Türkiye Plastik Atık Çalıştayı’nda çevre suçlarına karşı yaptırımların ağırlaştırılması konuşuldu, çevreyi kirletene hapis cezası gündemde
Türkiye’de çevre suçlarına karşı yaptırımların ağırlaştırılması tartışması yeni bir eşiğe geldi. Sıfır Atık Vakfı’nın düzenlediği Türkiye Plastik Atık Çalıştayı’nı yerinde izleyen Patronlar Dünyası’ndan arkadaşımız Necla Dalan’ın aktardığına göre, Vakıf Başkanı Samed Ağırbaş çevreyi plastik atıklarla kirletenlere hapis cezası dahil daha ağır yaptırımların tartışılması gerektiğini söyledi. Ağırbaş, gerekirse plastik atık ithalatının yasaklanmasının da masaya yatırılmasını istedi. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ise “Artık zaman kaybetme lüksümüz yok” diyerek mümkün olan her çözümün devreye alınması gerektiğini vurguladı.

Necla DALAN
Sıfır Atık Vakfı, plastik kirliliğinin önlenmesi ve plastik döngüsünün güçlendirilmesi amacıyla “Gelecek İçin Sıfır Atık-Ortak Akıl Platformu Türkiye Plastik Atık Çalıştayı” düzenledi. 17 bakanlık ile bu bakanlıkların plastik döngüsünün farklı aşamalarında görev ve sorumluluk üstlenen yaklaşık 50 genel müdürlüğü, başkanlığı ve bağlı kuruluşunun katılımıyla düzenlenen çalıştay 1 Eylül’de sona erecek.
Türkiye Plastik Atık Çalıştayı’nı atık, kirlilik, çevre, ekonomi, gıda güvenliği, insan sağlığı olmak üzere altı temel eksen üzerinde kuruldu. Hedef ise çevre ile ekonomi arasında bir tercih yapmak değil, çevreyi koruyan, ekonomiyi güçlendiren ve insanı merkeze alan bir dönüşümü birlikte gerçekleştirmek.
PD olarak çevreyi önemsiyoruz ve vakfın çalışmalarını yakından takip ediyoruz. Bu çerçevede çalıştaya katıldım. Katılımın yoğun olduğu çalıştay İstiklal Marşı ile başladı, Girne-Taşucu seferini yaparken hayatını kaybedenler anıldı.
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy
BAKAN ERSOY: ZAMAN KAYBETME LÜKSÜMÜZ YOK
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un da katıldığı çalıştay ile Türkiye’nin 2053 Plastik Vizyonu doğrultusunda ortak aklın ortak çözüme ulaştırılması hedefleniyor.
Bakan Ersoy, çalıştayın açılışında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın himayelerinde, Emine Erdoğan’ın öncülüğünde yürütülen çevreyi koruma ve Sıfır Atık yaklaşımının hem Türkiye’de ciddi bir değişimi tetiklediğini hem de uluslararası alanda karşılık bulduğunu vurguladı. Plastik konusunda artık zaman kaybetme lüksü olmadığını vurgulayan Ersoy, plastik üretiminin dünya genelinde son 70 yılda yaklaşık 230 kat artarak 460 milyon tonun üzerine çıktığını, plastik atık miktarının ise 353 milyon tona ulaştığını ifade etti. Ersoy, şöyle devam etti:
“Plastik atıkların yalnızca yüzde 9’u nihai olarak geri dönüştürülüyor. Yüzde 19’u yakılıyor, yüzde 50’si ise depolanıyor. Kontrolsüz olarak yönetilen ve çevreye karışan plastik atıkların oranı yüzde 22. Yaklaşık 78 milyon ton plastik kontrol dışında kalıyor. Bunlar canlı ekosistemine ciddi zarar veriyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı verilerine göre Türkiye sıfır atık çalışmalarında 8 yılda geri kazanım oranını yüzde 13’ten yüzde 37,53’e yükseltti. 90 milyon ton atık ekonomiye kazandırılarak yaklaşık 365 milyar liralık katkı sağlandı. Bizlerin artık zaman kaybetme lüksü yok. Mümkün olan her bir çözüm başlığı devreye alınmalıdır. Burada bütüncül bir yaklaşım olmalı; gereksiz kullanımın ve israfın azaltılmasından ikincil ham madde kullanımına kadar bütün plastik döngüsü masaya yatırılmalıdır.”
Sıfır Atık Vakfı Başkanı Samed Ağırbaş
AĞIRBAŞ: KİRLİLİĞİN SINIRI YOK
Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş ise plastik meselesini birkaç şehir veya sektör üzerinden değil Türkiye’nin tamamını ve plastiğin bütün yaşam döngüsünü kapsayan bir mesele olarak ele almak gerektiğini vurguladı. Çalıştaydan somut, uygulanabilir ve ölçülebilir sonuçlarla ayrılmak istediklerini vurgulayan Ağırbaş, şöyle devam etti:
"Kirliliğin sınırı yok. Plastik meselesi yalnızca bir atık ve çevre kirliliği meselesi değildir. Gıda güvenliği meselesidir. İnsan sağlığı meselesidir. Aynı zamanda iklim, ekonomi ve rekabet meselesidir. Çünkü bugün çevresel performans ihracatın, pazara erişimin ve uluslararası rekabet gücünün de belirleyicilerinden biri haline gelmiştir. Hedefimiz kendi kaynaklarını döngüde tutan, kendi atığını etkin yöneten ve yüksek katma değer üreten güçlü bir geri dönüşüm ekonomisi olmalıdır. Bir başka mesele mevzuat ve denetim. Kurallarımız, denetimlerimiz ve cezalarımız var. Ama şu soruyu sormalıyız: Yeterince sonuç alabiliyor muyuz? Gerekiyorsa plastik atık ithalatının yasaklanmasını da konuşabilmeliyiz. Çevreyi plastik atıklarla kirletenlere yönelik hapis cezası dahil daha ağır yaptırımları da tartışabilmeliyiz. Çünkü ortak akıl, yalnızca kolayca uzlaştığımız konuları konuşmak değildir. Ortak akıl, zor soruları da aynı masa etrafında konuşabilmektir."
patronlardunyasi.com















