Dolar
44,3224
0,19%
Euro
50,8755
0,36%
Sterlin
58,8694
0,01%
Bitcoin
3.111.131
-1,43%
BİST-100
13.049,63
-0,50%
Gram Altın
6.723,886
-1,90%
Gümüş
71,76
-4,84%
Faiz
39,9
-1,19%

Para sıkı, risk büyük, Türkiye rotasını arıyor

Jeopolitik gerilimlerin enerji fiyatlarını tetiklediği ve küresel para politikalarında "yüksek faiz" döneminin uzadığı 2026 yılında, Türkiye ekonomisi stagflasyon riskiyle karşı karşıya. Artan dış finansman maliyetleri ve enerji şokuna karşı reel sektörde nakit akışı yönetimi kritik önem kazanırken, ekonomide "ince ayar" dönemi başlıyor.

19.03.2026 06:36Güncelleme: 19.03.2026 07:07
Para sıkı, risk büyük, Türkiye rotasını arıyor
16px
32px

Küresel ekonominin klasik döngülerinden koparak jeopolitik risklerin esiri olduğu bir sürece girilirken; tırmanan enerji maliyetleri ve sıkılaşan likidite koşulları, Türkiye'nin yeni dönemdeki ekonomik rotasını ve kırılganlıklarını yeniden şekillendiriyor. Dünya yazarı Şevket Sayılgan, bu konuyu da bugünkü köşe yazısına taşıdı. İşte o yazı:

"Öncelikle Tüm Türkiye’nin ve “Dünya gazetesi” okuyucuları­nın Ramazan bayramını kutlar, da­ha güzel bir dünya da yeni bayram­lar kutlamak dileğiyle…

2026 yılı itibariyle küresel eko­nomi klasik döngüsel dalgalanma­lardan belirgin biçimde ayrışmış durumda. Artık yalnızca büyüme, enflasyon ya da talep konuşulmu­yor; jeopolitik ve jeostratejik ge­lişmeler doğrudan ekonomik so­nuçlar üreten birincil belirleyi­ciler haline gelmiş durumda.

Özellikle İran–ABD–İsrail hat­tında artan gerilim, enerji piyasa­ları üzerinden küresel fiyatlama mekanizmasını yeniden şekillen­diriyor. Brent petrolün kısa sürede 70 dolardan 110–120 dolar bandı­na yükselmesi, küresel arzın yak­laşık %20’sinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nda oluşan riskle doğrudan bağlantılı. Günlük 6–10 milyon va­rillik arz riski, yalnızca fiyat artı­şı değil; aynı zamanda fiziksel arz güvenliği krizini de gündeme taşı­yor. Bu gelişmelerle birlikte enerji maliyetleri sadece üretim maliyet­lerini değil, aynı zamanda beklen­ti yönetimini de bozuyor. Firma­lar ileriye dönük fiyatlama dav­ranışlarını yukarı yönlü revize ederken, tüketici tarafında enflas­yon beklentileri katılaşıyor. Bu tab­lo yeni bir gerçeği ortaya koyuyor: Enflasyon artık sadece para po­litikasının değil, enerji ve jeopo­litiğin bir fonksiyonudur.

FAİZ KARARLARINDA YENİ DÖNEM

2026 yılına girerken küresel pi­yasalarda ana beklenti, FED ve EC­B’nin faiz indirim döngüsüne baş­lamasıydı. Ancak enerji fiyatların­daki sıçrama bu beklentiyi hızla tersine çevirdi.

Güncel küresel çerçeve:

-Petrol: 100$ üzeri kalıcılık maliyet enflasyonu

-Küresel enflasyon: +0.5 – 1 puan yukarı risk

-Faiz indirimi: erte­lendi

Merkez bankaları artık üçlü bir sıkışma içinde:

-Enflasyon hedefin üzerinde kalmaya devam ediyor

-Büyüme ivmesi za­yıflıyor

-Jeopolitik riskler be­lirsizliği artırıyor

Bu nedenle küresel para politi­kasının yeni mottosu net: “High for longer” — faizler bek­lenenden daha uzun süre yük­sek kalacak.

Bu politika değişimi finansal ko­şulları küresel ölçekte sıkılaştırı­yor. Özellikle gelişmekte olan ül­keler açısından sonuçlar daha sert:

-Dolar likiditesi daralıyor

-Portföy akımları zayıflıyor

-Risk primi (CDS) yükseliyor

PARA SIKI RİSK BÜYÜK

Türkiye ekonomisi bu küresel sı­kılaşma ve enerji şokuna karşı en hassas ekonomilerden biri. Bunun temel nedeni, yüksek enerji itha­lat bağımlılığı ve dış finansman ih­tiyacı.

Sayısal aktarım mekanizma­sı:

-Enerji ithalatı: 60–70 milyar $

-Petrol fiyatı +10$ cari açık +4–5 milyar $

-70$ 110$ geçiş +15–20 milyar $ ek açık

Bu şok Türkiye ekonomisine üç temel kanal üzerinden yansır:

Enflasyon kanalı
Enerji maliyetleri üretici fiyat­larını artırır, bu artış gecikmeli olarak tüketici fiyatlarına yansır. TÜFE’ye +2–3 puan ek baskı

Kur kanalı
Artan cari açık ve döviz talebi, TL üzerinde değer kaybı baskısı oluşturur. Kur geçişkenliği nede­niyle enflasyon ikinci tur etkilerle daha da yükselir.

