Selçuk, Sümeyye Bayraktar çiftinin bebekleri Güzide’ye, tüm çocuklara ve geleceğe mektup
Selçuk Bayraktar ve Sümeyye Bayraktar çiftinin dünyaya gelen üçüncü evlatları Güzide bebeğe bir mektupla “hoş geldin” demek istedim. Bu mektubu yalnızca ona değil; gözlerini hayata açan tüm bebeklere, yarının Türkiye’sini kuracak bütün çocuklara ve gelecek nesillere yazıyorum. Çünkü, her doğan çocukla birlikte yeniden doğan şeyin bir milletin umudu olduğuna inanıyorum.

Toygun ATİLLA
Güzide bebek,
Bugün sen daha hiçbir şeyi bilmiyorsun.
Ne babanın adının neden bu kadar çok konuşulduğunu…Ne annenin taşıdığı sorumlulukları… Ne de doğduğun ülkenin senden önce hangi yollardan geçtiğini…
Şu an sadece bir bebeksin.
Bir çift göz…Bir nefes… Bir umut…
İnsan hayata böyle adım atar ama…
Bir beşikte…
Bir annenin duasında…
Bir babanın gözlerindeki o tarifsiz heyecanda…

Bugün seni konuşanlar, soyadını konuşuyor olabilir. Gelecekte ise hayat sana çok önemli bir şey öğretecek:
İnsanı büyüten soyadı değil, karakteridir. Baban uçaklar yaptı. Mühendisler yetiştirdi. Bir ülkenin özgüvenine katkı sundu
Tüm bunlara rağmen, günün birinde insanlar seni sadece onun kızı olduğun için değil, sen olduğun için tanısın.
Asıl başarı budur.
Hayatta miras alınan en değerli şey servet değildir, iyi bir isimdir. O isme yeni değerler katabilmektir.
Sana biraz babanın yaptıklarından bahsetmek istiyorum.

O, gençlere sadece teknoloji anlatmadı. Özgüveni, “Sen de yapabilirsin” duygusunu anlattı.
Bir Anadolu kasabasındaki öğrencinin de dünya çapında işler başarabileceği inancını aşıladı.
İnsanları kökenlerine, hayat tarzlarına, inançlarına ya da görüşlerine göre ayırmanın değil; ürettiklerine, çalışkanlıklarına ve karakterlerine göre değerlendirmenin önemini, liyakatın ne kadar değerli olduğunu anlattı.
Bu yüzden onu sevenlerin arasında sadece belli bir kesim yoktu. Türkiye’nin farklı şehirlerinden, farklı hayatlarından, farklı düşüncelerinden gençler vardı.
Sen büyüdüğünde babanın mirasını sadece gökyüzünde arama. Onu, hayal kurmaktan vazgeçmeyen gençlerin gözlerinde de ara.
Eğer onun yolundan gitmek istersen, sadece yaptıklarını değil; insanlara bakışını, vicdanını, çalışana duyduğu saygıyı ve gençlere duyduğu güveni de yanında taşı. İnsanları ötekileştirmeyen yönünü örnek al.

Güzide bebek…
Senin şahsında bu mektup aslında bütün çocuklara… Bu ülkenin doğusundaki, batısındaki, kuzeyindeki, güneyindeki bütün bebeklere…
Bugün beşiğinde uyuyan ama yarın Türkiye’nin geleceğini yazacak bütün çocuklara…
Sizler bizim yarınlarımızsınız ama sizden beklentimiz sadece doktor olmanız, mühendis olmanız, patron olmanız değil.
İyi insan olmanız.
Vicdanlı olmanız.
Merhametli olmanız.
Doğruyu savunmanız.
Dünyanın en büyük eksikliği teknoloji değil.
Vicdan.
Dünyanın en büyük açığı para değil.
Adalet.
Dünyanın en büyük ihtiyacı daha fazla bina değil
Daha çok orman, daha çok deniz, daha çok doğa…
Belki bir gün bu satırları okuyacaksın.
Belki hiç okumayacaksın.
Şunu bil ki senden önceki kuşakların en büyük arzusu şuydu: Sizlerin bizden daha iyi bir ülkede yaşaması…

Güzide bebek ve tüm bebeklerimize..
Hayat size ne getirirse getirsin…
Alkış da duyacaksınız.
Eleştiri de…
Başarı da yaşayacaksın.
Hayal kırıklığı da…
Hiçbir zaman merak etmeyi bırakmayın, öğrenmeyi bırakmayın…

İnsanlara yukarıdan bakmayın
Ve lütfen unutmayın…
Bir ülkenin gerçek gücü ne tankıdır, ne uçağıdır, ne de parasıdır. Bir ülkenin gerçek gücü yetiştirdiği çocuklardır.
Bugün Güzide bebek sen doğdun.
Aslında her doğan çocukla birlikte yeniden doğan şey bizler için umut oldu.
Hoş geldin Güzide bebek… Hoş geldiniz çocuklar. Dünya artık size emanet.
patronlardunyasi.com















