Tiroit kanseri ameliyatsız ve hızlı şekilde tedavi edilebiliyor
Tiroit kanserinde organın ameliyatla alınması ve yüksek doz radyasyon verilmesi yerine, “ısıtma” ve “dondurma” gibi yöntemlerle sadece kanserli doku ortadan kaldırılıyor; tiroidin kalan sağlam kısmı korunabiliyor.

Bugüne kadar ameliyat veya atom tedavisi ile çözülen tiroit hastalıklarında yeni bir dönem başlıyor. Girişimsel radyolojideki gelişmeler sayesinde iyi huylu nodüllerden tiroit kanserine kadar pek çok hastalık, artık “yakarak” veya “dondurarak” ameliyatsız, tedavi edilebiliyor.
NODÜL GÖRÜLME SIKLIĞI YÜZDE 70
Türkiye’de tiroit nodülleri görülme sıklığının oldukça yüksek olduğunu söyleyen Girişimsel Radyoloji Uzmanı Prof. Dr. Saim Yılmaz, elle muayenede toplumun yüzde 3-7’sinde nodül saptanırken, yüksek çözünürlüklü ultrasonografi ile bu oran yüzde 50-70’lere kadar çıktığını vurguladı.
Kadınlarda erkeklere göre 4 kat daha fazla görüldüğünü ifade eden Prof. Dr. Yılmaz “Yaş ilerledikçe görülme sıklığı artar. Nodüllerin yüzde 95’i iyi huyludur. Ancak, yüzde 5-10’u kanser riski taşır. Bazen de bu nodüller aşırı hormon üreterek zehirli nodüllere dönüşebiliyor veya tiroidin tamamen aşırı çalışmasına neden olan Graves hastalığı ortaya çıkabiliyor” dedi.
Yakın zamana kadar hastaları genel anestezi, boyun kesisi ve ömür boyu ilaç kullanımıyla karşı karşıya bırakan ameliyatlara alternatif olarak, günümüzde organı koruyan “girişimsel” yöntemlerin ön plana çıktığını anlatan Prof. Dr. Yılmaz “İğne deliğinden, lokal anestezi ile yapılan bu işlemlerden bir gün sonra hasta günlük hayatına dönebiliyor. Bu tedaviler ablasyon ve embolizasyon olarak iki ana grupta toplanıyor. Ablasyon, nodülün içine ciltten yerleştirilen özel iğnelerle nodülün öldürülmesi anlamına geliyor. En sık kullanılan ablasyonlar alkol, ısıtma (radyofrekans, mikrodalga) ve dondurma (kriyoablasyon) yöntemleridir. Ablasyondan sonra ölen nodül dokusu vücut tarafından bir yaranın iyileştirilmesi gibi küçültülür ve zararsız bir kalıntıya dönüşüyor” dedi.
TÜMÖRÜN “CAN DAMARI” TIKANIYOR
Türkiye Girişimsel Radyoloji Derneğinin kongresi TGRD 2026’da görüştüğümüz Prof. Dr. Saim Yılmaz, ameliyatın yerini alan girişimsel yöntemlerden birinin de “embolizasyon” olduğunu ifade etti. Prof. Dr. Yılmaz “Tıpkı kalp anjiyosu gibi kasıktan girilerek yapılır. Tiroit nodüllerini ve guatr kitlesini besleyen damarlar çok minik taneciklerle tıkanır. Kan akışı kesilen nodüller zamanla küçülür” diye konuştu.
“YOK ETMEK” YERİNE ORGAN KORUMA
Türkiye gazetesinin haberine göre, tiroit kanserlerinin yaklaşık yüzde 80’inin çok yavaş büyüyen ve genellikle uzak metastaz yapmayan papiller kanserler olduğunu ifade eden Prof. Dr. Yılmaz “Öyle ki, bu kanserlerde 20 yıllık sağ kalım oranı yüzde 90’ın üzerindedir. Böylesine yavaş seyirli bir kanser türünde, tiroit gibi önemli bir organın ameliyatla alınması ve yüksek doz radyasyon (atom tedavisi) verilmesi vücudun bütün dengesini bozar ve hasta ömür boyu ilaç kullanmak zorunda kalır. Bu yüzden günümüzde çok gerekli olmadığı düşünülmektedir. Onun yerine ısıtma ve dondurma gibi ablasyon yöntemleriyle sadece kanserli dokunun tam olarak öldürülmesi ve tiroidin kalan sağlam kısmının korunması tercih edilmektedir. Ablasyonun yapılabilmesi için hastada ultrasonda bariz bir lenf nodu metastazı saptanmamış olması gerekir. Çapı 1 cm’nin altında olan papiller kanserler hem ısıtma hem de dondurma gibi ablasyon yöntemleriyle güvenli olarak tedavi edilebilirler. Daha büyük papiller kanserler de ise dondurma (kriyoablasyon) yöntemi tercih edilmektedir” dedi.
NODÜL 6 AYDA KÜÇÜLÜYOR
Uzmanlar, iyi huylu nodüllerin sadece büyüdüğünde, çevre dokulara baskı yaptığında veya kozmetik sorun häline geldiğinde tedavi edildiğini belirtiyor. Bu durumlarda uygulanan ablasyon işlemiyle, 6 ay içinde nodül hacminde yüzde 60-80 oranında küçülme sağlanabiliyor. Zehirli nodüllerde ise ablasyon sonrası hem nodül küçülüyor hem de aşırı hormon salgısı durarak hipertiroidi tedavi edilmiş oluyor.
RADYOLOJİDEN İKİNCİ GÖRÜŞ ALIN
"Tiroit hastalıklarının tedavisinde günümüzde devrim niteliğinde değişiklikler oluyor. Hastalarımızın geriye dönüşü olmayan radikal bir cerrahi operasyon kararı almadan önce mutlaka tiroit tedavileri konusunda tecrübeli girişimsel radyologlardan ikinci görüş almalarını öneriyoruz" diyen Prof. Dr. Saim Yılmaz, girişimsel radyoloji ile tiroit nodülü ve kanseri tedavisinin avantajlarını şöyle dile getirdi:
Genel anestezi, boyun kesisi ve göğüs kesisi yoktur, işlem lokal anestezi ile bir kalp anjiosu gibi yapılır. Tiroit küçülür ancak fonksiyon görmeye devam eder.
Hasta tiroit ve paratiroit bezlerini kaybetmez, ömür boyu ilaç kullanmak zorunda kalmaz.
İşlemden bir gün sonra normal hayatına dönebilir.
TİROİDİNİZ ALINDIĞINDA NE OLUR?
Ömür boyu ilaç kullanımı: Vücudun metabolizmasını düzenlemek için eksik olan hormonlar, sentetik ilaçlarla karşılanmalıdır.
Hipotiroidizm belirtileri: İlaç dozu ayarlanana kadar veya eksikliği durumunda; yorgunluk, soğuğa tahammül süzlük, kabızlık, kuru cilt ve saç dökülmesi görülebilir.
Ses problemleri: Ameliyat sırasında ses tellerini kontrol eden sinirlerin etkilenmesi durumunda geçici veya kalıcı ses kısıklığı oluşabilir.
Kalsiyum düşüklüğü: Tiroidin arkasındaki paratiroit bezlerinin geçici olarak etkilenmesi sonucu el ve ayaklarda uyuşma, karıncalanma veya kramplar yaşanabilir.
Metabolizma hızı değişimi: İlaç dozu çok yüksekse çarpıntı ve kilo kaybı, çok düşükse hålsizlik ve kilo alımı gibi durumlar yaşanabilir.
patronlardunyasi.com