Faiz kanalı
Enflasyon düşmediği için TCMB faiz indirimine gidemez, hatta sıkı duruşu korumak zorunda kalır.

Türkiye ekonomisi yeniden “enflasyon–kur–faiz sarmalı­na” girme riskiyle karşı karşıya.

DÜNYA GERİLİYOR

Jeostratejik gerilimlerin etkisi yalnızca enerjiyle sınırlı değil. Kü­resel ticaret ve finansal sistem de ciddi biçimde etkileniyor.

-Lojistik maliyetleri: %15–20 artış

-Teslim süreleri: 10–15 gün uzama

-Küresel risk iştahı: düşüş

Bu durum Türkiye için çift yönlü sonuç doğuruyor:

Negatif etkiler:

-İthal girdi maliyetleri artıyor

-Finansman maliyeti yükseli­yor

-Kur oynaklığı artıyor

Pozitif etkiler:

-Avrupa’ya yakınlık avantajı

-Tedarik zinciri yeniden ko­numlanması

-“nearshoring” fırsatı

FAİZ YÜKSEK BÜYÜME KIRILGAN

Küresel faizlerin yüksek kalma­sı ve enerji maliyetlerindeki artış, büyümeyi çok boyutlu baskı altına alıyor.

Türkiye için revize makro gö­rünüm:

-Enflasyon: %25 hedef %30–32 bandı riski

-Büyüme: %4 %3–3.5

-Cari açık: -30 milyar $ -45 milyar $

Bu tablo, Türkiye ekonomisinin stagflasyon sınırına yaklaştığını gösteriyor. Yani fiyatlar yükselir­ken büyüme ivmesi zayıflıyor.

Makro şokların en sert hissedil­diği alan reel sektördür ve mevcut konjonktürde şirket bilançoları ciddi baskı altındadır.

Maliyet şoku
-Enerji maliyetleri: %10–20 artı

-Hammadde fiyatları yükseliş­te

Finansman daralması
-Ticari kredi faizleri: %45–60 bandı

-Krediye erişim zorlaşıyor

Nakit akışı baskısı
-Tahsilat süreleri uzuyor

-Stok finansmanı maliyeti artı­yor

Karlılık erozyonu
lEBITDA marjları daralıyor

-Özellikle sanayi ve ihracatçı kesim baskı altında

Kritik kırılma noktası: Risk artık büyümeden değil, li­kidite ve nakit akışından kay­naklanıyor.

EKONOMİDE İNCE AYAR

Bu karmaşık yapı içinde politi­ka yapıcıların manevra alanı daral­mış durumda. Geleneksel para po­litikası araçları tek başına yeterli değil.

Türkiye’de yeni yaklaşım:

-Seçici kredi sıkılaştırması

-Sektörel teşvikler

-Enerji destek mekanizmaları

-Vergi düzenlemeleri

Amaç net: Enflasyonu düşürürken büyümeyi tamamen boğmamak

Bu nedenle bu dönemin adı: “ince ayar ekonomisi”

Küresel fırtınada Türkiye rotasını arıyor

Türkiye açısından bu süreç yal­nızca bir kriz değil; aynı zamanda bir yön arayışıdır.

Temel riskler:

-Enerji bağımlılığı

-Düşük katma değerli üretim

-Yüksek ve yapışkan enflasyon

Potansiyel fırsatlar:

-Avrupa’ya coğrafi yakınlık

-Tedarik zinciri yeniden yapı­lanması

-Üretim merkezi olma potansiyeli

Kritik soru: Türkiye bu şoku yapısal dönüşüm fırsatına çevirebilecek mi?

Sonuç: Yeni ekonomik denklem

2026 itibariyle ekonomik siste­min doğası değişmiştir.

Yeni denklem:

Jeopolitik + enerji + faiz + kur = ekonomik gerçeklik

Bu yeni düzende:

-Merkez bankaları tek başına be­lirleyici değildir

-Enerji fiyatları ekonomik kade­ri şekillendirir

-Jeopolitik riskler ekonomik ka­rarları domine eder

Bu dönem, yüksek faiz – yüksek risk – düşük hata toleransı döne­midir.

Ve bu dönemde kazananlar:

-Nakit akışını disiplinle yöneten

-Enerji ve kur riskini etkin he­dge eden

-Üretim ve pazar stratejisini dönüştüren

şirketler ve ekonomiler olacaktır

Son sözler: “Dünyanın en tehli­keli hali, cehaletin örgütlü eyleme geçme halidir” Goethe

“Paranın satın alamayacağı bir şeye sahip oluncaya kadar, zengin değilsiniz” Garth Brooks"

patronlardunyasi.com

editörün seçtikleri
Kara para iddiasıyla açılan soruşturmaya adı karışan Ahmet Ahlatcı, hakkındaki yurt dışı yasağı kalkınca soluğu Londra'da aldı
Kara para iddiasıyla açılan soruşturmaya adı karışan Ahmet Ahlatcı, hakkındaki yurt dışı yasağı kalkınca soluğu Londra'da aldı#Ahmet Ahlatcı