Vuslat Doğan'ın koyotu ve İstanbul'un kedileri
Vuslat Doğan'ın bir Instagram paylaşımı beni, şehirlerin görünmeyen gerçek sahiplerini düşünmeye itti.

Toygun ATİLLA
Los Angeles dediğimde gözünüzde ne canlanıyor? Haydi bir düşünün bakalım.
Hollywood tabelası, palmiyeler, Beverly Hills dediğinizi duyar gibiyim..
Oysa bu şehrin görünmeyen sakinleri Koyotlardır...
Bu bana Vuslat Doğan'ın Instagram hesabında paylaştığı üç fotoğraf bunu hatırlattı.

Bir koyotu görüntülemiş, ona da "My Twilight" adını vermişti. Şu cümlesi ise beni daha da düşündürdü: "Başkalarının engel gördüğü yerde geçit bulmayı, ne zaman ortaya çıkıp ne zaman kaybolacağını My Twilight hatırlatıyor"
Gençlik yıllarımda çok uzun süre saçlarım uzundu. Kızılderililere olan ilgim ve sevgimin sebebiydi aslında bu...

O yüzden Kızılderili mitolojisini de az çok bilirim. Bu yüzden koyotalar ile ilgili de az çok fikir sahibiyim.
Kızılderililer için koyot sıradan bir hayvan değildir.
Kuralları zorlayan, yeni yollar bulan, hata yapan ama her seferinde ayağa kalkmayı bilen...
Amerikan yerlileri ona "Tricster" der...
Yani düzen bozan ama aynı zamanda yeni bir düzen kuran karakter... Bugün liderlik kitaplarının anlattığı birçok özelliği, yüzyıllar önce Kızılderili efsanelerinde koyotlar üzerinden anlatılıyordu.

Bir efsaneye göre, ateşi tanrılardan çalan oydu. Başka bir efsaneye göre ise sabırsızlanıp yıldızları gökyüzüne savurarak Samanyolu'nu oluşturdu.
Kimi zaman düzeni bozdu, kimi zaman insanlığa umut getirdi. Her hikayede ise aynı özelliği vardı.
Belki güçlü değildi ama zekiydi...
Sonra dönüp İstanbul'u düşündüm...
Bizim şehrimizi kediler anlatıyordu en güzel. Bu kadim şehrin gerçek sahipleri bence onlardı.

Ayasofya'nın avlusunda, Balat'ın merdivenlerinde, Galata'nın ara sokaklarında, bazen vapurda, İstanbul'un bütün hafızası aslında kedilerde değil miydi ?
Onlar bana başka bir şey öğretti.
Birlikte yaşamayı, paylaşmayı, şefkati...
Los Angeles'ın koyotları ile İstanbul'un kedileri...
Aslında ikisi de şehrin karakterini anlatıyor.
Koyot sana zekice hayatta kalmayı, kedi ise yaşamayı...
Biri doğru zamanı bekliyor, diğeri doğru insanı...
Vuslat Doğan'ın paylaşımından sonra düşündüm. Şehirleri binalarıyla tanıyanlar var. Oysa onları asıl anlatan birlikte yaşamayı öğrendikleri hayvanlar değil mi?
Los Angeles'ın koyotları...
İstanbul'un kedileri...
Ben yine de İstanbul'un kedilerini seçiyorum...

Los Angeles'ın koyotlarına Kızılderili hikayelerini bildiğimden beri hayranım. Bana zekayı, doğru zamanda doğru hamleyi hatırlatırlar...
Ame ben yine de İstanbul'un kedilerini seçiyorum. Onlar bana, bütün başarıların sonunda asıl marifeti insan kalabilmek olduğunu hatırlatıyorlar.
Şehrin gerçek zenginliği, gökdelenlerin yüksekliği değil, en savunmasız canlıların kendilerini güvendiği sokaklar değil midir ?
Orası da işte İstanbul'dur...
patronlardunyasi.com















