Ülker 1990’da az kalsın satılacaktı
Ülker, 1990’lı yıllarda ABD’nin önde gelen bir gıda devine 1 Milyar Dolara satılacaktı. Ancak bir namaz..

Murat Sabuncu yazısı
Ülker’in locasına çıkıyorum. Elden elde bir kupa dolaşıyor. Locadakiler mutlu mesut kupayla fotoğraf çektiriyorlar. “Bu ne kupası?” diye soruyorum, “Fenerbahçe’nin 43 yıl sonra baskette kazandığı Türkiye Kupası” imiş.
Maç boyunca hep ayakta
Az sonra Murat Ülker geliyor. Takım elbisesi ve kravatıyla... Son derece sade bir kıyafet... Herkesin elini sıkıyor... Hal hatır soruyor. Bu sırada locaya Ali Koç geliyor. “İyi maçlar” temennisini iletmeye. Beni görünce “Yenildiğimiz Beşiktaş maçında en son İnönü’de görüşmüştük umarım bu sefer yeneceğiz” diye takılıyor.
Maçın ilk yarısı başlıyor. Nefeslerimizi tutup seyretmeye başlıyoruz. Hemen herkes bir koltuğa oturuyor. 90 dakika boyunca yerine oturmayan tek bir kişi var Murat Ülker. Coşkusunu belli etmese de Fenerbahçe için kalbinin çarptığı açık. Maç boyu bol bol çay içiyor. Çayı ne kimsenin getirmesine izin veriyor ne de boş bardağın elinden alınmasına. Servisin yapıldığı mutfak kısmına gidip çay istiyor bitince de götürüp boş bardağı tezgaha kendi bırakıyor.
Maçın ikinci yarısında sadece seyir yok. Bol bol konuşma fırsatı da buluyoruz. Ve daha önceden grupla ilgili bilmediğimiz kimi noktaları. Bunları içinde en ilginci Ülker’in 1990’lı yıllarda ABD’nin önde gelen bir gıda devi tarafından satın alınmasının son anda rafa kalkması... Murat Ülker o günleri şöyle anlatıyor:
“ABD’li şirket son derece kararlı. Ülker’i almak istiyor. Henüz fiyat konuşmamışız ama 1 milyar dolar civarında bir para geçiyor aklımdan. Kurucumuz babam Sabri Bey fikirlerimizi alıyor. ‘Ne yapalım?’ diye. Bir akrabamız ‘satalım’ diyor. Eniştem Orhan Özokur ‘satarsak belki paramız olur ama işimiz olmaz, nakit parası olan işsiz zengine döneriz’ diye konuşuyor. Benim içinse hava hoş. ‘Buraya kitapların arasından geldim yine okumaya dönerim’ diyorum. Babam ‘akşam namazına gidip geleyim konuşalım’ diyor. Döndüğünde ‘yüzde 50 hisseyi size verelim şirketi biz yönetelim diye söyleyelim’ dedi. ABD’li şirket ise ‘yüzde 50’sini şimdi alalım kalanını 4-5 yıl içinde bize devredin’ diyordu. O noktada görüşmeler kesildi.”
Üst ligdeki potansiyel alıcı
Merak edip soruyoruz: “Bugün böyle bir satın alma talebi gündeme gelse?”
Şirketler bazında alım satımlarımız oluyor ama grubun tamamı için bu pek mümkün değil.
O gün satışı için “kafalardan 1 milyar dolar geçen Ülker” aradan 15 yıl geçtikten sonra 2008’de 850 milyon dolara Godiva’yı alıyor. Şeker ve çikolata konusunda tüm dünyayı analiz eden Candy dergisine göre sektörde 11. sırada bulunuyor. Mars’ın birinci olduğu pazarda 1.8 milyar dolarlık satışıyla Ülker üst sıralar için mücadele ediyor. Daha da önemlisi Ülker Grubu artık dünyanın en önemli gıda grupları için de potansiyel alıcı. Piyasada büyük bir satış olduğu zaman mutlaka grubun kapısı çalınıyor. Yani Ülker Grubu Godiva’yı alarak dünyada üst lige çıkıyor. Murat Ülker durumu şöyle anlatıyor:
Gelinlik kızın adı söylenmez
“Özellikle bulunduğumuz sektörde dünyadaki potansiyel alıcılar listesinde artık biz de varız. Önemli satışlara aracılık eden danışmanlık şirketleri biz de kapımızı sıklıkla çalıyor.
Satışlarla ilgilenen arkadaşlarımız var. Önce onlar duruma bakıyor, bize uyacak gibi gördüklerini yönetime de aktarıyorlar. Şu anda yoğun olarak dünyada fabrika satışları var. Bazıları markayı ayrı, tesisleri ayrı satmak istiyor. O zaman bizim planımıza bu uymuyor. Bazen fabrikalardaki cazip makineler satışa çıkıyor. Onlarla ilgilenebiliyoruz. Biliyor musunuz şu anda internette bu konuda büyük bir pazar var.”
Peki ilgilenip alamadıkları:
“Var elbette... Kaçırdıklarımız da oluyor. Ama isimlerini söyleyemem. Her talip olduğumuz gelinlik kızın adını zikretmek bize yakışmaz.”
Milliyet















