Türkiye’deki 28 varlık yönetim şirketinin devraldığı batık banka kredileri 2025 sonu itibarıyla 199,9 milyar liraya ulaştı
Türkiye’de faaliyet gösteren 28 varlık yönetim şirketinin bugüne kadar devraldığı batık banka kredileri 2025 sonu itibarıyla 199,9 milyar liraya ulaştı. Şirketlerin portföyündeki “yönetilen anapara” ise 165,8 milyar, bugüne kadar tahsil edilen, kapatılan ya da silinen tutar ise 34,2 milyar lira.

Türkiye’de Cumhuriyet tarihinin en büyük finansal krizi olarak nitelenen 2001 krizinden sonra ekonomik hayata dahil olan varlık yönetim şirketlerinin bugüne kadar bankalardan devraldığı batık kredilerin tutarı yaklaşık 200 milyar liraya ulaştı. Bankaların halen takipte olan kredilerinin hacmi ise mayıs başı itibarıyla 700 milyar lirayı aşmış bulunuyor.
Finansal Kurumlar Birliği’nin (FKB) 2025 yılı son çeyrek sektör raporuna göre Birliğe üye 28 varlık yönetim şirketinin kuruldukları günden bugüne kadar bankalardan devraldığı toplam kredi büyüklüğü 199 milyar 916,4 milyon TL. Bunun 71 milyar 120,7 milyon lira ile üçte birini ticari, 128 milyar 795,8 milyon lira ile üçte ikisini diğer krediler oluşturuyor. Devralınan tarihsel toplam içinde, geçmişte alınmış, satılmış, tahsil edilmiş, kapanmış ve henüz tahsil edilmeye çalışılan tutarlar yer alıyor. Bu kapsamda şirketlerin aynı tarih itibarıyla aktif olarak tahsil etmeye çalıştığı portföy, başka deyişle “yönetilen anapara” ise 59 milyar 590,6 milyon lirası ticari, 106 milyar 159,6 milyon lirası diğer krediler olmak üzere toplam 165 milyar 750,2 milyon TL.
Yönetilen anapara hacmi, hala sistemde olan, henüz kapanmamış, takipte olan batık kredi hacmini, tarihi toplam devir ile aradaki 34 milyar 166,2 milyon liralık fark da tahsil edilen, ödeme ya da yapılandırma yoluyla kapatılan, değersiz hale geldiği için silinen kısmı gösteriyor.
9,5 MİLYON BATIK DOSYASI
Dünya gazetesinden Naki Bakır'ın haberine göre, 2025 sonu itibarıyla varlık yönetim şirketlerinin devraldığı batık kredilerin ait olduğu kişi sayısı 3 milyon 691 bin 899’u bireysel ve 518 bin 501’i KOBİ/ticari kuruluş olmak üzere toplam 4 milyon 210 bin 40’a ulaşmış bulunuyor. Türkiye’de yetişkin nüfus yaklaşık 65 milyon civarında olduğu dikkate alındığında yaklaşık her 17 kişiden birinin batık kredi borçlusu olduğu ortaya çıkıyor ve bu da yüksek bir orana tekabül ediyor.
Bu kişilerce ödenmeyen birden fazla batık kredi olması nedeniyle toplam dosya sıyışı ise 9 milyon 535 bin 944’e ulaşıyor. Bunun da 8 milyon 204 bin 519’u tüketici kredisi ve bireysel kredi kartları dolayısıyla bireysel borçlulara, 1 milyon 331 bin 425’i de şirketlere ait bulunuyor.
VYŞ’LER 2001 KRİZİ İLE SİSTEME GİRDİ
Türkiye’de varlık yönetim şirketleri (VYŞ) 2000’li yıllarda itibaren yasal ve fiili olarak ortaya çıkmaya başladı. 2001– 2002 bankacılık krizleri ile büyük boyutlara ulaşan tahsil edilemeyen bankacılık alacaklarını yönetme ihtiyacı doğması dolayısıyla sistemin temelleri atıldı. 2006’da varlık yönetim şirketlerinin kuruluş ve faaliyet esaslarını düzenleyen yönetmelik yayımlandı. Özellikle 2006–2010 döneminde BDDK düzenlemeleriyle şirketler fiilen yaygın şekilde kurulmaya başladı. Sektör özellikle 2010 sonrasında büyüdü ve çok sayıda özel varlık yönetim şirketi aktif hale geldi.
Türkiye’de Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) izniyle kurulan söz konusu şirketler bankaların veya diğer finans kuruluşlarının tahsil edemediği sorunlu alacakları (batık krediler, takipteki borçlar) satın alıp bunları tahsil etmeye çalışan finansal şirketler. Sayıları 28’e ulaşan varlık yönetim şirketlerinin temel misyonu, bankaların tahsil edemediği kredi, ticari kredi ve kredi kartı alacaklarını satın alıp, bunları yeniden tahsil etmeye çalışmak.
