgurlu, “Güneş 24 saat tepenizde. Donmuş bir deniz, her yer aynı… İnsana dair bir iz yok. Sadece sağır edici bir sessizlik… Altınızda 3 kilometre donmuş deniz var. Yüzünüzü açık bırakamıyorsunuz donuyor ve güneş yakıyor. Terlememeniz lazım, yoksa montunuzun içi kar oluyor. Benim ayak parmaklarım dondu. Günde 6 litre su, 6 bin kalori almanız lazım” diyor.

Güneşin batmadığı, her yerin bembeyaz olduğu yerde olmanın nasıl bir hissiyat yarattığını soruyorum, şöyle yanıtlıyor:
“Gece ortalama 3.5 saat uyudum. Üçüncü günden sonra beyin bu gerçek değil diyor. Kimseyi görmüyorsun, kimseyle konuşamıyorsun. Vazgeçmek gibi bir durum yok. Hayatımda yaptığım en zor şeydi. Hazır olduğumu zannettim ama değilmişim. Kendimle yüzleştim, hatalarımı gördüm.
Çocuklarımı çok düşündüm. Bana bir şey olursa maddi anlamda sıkıntı yaşamayacaklardı ama benim onları yetiştirmemle yetiştirmemem arasında çok fark olacağını anladım. Geride bırakmak istediğim, hoşuma gitmeyen taraflarımı temsil etsin diye küçük bir kolyeyi buzula gömdüm.”

SIRADA ALASKA VE KUZEY KUTBU VAR
Bu kadar zor bir maceraya neden atıldığı sorusu geliyor devamında… “Gelecek kaygısı yaşayan bir baba olarak farkındalık yaratmak istedim” diyor.

Seyahatin maliyetini merak ediyorum. Çok yüksek olduğunu söylemekle yetiniyor ve ekliyor: “Sponsorum yoktu, kendim karşıladım tüm masrafları.”
Peki maceralar bitti mi? Öğreniyorum ki bitmeyecek. Seneye nisan ayında Kuzey Kutbu’na gitmeyi, temmuz alında Denali Alaska’ya çıkmayı planlıyor.
patronlardunyasi.com















