Dolar
44,3316
0,04%
Euro
51,3418
0,07%
Sterlin
59,1641
-0,53%
Bitcoin
3.032.013
0,14%
BİST-100
13.047,72
-0,51%
Gram Altın
6.401,383
-0,02%
Gümüş
68,73
1,15%
Faiz
39,9
0,00%

İran’ın psikolojik üstünlüğüne karşı Netanyahu’nun hırsı ve Trump’ın egosu birleşince nükleer müdahale seçeneği gündeme gelir mi

Savaşın gidişatı, bazı ülkelerden örtülü destek aldığı belli olan İran’ın çetin ceviz çıkması ve kurduğu psikolojik üstünlük karşısında Netanyahu’nun hırsı ve Trump’ın egosu birleşince; küresel bir bilinmezliğin kapısını da açacak olan İran’a nükleer müdahale seçeneği endişe yaratıyor. AB, Rusya, Çin ve Türkiye ile BM ve NATO gibi birimlere şimdi daha büyük görev düşüyor. 

22.03.2026 20:37Güncelleme: 22.03.2026 21:02
Haberi paylaşın
İran’ın psikolojik üstünlüğüne karşı Netanyahu’nun hırsı ve Trump’ın egosu birleşince nükleer müdahale seçeneği gündeme gelir mi
16px
32px

Feramuz ERDİN 

İran ile ABD / İsrail arasındaki çatışmalar dördüncü haftasına girerken, İran’ın beklenmedik stratejisi düşmanları ve diğer bölge ülkeleri için tehlike yarattığı gibi, savaşın psikolojik üstünlüğünün de İran’a geçmesine neden oldu. ABD / İsrail sonu bilinmeyen, küresel anlamda olumsuz ekonomik sonuçlar doğuran ve gittikçe karmaşık hale gelen bu savaşı, aynen II. Dünya Savaşında olduğu gibi, bir nükleer saldırı ile bitirmek istemesi artık masadaki seçeneklerden birisidir. Bu seçeneği engelleyerek, taraflar arasında konvansiyonel bir barış sağlamak üzere AB, Rusya, Çin ve Türkiye’nin devreye girme zamanı gelmiştir. NATO ve BM de olası bir nükleer müdahalenin önünü almak için bir an önce harekete geçmelidir. 

HİROŞİMA’NIN HAFIZASI 

Japonya’nın 85 yıl önceki Pearl Harbor baskınının ABD hafızasında yarattığı travma, daha geçen gün Japonya Başbakanı Sanae Takaichi’nin Beyaz Saray ziyaretinde bile gündeme gelmişti. Trump’ın Japon Hava Kuvvetleri tarafından gerçekleştirilen bu baskına dair espri yapması ve Takaichi’nin buna karşılık olarak ABD’nin ülkesine nükleer bomba attığını ifade etmesi görüşmelerin ana konusu olarak ön plana çıkmıştı. ABD, Pearl Harbor’da aldığı darbenin karşılığı olarak Japonya’nın Hiroşima ve Nagazaki kentlerine atom bombası atmış ve yüzbinlerce insan hayatını kaybetmişti. Japonya’nın bu olay üzerine teslim olması II. Dünya Savaşı’nın sonunu getirmişti.

İRAN’LA DURUM PEK PARLAK DEĞİL 

Bundan üç hafta önce İran’la nükleer silah görüşmeleri devam ederken ABD ve İsrail’in eş zamanlı olarak İran’a saldırarak dini lider Hamaney’i öldürmesi dünyada şok etkisi yapsa da İran için bunun bir sürpriz olmadığı belliydi. Çünkü İran daha öncekilerin aksine bu defa planlı bir şekilde karşılık vermiş ve savaşı çok boyutlu olarak hem ABD / İsrail’i destekleyen komşularına hem de küresel ekonomik hedeflere yöneltmişti. Hava savunma sistemleri İran füze ve dronlarına karşı yüzde 90 üzerinde başarı göstermiş olmasına rağmen yaşanan yüzde 10 başarısızlık bile bölge ülkelerinin moralini bozmaya yetti. Savunma için ABD’ne servet döken Körfez ülkeleri hava sahalarını delip geçen İran silahları karşısında ABD’ne olan güvenlerini bir anda kaybetti. Ummadık sivil kayıplar veren İsrail bile bu kez şaşırmış ve paniklemişti.

AKIL DEĞİL DUYGULAR ÖNDE 

Göreve geldiği günden beri ilginç çıkışları ile tarihte benzeri olmayan eylemlerde bulunan ABD Başkanı Donald Trump’ın risk almayı seven iş insanı kimliği ile kişisel servetinden kaynaklanan kibri ABD Ordusu gibi nükleer silahlarla güçlendirilmiş bir ölüm makinesi ile birleşince artık beklenmeyeni beklemek de normal hale gelmiştir. Hele ki İran konusunda köşeye sıkışmış, ülke içinde popülaritesi düşmüş, müttefiklerine karşı sözünü tutamayan ve bulaştığı bu beladan acilen kurtulması gereken bir Trump söz konusu olduğunda, egosunun da etkisiyle “savaşı kazanmak için” nükleer silah kullanmakta tereddüt etmemesi kimseyi şaşırtmamalıdır. Unutulmasın ki; Trump’ın gelişiyle Ortadoğu’daki askeri varlığını kademeli şekilde sona erdirmeye başlayan ABD’nin İran’a saldırmasına da hiç ihtimal verilmiyordu.

patronlardunyasi.com