SİSTEM NASIL İŞLİYOR?
Bankalar batık alacaklarını bilançosundan çıkarmak için genellikle düşük bir bedelle varlık yönetim şirketine satıyor. Varlık yönetim şirketleri, batık alacakları tek tek ihalelerle satın alıyor. Her portföyün riski, teminatı, tahsil olasılığı farklı olduğu için her satışın fiyatı da farklı oluyor. Bu işlemler çoğunlukla ticari sır kabul edildiği için bankalar ve varlık şirketleri çoğu zaman sadece nominal tutarı açıklıyor, satış fiyatı ise açıklanmıyor. Ancak genel belirlemelere göre Türkiye’de batık kredi satış bedelleri; bireysel krediler ve kredi kartlarında alacağın yüzde 3-10’u, KOBİ kredilerinde yüzde 5-15’i ve teminatlı ticari kredilerde yüzde 15-40’ı aralığında gerçekleşiyor.
Varlık yönetim şirketi borcu devraldıktan sonra artık borcun bankaya değil şirkete ödenmesi gerekiyor. Şirket borçluya ulaşıp; yapılandırma, indirimli ödeme teklif edebiliyor, takip planı yapıyor, gerekirse hukuki yolları takip edebiliyor. Şirketin borcu devraldığı fiyat ile yapabildiği tahsilat arasındaki fark şirketin kar-zararını oluşturuyor. Bankaların bu yola başvurmasında ise bilançoyu temizlemek, riskli kredileri azaltmak, tahsilat yükünden kurtulmak gibi amaçlar etkili. Bu nedenle bankalar sorunlu alacakları toplu paketler halinde satıyor.
HER TAKİPTEKİ KREDİ “BATIK” MI?
Banka kredilerinde ödeme gününün 30 gün geçmesi, “normal gecikme” sayılıyor, 30– 90 arasında gecikme de alacak yakın izlemeye alınıyor. Ödemesi 90 gün ve daha fazla geciken krediler ise takibe düşmüş oluyor. Takipteki kredi kavramı, ödemesi gecikmiş olanların yanı sıra yapılandırması bozulmuş, hukuki takibe düşmüş vb. bankanın tahsilat sorunu yaşadığı tüm kredileri ifade ediyor. Bu krediler bankanın bilançosunda yer almaya devam ediyor.
Her batık kredi takipteki kategorisinde yer alırken, her takipteki kredi batık anlamına gelmiyor. Takipteki kredilerin en kötü alt kümesini batık (zombi/tahsili imkânsız) krediler oluşturuyor. Uzun süre ödenmemiş, genelde icra/dava sürecine girmiş, artık geri dönüş ihtimali çok düşük veya sıfıra yakın krediler “batık” kategorisinde yer alıyor. Banka bunu “zarar yazma” veya varlık yönetim şirketine satma aşamasına getirebiliyor.
Takipteki krediler 712,7 milyara ulaştı
BDDK haftalık verilerine göre 26 Aralık 2025 itibarıyla bankacılık sektörünün takipteki kredi hacmi 578,1 milyar TL ve takibe düşme oranı %2,5 düzeyinde bulunuyordu. Bu yılın 19’uncu haftası olan 8 Mayıs itibarıyla takipteki alacaklar yüzde 23,3 oranında net 134,5 milyar lira artışla 712,7 milyar liraya ulaştı ve takipteki oran yüzde 2,8’e çıktı. Takipteki kredi büyümesi, aynı dönemde toplam kredi hacminde yüzde 12 olan artışı ikiye katladı.
Bankaların takipteki alacaklarının 8 Mayıs itibarıyla 420,7 milyar lira ile yüzde 59’u, toplam kredi hacminde yüzde 75,4 paya sahip olan ticari ve diğer krediler kaynaklı. Toplam kredi hacminde yüzde 24,6 paya sahip olan bireysel borçlarda takipteki kısım ise 291,9 milyar lira ile 41 paya sahip. Takipteki bireysel borçların 153,6 milyar liralık bölümü bireysel kredi kartları, 136,6 milyarı ihtiyaç kredisi, yaklaşık 1,5 milyarı ise konut ve taşıt kredilerinden.
Takipteki ticari ve diğer krediler içinde bu nitelikte 250 milyar liralık KOBİ kredisi bulunuyor. Bu hacimde 124,4 milyar liralık taksitli ticari kredi ve 27,4 milyar liralık kurumsal kredi kartı borcu da yer alıyor.
patronlardunyasi.com















